İçeriğe geç

2.9

Toplantıda erimek

Bir yetişkinin toplantıda kendi fikrini kaybetme anını özerklik temasıyla ilişkilendirir ve bu ilişkinin bir tanı olmadığını söyler.

Bodynamic Akademisi — Bölüm 2, Özerklik · 1.615 kelime · Özerklik · ≈ 7 dk okuma · 11 dk dinleme

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Bir iş toplantısı özerklik döneminin sorusunu yetişkin hayatında yeniden açar: kendi isteğimle hareket ederken bağlı kalabilir miyim?

Bodynamic'e göre bu dönemin erken konumunda kişi kendi isteğini bırakır ve geride sessiz bir iç boşluk kalır; fikir grubun içinde erir. Geç konumda ise kişi durmadan konu değiştirir ve yardımı kabul edemez. Sağlıklı konum, duygusal özerklik, kendi isteğini bilmek ile yardımı kabul edip başkasını izleyebilmeyi birleştirir.

Bu okuma bir tanı değildir. Toplantıda susmanın ve çok konuşmanın arkasında hiyerarşi, işyeri kültürü ve yakın geçmiş de durabilir.

Ertesi pazartesi Burcu toplantıya girmeden önce defterinin ilk sayfasına tek bir cümle yazdı. Toplantının ortasında o sayfayı açtı ve cümleyi yüksek sesle okudu. Müdür bir süre düşündü, sonra iki fikrin birleştirilebileceğini söyledi. Serdar masanın öbür ucundan Burcu'ya gülümsedi.

Açılış sahnesi

İzmit'te bir otomotiv yan sanayi fabrikasında pazartesi sabahı planlama toplantısı. Burcu otuz dört yaşında, üretim planlama mühendisi. Hafta sonu bir fikir üzerinde çalışmış: vardiya değişimlerinde kaybolan yarım saati geri kazanmak için malzeme hazırlığını bir önceki vardiyaya kaydırmak. Notları defterinde, toplantıya bu fikirle giriyor.

Toplantı başlıyor. Üretim müdürü bir öneri getiriyor; Burcu'nun fikrinin neredeyse tersi. Bir başkası müdürü destekliyor. Burcu defterine bakıyor, bir şey söylemek için nefes alıyor, sonra başını sallıyor. Konuşma ilerledikçe kendi fikri ona daha az önemli, daha az emin görünüyor. Toplantının sonunda müdür herkese tek tek soruyor ve Burcu "Bence de bu iyi bir yol" diyor. Odadan çıkarken ne düşündüğünü hatırlamakta zorlanıyor.

Aynı toplantıda bakım şefi Serdar ise hiç susmuyor. Bir konudan ötekine atlıyor; bir makine arızasından bütçeye, bütçeden yeni gelen stajyerlere geçiyor. Müdür ona bir noktada "Bu bakım planını birlikte çıkaralım mı, sana bir mühendis vereyim" dediğinde Serdar elini sallıyor: "Gerek yok, hallederim." Ve hemen başka bir konuya geçiyor.

Öğle yemeğinde Burcu ile Serdar aynı masaya oturuyor. Serdar ona dönüp soruyor: "Senin bir fikrin vardı galiba, toplantıdan önce bahsetmiştin?" Burcu bir an duraksıyor. "Vardı," diyor. "Bir yerde kayboldu."

Bu derste ne olacak

Bu ders özerklik modülünü kapatıyor ve dönemin temasını bir iş toplantısında arıyor. Bir insanın kendi fikrini başkalarının fikirleri arasında kaybetmesini ve tersine, kimsenin yardımını kabul etmeden durmadan konu değiştirmesini Bodynamic'in özerklik dönemine dair söyledikleriyle okuyacağız. Bu okumanın bir tanı olmadığını, toplantılarda susmanın ya da çok konuşmanın başka nedenleri olabileceğini de konuşacağız. Burcu, Serdar ve fabrikadaki herkes bu ders için uydurulmuş kurgusal kişiler.

Sıfır noktası

Bir bardak suya bir küp şeker attığını düşün. Şeker suya değdiği anda erimeye başlar. Kenarları yumuşar, şekli kaybolur, birkaç dakika sonra şeker artık görünmez; suyun içine karışmıştır. Su biraz tatlanmıştır ama şekerin kendisinden bir iz kalmaz.

