3.12
Cinsiyet ve cinsiyet becerileri
Kendi cinsiyet deneyimi ve rolleri üzerine kapsayıcı bir dille gözlem yazar ve bu işlevin neyle ilgili olduğunu açıklar.
Bodynamic Akademisi — Bölüm 3, On bir ego işlevi · 1.608 kelime · ≈ 7 dk okuma · 11 dk dinleme
Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Cinsiyet ve cinsiyet becerileri, Bodynamic'in ego işlevlerinin on birincisidir. Kurumun tarifinde kişinin kendi cinsiyetini ve cinsiyet rolünü deneyimlemesini, duyusallığı ve cinselliği taşıyabilmesini ya da ifade edebilmesini kapsar.
Cinsiyet rolleri bir kalıp gibidir; bazı insanlara tam oturur, bazılarına dar gelir. Beceri, rolleri reddetmek ya da onlara körü körüne uymak değil, kendi rolünü kendi biçiminde deneyimleyebilmektir.
Duyusallık, bedenin duyularından zevk alabilmektir. Bu konuları kapsayıcı bir dille düşünmek, her insanın deneyiminin kendine ait olduğunu kabul etmekle başlar.
O pazar akşamı Haluk'un oğlu künefe tepsisinin fotoğrafını çekip okul ödevine yapıştırdı. Fotoğrafın altına kendi el yazısıyla yazdı: "Babamla yaptık. Babaannem şerbetini döktü."
Açılış sahnesi
Haluk kırk sekiz yaşında, Hatay'da bir lokantanın aşçıbaşı. Bir pazar sabahı evde on yaşındaki oğluyla künefe yapıyor. Oğlu kadayıfı tepsiye yayarken Haluk peynirin ortaya nasıl konacağını gösteriyor. Mutfak tereyağı ve şerbet kokuyor; Haluk kadayıfın parmaklarının arasından akışını, tereyağının sıcaklığını seviyor. Oğlu gülüyor, elleri yapış yapış.
Kapı çalıyor; Haluk'un annesi gelmiş. Mutfağa girip oğlunu ve torununu tezgâhın başında görünce kaşlarını kaldırıyor: "Erkek kişi mutfakta ne arar? Bırak, ben yaparım." Haluk'un midesinde eski, tanıdık bir şey kıpırdıyor. Çocukken babası da aynı şeyi söylerdi; mutfaktan kovulur, sokağa gönderilirdi. Bir an elleri duruyor.
Sonra oğluna bakıyor. Oğlunun elleri kadayıfın içinde, gözleri babasında. Haluk annesine dönüp gülümsüyor: "Anne, ben otuz yıldır aşçıyım. Gel, sen de otur, şerbeti sen dök." Annesi bir an duruyor, sonra bir sandalye çekiyor. Künefe fırından çıktığında şerbeti o döküyor ve torununa "eline sağlık" diyor.
Bu derste ne olacak
On bir işlevin sonuncusu cinsiyet ve cinsiyet becerileri. Kurumun bu işlevi nasıl tarif ettiğine, bir insanın kendi cinsiyetini ve cinsiyet rolünü nasıl deneyimlediğine, duyusallığı taşıyabilmenin ne demek olduğuna ve bu konuları kapsayıcı bir dille düşünmenin neden önemli olduğuna bakacağız. Bu ders aynı zamanda ego işlevleri bölümünün kapanışı. Haluk ve dersteki diğer kişiler kurgusal.
Bu akademi eğitim amaçlıdır; tanı, tedavi ya da acil yardım sunmaz. Bu dersteki görev bir yazma görevidir ve istediğin an bırakabilirsin. Travma anılarını tek başına canlandırmaya çalışma. Yoğun korku, donakalma, gerçekdışılık, kendine zarar verme düşüncesi, göğüs ağrısı ya da nefes darlığı olursa dur ve bir uzmana başvur. Yakın ve ciddi bir tehlike varsa yüz on ikiyi ara.
Sıfır noktası
Bir terzinin bir insana elbise diktiğini düşün. İyi bir terzi önce ölçü alır: omuzların genişliği, kolların uzunluğu, belin yeri. Hazır bir kalıbı alıp herkese aynı elbiseyi dikmez. Çünkü bir elbise ancak giyen kişinin bedenine uyduğunda rahat eder.
Kalıplar da işe yarar; bir terziye başlangıç noktası verir. Ama bir kalıp bir insana dar geliyorsa, terzi insanı kalıba sokmaya çalışmaz; kalıbı insana göre açar ya da daraltır.
