3.5
Sınırlar
Kişisel alan kavramını açıklar ve üç dakikalık sınır tadım alıştırmasını yapıp ne fark ettiğini not eder.
Bodynamic Akademisi — Bölüm 3, On bir ego işlevi · 1.600 kelime · ≈ 7 dk okuma · 11 dk dinleme
Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Sınırlar, Bodynamic'in ego işlevlerinin dördüncüsüdür. Kurumun tarifinde kişisel alanı ve toplumsal temas içinde kendine yer açabilmeyi kapsar.
Kişisel alan, bir insanın bedeninin çevresinde kendine ait hissettiği alandır. Büyüklüğü kişiden kişiye, ilişkiden ilişkiye ve kültürden kültüre değişir; doğru bir büyüklüğü yoktur.
Aynı mesafe bir kişiyle rahat, bir başkasıyla rahatsız olabilir. Sınır bir uzaklıktan çok bir ilişkinin içinde hissedilen alandır; kendine yer açmak bazen geri çekilmek, bazen öne çıkmaktır.
Ertesi sabah ekip arkadaşı yine Hilal'in masasına geldi. Bu kez Hilal o gelmeden önce sandalyesini yana çevirdi, ekranı ona doğru döndürdü. "Buradan daha iyi görürsün." Arkadaşı yanına bir sandalye çekti; ikisinin arasında bir karış boşluk kaldı.
Açılış sahnesi
Hilal otuz bir yaşında, Ankara'da bir çağrı merkezinde ekip lideri. Açık ofiste yan yana dizilmiş masalardan birinde oturuyor; kulaklığı başında, ekranında bir müşterinin şikâyet kaydı. Bir ekip arkadaşı arkasından gelip omzunun üstünden ekrana eğiliyor: "Şu kaydı bir görebilir miyim?" Adamın nefesi Hilal'in ensesinde. Hilal'in omuzları kalkıyor, sırtı sandalyenin arkasından uzaklaşıp öne kayıyor. "Tabii," diyor ama sesi incelmiş. Arkadaşı gidince fark ediyor ki elleri klavyenin üstünde donmuş; bir dakika boyunca hiçbir şey yazamıyor.
Öğleden sonra sekiz kişilik bir toplantı odasına giriyor. Masa küçük, sandalyeler sıkışık. Hilal kendi sandalyesini bir karış geri çekiyor, yanındaki sandalyeyle arasına biraz boşluk koyuyor. Omuzları iniyor; toplantının ilk on dakikasında iki öneri yapıyor.
Akşam evde, mutfakta yemek yaparken eşi arkasından gelip ona sarılıyor, çenesini omzuna koyuyor. Hilal gülüyor ve geri yaslanıyor. Bir an aklına sabahki an geliyor: aynı yer, omzunun üstü. Bir yanında rahatsızlık, bir yanında sıcaklık. Uzaklık aynıydı; değişen başka bir şeydi.
Bu derste ne olacak
Sırada dördüncü işlev, sınırlar; bu, üç tadımlı dersin ortancası. Kurumun sınırları nasıl tarif ettiğine, kişisel alanın ne olduğuna, aynı mesafenin neden bir kişiyle rahat, bir başkasıyla rahatsız olabildiğine ve kalabalık bir ortamda kendine yer açmaya bakacağız. Dersin sonunda üç dakikalık bir tadım alıştırması var. Hilal de, örnek durumlardaki insanlar da kurgusal.
Bu akademi eğitim amaçlıdır; tanı, tedavi ya da acil yardım sunmaz. Bu dersteki alıştırma kısa ve hafiftir, tek başına ve kimseye dokunmadan yapılır; istediğin an bırakabilirsin. Travma anılarını tek başına canlandırmaya çalışma. Yoğun korku, donakalma, gerçekdışılık, kendine zarar verme düşüncesi, göğüs ağrısı ya da nefes darlığı olursa dur ve bir uzmana başvur. Yakın ve ciddi bir tehlike varsa yüz on ikiyi ara.
Sıfır noktası
Bir bahçe çitini değil, bir köy kahvesindeki masaları düşün. Her masanın etrafında, kimsenin çizmediği ama herkesin bildiği bir alan vardır. Bir yabancı kahveye girdiğinde masaların arasından geçerken bu alanlara değmeden yürür; bir dost geldiğinde ise sandalyesini çekip masaya yanaşır. Kimse "burası benim alanım" demez; ama herkes o alanın nerede başlayıp bittiğini bilir.
