İçeriğe geç

3.10

Kendini ifade ve ortaya koyma

Hayır demeden önce bedeninde olanları gözlemleyip kendini ortaya koymanın rollerle ilişkisini açıklar.

Bodynamic Akademisi — Bölüm 3, On bir ego işlevi · 1.620 kelime · ≈ 7 dk okuma · 11 dk dinleme

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Kendini ifade ve ortaya koyma, Bodynamic'in ego işlevlerinin dokuzuncusudur. Kurumun tarifinde ileri itkiyi ve yön duygusunu kapsar: bir insanın kendini dışarıya doğru hareket ettirebilmesini ve bu hareketin yönünü bilmesini.

Bir hayırdan hemen önce bedende bir şey kıpırdar ve çoğu zaman alışkanlık olmuş bir cevap dilin ucunda bekler. Bu anı fark etmek, alışkanlık cevabın yerine kendi cevabını koyabilmenin kapısını aralar.

Kendini ortaya koymak her rolde aynı kolaylıkta değildir; her ilişkinin kendi ağırlığı vardır. Ve kendini ifade etmek yalnız hayır demek değildir: bir isteği söylemek, bir şarkı söylemek, bir yöne adım atmak da birer ileri itkidir.

Pazar sabahı Rukiye annesini aradı. "Anne, bu pazar gelemiyoruz, çok yorgunum. Gelecek pazar gelelim mi?" Annesi bir an sustu, sonra "olur kızım, dinlen" dedi. Rukiye telefonu kapatıp kızıyla birlikte pijamalarıyla kahvaltı hazırladı.

Açılış sahnesi

Rukiye otuz dört yaşında, Kahramanmaraş'ta bir diş kliniğinde asistan. Bir perşembe akşamüstü saat beşte son hasta çıkarken diş hekimi kapıdan sesleniyor: "Rukiye, bir hasta daha geliyor, ağrısı var. Kalabilir misin?" Bu hafta üçüncü kez. Rukiye'nin kızının okulunda saat altıda bir gösteri var; kızı haftalardır provalarına çalışıyor.

Rukiye bir an olduğu yerde kalıyor. Boğazında bir düğüm, yüzünde bir sıcaklık. Elleri önlüğünün ceplerine giriyor, sonra çıkıyor. Ağzından bir "tabii" çıkmak üzere; dilinin ucunda bekliyor. Sonra bir nefes alıp ayaklarının yere bastığını hissediyor ve doktora dönüyor: "Bu akşam kalamam. Kızımın okul gösterisi var. Yarın sabah erkenden gelebilirim." Doktor bir an duruyor, sonra başını sallıyor: "Haklısın, ben hallederim."

Akşam gösteriden sonra annesi telefonda pazar öğlen yemeğine gelmelerini istiyor. Rukiye bütün hafta yorgun; pazarı evde geçirmek istiyor. Ama annesine "olur anne" diyor. Kapattıktan sonra fark ediyor: doktora söyleyebildiği şeyi annesine söyleyemedi. Aynı akşam kızı yatmadan önce bir çizgi film daha istediğinde ise "hayır, yatma saati" demek hiç zor gelmiyor.

Bu derste ne olacak

On bir işlevin dokuzuncusu kendini ifade ve ortaya koyma. İleri itki ve yön duygusu diye özetlenen tarife, bir "hayır"dan hemen önce bedende neler olabildiğine, kendini ortaya koymanın neden her rolde aynı kolaylıkta olmadığına ve kendini ifade etmenin yalnız hayır demekten ibaret olmadığına bakacağız. Dersin sonundaki görev bir hafta boyunca yapılacak küçük bir dikkat. Rukiye ve örneklerdeki öteki kişiler kurgusal.

Bu akademi eğitim amaçlıdır; tanı, tedavi ya da acil yardım sunmaz. Bu dersteki görev bir gözlem görevidir; istediğin an bırakabilirsin. Travma anılarını tek başına canlandırmaya çalışma. Yoğun korku, donakalma, gerçekdışılık, kendine zarar verme düşüncesi, göğüs ağrısı ya da nefes darlığı olursa dur ve bir uzmana başvur. Yakın ve ciddi bir tehlike varsa yüz on ikiyi ara.

Sıfır noktası

Bir nehrin akıntısına karşı kürek çeken bir kayıkçıyı düşün. Kayığın bir yönü var; kayıkçı nereye gitmek istediğini biliyor. Akıntı onu başka bir yöne itiyor; kayıkçı küreklere asılıyor ve kayık yavaş yavaş, ama kendi yönünde ilerliyor.

