3.8
Sosyal denge
Kendi ihtiyacını ertelediği bir anı gözlemleyip kendi ihtiyacı ile ötekinin ihtiyacını tartmayı açıklar.
Bodynamic Akademisi — Bölüm 3, On bir ego işlevi · 1.640 kelime · ≈ 7 dk okuma · 11 dk dinleme
Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Sosyal denge, Bodynamic'in ego işlevlerinin yedincisidir. Kurumun tarifinde kişinin kendi ihtiyaçlarını başkalarının beklentileriyle dengeleyebilmesini anlatır.
Tarifin iki kefesi var: kişinin kendi ihtiyacı ve başkalarının beklentisi. Bir başkasının ihtiyacı ile ondan beklediği her zaman aynı şey değildir; denge bazen beklentiyi biraz değiştirmeyi gerektirir.
Bir ihtiyacı ertelemek kendi başına bir dengesizlik değildir. Ertelenen ihtiyaç bir gün karşılanırsa terazi yeniden dengeye gelir; hiç karşılanmazsa hep aynı kefeye düşer. Denge bir kişilik tipi değil, her seferinde yeniden kurulan bir durumdur.
Düğünün ertesi günü Nurcan dükkâna bir tepsi baklava getirdi. Sema tepsiyi alırken ona yeni gözlüğünü gösterdi. "Doktor iyi ki o perşembe gitmişsin dedi," diye güldü. "Bir ay daha bekleseydim ince dikişleri göremeyecekmişim."
Açılış sahnesi
Sema kırk altı yaşında, Zonguldak'ta küçük bir terzi dükkânı işletiyor. Bir çarşamba sabahı dükkânın kapısını açarken telefonu çalıyor: çocukluk arkadaşı Nurcan'ın kızı cumartesi evleniyor ve gelinliğin eteği daraltılmamış. "Sen olmasan ne yaparım Sema," diyor Nurcan, sesi titreyerek. Aynı sabah Sema'nın takviminde bir not duruyor: perşembe günü dokuzda göz doktoru randevusu. Üç aydır bekliyor; gözleri akşamları yanıyor, ince dikişlerde zorlanıyor.
Sema bir an tezgâhın başında duruyor. Gelinliği perşembe akşamına kadar bitirmek için sabah erken başlaması gerekiyor. Randevuyu iptal etse bir ay daha beklemesi gerekecek. Bir yanı hemen "tamam, getir" demek istiyor; bir yanı göğsünde bir sıkışma hissediyor.
Sonunda Nurcan'a şöyle diyor: "Getir, bakarım. Ama perşembe sabahı doktorum var, öğleden sonra başlarım; cuma akşamına biter." Nurcan bir an susuyor, sonra "cuma da yeter" diyor. Perşembe sabahı Sema göz doktorunun bekleme salonunda oturuyor; öğleden sonra gelinliğin eteğini daraltmaya başlıyor. Cuma akşamı Nurcan'ın kızı provaya geldiğinde etek tam oturuyor.
Bu derste ne olacak
On bir işlevin yedincisi sosyal denge. Kurumun tek cümlelik tarifine, kendi ihtiyacı ile bir başkasının beklentisini tartmanın ne demek olduğuna, bir ihtiyacı ertelemenin ne zaman bir denge, ne zaman bir dengesizlik olabildiğine bakacağız. Ders bir gözlem göreviyle bitiyor. Terzi Sema, arkadaşı ve dersin öteki kişileri kurgusal karakterler.
Bu akademi eğitim amaçlıdır; tanı, tedavi ya da acil yardım sunmaz. Bu dersteki görev bir gözlem görevidir; istediğin an bırakabilirsin. Travma anılarını tek başına canlandırmaya çalışma. Yoğun korku, donakalma, gerçekdışılık, kendine zarar verme düşüncesi, göğüs ağrısı ya da nefes darlığı olursa dur ve bir uzmana başvur. Yakın ve ciddi bir tehlike varsa yüz on ikiyi ara.
Sıfır noktası
Pazardaki bir manavın eski tip terazisini düşün. Bir kefeye domatesler konur, öbür kefeye ağırlıklar. Manav kefeler dengeye gelene kadar ya bir domates ekler ya bir ağırlık çıkarır. Terazinin dili tam ortaya geldiğinde alışveriş biter.
Terazi her zaman ortada durmaz. Bazen domatesler ağır basar, bazen ağırlıklar. Bir manav terazinin hep aynı kefeye düştüğünü fark ederse, terazisinin bozuk olduğunu düşünür. İyi bir terazi iki kefe arasında gidip gelir ve her seferinde yeniden dengeyi bulur.
