İçeriğe geç

3.6

Topraklanma ve gerçeği sınama

Ayakta durabilmek ile gerçeği sınamak arasındaki bağı anlatır ve üç dakikalık topraklanma tadım alıştırmasını yapıp not eder.

Bodynamic Akademisi — Bölüm 3, On bir ego işlevi · 1.631 kelime · ≈ 7 dk okuma · 11 dk dinleme

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Topraklanma ve gerçeği sınama, Bodynamic'in ego işlevlerinin beşincisidir. Kurumun tarifinde yerinde durabilmeyi ve gerçeklikle ilişkiyi kapsar; kurum maneviyatla ilişkiyi de bu işleve ekler.

Yerinde durabilmek bir duruşun biçimi değil, bir şeyin seni taşıdığını hissedebilmektir. Gerçeği sınamak, bir düşünceyi ya da bir korkuyu dünyanın kendisiyle karşılaştırabilmektir.

Beden bazen gerçeği en hızlı söyleyen şeydir, bazen de dışarıdaki gerçekle uyuşmayan bir korkuyu taşır. İşlevin becerisi ikisini birden duyabilmektir. Topraklanma, sarsıntıdan sonra ayağın altına yeniden bir zemin koyabilmektir.

O akşam Sevilay mesajlaşma grubuna kısa bir not yazdı: "Belge başka bir hastaneye aitmiş, sorumluyla konuştum." Sonra telefonu bırakıp mutfağın taş zemininde, yalınayak, kızına akşam yemeği hazırladı.

Açılış sahnesi

Sevilay elli iki yaşında, Kocaeli'de bir devlet hastanesinin mikrobiyoloji laboratuvarında biyolog. Bir perşembe sabahı, öğle arasında telefonu titriyor. Hastane çalışanlarının mesajlaşma grubunda bir haber dönüyor: laboratuvar kapanacakmış, çalışanlar başka hastanelere dağıtılacakmış. Biri bir belgenin fotoğrafını paylaşmış, bir başkası "ben de duydum" yazmış.

Sevilay'ın dizlerinin bağı çözülüyor. Ayaktaydı; tezgâhın yanındaki tabureye oturuyor. Göğsü sıkışıyor, kafasında cümleler birbirini kovalıyor: yirmi yıllık iş, evin taksiti, kızının üniversitesi. Ekrandaki belgeye bir daha bakıyor ama yazılar bulanıklaşıyor.

Bir süre sonra kalkıyor, pencerenin önüne gidiyor. Ayaklarının laboratuvarın soğuk taş zeminine bastığını hissediyor; ağırlığını bir topuğuna, bir öbürüne veriyor. Dışarıda otoparkta bir ambulans duruyor, bir hemşire sigara içiyor. Sonra telefonu alıp laboratuvar sorumlusunu arıyor: "Gruptaki belgeyi gördün mü, doğru mu?" Sorumlu gülüyor: belge başka bir şehrin, başka bir hastanenin. Sevilay telefonu kapatıp bir süre daha pencerenin önünde duruyor; dizleri yerine gelmiş.

Bu derste ne olacak

On bir işlevin beşincisi topraklanma ve gerçeği sınama; üç tadımlı dersin de sonuncusu. Kurumun iki parçalı tarifine, yerinde durabilmenin ne demek olduğuna, bir düşünceyi gerçeklikle karşılaştırmanın bedende ayakta durmakla nasıl bir bağı olabildiğine bakacağız. Dersin sonunda bizi taşıyan zemini fark etmeye dair üç dakikalık bir tadım var. Sevilay ve örneklerdeki kişiler kurgusal.

Bu akademi eğitim amaçlıdır; tanı, tedavi ya da acil yardım sunmaz. Bu dersteki alıştırma kısa ve hafiftir, oturarak, ayakta ya da tekerlekli sandalyede yapılabilir; istediğin an bırakabilirsin. Travma anılarını tek başına canlandırmaya çalışma. Yoğun korku, donakalma, gerçekdışılık, kendine zarar verme düşüncesi, göğüs ağrısı ya da nefes darlığı olursa dur ve bir uzmana başvur. Yakın ve ciddi bir tehlike varsa yüz on ikiyi ara.

Sıfır noktası

Bir çınar ağacı fırtınada dallarını savurur. Yaprakları uçuşur, gövdesi bile biraz eğilir. Ama ağaç yerinde kalır, çünkü toprağın altında, görünmeyen yerde kökleri vardır. Fırtına ne kadar sert olursa olsun, ağacın ayakta kalıp kalmayacağını dalları değil kökleri belirler.

Kökleri sığ bir ağaç küçük bir rüzgârda devrilebilir. Kökleri derin bir ağaç ise fırtınada savrulur ama yerinden sökülmez; fırtına geçince dalları yeniden yukarıya döner.

