3.3
Konum alma
Bir ortama girerken nereye yerleştiğini gözlemleyip konum almanın hayata karşı duruşla ilişkisini açıklar.
Bodynamic Akademisi — Bölüm 3, On bir ego işlevi · 1.684 kelime · ≈ 8 dk okuma · 11 dk dinleme
Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Konum alma, Bodynamic'in ego işlevlerinin ikincisidir. Kurumun tarifinde varoluşsal bir duruşu, kendi ayakları üzerinde durmayı, değerler ve normlar karşısında konum almayı ve aklını başında tutmayı kapsar.
Bir odada nereye yerleştiğimiz, bir masada nasıl durduğumuz, bir değer karşısında ne söylediğimiz aynı becerinin farklı katmanlarıdır. Hiçbiri tek başına doğru ya da yanlış sayılmaz; beceri, yeri duruma göre seçebilmektir.
Aklını başında tutmak, sarsılmamak değil, sarsıldıktan sonra yeniden yerini bulabilmektir. Bedende bir dayanak bulmak, çoğu zaman bu dönüşün ilk adımıdır.
Bir ay sonra personel odasının pencere önündeki masada Melek artık yalnız oturmuyordu. İki hemşire ve yeni başlayan bir stajyer onunla birlikte yiyordu. Melek yine kapıyı gören sandalyedeydi; ama artık kapıya daha az bakıyordu.
Açılış sahnesi
Melek kırk dört yaşında, fizyoterapist. On beş yıl çalıştığı hastaneden ayrılıp Samsun'da yeni açılmış bir rehabilitasyon merkezinde işe başlıyor. İlk gün öğle arasında personel odasının kapısında duruyor. İçeride üç masa var: birinde doktorlar, birinde hemşireler gülüşerek yemek yiyor, üçüncüsü pencerenin önünde, boş. Melek bir an eşikte kalıyor; elindeki tepsi biraz ağırlaşıyor. Sonra pencerenin önündeki masaya oturuyor, kapıyı ve odanın tamamını görebileceği sandalyeyi seçiyor. Ayaklarını yere koyuyor ve ilk lokmayı ancak o zaman alıyor.
Aynı hafta bir vaka toplantısında bir hekim, yürüme güçlüğü olan yaşlı bir hasta için yoğun bir egzersiz programı öneriyor. Melek hastayı muayene etmiş; programın onu yoracağını, düşme riskini artıracağını düşünüyor. Toplantı masasında herkes hekime dönmüş. Melek bir an sandalyesinin arkasına yaslanıyor, sonra öne geliyor, iki ayağını yere basıyor. "Ben bu programı uygun bulmuyorum. Hastanın denge testine göre daha hafif başlamalıyız." Hekim sesini yükseltiyor; toplantı gerginleşiyor. Melek bir an başının döndüğünü hissediyor, cümlelerin birbirine karıştığını. Masanın kenarını tutuyor, bir nefes alıyor ve aynı cümleyi yavaşça bir kez daha söylüyor.
O akşam direksiyonda, kırmızı ışıkta beklerken bir şeyi görüyor: bütün gün iki şeyi yapmış. Bir odada nereye oturacağını seçmiş ve bir masada nerede durduğunu söylemiş.
Bu derste ne olacak
On bir işlevin ikincisi konum alma. Kurumun konum alma için yazdığı dört katmanlı tarife, bir odaya girip nereye yerleştiğimizin neden yalnız fiziksel bir seçim olmadığına, değer ve norm karşısında duruş almanın bununla ilişkisine ve gerginlik anında aklını başında tutmaya bakacağız. Melek'in merkezi de, merkezdeki meslektaşları da, örneklerdeki herkes de kurgusal.
Bu akademi eğitim amaçlıdır; tanı, tedavi ya da acil yardım sunmaz. Bu dersteki görev yalnız bir gözlemdir ve istediğin an bırakabilirsin. Travma anılarını tek başına canlandırmaya çalışma. Yoğun korku, donakalma, gerçekdışılık, kendine zarar verme düşüncesi, göğüs ağrısı ya da nefes darlığı olursa dur ve bir uzmana başvur. Yakın ve ciddi bir tehlike varsa yüz on ikiyi ara.
Sıfır noktası
Bir satranç tahtasında her taşın bir yeri vardır. Oyun başlamadan önce taşlar dizilir; her biri tahtada belirli bir kareye konur. Oyun ilerledikçe taşlar yer değiştirir; ama her an, her taş bir yerde durur. Bir taşın değeri biraz da nerede durduğundan gelir: aynı at, tahtanın ortasında güçlüdür, köşesinde sıkışmış.
