3.11
Kişiler arası temas örüntüleri
Yakınlaşma ve uzaklaşma alışkanlıklarını gözlemleyip temas örüntüsü kavramını açıklar.
Bodynamic Akademisi — Bölüm 3, On bir ego işlevi · 1.620 kelime · ≈ 7 dk okuma · 11 dk dinleme
Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Kişiler arası temas örüntüleri, Bodynamic'in ego işlevlerinin onuncusudur. Kurumun tarifinde yakınlaşmayı ve uzaklaşmayı, bir de uzanmak, tutmak, itmek ve bırakmak hareketlerini kapsar.
Bu dört hareket bebeklikte bedenle başlar ve yetişkinlikte ilişkilerin içinde sürer. Zamanla bazıları kolay, bazıları zor hâle gelir; bu alışkanlıkların bütünü bir insanın temas örüntüsüdür.
Hiçbir hareket tek başına iyi ya da kötü sayılmaz. İtmek bir ilişkiyi kesmeden yapılabilir, bırakmak bir bağı bitirmeden. Bir örüntüyü bir tanı gibi değil, fark edilebilen bir alışkanlık gibi okumak, onunla çalışmanın kapısını aralar.
Bahar geldiğinde Pakize Hanım İzmir otobüsüne bindi. Firdevs onu otogarda bekliyordu. Bu kez kollarını ilk açan Firdevs oldu; Pakize Hanım bir an durdu, sonra gülerek o kollara yürüdü.
Açılış sahnesi
Pakize Hanım elli yedi yaşında, Denizli'de emekli bir hemşire. Bir cumartesi sabahı otogarda bekliyor: lise yıllarından en yakın arkadaşı Firdevs, yirmi yıl sonra ilk kez İzmir'den onu görmeye geliyor. Otobüs perona yanaşıyor. Firdevs iner inmez Pakize Hanım iki adım öne çıkıyor, kollarını açıyor ve arkadaşına sarılıyor. Uzun bir süre bırakmıyor; Firdevs'in saçlarının kokusu hâlâ aynı.
Gün boyunca birlikte oluyorlar. Öğlen bir lokantada Firdevs, Pakize Hanım'ın elini masanın üstünde tutuyor ve eski günleri anlatıyor. Akşamüstü Firdevs bir teklif yapıyor: "Gel, bir hafta bende kal. Deniz kenarında yürürüz." Pakize Hanım'ın içinde bir çekilme oluyor. Torunlarına bakıyor, bahçesi var, yorgun. Elini yavaşça arkadaşının elinden çekiyor ve gülümsüyor: "Bu sefer olmaz Firdevs. Ama baharda gelirim."
Akşam otogarda vedalaşırken Firdevs otobüse binmek üzere. Pakize Hanım arkadaşının kolunu bir an daha tutuyor, sonra bırakıyor. Otobüs hareket ediyor; Pakize Hanım el sallıyor ve otobüs köşeyi dönene kadar perondan ayrılmıyor. Eve yürürken düşünüyor: bugün kaç kez yaklaştım, kaç kez uzaklaştım?
Bu derste ne olacak
On bir işlevin onuncusu kişiler arası temas örüntüleri. Kurumun bu işlevi yakınlaşma ve uzaklaşma ile dört hareket üzerinden tarif etmesine bakacağız: uzanmak, tutmak, itmek ve bırakmak. Bu dört hareketin bir yetişkinin ilişkilerinde nasıl alışkanlıklara dönüşebildiğini ve bu alışkanlıkları fark etmenin ne işe yaradığını konuşacağız. Ders bir gözlem göreviyle kapanıyor. Otogardaki iki arkadaş da, durum kutularındaki komşu, bakıcı ve baba da kurgusal.
Bu akademi eğitim amaçlıdır; tanı, tedavi ya da acil yardım sunmaz. Bu dersteki görev bir gözlem görevidir; istediğin an bırakabilirsin. Travma anılarını tek başına canlandırmaya çalışma. Yoğun korku, donakalma, gerçekdışılık, kendine zarar verme düşüncesi, göğüs ağrısı ya da nefes darlığı olursa dur ve bir uzmana başvur. Yakın ve ciddi bir tehlike varsa yüz on ikiyi ara.
Sıfır noktası
Halk oyunlarında bir halay halkası düşün. Halaycılar birbirinin elini, omzunu tutar. Halka bazen daralır, herkes birbirine yaklaşır; bazen genişler, eller gerilir. Halayın başı mendili sallar, öne çıkar, sonra geri çekilir. Halkaya yeni biri katılır, birisi ayrılır.