Sevilay'ın öğle arası bir fırtınaydı: bir haber, bir belge, bir korku. Pencere önünde ayaklarının taşa bastığını hissettiği an, kökleriyle temasa geçtiği andı.

Mekanizma

Kurumun tarifi

Kurumun ego işlevleri sayfası bu işlevi iki parçalı bir adla anar ve kısaca tarif eder: yerinde durabilmek ve gerçeklikle ilişki. Kurum tarife maneviyatla ilişkiyi de ekler; bu akademi o katmana girmiyor, yalnız varlığını not ediyor.

İşlevin adındaki iki parça ilk bakışta birbirinden uzak görünebilir: biri bedenle, öteki düşünceyle ilgili gibi. Görüş dönemini anlatırken gerçeklik sınamasını bir düşünceyi dünyanın kendisiyle karşılaştırmak olarak tanımlamıştık. Bodynamic'in bu iki parçayı tek bir işlevde buluşturması, ayakta durmak ile gerçeği görmek arasında bir bağ olduğunu öne sürüyor.

Yerinde durabilmek

Türkçede "ayakları yere basan biri" dediğimizde, yalnız fiziksel bir duruşu değil, gerçekçi, sağduyulu, kolay savrulmayan birini anlatırız. "Ayağımın altındaki toprak kaydı" dediğimizde ise bir sarsıntıyı, bir güvenin kaybolmasını. Dil bu bağı zaten kuruyor.

Sevilay'ın dizlerinin bağının çözülmesi, bu ifadenin bedendeki karşılığı gibiydi. Haber geldiğinde ayakta duramadı; oturdu. Bir süre sonra kalkıp pencereye yürümesi ve ayaklarının taşa bastığını fark etmesi, bedenin yeniden bir zemin bulmasıydı.

Yerinde durabilmek, her zaman ayakta durmak anlamına gelmez. Tekerlekli sandalye kullanan biri için zemin, sandalyenin kendisi, oturağın ve sırtlığın onu taşıması olabilir. Yatağında yatan biri için yatak. Önemli olan duruşun biçimi değil, insanın bir şeyin onu taşıdığını hissedebilmesidir.

Gerçeği sınamak

İşlevin ikinci parçası gerçeklikle ilişki. Sevilay'ın öğle arasında yaşadığı şey, gerçeklik ile korku arasındaki bir sarsıntıydı. Bir haber geldi, bir belge paylaşıldı ve Sevilay'ın zihni bir anda en kötü sonucu kurdu. Bu çok insani bir tepkidir: tehlikeyi büyütmek, bir zamanlar hayatta kalmamızı sağlamış bir alışkanlık.

Sevilay'ın yaptığı ikinci şey ise gerçeği sınamaktı. Sorumluyu aradı ve sordu. Bu basit bir telefon gibi görünebilir; ama korkunun ortasında bir soruyu sorabilmek, korkunun kurduğu dünyayı gerçek dünyayla karşılaştırabilmek demektir. Ve ilginç olan, bu soruyu ancak pencere önünde, ayakları taşa bastıktan sonra sorabilmesiydi.

Gerçeği sınamanın her zaman bir telefon kadar kolay olmadığını da söylemek gerekiyor. Bazen sorulacak kimse yoktur, bazen cevap hemen gelmez, bazen gerçeğin kendisi gerçekten korkutucudur. O durumlarda gerçeği sınamak, en azından şu anda bilinen ile henüz bilinmeyeni birbirinden ayırabilmek anlamına gelebilir: elimde ne var, neyi bilmiyorum, neyi öğrenebilirim?

Beden ve gerçek

Orçun'un sözü bu işlevin bir inceliğine işaret ediyor. Beden bazen gerçeği bize en hızlı söyleyen şeydir: bir tehlikeyi sezen, bir yalanı fark eden, bir yorgunluğu bildiren. Bazen de bedenin söylediği, dışarıdaki gerçekle uyuşmaz: korkunun kurduğu bir dünya, bir kaygının büyüttüğü bir tehlike.

Topraklanma ve gerçeği sınama, bu ikisini birlikte tutabilmek gibi düşünülebilir. Bedenin söylediğini duymak, ama onu dünyanın kendisiyle de karşılaştırabilmek. Sevilay'ın dizlerinin çözülmesi bir bilgiydi: bir şey onu korkutmuştu. Telefon ise başka bir bilgi getirdi: korkuya neden olan belge onun hastanesine ait değildi. İkisini birden duyabilmek, ayakta kalmanın bir yolu.