Bazen akıntı çok güçlüdür ve kayıkçı bir süre akıntıyla gitmeyi seçer; kayığı kıyıya yanaştırır, bekler. Bazen de akıntı zayıftır ve kayık kolayca ilerler. Kayıkçının becerisi, her zaman akıntıya karşı koymak değil, nereye gitmek istediğini bilmek ve o yöne ne zaman, ne kadar güçle kürek çekeceğini seçebilmektir.

Rukiye'nin perşembe akşamı bir nehirde geçti: klinikte küreklere asıldı, telefonda akıntıyla gitti.

Mekanizma

Kurumun tarifi

Listede dokuzuncu sırada duran işlevin adı iki parçalı: kendini ifade ve kendini ortaya koyma. Kurum onu ileri itki ve yön duygusu olarak tarif eder. Tarifin iki parçası birbirini tamamlıyor: ileri itki, bir şeye doğru hareket etme gücü; yön duygusu ise o hareketin nereye gittiğini bilmek.

İrade dönemini anlatırken kendini ortaya koyan konumu tanımıştık: bütün gücünü kullanırken başkalarını gözetebilmek. Bu işlev o konumla akraba görünüyor ama ondan daha geniş. Burada söz konusu olan bir dönemin çözümü değil, bir yetişkinin her gün kullandığı bir beceri: bir isteği söylemek, bir fikri savunmak, bir yöne doğru adım atmak, gerektiğinde hayır demek.

Hayır'dan hemen önce

Rukiye'nin klinikteki birkaç saniyesi bu işlevin en çıplak anlarından biriydi: bir "hayır"ın hemen öncesi. O anda bedeninde pek çok şey oldu. Boğazında bir düğüm, yüzünde bir sıcaklık, ceplerine giren eller. Ve dilinin ucunda bekleyen bir "tabii".

Bu an birçok insan için tanıdık. Bir istek geldiğinde, cevap verilmeden önce bedende bir şey kıpırdar. Kimilerinde bu bir sıkışmadır, kimilerinde bir sıcaklık, kimilerinde bir donma. Ve çoğu zaman, bu anın içinde, alışkanlık olmuş bir cevap hazır bekler: "tabii", "olur", "sorun değil".

Rukiye'nin farkı, bu anın içinde bir nefes alıp ayaklarını hissetmesiydi. Alışkanlık cevabı dilinin ucunda bekletti ve yerine kendi cevabını koydu. Bu, bir yön duygusunun işe karıştığı andı: Rukiye o akşam nereye gitmek istediğini biliyordu.

Roller ve kendini ortaya koymak

Rukiye'nin akşamında ikinci bir ders saklıydı. Aynı insan, aynı gün, üç farklı rolde üç farklı kolaylıkla kendini ortaya koydu. Klinikte bir çalışan olarak hayır diyebildi; telefonda bir evlat olarak diyemedi; evde bir anne olarak hiç zorlanmadı.

Bu fark çok yaygındır. Kimi insan işyerinde rahatlıkla itiraz eder ama annesine hayır diyemez. Kimi çocuklarına sınır koyar ama patronunun karşısında susar. Kimi arkadaşlarına içini döker ama eşine bir isteğini söyleyemez. Kendini ortaya koymak bir kişilik özelliği gibi her yerde aynı biçimde görünmez; her rolün, her ilişkinin kendi geçmişi ve kendi ağırlığı vardır.

Merkezlenmeyi anlatırken rollerin içinde kendinden bir şey taşıyabilmekten söz etmiştik. Kendini ortaya koymak, o taşıdığın şeyi o rolün içinde söyleyebilmek gibi düşünülebilir. Rukiye bir evlat olarak da Rukiye'ydi; ama o rolün içinde kendi yorgunluğunu söylemek ona henüz kolay gelmiyordu.

İleri itki ve yön

Kurumun tarifindeki iki kelime, ileri itki ve yön duygusu, kendini ortaya koymanın yalnız hayır demek olmadığını gösteriyor. Hayır, bir şeyi geri itmektir; ama ileri itki bir şeye doğru gitmektir. Bir isteği söylemek, bir fikri ortaya atmak, bir projeye başlamak, bir yere başvurmak, bir şarkı söylemek; bunların hepsi bir ileri itkidir.