Bir buz parçası ise suya atıldığında başka türlü davranır. O da erir ama yavaş; bir süre şeklini korur, suyun üstünde yüzer, bardağın içinde ayrı bir parça olarak durur. En sonunda o da erir.

Bir toplantı odası bazen bu bardağa benzer. Bir insanın fikri, ortamın içinde şeker gibi hızla erir ya da buz gibi bir süre ayrı durup sonra kaybolur. Bodynamic'in özerklik dönemine dair söyledikleri, bir fikrin neden bazen erimeden kalabildiğine ve neden bazen eriyip gittiğine dair bir okuma sunar.

Mekanizma

Toplantı neden özerklik temasını açar

Özerklik döneminin çocukluktaki sorusu şuydu: kendi isteğimle hareket ederken bağlı kalabilir miyim? Bir iş toplantısı, bu soruyu yetişkin hayatında en sık yeniden açan ortamlardan biridir. Bir yanda kişinin kendi fikri, kendi yönü, kendi önerisi var. Öbür yanda bir grup, bir hiyerarşi, bir ortak karar ihtiyacı. Kişi hem kendi yolunda gitmek hem de gruba bağlı kalmak zorunda.

Burcu'nun sabahı, kendi fikrinin grubun fikirleri arasında eridiği bir sabahtı. Serdar'ın sabahı ise başka bir yoldan aynı soruya verilmiş bir cevaptı.

Erken konum: fikrin erimesi

Kurumun özerklik dönemine ayırdığı sayfa, bu dönemin erken konumunu kişinin istemeyi ve içinden gelen kıpırtıları bırakması olarak anlatır ve bu konumun iç deneyimini bir boşluk olarak adlandırır. Bir önceki derste bu boşluğu tanımıştık.

Burcu'nun "bir yerde kayboldu" cümlesi bu tarife yakın bir yerde duruyor. Fikir yok olmamıştı; defterinde yazılıydı. Ama toplantı ilerledikçe fikre olan bağı zayıfladı, sesi kısıldı ve sonunda başkasının fikrine "evet" dedi. Sonra da ne düşündüğünü hatırlamakta zorlandı. İçinde bir fikrin olduğu yerde bir sessizlik kaldı.

Geç konum: durmadan hareket etmek

Aynı sayfa bu dönemin geç konumunu başka bir biçimde tarif eder: kişi konuyu sık ve ani biçimde değiştirir, yardım isteyemez ya da gelen yardımı kabul edemez. Konum bu yüzden sözlü etkinlik değiştiren diye adlandırılır.

Serdar'ın toplantıdaki hâli bu tarife yakın görünüyor. Bir konudan ötekine atlaması, bir yerde durup birinin onunla birlikte bir şey yapmasına fırsat vermiyordu. Müdürün yardım teklifini elini sallayarak geri çevirmesi de aynı örüntünün bir parçası olabilir. Serdar'ın hareketi bir özerklik görüntüsü veriyor; ama sağlıklı konumun tarifine göre özerklik, yardımı kabul edebilmeyi de içerir.

Bodynamic bu iki konumu birbirinin tersi gibi görür ama ikisi de aynı soruya cevaptır. Burcu kendi yönünden vazgeçerek gruba bağlı kaldı. Serdar ise kimsenin ona yaklaşmasına izin vermeyerek kendi yönünü korudu. İkisi de o sabah hem kendi yolunda gidip hem bağlı kalmayı başaramadı.

Sağlıklı konum: duygusal özerklik

Kurumun sayfası bu dönemin sağlıklı konumuna duygusal olarak özerk adını verir ve onu iki parçalı bir beceri olarak anlatır. Bu konumdaki kişi içinden gelen isteği tanıyıp onun peşinden gidebilir. Aynı zamanda yardımı kabul edebilir ve gerektiğinde bir başkasını izleyebilir.

Bir toplantıda duygusal özerklik nasıl görünür? Belki şöyle: kişi kendi fikrini söyler, sonra başkalarının fikirlerini dinler, gerekirse kendi fikrinden vazgeçer ama bunu bir erime olarak değil bir seçim olarak yapar. Başkasının fikrini izlemek ile kendi fikrini kaybetmek aynı şey sayılmaz. Birincisinde kişi kendi pusulasını elinde tutarak bir başka yöne gitmeyi seçer; ikincisinde pusula elinden düşmüştür. Toplantı bittiğinde kendi fikrini hâlâ hatırlayabilen biri için o fikir erimemiş, yalnızca bir süre beklemeye alınmıştır.

