3.4
Merkezlenme
Farklı rollerde kendin kalmayı anlatır ve üç dakikalık merkezlenme tadım alıştırmasını yapıp ne fark ettiğini not eder.
Bodynamic Akademisi — Bölüm 3, On bir ego işlevi · 1.638 kelime · ≈ 7 dk okuma · 11 dk dinleme
Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Merkezlenme, Bodynamic'in ego işlevlerinin üçüncüsüdür. Kurumun tarifinde içten dolmayı, farklı rollerde kendin olabilmeyi ve öz-değeri kapsar; dört alt işlevi kendi merkezinin farkındalığı, içten dolmak, rollerde kendin kalmak ve öz-değerdir.
Merkezlenme rollerin farklı olmasına karşı çıkmaz; her rolün içinde kendinden bir şey taşıyabilmektir. Merkez bir yere ulaşmaktan çok bir yere dönmektir; beceri, uzaklaştığını fark edip geri dönebilmektir.
İçten dolmak, dış onay olmadığında da var hissedebilmektir. Bu dersteki tadım yalnız bir fark etme denemesidir; işlevin asıl çalışması eğitimin içindedir.
O gece Nazlı hastaneden çıkarken arabaya binmeden önce otoparkta bir dakika durdu. Ayaklarını asfaltta hissetti, babasının sorusunu düşündü ve içinden cevap verdi: bugün üç kişiydim, ama hepsi bendim.
Açılış sahnesi
Nazlı otuz dokuz yaşında, Erzurum'da avukat. Bir salı sabahı adliyede bir velayet davasının duruşmasında. Sesi net, cümleleri kısa; hâkimin her sorusuna önce bir nefes alıp sonra cevap veriyor. Duruşma bitince koridorda müvekkilinin elini tutuyor, "her şey yolunda gidecek" diyor ve koşarak çıkıyor.
Öğlen kızının okul kapısında. Kızı ağlayarak geliyor; bir arkadaşı onu oyuna almamış. Nazlı çömeliyor, kızının yüzüne bakıyor ve bir an fark ediyor: sesi hâlâ duruşmadaki ses. "Anlat bakalım, tam olarak ne oldu, kim ne dedi?" Kızı daha çok ağlıyor. Nazlı durup derin bir nefes alıyor, kızına sarılıyor ve bu kez yalnız "çok üzüldün" diyor.
Akşam babasını ziyaret etmek için hastanede. Babası kalp ameliyatından yeni çıkmış. Hekim koridorda bilgi verirken Nazlı not alıyor, sorular soruyor, bir ilacın dozunu tekrar ettiriyor. Hekim gittikten sonra babasının odasına giriyor ve yatağın kenarına oturuyor. Babası elini tutuyor: "Kızım, sen bugün kaç kişi oldun?" Nazlı gülüyor; sonra gözleri doluyor. Babasının elini tutarken ilk kez bütün gün nerede olduğunu, kim olduğunu hissediyor: bir kız, bir anne, bir avukat ve bunların hepsinin içinde hep aynı biri.
Bu derste ne olacak
On bir işlevin üçüncüsü merkezlenme ve bu ders bölümün üç tadım dersinin ilki. Kurumun merkezlenmeyi nasıl tarif ettiğine, alt işlevlerine ve farklı rollerde kendin kalmanın ne demek olduğuna bakacağız. Dersin sonunda üç dakikalık kısa bir tadım alıştırması var: bir beden çalışması değil, bir şeyi fark etmenin küçük bir denemesi. Nazlı ve örneklerdeki yetişkinler kurgusal.
Bu akademi eğitim amaçlıdır; tanı, tedavi ya da acil yardım sunmaz. Bu dersteki alıştırma kısa ve hafiftir; istediğin an bırakabilirsin ve gözlerini açık tutabilirsin. Travma anılarını tek başına canlandırmaya çalışma. Yoğun korku, donakalma, gerçekdışılık, kendine zarar verme düşüncesi, göğüs ağrısı ya da nefes darlığı olursa dur ve bir uzmana başvur. Yakın ve ciddi bir tehlike varsa yüz on ikiyi ara.
Sıfır noktası
Bir çömlekçi tezgâhını düşün. Çamur dönen tablanın ortasına konur. Çömlekçi işe önce çamuru merkeze getirerek başlar: elleriyle bastırır, kaldırır, yeniden bastırır, ta ki çamur tablanın tam ortasında, sallanmadan dönene kadar. Ancak ondan sonra bir kâse, bir vazo, bir testi biçimlenebilir.