Halay bir hareketsizlik değil, sürekli bir yaklaşma ve uzaklaşmadır. İyi bir halayda kimse birini zorla tutmaz, kimse elini aniden çekmez. Eller yakınlaşır, uzaklaşır, yeniden buluşur; halka bütün bu hareketlerin içinde bir arada kalır.
Pakize Hanım'ın cumartesisi bir halay gibiydi: bir sarılma, bir el tutuşu, bir elin çekilmesi, bir bırakış.
Mekanizma
Kurumun tarifi
Onuncu işlevin kurum tarifinde iki katman var: bir yanda yakınlaşma ve uzaklaşma, öbür yanda dört temel hareket. Uzanmak ve tutmak, itmek, ki kurum bunu hayır demek olarak açıklar, ve bırakmak.
Bu dört hareketi akademinin başında, bir bebeğin psikomotor gelişimini anlatırken tanımıştık. Bir bebek bir şeye uzanır, onu kavrar, istemediğini iter ve sonunda bırakır. Bu ders aynı dört hareketin bir yetişkinin ilişkilerinde nasıl yaşadığına bakıyor. Bebeklikte bir oyuncakla, bir parmakla, bir kaşıkla başlayan hareketler, yetişkinlikte bir arkadaşla, bir eşle, bir işyerindeki ekip arkadaşıyla sürüyor.
Temas örüntüsü
İşlevin adındaki "örüntü" kelimesi önemli. Bir insan bu dört hareketi her gün defalarca yapar; ama zamanla bazı hareketler daha kolay, bazıları daha zor hâle gelir. Kimi insan kolayca uzanır ama tutmakta zorlanır; kimi tutar ama bırakamaz; kimi iter ama uzanamaz. Bu alışkanlıkların bütünü, bir insanın kendine özgü temas örüntüsünü oluşturur.
Pakize Hanım'ın günü dört hareketin dördünü de içeriyordu. Otogarda uzandı ve sarıldı; lokantada tutuldu; akşamüstü elini çekip bir teklifi geri çevirdi; otogarda arkadaşını bıraktı. Hiçbiri zor görünmüyordu; ama her birinin içinde küçük bir karar vardı.
Uzanmak
Uzanmak, birine doğru gitmektir: bir sarılma, bir telefon, bir davet, bir "nasılsın". Destek almak bir başkasından gelen şeyi içeri almaksa, uzanmak bunun öbür yönü: bir başkasına doğru hareket etmek.
Kimi insanlar için uzanmak kolaydır: yeni birini görünce hemen tanışır, bir arkadaşı özleyince hemen arar. Kimi için ise uzanmak bir risk gibi gelir: ya karşılık bulmazsa? Ya rahatsız edersem? Bu insanlar çoğu zaman başkalarının uzanmasını bekler.
Tutmak
Tutmak, uzandığın şeyi bir süre yanında taşımaktır: bir el tutuşu, bir dostluğun yıllarca sürmesi, bir sözün korunması. Tutmak bağlılığın hareketidir. Firdevs'in lokantada Pakize Hanım'ın elini tutması, yirmi yıllık bir dostluğun hâlâ sürdüğünün işaretiydi.
Tutmanın da iki ucu var. Hiç tutamayan biri ilişkilerin elinden kaydığını hisseder; kimse uzun süre yanında kalmaz. Her şeyi sıkı sıkı tutan biri ise bir ilişkinin değişmesine, büyümesine ya da bitmesine izin vermekte zorlanabilir.
İtmek
Kurum üçüncü hareketi itmek olarak adlandırır ve onu hayır demek olarak açıklar. Pakize Hanım'ın elini arkadaşının elinden yavaşça çekmesi ve "bu sefer olmaz" demesi, bir itmeydi; ama ilişkiyi itmedi, yalnız bir teklifi. Bir önceki derste kendini ortaya koymanın içindeki hayırdan söz etmiştik; burada aynı hayır bir yakınlığın içinde, bir dostun elini tutarken söyleniyordu.
İtmek kaba bir hareket gibi görünebilir; ama sağlıklı bir ilişkinin parçasıdır. Hiç itemeyen biri, istemediği yakınlıkları da kabul etmek zorunda kalır. Pakize Hanım'ın "ama baharda gelirim" demesi, itmenin bir yakınlığı kesmeden de yapılabildiğini gösteriyordu.
Bırakmak
Dördüncü hareket bırakmak. Bir sarılmanın sonu, bir telefonun kapanması, bir vedalaşma, bir ilişkinin bitmesi, bir çocuğun büyüyüp evden ayrılması. Bırakmak çoğu zaman en zor hareket olarak anılır; çünkü bir kaybı da içinde taşır.