Bu görünmez alanlar her yerde aynı büyüklükte değildir. Bir düğün masasında daralır, bir bekleme salonunda genişler. Aynı insan için de değişir: yorgun bir günde masanın etrafı genişler, neşeli bir akşamda daralır.
Hilal'in ofisteki masası, toplantıdaki sandalyesi ve mutfaktaki ocağı, üç ayrı görünmez alanın kıyısıydı.
Mekanizma
Kurumun tarifi
Kurumun ego işlevleri sayfası sınırları iki ifadeyle tarif eder: kişisel alan ve toplumsal temasta kendine yer açmak. Sayfa kişisel alanı kurumun kendi diliyle enerjetik sınırlar olarak da anar; bu ifade kurumun yöntemine ait bir kavramdır ve bu akademi onu ölçülebilir bir alan gibi değil, kişinin çevresinde hissettiği bir alan olarak okuyor.
Gündelik Türkçede sınır çoğu zaman bir söz olarak düşünülür: "hayır" demek, "buraya kadar" demek. Bodynamic'in tarifi bu sözün altında daha sessiz bir şeye işaret ediyor: bedenin çevresinde hissedilen, çoğu zaman hiç söze dökülmeyen bir alan. Hilal'in omuzlarının kalkması, sırtının öne kayması, bu alana birinin girdiğini bedenin söze dökmeden fark etmesiydi.
Kişisel alan
Her insan çevresinde, kendine ait hissettiği bir alan taşır. Bu alanın içine biri girdiğinde, beden çoğu zaman bir şey söyler: bir geri çekilme, bir kasılma, bir nefesin tutulması. Ya da tam tersine, bir yumuşama, bir yaslanma.
Kişisel alanın büyüklüğü sabit değildir. Bir kültürde konuşurken birbirine yakın durmak bir sıcaklık işaretidir; bir başkasında aynı yakınlık rahatsız edici gelir. Bir ailede sarılmak gündelik bir selamlaşmadır; bir başkasında yalnız bayramlarda olur. Bir insan için de alan güne, yorgunluğa, ilişkiye göre değişir. Bu yüzden kişisel alanın "doğru" bir büyüklüğü yoktur; yalnız o anda o kişi için uygun bir büyüklüğü vardır.
Aynı mesafe, farklı ilişki
Hilal'in günündeki en ilginç şey, aynı mesafenin iki farklı anlam taşımasıydı. Sabah bir ekip arkadaşının omzunun üstünden eğilmesi bedenini kasıttı; akşam eşinin çenesini aynı omza koyması onu gevşetti. Ölçülebilir uzaklık aynıydı.
Bu, sınırların yalnız bir uzaklık meselesi olmadığını gösteriyor. Kim yaklaşıyor, nasıl yaklaşıyor, sormadan mı soruyor, kişi buna hazır mı: sınırı belirleyen bunların hepsi. Kurumun "kişisel alan" dediği şey bir metre değil, bir ilişkinin içinde hissedilen bir alan.
Toplumsal temasta yer açmak
Kurumun tarifindeki ikinci ifade, toplumsal temasta kendine yer açmak, kalabalık bir ortamda var olabilmeyi anlatır. Hilal'in toplantı odasında sandalyesini bir karış geri çekmesi bunun gündelik bir örneğiydi. Sıkışık bir masada bir karışlık boşluk açmak, toplantıya katılmasının önünü açtı: omuzları indi, iki öneri yaptı.
Kendine yer açmak her zaman geri çekilmek değildir. Bazen bir kalabalığın içinde öne çıkmak, bir masada dirseklerini masaya koymak, bir sırada yerini korumak da kendine yer açmaktır. Beceri, o anda o ortamda nasıl bir yere ihtiyacın olduğunu sezmek ve onu bir şekilde alabilmektir.
Sınır ve bağlantı
Bağlantı işlevini anlatırken aralık tutulan bir kapının bazen bir sınır olabileceğini söylemiştik. Burada aynı şeyi öbür taraftan görüyoruz: sınır, bağlantının karşıtı sayılmaz. Hilal'in toplantıda açtığı bir karışlık boşluk onu toplantıdan koparmadı; tersine, toplantıya katılmasını kolaylaştırdı. Ebru'nun geri attığı adım hasta yakınıyla bağını kesmedi; ona bakmaya devam edebildi.