Sema'nın çarşamba sabahı bir terazinin başında geçti: bir kefede arkadaşının telaşı, öbüründe kendi gözleri.
Mekanizma
Kurumun tarifi
Kurumun ego işlevleri sayfası sosyal dengeyi tek bir cümleyle tarif eder: kendi ihtiyaçlarını başkalarının beklentileriyle dengelemek. Tarif kısa ama içinde iki kefe birden var: bir yanda kişinin kendi ihtiyacı, öbür yanda başkalarının ondan beklediği.
Tarifte dikkat çeken bir şey var: kurum "başkalarının ihtiyaçları" yerine "başkalarının beklentileri" diyor. Bir başkasının ihtiyacı ile bizden beklediği çoğu zaman birbirinden ayrılır. Nurcan'ın ihtiyacı, kızının gelinliğinin düğüne yetişmesiydi; beklentisi ise bunun hemen, perşembeye kadar olmasıydı. Sema'nın cevabı ihtiyacı karşıladı ama beklentiyi biraz değiştirdi: cuma da yetti.
İki kefe
Sosyal dengenin özü, iki kefeyi birlikte görebilmektir. Pek çok insan bu kefelerden birini daha kolay görür. Kimi başkalarının beklentisini hemen fark eder ama kendi ihtiyacını ancak bir şey sızlamaya başladığında hatırlar. Kimi kendi ihtiyacını çok net bilir ama başkalarının ondan ne beklediğini görmekte zorlanır.
Sema'nın tezgâhın başındaki birkaç saniyesi, iki kefenin birlikte göründüğü bir andı. Bir yanı hemen "tamam" demek istiyordu; bu, arkadaşının beklentisini karşılama dürtüsüydü. Göğsündeki sıkışma ise kendi ihtiyacının sesiydi: gözleri, üç aydır beklediği randevu. Sosyal denge, bu iki sesi birlikte duyabilmekle başladı.
Ertelemek
Bir ihtiyacı ertelemek, sosyal dengenin en gündelik hareketlerinden biri. Her gün pek çok ihtiyacımızı erteleriz: bir toplantı bitene kadar suyu içmeyi, bir çocuk uyuyana kadar dinlenmeyi, bir misafir gidene kadar sessizliği.
Ertelemenin kendisi bir dengesizlik sayılmaz. Sema, Nurcan'ın gelinliği için bir randevuyu iptal etseydi bu da bir denge olabilirdi; bazı durumlarda bir başkasının ihtiyacı gerçekten daha acildir. Önemli olan, ertelemenin bir seçim olarak mı yoksa bir alışkanlık olarak mı yapıldığıdır. Bir ihtiyaç bir kez ertelenir ve sonra karşılanırsa, terazi yeniden dengeye gelir. Aynı ihtiyaç defalarca ertelenir ve hiç karşılanmazsa, terazi hep aynı kefeye düşer.
Dengenin iki ucu
Sosyal dengenin bir ucunda, kendi ihtiyacını hiç görmeden yalnız başkalarının beklentisini karşılayan bir insan durur. Bu insan çok sevilir, çok güvenilir, çok çağrılır; ama bir gün yorulur, hastalanır ya da kimsenin anlamadığı bir öfkeyle patlar. İrade dönemini anlatırken her işi üstlenen ve yükü bırakamayan bir yetişkinin örüntüsünü görmüştük; o örüntü bu ucun bir görünümü olabilir.
Öbür ucunda, kendi ihtiyacını çok net gören ama başkalarının beklentisini fark etmekte zorlanan biri durur. Bu insan kendi hayatını iyi korur; ama bir gün çevresindekilerin sessizce uzaklaştığını fark edebilir. İki ucun ikisi de bir dengesizliktir ve ikisinin de bir hikâyesi vardır.
Bu akademi bu iki ucu bir terazinin anlık durumu olarak okuyor, bir kişilik tipi olarak okumuyor. Aynı insan işyerinde bir uçta, evinde öbür uçta durabilir. Aynı insan yirmili yaşlarında bir uçta, ellili yaşlarında öbüründe olabilir.
Hayır demeden hayır
Sema'nın cevabında ilginç bir şey vardı: ne "evet" dedi ne "hayır". Arkadaşının ricasını kabul etti, ama kendi koşuluyla. Sosyal dengenin en sık kullanılan araçlarından biri bu: bir isteği tümden reddetmeden ya da tümden kabul etmeden, ikisinin arasında bir yol bulmak. "Bugün değil, yarın", "hepsi değil, yarısı", "ben değil, birlikte" gibi cevaplar terazinin iki kefesini birden gözetir.