Pakize Hanım otogarda arkadaşının kolunu bir an daha tuttu, sonra bıraktı. O bir an, tutmak ile bırakmak arasındaki geçişin bedendeki karşılığıydı. Bırakmak, tutulan şeyi yok etmek değildir; onun kendi yoluna gitmesine izin vermektir. Pakize Hanım arkadaşını bıraktı ama dostluğu bırakmadı.
Örüntüler nasıl oluşur
Bir insanın temas örüntüsünün nasıl oluştuğuna dair pek çok olasılık var. Bodynamic'in kuramı bu örüntülerin gelişim dönemlerinde, bedenin bu hareketleri öğrendiği yıllarda biçimlendiğini öne sürer; ama bir örüntüyü tek bir nedene bağlamak çoğu zaman yanıltıcı olur. Mizaç, aile kültürü, yaşanan kayıplar, bir dostluğun ya da bir evliliğin tarihi; hepsi bir insanın nasıl uzandığını ve nasıl bıraktığını etkiler.
Bu yüzden bu ders bir örüntüyü bir tanı gibi değil, bir alışkanlık gibi okumayı öneriyor. Bir alışkanlık fark edilebilir; fark edildiğinde de bazen değişebilir. Kudret Bey bir yıl boyunca uzanamadı; bir süt şişesi onu kapıya götürdü. İlhan bırakmakta zorlandı; ama kızına bir mesaj yazarak bırakmanın içinde yeni bir tutma yolu buldu.
Kaynaklardan okuma
Yaygın yanlışlar
Yaygın yanlış"Sağlıklı bir insan hep yakınlaşır."
Kurumun tarifi yakınlaşma kadar uzaklaşmayı da içeriyor. Pakize Hanım'ın elini çekmesi ve arkadaşını otogarda bırakması da temasın birer parçasıydı.
Yaygın yanlış"Hayır demek bir ilişkiyi iter."
Pakize Hanım bir teklifi itti, arkadaşını itmedi. Aysun'un gönüllüye söylediği söz de bir yakınlığı reddetmeden, onun biçimini değiştirdi.
Yaygın yanlış"Bırakmak kaybetmektir."
İlhan kızını yurt kapısında bıraktı ve akşam bir saat konuştular. Bırakmak, tutulan şeyin kendi yoluna gitmesine izin vermektir; ilişki çoğu zaman sürer.
Kendin dene
Aklında kalsın
Kişiler arası temas örüntüleri, Bodynamic'in ego işlevlerinin onuncusudur. Kurumun tarifinde yakınlaşmayı ve uzaklaşmayı, bir de uzanmak, tutmak, itmek ve bırakmak hareketlerini kapsar.
Bu dört hareket bebeklikte bedenle başlar ve yetişkinlikte ilişkilerin içinde sürer. Zamanla bazıları kolay, bazıları zor hâle gelir; bu alışkanlıkların bütünü bir insanın temas örüntüsüdür.
Hiçbir hareket tek başına iyi ya da kötü sayılmaz. İtmek bir ilişkiyi kesmeden yapılabilir, bırakmak bir bağı bitirmeden. Bir örüntüyü bir tanı gibi değil, fark edilebilen bir alışkanlık gibi okumak, onunla çalışmanın kapısını aralar.
Bahar geldiğinde Pakize Hanım İzmir otobüsüne bindi. Firdevs onu otogarda bekliyordu. Bu kez kollarını ilk açan Firdevs oldu; Pakize Hanım bir an durdu, sonra gülerek o kollara yürüdü.
Sınıfta
Kişiler arası temas örüntüleri, uygulayıcı programının ikinci yılında yer alan işlevlerden. Bu ders dört hareketi ve onların yetişkin ilişkilerindeki yerini adlandırdı. Ama bir başkasına uzanırken bedeninin nerede durakladığını, bir eli tutarken ya da bırakırken içinde ne olduğunu fark etmek, ancak gerçek bir başkasıyla, bir eğitmenin gözlemi altında ve bir grubun içinde mümkün oluyor. Bu dersin görevi o fark etmenin kâğıttaki bir izi; geri kalanı bir başkasının karşısında, sınıfta yaşanır.
Sonraki derse köprü
Pakize Hanım ile Firdevs'in dostluğu iki kadının, iki farklı hayatın içinde sürdü. Bir sonraki ders on bir işlevin sonuncusuna ayrılıyor: cinsiyet ve cinsiyet becerileri. Kendi cinsiyetimizi ve cinsiyet rollerimizi nasıl deneyimliyoruz ve bu işlev kapsayıcı bir dille nasıl düşünülebilir?
Anlamadığın bir yer mi var?
Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.