Merkezde dönmeyen çamur her biçimde sallanır. Kâsenin bir kenarı ince, öbür kenarı kalın çıkar; testi yamulur, vazo çöker. Ama merkezlenmiş çamurdan çok farklı biçimler çıkabilir. Aynı çamur bir kâse de olur, bir testi de; hepsinin ortasında aynı merkez döner.
Nazlı'nın günü bir çömlekçinin tablası gibiydi: avukat, anne, kız. Biçimler değişti; zor olan, tablanın ortasında kalabilmekti.
Mekanizma
Kurumun tarifi
Kurumun ego işlevleri sayfası merkezlenmeyi üç ifadeyle tarif eder: içten dolmak, farklı rollerde kendin olmak ve öz-değer. Sayfa bu işlevi örnek olarak seçip dört alt işlevini ayrıca sayar: kendi merkezinin farkında olmak, içten dolmak, farklı rollerde kendin olmak ve öz-değer.
Kurum her alt işlevi bedenin belirli bölgeleriyle de ilişkilendirir; bu, bölümün başında söylediğimiz gibi, kurumun kendi hipotezidir ve bu akademi o eşleştirmeyi aktarmaz. Burada alt işlevlerin her birinin gündelik hayatta neye benzediğine bakacağız.
Kendi merkezinin farkında olmak
Alt işlevlerin ilki, kendi merkezinin farkında olmak. Bu ifade soyut gelebilir; ama gündelik dilde tanıdık karşılıkları var: "kendime geldim", "toparlandım", "ayağım yere bastı". Nazlı'nın babasının odasında, yatağın kenarında yaşadığı an böyle bir andı. Bütün gün bir rolden ötekine koştuktan sonra bir an durdu ve kendini hissetti.
Merkezini fark etmek bir yere ulaşmak değildir; daha çok bir yere dönmektir. İnsan gün içinde defalarca merkezinden uzaklaşır ve geri döner. Beceri, uzaklaştığını fark edebilmek ve dönüş yolunu bulabilmektir.
İçten dolmak
Kurumun tarifindeki ikinci ifade, içten dolmak, bir insanın kendini dışarıdan değil içeriden beslenmiş hissetmesini anlatır. Bir övgü, bir alkış, bir onay insanı dışarıdan doldurur; bunlar güzeldir ama gelip geçer. İçten dolmak, bu dış onaylar olmadığında da bir varlık hissini taşıyabilmektir.
Farklı rollerde kendin olmak
Alt işlevlerin üçüncüsü bu dersin asıl konusu: farklı rollerde kendin olabilmek. Her yetişkin gün içinde pek çok rol üstlenir: çalışan, ebeveyn, evlat, arkadaş, komşu, müşteri. Her rol bir ses, bir duruş, bir dil ister. Bir avukatın duruşmadaki sesi, bir annenin okul kapısındaki sesiyle aynı olmamalıdır.
Merkezlenme rollerin farklı olmasına karşı çıkmaz. Rol değişir; ama rollerin içinde hep aynı biri durur. Nazlı'nın okul kapısındaki anı, bir rolün sesinin ötekine sızdığı bir andı: anne rolündeyken avukatın sorgusu çıktı. Fark etti, durdu, nefes aldı ve anne sesini buldu. Bu dönüş, merkezlenmenin gündelik bir görüntüsüydü.
Rollerin bir insanı tamamen ele geçirmesi de mümkündür. Bazı insanlar iş yerindeki rolleriyle o kadar özdeşleşir ki evde de müdür, öğretmen ya da hekim olarak kalırlar. Bazıları ise her rolde başka bir kişiye dönüşür; kim olduklarını bir rolden ötekine taşıyamazlar. Merkezlenme, bu iki ucun arasında, her rolün içinde kendinden bir şey taşıyabilmektir.
Öz-değer
Alt işlevlerin dördüncüsü öz-değer: bir insanın kendine değer verebilmesi, var olmayı hak ettiğini hissedebilmesi. Öz-değer içten dolmakla yakından ilişkilidir; bir insan kendini içeriden dolu hissettiğinde değerini dışarıdan kanıtlamaya daha az ihtiyaç duyar.
Nazlı'nın babasının sorusu, "sen bugün kaç kişi oldun?", bir anlamda bir öz-değer anıydı. Babası kızına bütün rollerinin ötesinde bir yer açtı: kızım. Rollerinden hiçbirini yerine getirmesi gerekmeyen bir yer.