Yön duygusu ise bu itkinin nereye gittiğini bilmektir. İtkisi olan ama yönü olmayan biri bir yerden bir yere savrulabilir; yönü olan ama itkisi olmayan biri ise nereye gitmek istediğini bildiği hâlde yerinden kıpırdayamaz. İkisi bir arada olduğunda, kayıkçı kendi yönünde kürek çeker.

Kendini ifade etmenin bedeli ve değeri

Kendini ortaya koymanın her zaman bir bedeli olabilir. Doğan'ın müteahhide karşı çıkması işini riske atabilirdi. Rukiye'nin doktora hayır demesi bir kırgınlık yaratabilirdi. Bu bedeller gerçek; kendini ortaya koymak bazen bir ilişkiyi, bir işi, bir kolaylığı tehlikeye atar.

Ama kendini hiç ortaya koymamanın da bir bedeli var. Gücünü hep başkaları için kullanan biri bir gün yorulur ve öfkesi çoğu zaman yanlış bir yere taşınır. Kendi yönünü hiç söylemeyen biri, bir gün kendini başkalarının yönünde, istemediği bir yerde bulabilir.

Kaynaklardan okuma

Yaygın yanlışlar

Yaygın yanlış"Kendini ortaya koymak hayır demekle eş anlamlıdır."
Doğrusu

Tarif bir geri itmeden çok bir ileri itkiden söz ediyor. Yiğit'in türküsü de Meral Hanım'ın çarşamba isteği de birer kendini ortaya koymaydı; hiçbiri bir hayırla başlamadı.

Yaygın yanlış"Kendini ortaya koyabilen biri her yerde koyar."
Doğrusu

Rukiye aynı akşam doktora hayır diyebildi, annesine diyemedi, kızına hiç zorlanmadan dedi. Her rolün kendi geçmişi ve ağırlığı vardır.

Yaygın yanlış"Hayır demekte zorlanan biri zayıftır."
Doğrusu

Doğan bir işverenin karşısında konuştu, Rukiye annesinin karşısında sustu; ikisi de güçlü insanlardı. Zorluk çoğu zaman bir kişiden çok bir ilişkinin ve bir anın ağırlığından gelir.

Kendin dene

Aklında kalsın

Kendini ifade ve ortaya koyma, Bodynamic'in ego işlevlerinin dokuzuncusudur. Kurumun tarifinde ileri itkiyi ve yön duygusunu kapsar: bir insanın kendini dışarıya doğru hareket ettirebilmesini ve bu hareketin yönünü bilmesini.

Bir hayırdan hemen önce bedende bir şey kıpırdar ve çoğu zaman alışkanlık olmuş bir cevap dilin ucunda bekler. Bu anı fark etmek, alışkanlık cevabın yerine kendi cevabını koyabilmenin kapısını aralar.

Kendini ortaya koymak her rolde aynı kolaylıkta değildir; her ilişkinin kendi ağırlığı vardır. Ve kendini ifade etmek yalnız hayır demek değildir: bir isteği söylemek, bir şarkı söylemek, bir yöne adım atmak da birer ileri itkidir.

Pazar sabahı Rukiye annesini aradı. "Anne, bu pazar gelemiyoruz, çok yorgunum. Gelecek pazar gelelim mi?" Annesi bir an sustu, sonra "olur kızım, dinlen" dedi. Rukiye telefonu kapatıp kızıyla birlikte pijamalarıyla kahvaltı hazırladı.

Sınıfta

Kendini ortaya koyma, uygulayıcı programında ikinci yıla konmuş işlevlerden biri. Bu ders bir hayırdan önceki anı, rollerin ağırlığını ve ileri itki ile yön duygusunu adlandırdı. Ama bir isteğe cevap vermeden önce bedeninde ne olduğunu, bir hayırı söylerken sesinin nerede kısılıp nerede güçlendiğini ve bir yöne adım atarken nerede durduğunu bulmak, kâğıt üzerinde değil, gerçek bir karşılaşmada, eğitmenin gözetiminde ve diğer katılımcıların arasında daha görünür hâle geliyor.

Sonraki derse köprü

Rukiye'nin aynı akşam üç farklı insanla üç farklı cevabı, yakınlaşmanın ve uzaklaşmanın da kişiden kişiye değiştiğini gösteriyordu. Bir sonraki ders bu yakınlaşma ve uzaklaşma alışkanlıklarına ayrılıyor: kişiler arası temas örüntüleri. Birine uzanırken, bir şeyi tutarken, iterken ve bırakırken hangi alışkanlıklarımız var?

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.