3.2
Bağlantı
Destek almanın kolay ve zor olduğu iki anı gözlemleyip bağlantı işlevinin neyle ilgili olduğunu anlatır.
Bodynamic Akademisi — Bölüm 3, On bir ego işlevi · 1.617 kelime · ≈ 7 dk okuma · 11 dk dinleme
Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Bağlantı, Bodynamic'in ego işlevlerinin ilkidir. Kurumun tarifinde içine almayı, bağ kurmayı, kalbi açmayı, desteği kabul etmeyi ve arkası sağlam hissetmeyi kapsar.
Bağlantı yalnız bir başkasına uzanmak değil, bir başkasından gelen şeyi alabilmektir. Destek alabilmek, kişiye sabitlenmiş bir özellikten çok bir ilişkinin, bir anın ve bir geçmişin birleşimidir.
Aynı insan bir kişiye kolayca yaslanıp bir başkasına kapıyı aralık tutabilir. Aralık kapı bazen bir sınırdır; kapıyı açmak da kapatmak da bağlantı işlevinin içindedir.
Perşembe günü Saliha Hanım eczaneden döndüğünde Aysel Hanım bastonunu alıp kapıya kadar yürüdü. İlaçları alırken komşusunun koluna kısa bir süre tutundu. "Tamam," dedi, "tuttun beni."
Açılış sahnesi
Aysel Hanım elli sekiz yaşında, Aydın'da emekli bir postane memuru. Kalça ameliyatından sonra eve döndüğü ilk gün kızı Ilgın onu arabadan indiriyor. Aysel Hanım bastonunu bir eline, kızının kolunu öbür eline alıyor. Apartmanın üç basamağını çıkarken Ilgın arkasında duruyor, bir eli annesinin sırtında. Aysel Hanım ikinci basamakta bir an duruyor ve sırtını kızının eline yaslıyor. Omuzları iniyor; nefesi derinleşiyor. "Tamam," diyor, "tuttun beni."
Üç gün sonra Ilgın işine dönmek zorunda. Öğlen kapı çalıyor: alt kattaki komşu Saliha Hanım, elinde bir tencere çorbayla. "Bir şeye ihtiyacın var mı Aysel, gelip bakayım mı?" Aysel Hanım kapıyı aralık tutuyor, tencereyi alıyor. "Zahmet etmeseydin, ben hallederim." Saliha Hanım bir an duraksıyor, sonra "sen bilirsin" deyip iniyor. Aysel Hanım kapıyı kapatıyor, tencereyi tezgâha koyuyor ve mutfak sandalyesine oturuyor. Kalçası ağrıyor, ev sessiz. Gözleri doluyor.
Akşam Ilgın telefonda annesine soruyor: "Saliha teyze gelmiş mi?" Aysel Hanım "geldi, çorba getirdi" diyor ve bir an susuyor. "Kızım, sana yaslanmak kolay. Ona neden bu kadar zor?"
Bu derste ne olacak
Bu ders on bir ego işlevinin ilkine, bağlantıya ayrılıyor. Kurumun bu işlevi nasıl tarif ettiğine, destek almanın neden bazen kolay bazen zor olduğuna ve "arkası sağlam" hissetmenin bedende nasıl yaşanabileceğine bakacağız. Aysel Hanım, komşusu ve örneklerdeki öteki yetişkinler kurgusal.
Bu akademi eğitim amaçlıdır; tanı, tedavi ya da acil yardım sunmaz. Bu dersteki görev bir gözlem görevidir ve istediğin an bırakabilirsin. Travma anılarını tek başına canlandırmaya çalışma. Yoğun korku, donakalma, gerçekdışılık, kendine zarar verme düşüncesi, göğüs ağrısı ya da nefes darlığı olursa dur ve bir uzmana başvur. Yakın ve ciddi bir tehlike varsa yüz on ikiyi ara.
Sıfır noktası
Bir duvara yaslanan birini hayal et. Duvar sağlamsa kişi sırtını bırakır; ağırlığının bir kısmını duvara verir ve bir süre dinlenir. Duvarın sallandığından şüphelenirse ise yaslanır gibi yapar ama ağırlığını vermez; sırtı duvara değer, kasları hâlâ kendini taşır.
Yaslanmak bir beceri gerektirir: hem duvarın sağlam olduğuna dair bir güven, hem de ağırlığı bırakabilen bir beden. Kimi zaman duvar sağlamdır ama beden bırakmayı bilmez. Kimi zaman beden bırakmayı bilir ama duvar her seferinde biraz sallanmıştır.