Bir insanın değerini yalnız rollerinde bulması, rollerin elinden alındığı anlarda onu savunmasız bırakabilir: bir emeklilik, bir işten çıkarılma, çocukların evden ayrılması. Öz-değer, bu anlarda da ayakta kalabilen bir zemin gibidir. Rollerin değerini azaltmaz; onların altında duran bir yeri anlatır.
Tadımdan önce
Bu bölümde üç ders, bir işlevin bedende nasıl hissedilebileceğine kısa bir tadım olarak dokunuyor. Tadım bir beden çalışması sayılmaz: üç dakika sürer, ayaklarını yere koymaktan ya da sandalyende oturuşunu fark etmekten öteye geçmez ve gözlerin açık kalabilir. Amacı bir şeyi değiştirmek değil, bir şeyin orada olduğunu sezmek.
Tadım sırasında hiçbir şey hissetmemek de bir sonuçtur; yanlış yaptığın anlamına gelmez. Bir rolü düşünürken duruşunda bir şey değişmediğini fark etmek de bir bilgidir. Ama alıştırma sırasında rahatsız edici bir duygu, bir anı ya da bedeninde bir huzursuzluk belirirse durmak her zaman doğru seçimdir. Çevrene bakmak, odadaki birkaç nesneyi adlandırmak ve bir bardak su içmek, alıştırmayı bırakmanın yeterli yollarıdır.
Kaynaklardan okuma
Yaygın yanlışlar
Yaygın yanlış"Merkezlenmiş biri her rolde aynı davranır."
Merkezlenme rollerin farklı olmasına karşı çıkmaz. Nazlı'nın duruşmadaki sesi ile okul kapısındaki sesi farklı olmalıydı; merkez, ikisinin içinde aynı kalan şeydi.
Yaygın yanlış"Merkezini bulan biri bir daha kaybetmez."
Merkezlenme bir yere ulaşmaktan çok bir yere dönmektir. İnsan gün içinde defalarca merkezinden uzaklaşır; beceri, dönüş yolunu bulabilmektir.
Yaygın yanlış"Kısa bir alıştırmayla merkezlenme öğrenilir."
Bu dersteki tadım, bir şeyi fark etmenin küçük bir denemesidir. Kurum merkezlenmeyi uygulayıcı programının ilk yılının konuları arasında sayıyor.
Kendin dene
Aklında kalsın
Merkezlenme, Bodynamic'in ego işlevlerinin üçüncüsüdür. Kurumun tarifinde içten dolmayı, farklı rollerde kendin olabilmeyi ve öz-değeri kapsar; dört alt işlevi kendi merkezinin farkındalığı, içten dolmak, rollerde kendin kalmak ve öz-değerdir.
Merkezlenme rollerin farklı olmasına karşı çıkmaz; her rolün içinde kendinden bir şey taşıyabilmektir. Merkez bir yere ulaşmaktan çok bir yere dönmektir; beceri, uzaklaştığını fark edip geri dönebilmektir.
İçten dolmak, dış onay olmadığında da var hissedebilmektir. Bu dersteki tadım yalnız bir fark etme denemesidir; işlevin asıl çalışması eğitimin içindedir.
O gece Nazlı hastaneden çıkarken arabaya binmeden önce otoparkta bir dakika durdu. Ayaklarını asfaltta hissetti, babasının sorusunu düşündü ve içinden cevap verdi: bugün üç kişiydim, ama hepsi bendim.
Sınıfta
Uygulayıcı programı merkezlenmeyi daha ilk yılında hem ayrı bir çalışma başlığı hem de o yılın ego işlevlerinden biri olarak yer alıyor. Bu dersteki üç dakika, bir şeyin varlığını fark etmenin küçük bir tadıydı. Farklı rollerde kendin kalmayı, bir başkasının gözü önünde, kendi bedeninde ve uzun bir zaman içinde çalışmak ise ancak eğitmenin gözü ve diğer katılımcıların varlığıyla mümkün. Tadım bu kadar; asıl yemek sınıfta.
Sonraki derse köprü
Nazlı'nın okul kapısında kızına çömelmesi, aynı zamanda ikisi arasındaki mesafeyi ayarlamasıydı. Bir sonraki ders bölümün ikinci tadım dersi: sınırlar. Kişisel alan ne demek, ve bedenimizin çevresindeki o görünmez çizgiyi üç dakikada ne kadar sezebiliriz?
Anlamadığın bir yer mi var?
Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.