Bu ara yolları bulmak her zaman kolay değildir; bazen bir isteğin karşısında aklımıza yalnız iki seçenek gelir. Ama bir an durup üçüncü bir seçeneği aramak, çoğu zaman iki kefeye de yer açar.
Kültür ve beklenti
Sosyal dengenin bir yanı da kültürle ilgili. Kimi ailelerde ve topluluklarda başkalarının beklentisini karşılamak bir erdem olarak öğretilir: misafiri reddetmemek, büyüğün sözünü çiğnememek, bir komşunun ricasını geri çevirmemek. Kimi çevrelerde ise kişinin kendi ihtiyacını dile getirmesi bir olgunluk işareti sayılır.
Bu değerlerden biri ötekinden üstün sayılmaz; her biri bir yerde işe yarar. Sosyal denge, kişinin içinde yaşadığı kültürün beklentilerini de terazinin bir kefesine koyabilmesi, ama kendi ihtiyacını öbür kefeden tamamen kaldırmamasıdır. Ahmet'in bayram listesi bunun bir örneğiydi: aile büyüklerine saygıyı korudu, ama kendi uykusuzluğunu da hesaba kattı.
Kaynaklardan okuma
Yaygın yanlışlar
Yaygın yanlış"Kendi ihtiyacını ertelemek bencilliğin tersidir, yani hep iyidir."
İpek'in ilk haftalardaki uykusuzluğu gerekliydi; ama üçüncü haftada terazi hep aynı kefeye düşmeye başladı. Ertelemenin değeri, bir gün karşılanmasındadır.
Yaygın yanlış"Sosyal denge herkese eşit pay vermektir."
Terazi her zaman ortada durmaz. Nurcan'ın gelinliği o hafta gerçekten acildi; Sema yine de kendi randevusunu korudu ve işi bir gün kaydırdı. Denge her seferinde yeniden kurulur.
Yaygın yanlış"Başkalarının beklentisini karşılamayan biri saygısızdır."
Ahmet bayram ziyaretlerinin ikisini telefonla yaptı. Saygı korundu; yalnız biçimi değişti. Beklenti ile ihtiyaç her zaman aynı şey değildir.
Kendin dene
Aklında kalsın
Sosyal denge, Bodynamic'in ego işlevlerinin yedincisidir. Kurumun tarifinde kişinin kendi ihtiyaçlarını başkalarının beklentileriyle dengeleyebilmesini anlatır.
Tarifin iki kefesi var: kişinin kendi ihtiyacı ve başkalarının beklentisi. Bir başkasının ihtiyacı ile ondan beklediği her zaman aynı şey değildir; denge bazen beklentiyi biraz değiştirmeyi gerektirir.
Bir ihtiyacı ertelemek kendi başına bir dengesizlik değildir. Ertelenen ihtiyaç bir gün karşılanırsa terazi yeniden dengeye gelir; hiç karşılanmazsa hep aynı kefeye düşer. Denge bir kişilik tipi değil, her seferinde yeniden kurulan bir durumdur.
Düğünün ertesi günü Nurcan dükkâna bir tepsi baklava getirdi. Sema tepsiyi alırken ona yeni gözlüğünü gösterdi. "Doktor iyi ki o perşembe gitmişsin dedi," diye güldü. "Bir ay daha bekleseydim ince dikişleri göremeyecekmişim."
Sınıfta
Sosyal denge, uygulayıcı programının ikinci yılına konmuş işlevlerden. Bu ders iki kefeyi ve ertelemenin iki yüzünü adlandırdı. Ama bir başkasının beklentisi karşısında bedeninin nereye doğru eğildiğini, kendi ihtiyacını söylerken göğsünde ne olduğunu ve bir ricayı geri çevirirken nefesinin nasıl değiştiğini fark etmek, kâğıt üzerinde değil, bir grubun içinde ve bir eğitmenin gözetiminde yaşanan bir şey. Bu dersin görevi yalnız bir kâğıt ve bir hafta istiyor; asıl çalışma insanların arasında, eğitimin içinde.
Sonraki derse köprü
Sema çarşamba sabahı tezgâhın başında birkaç saniye içinde bir plan yaptı: önce doktor, sonra gelinlik, cuma akşamı teslim. Bir sonraki ders bu düşünme ve planlama becerisine ayrılıyor: bilişsel beceriler. Bir şeyi yeterince anladığımızı hissettiğimiz an nasıl bir andır ve kavramak, planlamak, düşünüp tartmak bir beceri olarak neye benzer?
Anlamadığın bir yer mi var?
Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.