Cinsiyet rolleri de bir kalıp gibi düşünülebilir. Bazı insanlara tam oturur, bazılarına bir yerden dar gelir. Haluk'un mutfaktaki pazar sabahı, ona dar gelen bir kalıbın dikişini açtığı bir sabahtı.
Mekanizma
Kurumun tarifi
Kurumun ego işlevleri sayfası on birinci işlevi iki parçayla tarif eder: bir yanda kişinin kendi cinsiyetini ve cinsiyet rolünü deneyimlemesi, öbür yanda duyusallığı ve cinselliği taşıyabilmesi ya da ifade edebilmesi.
Bu işlevin kaynaklardaki yeri de dikkat çekici. Bölümün başında değindiğimiz gibi kurumun eski yazılarında ego işlevleri on taneydi ve o listelerde cinsiyet becerileri yer almıyordu. Bugünkü listede on birinci işlev olarak duruyor. Bu, yöntemin zaman içinde cinsiyet deneyimini ayrı bir beceri olarak görmeye başladığını gösteriyor gibi okunabilir.
Kendi cinsiyetini deneyimlemek
İşlevin ilk parçası, bir insanın kendi cinsiyetini nasıl yaşadığıyla ilgili. Bu yaşantı herkeste farklıdır. Kimi insan kendi cinsiyetini rahatça, düşünmeden yaşar; kimi için bu bir soru, bir arayış ya da bir zorluk olabilir. Kimi insanın deneyimi toplumun beklediği kalıba uyar; kiminin uymaz.
Bu akademi bu konuda tek bir doğru deneyim olduğunu söylemiyor. Kurumun tarifi de bir "doğru cinsiyet deneyimi" tarif etmiyor; bir insanın kendi cinsiyetini deneyimleyebilmesinden, bu deneyimin içinde kendisi olarak kalabilmesinden söz ediyor. Her insanın bu deneyimi kendine aittir ve saygıyı hak eder.
Cinsiyet rolleri
İkinci katman cinsiyet rolleri. Her toplum, her aile, her dönem kadınlara ve erkeklere belirli roller yükler: kim yemek yapar, kim çalışır, kim ağlar, kim karar verir. Haluk'un annesinin "erkek kişi mutfakta ne arar?" sorusu böyle bir rolün sesiydi.
Bu roller bazı insanlara iyi gelir; onlara bir yön, bir aidiyet duygusu verir. Bazılarına ise dar gelir. Haluk'un midesindeki eski kıpırtı, çocukluğunda ona dar gelmiş bir rolün izi gibiydi. Ama bir yetişkin olarak o kalıbı kendi mutfağında, kendi oğlunun önünde biraz açabildi.
Bu akademinin okumasıyla cinsiyet becerisi, kişinin kendi rolünü deneyimleyebilmesidir; rolleri reddetmek ya da onlara körü körüne uymak bu tarifin dışında kalıyor. Haluk annesini kırmadan, rolünü bir sandalye ve bir şerbet tenceresiyle genişletti.
Duyusallık
Kurumun tarifinin ikinci yarısı duyusallık ve cinsellik. Bu iki kelimenin ikincisi yetişkin hayatının mahrem bir alanıdır ve bu akademi onu yalnız adlandırır. Birincisi ise gündelik hayatın içinde sık karşılaştığımız bir şey: bedenin duyularından zevk alabilmek.
Haluk'un kadayıfın parmaklarının arasından akışını, tereyağının kokusunu sevmesi böyle bir duyusallıktı. Bir yemeği tadarak yemek, bir şarkıyla sallanmak, güneşte oturmak, bir kumaşın dokusunu hissetmek; bunların hepsi duyusallığın gündelik hâlleridir. Kimi insan bu zevkleri rahatça taşır; kimi için bir zevki yaşamak bir suçluluk ya da bir utançla gelir.
Bedende kalan cümleler
Haluk'un midesindeki kıpırtı, otuz yıl önce duyduğu bir cümlenin bugün hâlâ bedende bir yer tuttuğunu gösteriyordu. Cinsiyetle ilgili pek çok mesaj çocuklukta kelimelerle değil, bir bakışla, bir kaş kaldırmayla, bir sofradan kaldırılmakla gelir. "Böyle oturulmaz", "bu senin işin değil", "büyüyünce anlarsın" gibi cümleler zamanla unutulur; ama bir benzer an geldiğinde bedende bir duyum olarak yeniden belirebilir.