Ama insan bir satranç taşı değildir. Kendisini kimse tahtaya koymaz; nereye duracağını her odada, her masada, her konuşmada kendisi seçer. Bazen bunu düşünmeden yapar, bazen uzun uzun tartarak. Bazen seçtiği yer onu güçlendirir, bazen sıkıştırır.
Melek'in pencere önündeki sandalyesi ve toplantıda öne gelen gövdesi, bir insanın tahtada kendi karesini seçmesine benziyordu.
Mekanizma
Kurumun tarifi
Kurumun ego işlevleri sayfası konum almayı birkaç katmanlı bir tarifle anlatır: varoluşsal bir duruş, kendi ayakları üzerinde durmak, değerlere ve normlara göre yerini belirlemek ve yönelim, yani kurumun İngilizce ifadesiyle aklını başında tutmak ya da kaybetmek.
Bu tarifin ilginç yanı, fiziksel olanla psikolojik olanı aynı kelimede buluşturması. Türkçede de bu buluşma tanıdık: "duruşu sağlam", "ayakları yere basan", "tavır almak", "yerini bilmek". Bunların hepsi bir bedenin bir yerde durmasından alınmış ve bir insanın hayata karşı tavrına taşınmış ifadeler.
Bir odada nereye yerleşiriz
Melek'in personel odasının kapısında geçirdiği birkaç saniye, konum almanın en gündelik hâliydi. Her insan bir odaya girdiğinde, çoğu zaman farkında olmadan, bir yer seçer: kapıya yakın ya da uzak, kalabalığın içinde ya da kenarında, duvara sırtını vererek ya da odanın ortasında.
Bu seçimin pek çok nedeni olabilir. Kimi insan kapıyı görebileceği bir yerde oturduğunda rahatlar; kimi kalabalığın ortasında. Kimi bir yere girdiğinde önce bir köşe bulur, odayı izler, sonra yaklaşır; kimi doğrudan en kalabalık masaya gider. Bu tercihlerin hiçbiri tek başına doğru ya da yanlış sayılmaz. Bodynamic'in bakışında ilginç olan, bu seçimin bir duruşu taşıyabilmesidir: nerede durduğum, dünyada nasıl durduğumun küçük bir resmi olabilir.
Kendi ayakları üzerinde
Kurumun tarifinde konum alma, kendi ayakları üzerinde durmayı da kapsar. Bu ifade hem bedenin hem hayatın bir hâlini anlatır. Bir çocuk ayağa kalkmayı öğrendiğinde dünyaya yeni bir yükseklikten bakar; bir yetişkin "kendi ayakları üzerinde durmayı" başardığında başkasına yaslanmadan hayatını sürdürebilir.
Melek'in toplantıdaki anı bu iki anlamın buluştuğu bir yerdi. Bir görüşü söylemek için önce iki ayağını yere bastı. Bir önceki derste bağlantıyı, bir başkasına yaslanabilmek olarak anlatmıştık; konum alma, aynı insanın kendi ayakları üzerinde de durabilmesidir. İki işlev birbirinin karşıtı sayılmaz; biri olmadan öteki eksik kalır. Kimi zaman yaslanmak, kimi zaman tek başına durmak gerekir.
Değerler ve normlar karşısında
Tarifin üçüncü katmanı değerlerle ilgili. Kurum burada bir insanın değerleri ve içinde yaşadığı normlarla kurduğu ilişkiyi işaret eder. Melek'in toplantıda söylediği cümle, "ben bu programı uygun bulmuyorum", tam olarak böyle bir konumdu: bir meslek değeri, hastanın güvenliği, bir otoritenin önerisi karşısında dile getirildi.
Bir değer karşısında konum almak her zaman yüksek sesle itiraz etmek anlamına gelmez. Bazen bir öneriye katılmak da bir konumdur; bazen susup bir notu sonra yazmak. Konum almanın özü, kişinin bir değerle ilişkisini bilmesi ve gerektiğinde ona dayanabilmesidir.
Aklını başında tutmak
Kurumun tarifindeki son katman yönelim ve kurum bunu İngilizcede tanıdık bir deyimle anlatır: aklını başında tutmak ya da kaybetmek. Bir gerginlik anında, bir kalabalıkta, bir şok anında insan bazen nerede olduğunu, ne yaptığını, ne istediğini bir an için kaybeder. Başı döner, cümleler karışır, oda bulanıklaşır.