Tanı değil

Bu okuma bir tanı değildir. Bir toplantıda susmanın ve fikrini söylememenin arkasında başka güçler de iş başındadır. Hiyerarşi, bir yöneticinin tavrı, işyerinde sesini duyurmanın bedelinin ağır olduğu bir kültür, kadınların ve gençlerin sözünün kolayca kesildiği ortamlar, ikinci bir dilde çalışmak ya da bir konuda gerçekten emin olmamak. Çok konuşmanın ve yardım reddetmenin de benzer nedenleri vardır: bir işyerinde yardım istemenin zayıflık sayılması, iş güvencesi kaygısı, yorgunluk.

Kuramın katkısı, bütün bu gerçek nedenlerin yanına küçük bir olasılık eklemektir: bu örüntünün içinde, kendi isteğiyle hareket ederken bağlı kalmaya dair çok eski bir öğrenme de yankılanıyor olabilir. Bu olasılığın kişi için geçerli olup olmadığını ancak kişinin kendisi bilebilir.

Kaynaklardan okuma

Yaygın yanlışlar

Yaygın yanlış"Toplantıda susan herkes özerklik döneminde bir şey yaşamış biridir."
Doğrusu

Emirhan'ın hikâyesi gibi, sessizliğin yakın geçmişten, işyeri kültüründen ya da hiyerarşiden gelen nedenleri olabilir. Bodynamic'in okuması bir olasılık ekler, bir hüküm vermez.

Yaygın yanlış"Çok konuşan ve yardım istemeyen biri gerçekten özerktir."
Doğrusu

Sağlıklı konumun tarifinde yardımı kabul edebilmek ve gerektiğinde başkasını izleyebilmek de vardır. Serdar'ın hareketliliği bir bağımsızlık görüntüsü verse de bir yakınlaşmayı engelliyor olabilir.

Yaygın yanlış"Başkasının fikrine katılmak her zaman kendi fikrini kaybetmektir."
Doğrusu

Duygusal özerklikte kişi başkasının fikrini izlemeyi seçebilir. Fark, bunun bir erime mi yoksa bir seçim mi olduğundadır.

Kendin dene

Aklında kalsın

Bir iş toplantısı özerklik döneminin sorusunu yetişkin hayatında yeniden açar: kendi isteğimle hareket ederken bağlı kalabilir miyim?

Bodynamic'e göre bu dönemin erken konumunda kişi kendi isteğini bırakır ve geride sessiz bir iç boşluk kalır; fikir grubun içinde erir. Geç konumda ise kişi durmadan konu değiştirir ve yardımı kabul edemez. Sağlıklı konum, duygusal özerklik, kendi isteğini bilmek ile yardımı kabul edip başkasını izleyebilmeyi birleştirir.

Bu okuma bir tanı değildir. Toplantıda susmanın ve çok konuşmanın arkasında hiyerarşi, işyeri kültürü ve yakın geçmiş de durabilir.

Ertesi pazartesi Burcu toplantıya girmeden önce defterinin ilk sayfasına tek bir cümle yazdı. Toplantının ortasında o sayfayı açtı ve cümleyi yüksek sesle okudu. Müdür bir süre düşündü, sonra iki fikrin birleştirilebileceğini söyledi. Serdar masanın öbür ucundan Burcu'ya gülümsedi.

Sınıfta

Bir toplantıda bir fikrin nasıl eridiğini fark etmek, olguyu, duyguyu ve yorumu birbirinden ayırabilmeyi gerektirir. Bodynamic'in bu ayırma için kullandığı Bodyknot aracı, kurumun uygulayıcı programının ilk yılının başlıkları arasında yer alıyor. Aracın bir insanla birlikte nasıl kullanıldığı ve bir düğümün hangi öğelere ayrıldığı yüz yüze ve gözetim altında öğreniliyor. Burada Burcu'nun sabahını okumayı denedik; kendi toplantı odanızdaki düğümleri bir eğitmenle birlikte çözmeyi öğrenmek ise sınıfa ait.

Sonraki derse köprü

Özerklik modülü burada bitiyor. Gelecek derste dördüncü döneme, irade dönemine geçiyoruz ve bir iki yaşının en sevdiği cümleyle açıyoruz: "Ben yapacağım!" Bir çocuk gücünü ilk kez kullanmaya başladığında neler olur ve bir yetişkin bu güce nasıl eşlik edebilir?

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.