Aysel Hanım merdivende sırtını kızının eline bıraktı. Kapıda ise ağırlığını tuttu.
Mekanizma
Kurumun tarifi
Kurumun ego işlevleri sayfası listeyi bağlantı ile açar ve onu birkaç kelimeyle tarif eder: içine almak, bağ kurmak, kalbi açmak; desteği kabul etmek ve arkasının sağlam olduğunu hissetmek. Bu tarifin dikkat çeken yanı, bağlantıyı yalnız bir başkasına uzanmak olarak değil, bir başkasından gelen şeyi alabilmek olarak da anlatması.
Aysel Hanım'ın günü bu tarifin iki yanını gösteriyor. Kızına yaslanırken içine almak kolaydı; destek geldi, beden gevşedi. Komşusunun kapısında ise destek kapıda kaldı: tencere içeri girdi, ama Saliha Hanım girmedi.
Arkası sağlam hissetmek
Kurumun tarifindeki bir ifade Türkçede çok tanıdık bir sözle karşılanabilir: arkası sağlam olmak. İngilizcedeki backed up ifadesi, birinin arkanda durduğunu, düşersen tutacağını hissetmek anlamına gelir.
Aysel Hanım'ın merdivendeki sözü, "tuttun beni", bu duygunun gündelik bir dile gelişiydi. Sırtındaki el bir fiziksel destekti; ama aynı zamanda bir güvendi. Omuzlarının inmesi ve nefesinin derinleşmesi, bedenin bu güveni nasıl karşıladığının bir görüntüsüydü.
Kolay ve zor
Aynı insan bir kişiden destek almayı kolay, bir başkasından zor bulabilir. Aysel Hanım'ın sorusu bu farkın tam ortasındaydı: "Sana yaslanmak kolay. Ona neden bu kadar zor?"
Bu farkın pek çok nedeni olabilir. Bir kız ile annesi arasında yılların güveni vardır; bir komşuyla daha az. Kimi insanlar için yardım almak bir borç gibi yaşanır: kabul edersen karşılığını vermen gerekir. Kimi kültürlerde ve ailelerde "kimseye yük olmamak" bir değerdir; yardım istemek bir zayıflık sayılır. Kimi insanlar yaşamlarının bir döneminde yardım istediklerinde geri çevrilmiştir. Bodynamic bu nedenleri tek tek ayırt etmeye çalışmaz; ama bağlantı işlevinin bu nedenlerin hepsinin içinden geçtiğini söyler.
Bağlantı işlevinin bir yanı da tam burada: destek almanın kolaylığı kişiye yapışık bir özellikten çok bir ilişkinin, bir anın ve bir geçmişin birleşimidir. Aynı beceri bir kapının önünde açık, bir başkasının önünde kapalı olabilir.
Bu fark bedende de görünebilir. Aysel Hanım merdivende sırtını bıraktığında omuzları indi, nefesi derinleşti. Kapıda ise tencereyi iki eliyle, kolları gövdesine yakın tutarak aldı; kapının kolunu bırakmadı. Dışarıdan bakan biri bunu fark etmeyebilir. Ama kişinin kendisi, bir desteği alırken göğsünün açıldığı ya da kapandığı, nefesinin yavaşladığı ya da tutulduğu anları zamanla tanıyabilir. Bu bölümün gözlem görevleri tam olarak bu tanımaya yaslanıyor.
Bağlantı ve karşılıklı bağ
Bodynamic'in kurucusu Marcher, bir söyleşisinde insanın temel dürtüsünün başka insanlarla bağlantılı olmaya, karşılıklı bağa yönelik olduğunu söyler. Bağlantı işlevi bu dürtünün gündelik hayatta iş gören becerisi gibi okunabilir: bir başkasına uzanmak, bir başkasından gelen şeyi almak, ikisinin arasında bir köprü kurmak.
Karşılıklı bağ, iki kişinin her birinin kendisi olarak kalabildiği bir yakınlığı anlatıyordu. Aysel Hanım'ın kapıda tuttuğu ağırlık bu açıdan da okunabilir: belki komşusunu içeri almak, kendi evinde, kendi düzeninde kendisi olarak kalamayacağı bir yakınlık gibi geldi. Kapıyı aralık tutmak bazen bir sınırdır ve bir sınır da bağlantının bir parçasıdır.
Vermek ve almak
Aysel Hanım'ın hikâyesinde bir ayrıntı daha var. Otuz yıl postanede çalışırken mahallenin yarısının mektubunu, emekli maaşını, faturasını o halletmiş. Komşularından biri hastalandığında çorba götüren hep oydu. Saliha Hanım'ın kapıya getirdiği tencere, Aysel Hanım'ın kendi elinden yüzlerce kez çıkmış bir tencereydi.