Gündelik zeminler

Pek çok insan, adını koymadan, kendini toparlamanın küçük yollarını bilir. Biri sabah balkonda çayını içerken ayaklarını soğuk taşa koyar. Biri bahçede toprağa dokunur, biri uzun bir yürüyüşe çıkar, biri bir duvara sırtını verip bir süre durur. Kimi için bir dostun sesi, kimi için bir camiden ya da kiliseden gelen ses, kimi için bir mutfak kokusu bir zemin olur.

Bu küçük yolların hepsi bir topraklanma biçimi gibi okunabilir: insanı bulunduğu yere, şimdiki ana ve gerçeğe geri getiren bir temas. Bodynamic bu yolları tek tek saymaz; ama işlevin gündelik hayatta nasıl göründüğünü anlamak için kişinin kendi zeminlerini tanıması değerlidir. Kendi zeminini bilen biri, bir fırtına geldiğinde nereye yaslanacağını da bilir.

Tadımdan önce

Bu dersin tadımı, seni o anda taşıyan şeyi fark etmeye yönelik: zemin, sandalye, ağırlık. Bir şeyi düzeltmeye, bir duruşu doğru yapmaya çalışmıyor; yalnız bir şeyin seni taşıdığını sezmeyi öneriyor.

Tadım sırasında zeminin sağlam gelmesi de, hiçbir şey hissetmemen de, ağırlığını bir yere vermenin zor gelmesi de birer bilgidir. Herhangi bir anda başın dönerse, huzursuzlanırsan ya da bir anı canlanırsa, pencereden dışarıya bakmak, bir yudum su içmek ya da birinin sesini duymak, alıştırmadan çıkmanın yeterli bir yoludur.

Kaynaklardan okuma

Yaygın yanlışlar

Yaygın yanlış"Topraklanmak ayakta dimdik durmaktır."
Doğrusu

Yerinde durabilmek bir duruşun biçimi değil, bir şeyin seni taşıdığını hissedebilmektir. Tekerlekli sandalyedeki biri için zemin, sandalyenin kendisi olabilir.

Yaygın yanlış"Gerçeği sınamak, bedenin söylediğini görmezden gelmektir."
Doğrusu

Orçun'un öğrencisi midesinin söylediğini de göstergenin söylediğini de duydu. Beceri ikisini birden tutabilmektir.

Yaygın yanlış"Korku anında topraklanan biri hiç sarsılmaz."
Doğrusu

Sevilay'ın dizlerinin bağı çözüldü ve tabureye oturdu. Topraklanmanın ölçüsü sarsıntının yokluğu sayılmaz; ölçü, sarsıntının ardından bir zemine geri dönebilmektir.

Kendin dene

Aklında kalsın

Topraklanma ve gerçeği sınama, Bodynamic'in ego işlevlerinin beşincisidir. Kurumun tarifinde yerinde durabilmeyi ve gerçeklikle ilişkiyi kapsar; kurum maneviyatla ilişkiyi de bu işleve ekler.

Yerinde durabilmek bir duruşun biçimi değil, bir şeyin seni taşıdığını hissedebilmektir. Gerçeği sınamak, bir düşünceyi ya da bir korkuyu dünyanın kendisiyle karşılaştırabilmektir.

Beden bazen gerçeği en hızlı söyleyen şeydir, bazen de dışarıdaki gerçekle uyuşmayan bir korkuyu taşır. İşlevin becerisi ikisini birden duyabilmektir. Topraklanma, sarsıntıdan sonra ayağın altına yeniden bir zemin koyabilmektir.

O akşam Sevilay mesajlaşma grubuna kısa bir not yazdı: "Belge başka bir hastaneye aitmiş, sorumluyla konuştum." Sonra telefonu bırakıp mutfağın taş zemininde, yalınayak, kızına akşam yemeği hazırladı.

Sınıfta

Topraklanma ve gerçeği sınama, uygulayıcı programının ikinci yılında ele alınan işlevlerden biri. Bu dersin üç dakikası zemini bir an sezmekten ibaretti. Bir korkunun ortasında bedenin nereye çekildiğini, ayaklarının ya da oturuşunun seni nasıl taşıdığını ve bir düşünceyi gerçekle karşılaştırmanın senin için nasıl bir şey olduğunu bulmak ise kendi başına okunarak değil, bir eğitmenin gözlemi ve bir grubun güvenli çerçevesi içinde mümkün. Tadımlar burada bitiyor; bölümün kalan işlevleri yeniden gözlem görevleriyle sürecek.

Sonraki derse köprü

Sevilay'ın öğle arasındaki korku, bedeninde bir enerji yükselişi gibi geldi ve pencere önünde yavaş yavaş indi. Bir sonraki ders bu yükselişe ve inişe ayrılıyor: enerji yönetimi. Gün içinde enerjimiz nerede yükselip nerede düşüyor ve yük toplamak, tutmak, boşaltmak ne demek?

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.