Melek toplantıda bir an bunu yaşadı: başı döndü, cümleler birbirine karıştı. Masanın kenarını tuttu, bir nefes aldı ve aynı cümleyi yavaşça tekrar etti. Bu, aklını başında tutmanın küçük ama belirgin bir anıydı: bedende bir dayanak bulmak ve oradan kendi cümlesine geri dönmek.
Bir duruşun yetenekleri ve bedeli
Bu işlev de, bölümdeki her işlev gibi, bir puan olarak değil bir beceri olarak okunur. Sağlam bir duruş bir toplantıda bir hastayı koruyabilir; aynı duruş bir başka anda esnemeyi zorlaştırabilir. Şerife Nine'nin kapıya yakın minderi ona güven veriyor; ama aynı yer onu sohbetin ortasından biraz uzak tutuyor. Hiçbir konum her yerde işe yaramaz; becerinin kendisi, yeri duruma göre seçebilmektir.
Bir insanın hangi odada nereye yerleştiğini, hangi masada sesini çıkarabildiğini, hangi gerginlikte başının döndüğünü fark etmesi, bu becerinin sınırlarını ve genişliğini görmesinin ilk yolu olabilir. Bu akademi burada bir sıra önermiyor; yalnız fark etmenin kendisine değer veriyor.
Kaynaklardan okuma
Yaygın yanlışlar
Yaygın yanlış"Kapıya yakın oturan kişi kaçmaya hazırdır."
Şerife Nine'nin kapıya yakın minderi ona kalabalıkta yönünü bulma imkânı veriyor. Bir odada nereye oturulduğu tek başına bir anlam taşımaz; kişinin o yerle ilişkisi önemlidir.
Yaygın yanlış"Konum almak her zaman itiraz etmektir."
Kurumun tarifi bir değerle kurulan ilişkiden söz eder, bir itirazdan değil. Bir öneriye katılmak, bir notu sonra yazmak ya da susmayı seçmek de bir konum olabilir.
Yaygın yanlış"Başı dönen biri duruşunu kaybetmiştir."
Melek toplantıda bir an başının döndüğünü hissetti, sonra masanın kenarını tutup cümlesine döndü. Aklını başında tutmak hiç sarsılmamak değil, sarsıldıktan sonra yeniden yerini bulabilmektir.
Kendin dene
Aklında kalsın
Konum alma, Bodynamic'in ego işlevlerinin ikincisidir. Kurumun tarifinde varoluşsal bir duruşu, kendi ayakları üzerinde durmayı, değerler ve normlar karşısında konum almayı ve aklını başında tutmayı kapsar.
Bir odada nereye yerleştiğimiz, bir masada nasıl durduğumuz, bir değer karşısında ne söylediğimiz aynı becerinin farklı katmanlarıdır. Hiçbiri tek başına doğru ya da yanlış sayılmaz; beceri, yeri duruma göre seçebilmektir.
Aklını başında tutmak, sarsılmamak değil, sarsıldıktan sonra yeniden yerini bulabilmektir. Bedende bir dayanak bulmak, çoğu zaman bu dönüşün ilk adımıdır.
Bir ay sonra personel odasının pencere önündeki masada Melek artık yalnız oturmuyordu. İki hemşire ve yeni başlayan bir stajyer onunla birlikte yiyordu. Melek yine kapıyı gören sandalyedeydi; ama artık kapıya daha az bakıyordu.
Sınıfta
Kurumun uygulayıcı programında konum alma, ilk yılın işlevleri arasında yer alıyor. Bir odaya girdiğinde nereye yerleştiğini, bir değeri savunurken ayaklarının nerede olduğunu ve bir gerginlikte başının nereye gittiğini fark etmek, bir grubun içinde, gerçek bir odada ve gerçek insanların karşısında daha görünür hâle geliyor. Bu ders işlevin dört katmanını adlandırdı; o katmanların senin bedeninde nasıl yaşandığını bulmak eğitim günlerinin işi.
Sonraki derse köprü
Melek toplantıda bir an başının döndüğünü hissettiğinde, bir hekim karşısında da, yeni bir işyerinde de kendisi olarak kalmaya çalışıyordu. Bir sonraki derste bölümün ilk tadım alıştırmasıyla karşılaşacağız: merkezlenme. Farklı rollerde kendin kalmak ne demek ve bunu kısa bir alıştırmayla nasıl fark edebiliriz?
Anlamadığın bir yer mi var?
Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.