Bazı insanlar için bağlantı tek yönlü bir yol gibi işler: vermek kolaydır, almak zordur. Vermek, bir ilişkide kendini güçlü ve gerekli hissetmenin bir yolu olabilir; almak ise kişiyi bir an için ihtiyaç içinde, görünür ve borçlu kılar. Kurumun tarifinde bağlantı iki yönü birlikte kapsıyor: bağ kurmak da, içine almak da. Bir insanın bu iki yönden birinde rahat, ötekinde zorlanıyor olması, bağlantının tamamen eksik olduğu anlamına gelmez; yalnız yolun bir şeridinin daha az kullanıldığını gösterir.
Aysel Hanım'ın ikinci kapısı
Bir hafta sonra Saliha Hanım yeniden geldi, bu kez elinde boş bir tencereyle: "Çorbanın tenceresini almaya geldim." Aysel Hanım bu kez kapıyı tamamen açtı. "Gel, bir çay koyayım, ama sen koy, ben kalkamıyorum." Saliha Hanım mutfağa geçti, çayı demledi. İkisi bir saat oturdu; Aysel Hanım ameliyatı anlattı, Saliha Hanım kendi dizini. Gidiyorken Aysel Hanım ondan perşembe günü eczaneye uğramasını rica etti.
Kaynaklardan okuma
Yaygın yanlışlar
Yaygın yanlış"Yardım kabul edemeyen biri güçlüdür."
Aysel Hanım'ın kapıda kapattığı tencere ona güç vermedi; mutfak sandalyesinde yalnız kaldı. Bağlantı işlevi destek alabilmeyi de kapsar.
Yaygın yanlış"Bir insan ya bağlantıda iyidir ya kötü."
Batuhan ipin ucunda bütün ağırlığını bırakabiliyor ama iş yerinde bir soru soramıyor. Aynı beceri bir ilişkide açık, bir başkasında kapalı olabilir.
Yaygın yanlış"Kapıyı aralık tutmak her zaman bir kopukluktur."
Kendi evinde, kendi düzeninde kalmak isteyen biri için aralık kapı bir sınır olabilir. Kurumun karşılıklı bağ tarifi, iki kişinin her birinin kendisi olarak kalabildiği bir yakınlığı anlatır.
Kendin dene
Aklında kalsın
Bağlantı, Bodynamic'in ego işlevlerinin ilkidir. Kurumun tarifinde içine almayı, bağ kurmayı, kalbi açmayı, desteği kabul etmeyi ve arkası sağlam hissetmeyi kapsar.
Bağlantı yalnız bir başkasına uzanmak değil, bir başkasından gelen şeyi alabilmektir. Destek alabilmek, kişiye sabitlenmiş bir özellikten çok bir ilişkinin, bir anın ve bir geçmişin birleşimidir.
Aynı insan bir kişiye kolayca yaslanıp bir başkasına kapıyı aralık tutabilir. Aralık kapı bazen bir sınırdır; kapıyı açmak da kapatmak da bağlantı işlevinin içindedir.
Perşembe günü Saliha Hanım eczaneden döndüğünde Aysel Hanım bastonunu alıp kapıya kadar yürüdü. İlaçları alırken komşusunun koluna kısa bir süre tutundu. "Tamam," dedi, "tuttun beni."
Sınıfta
Kurumun eğitim yolunda destek almak, öğrenilen bir konudan önce yaşanan bir deneyimdir: ilerleme sayfasına göre temel eğitimin içinde katılımcılar kırk beş saat terapi ve otuz yedi saat süpervizyon alıyor. Bağlantı işlevi uygulayıcı programının ikinci yılının konuları arasında; ama birinden destek alırken içeride neyin gevşeyip neyin kasıldığını görmek, eğitim boyunca, eğitmenin ve diğer katılımcıların karşısında yaşanan bir şey. Bu ders bağlantının neyle ilgili olduğunu adlandırdı; arkası sağlam hissetmenin bedendeki karşılığını bulmak yüz yüze çalışmanın işi.
Sonraki derse köprü
Aysel Hanım'ın merdivendeki ikinci basamağı, aynı zamanda ayakları üzerinde durduğu bir andı. Sırada işlevlerin ikincisi var, konum alma: bir ortama girerken nereye yerleşiyoruz ve bu yerleşme hayata karşı duruşumuzla nasıl ilişkili?
Anlamadığın bir yer mi var?
Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.