Bu duyumu fark etmek, onu değiştirmenin ilk adımı gibi görünebilir; ama bu akademi bir değiştirme önermiyor. Haluk midesindeki kıpırtıyı fark etti, oğluna baktı ve kendi cevabını buldu. Kıpırtı yok olmadı; yalnız artık bir karar vermiyordu. Kararı Haluk verdi.
Kapsayıcı bir bakış
Bu işlev üzerine konuşurken kapsayıcı bir dil kullanmak önemli. Cinsiyet deneyimi herkeste farklıdır; bir insanın bu konudaki deneyimini bir kalıba göre ölçmek, ona dar gelen bir elbiseyi zorla giydirmeye benzer.
Bu akademi bu konuda bir görüş dayatmıyor. Kurumun tarifi de bir kalıp tarif etmiyor; bir insanın kendi deneyimini taşıyabilmesinden söz ediyor. Bu yüzden derste "kadınlar şöyle yapar, erkekler böyle yapar" türünden genellemelerden kaçınıyoruz. Haluk'un ve Gözde'nin hikâyeleri bir kuralın örneği değil, iki insanın kendi kalıplarıyla kurduğu ilişkinin birer anı.
Kaynaklardan okuma
Yaygın yanlışlar
Yaygın yanlış"Cinsiyet becerisi, kişinin cinsiyet rolüne uymasıdır."
Kurumun tarifi kişinin kendi cinsiyetini ve rolünü deneyimleyebilmesinden söz eder. Haluk rolünü reddetmedi, annesini de kırmadı; rolünü kendi mutfağında genişletti.
Yaygın yanlış"Duyusallık yalnız cinsellikle ilgilidir."
Bu akademide duyusallık, bedenin duyularından zevk alabilmek olarak okunuyor. Neriman Hanım'ın düğündeki dansı da Haluk'un kadayıfı da birer duyusallık anıydı.
Yaygın yanlış"Bu işlevin tek bir doğru biçimi vardır."
Cinsiyet deneyimi herkeste farklıdır ve her insanın deneyimi kendine aittir. Sinem'in teneffüs oyunları, kalıba uymayan çocuklara da yer açtı.
Kendin dene
Aklında kalsın
Cinsiyet ve cinsiyet becerileri, Bodynamic'in ego işlevlerinin on birincisidir. Kurumun tarifinde kişinin kendi cinsiyetini ve cinsiyet rolünü deneyimlemesini, duyusallığı ve cinselliği taşıyabilmesini ya da ifade edebilmesini kapsar.
Cinsiyet rolleri bir kalıp gibidir; bazı insanlara tam oturur, bazılarına dar gelir. Beceri, rolleri reddetmek ya da onlara körü körüne uymak değil, kendi rolünü kendi biçiminde deneyimleyebilmektir.
Duyusallık, bedenin duyularından zevk alabilmektir. Bu konuları kapsayıcı bir dille düşünmek, her insanın deneyiminin kendine ait olduğunu kabul etmekle başlar.
O pazar akşamı Haluk'un oğlu künefe tepsisinin fotoğrafını çekip okul ödevine yapıştırdı. Fotoğrafın altına kendi el yazısıyla yazdı: "Babamla yaptık. Babaannem şerbetini döktü."
Sınıfta
Bu ders ego işlevleri bölümünü kapatıyor. On bir işlevi tek tek, bir yetişkinin gündelik hayatı üzerinden ve kurumun kısa tariflerinden yola çıkarak adlandırdık; üç işlevde kısa bir tadım alıştırması yaptık. Kurumun uygulayıcı programı bu on bir işlevi iki yıla yayıyor: ilk yılda konum alma, merkezlenme, sınırlar ve enerji yönetimi; ikinci yılda cinsiyet becerileri dahil öteki yedisi. Bu bölüm her işlevin ne olduğunu ve neden önemli olduğunu anlattı; bir işlevin kendi bedeninde nasıl yaşandığını bulmak, onunla güvenli bir çerçevede çalışmak ve bir başkasının bedeninde görebilmek ise eğitimin işi. Okuyarak bir işlevin adını öğrenebilirsin; onu tanımak için bir eğitmenin gözüne ve bir grubun aynasına ihtiyaç var.
Sonraki derse köprü
Bölüm Üç'ü bitirirken Bölüm Dört'e geçiyoruz: karakter yapıları. Bir gelişim döneminin temasına verilen cevaplar zamanla bir örüntüye yerleşebilir. Karakter yapısı ne demek ve neden bir tanı olarak değil, bir döneme verilmiş cevapların hikâyesi olarak okunmalı?
Anlamadığın bir yer mi var?
Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.