Sınırı olmayan bir yakınlık çoğu zaman bir süre sonra boğar; yakınlığı olmayan bir sınır ise bir duvara dönüşür. Kurumun iki işlevi ayrı ayrı adlandırması, ikisinin birbirine ihtiyaç duyduğunu da gösteriyor.
Tadımdan önce
Bu dersin tadım alıştırması, kişisel alanı tek başına ve kimseye dokunmadan fark etmenin kısa bir denemesi. Sınırlar ilişkinin içinde yaşanan bir işlev; bir başkası yokken ancak tadına bakılabilir. Bu yüzden alıştırma bir sınır kurmayı değil, çevrendeki alanın sana nasıl geldiğini fark etmeyi öneriyor.
Alıştırma sırasında alanın dar, geniş ya da yeterli gelmesinin hiçbiri yanlış sayılmaz; üçü de bir bilgidir. Alanın hiçbir şey söylememesi de bir cevap. Eğer alıştırma sırasında huzursuzluk, bir anı ya da rahatsız edici bir duygu belirirse durmak her zaman yerindedir; çevrene bakmak ve odadaki birkaç nesneyi adlandırmak yeterli bir çıkıştır.
Kaynaklardan okuma
Yaygın yanlışlar
Yaygın yanlış"Sınır koymak hayır demektir."
Kurumun tarifi sözden önce bir alandan söz eder. Hilal'in toplantıda sandalyesini geri çekmesi, hiçbir şey söylemeden kendine yer açmasıydı.
Yaygın yanlış"Kişisel alanın bir doğru büyüklüğü vardır."
Alan kişiden kişiye, ilişkiden ilişkiye ve kültürden kültüre değişir. Celalettin Bey'in dükkânında her müşteri farklı bir mesafeyle geliyor.
Yaygın yanlış"Yakınlıktan rahatsız olan biri soğuk biridir."
Hilal sabah ekip arkadaşının yakınlığından rahatsız oldu, akşam eşinin sarılmasından hoşlandı. Rahatsızlık bir kişilik özelliğinden çok o andaki ilişkinin bir bilgisidir.
Kendin dene
Aklında kalsın
Sınırlar, Bodynamic'in ego işlevlerinin dördüncüsüdür. Kurumun tarifinde kişisel alanı ve toplumsal temas içinde kendine yer açabilmeyi kapsar.
Kişisel alan, bir insanın bedeninin çevresinde kendine ait hissettiği alandır. Büyüklüğü kişiden kişiye, ilişkiden ilişkiye ve kültürden kültüre değişir; doğru bir büyüklüğü yoktur.
Aynı mesafe bir kişiyle rahat, bir başkasıyla rahatsız olabilir. Sınır bir uzaklıktan çok bir ilişkinin içinde hissedilen alandır; kendine yer açmak bazen geri çekilmek, bazen öne çıkmaktır.
Ertesi sabah ekip arkadaşı yine Hilal'in masasına geldi. Bu kez Hilal o gelmeden önce sandalyesini yana çevirdi, ekranı ona doğru döndürdü. "Buradan daha iyi görürsün." Arkadaşı yanına bir sandalye çekti; ikisinin arasında bir karış boşluk kaldı.
Sınıfta
Uygulayıcı programı sınırları birinci yılda işliyor. Bir sınır her zaman bir başkasına karşı hissedilir; tek kişilik bir odada ancak kıyısına dokunulabilir. Bu dersteki tadım yalnız kendi çevrendeki alanı bir an fark etmenin denemesiydi. Bir başkası sana doğru yürürken bedeninin nerede "dur" dediğini, kendi sesinin bunu nasıl söyleyebildiğini bulmak ise ancak bir eğitmenin gözetiminde, güvenli bir çerçevede ve gerçek bir karşılaşmada öğrenilir.
Sonraki derse köprü
Hilal toplantıda sandalyesini geri çektiğinde, ilk iş ayaklarını yere koymuştu. Bir sonraki ders bölümün son tadım dersi: topraklanma ve gerçeği sınama. Ayakta durabilmek ile gerçeği sınamak arasında nasıl bir bağ var ve bizi taşıyan zemini kısa bir alıştırmada nasıl sezebiliriz?
Anlamadığın bir yer mi var?
Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.