2.7
İlk adımlar, ilk uzaklaşma
Ada ile Deniz’in bir parkta keşfe çıkıp geri dönme sahnesinde özerklik temasının neyle ilgili olduğunu anlatır.
Bodynamic Akademisi — Bölüm 2, Özerklik · 1.619 kelime · Özerklik · ≈ 7 dk okuma · 11 dk dinleme
Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Bodynamic'in üçüncü gelişim dönemi yaklaşık sekizinci aydan iki buçuk yaşa uzanır. Teması çocuğun hızla gelişen hareket becerileriyle dünyayı keşfetmesi ve kendi dürtülerine göre davranmaya başlamasıdır.
Bu dönemde keşif, gitmek ve dönmek biçiminde yaşanır. Uzaklaşabilmek için bakılacak bir yüz gerekir. Dönemin özü kendi başına yapabilmek için yardıma ihtiyaç duymaktır ve sağlıklı konumdaki kişi hem kendi yolunda gidebilir hem de yardımı kabul edebilir.
Bodynamic'e göre bu dönemde, yaklaşık sekizinci aydan itibaren, bireysel ben de belirginleşmeye başlar: çocuk ebeveyninden ayrı, kendi isteği olan bir kişi olarak var olmayı dener.
Gece yatmadan önce Ada, Hülya'nın salonundan aldığı minderi bırakmak istemedi. Burak minderi ertesi gün geri götüreceklerini söyledi. Ada başını salladı, minderi kucakladı ve koridora son bir kez bakıp uyudu.
Açılış sahnesi
Eylül başında bir pazar akşamı, iki dairenin kapısı açık. Kemal ile Burak koridorda iki tabure çekmiş, çay içiyor. Selin mutfakta, Hülya salonda.
On sekiz aylık Ada kendi kapılarının eşiğinde durmuş, karşı daireye bakıyor. Sonra bir karar verir gibi koridora adım atıyor. Babasının dizinin yanından geçip karşı kapının eşiğine kadar yürüyor ve orada duruyor. Geri dönüp babasına bakıyor. Burak gülümseyip başını sallıyor. Ada içeri giriyor, Hülya'nın salonunda bir minderi alıyor, minderle birlikte koridora dönüyor, babasına gösteriyor ve yeniden karşıya gidiyor. Akşam boyunca bu yolculuk beş altı kez tekrarlanıyor.
Hülya'nın salonunda on üç aylık Deniz annesinin tekerlekli sandalyesinin kenarına tutunmuş, ayakta. Kemal kapıdan içeri girip birkaç adım ötede çömeliyor ve kollarını açıyor. Deniz önce bir parmağını, sonra bütün elini sandalyeden çekiyor; gövdesi ileri geri dalgalanıyor ve sonunda iki eli de boşta kalıyor. Bir adım, iki adım, üçüncüde dizlerinin üstüne düşüyor. Bir an annesine dönüp bakıyor. Hülya gülüyor: "Hadi, baban orada." Deniz yeniden kalkıyor ve bu kez babasının kollarına kadar dört adım atıyor.
Bu derste ne olacak
Bu dersle üçüncü gelişim dönemine, özerklik dönemine geçiyoruz. Dönemin temasını keşfe çıkmak ve geri dönmek üzerinden göreceğiz. Bir çocuğun aynı anda hem kendi başına yapmak hem de yardım almak istemesinin neden bu dönemin özü olduğunu, Bodynamic'in bu yaşlarda başladığını söylediği bireysel ben katmanını ve dönemin konumlarını konuşacağız. Ada, Deniz, aileleri ve dersteki bütün öteki kişiler kurgusal.
Sıfır noktası
Bir limandan ilk kez açılan küçük bir tekneyi düşün. Kaptan ilk gün çok uzağa gitmez. Limanın ağzına kadar gider, dönüp liman fenerine bakar, sonra biraz daha açılır. Fener yerinde durdukça kaptan her seferinde biraz daha uzağa gidebilir. Bir gün ufkun ötesine geçer ama yine de fenerin orada olduğunu bilir.
Fener kaptana yol göstermez, onu durdurmaz da. Yalnız orada durur. Teknenin denize açılabilmesi, fenerin yerinden kıpırdamamasına bağlıdır.
Özerklik döneminde çocuk o küçük tekne, ebeveyn ise fenerdir. Ada'nın her koridor yolculuğundan sonra babasına dönüp bakması, kaptanın fenere bakmasıydı.
Mekanizma
Dönemin teması
Kurumun üçüncü döneme ayırdığı sayfaya göre özerklik dönemi sekizinci aydan iki buçuk yaşa uzanır. Sayfa bu dönemi, çocuğun psikomotor becerilerinde bir patlama yaşayarak dünyayı keşfettiği dönem olarak anlatır. Emeklemek, ayakta durmak, yürümek, tırmanmak; her yeni beceri dünyanın yeni bir köşesini açar.
Bu dönem ihtiyaç döneminin ortasında başlar ve onunla bir süre birlikte yürür. Ada on sekiz aylıkken hem istemeyi ve almayı öğreniyor, hem de koridorun karşısına yürüyebiliyordu. Önceki temalar yeni tema geldiğinde kaybolmuyor; yeni tema onların üstüne ekleniyor.
Kurumun sayfası bu döneme ait bir başka beceriye de dikkat çeker: duyguları ve etkinlikleri birbirinden ayırt edebilmek. Küçük bir çocuk düşünelim; elindeki oyuncak kırılmış ve çocuk üzgün. Bir süre ağlıyor, sonra kırık oyuncağı bir kenara koyup başka bir oyuna geçiyor. Üzüntü hâlâ orada ama oyun da devam edebiliyor. Bir duygunun bütün günü kaplaması gerekmediğini, bir yandan hissedip bir yandan bir şey yapılabildiğini öğrenmek, özerklik döneminin sessiz kazanımlarından biri. Bu ayrım yetişkinlikte de işe yarar: üzgün bir günde bile işine gidebilmek ya da yorgun bir akşamda çocuğuyla oynayabilmek.
Gitmek ve dönmek
Ada'nın koridor yolculuklarında dikkat çeken şey uzaklaşma kadar dönüştü. Ada her seferinde karşı kapının eşiğinde durdu ve babasına baktı. Burak'ın gülümsemesi ona bir şey söyledi: gidebilirsin, buradayım. Ada içeri girdi, bir minder aldı ve geri döndü; aldığı şeyi babasına gösterdi. Keşif, dönüp paylaşılınca tamamlandı.
Deniz'in ilk adımları da aynı yapıyı taşıyordu. Düştüğünde annesine baktı ve Hülya'nın gülüşü bir izin oldu. Deniz kalktı ve bu sefer daha uzağa yürüdü. İki çocuk iki ayrı yerde, iki ayrı yaşta aynı şeyi yaşadı: uzaklaşabilmek için bakılacak bir yüz gerekiyordu.
Kendim yapayım, ama yardım et
Sayfada sayılan küçük temalardan birinin ifadesi ilk okumada şaşırtır: bir şeyi kendi başına yapabilmek için yardıma ihtiyaç duymak. Bu ilk bakışta bir çelişki gibi görünür. Ama özerklik döneminin özü tam olarak bu çelişkide yatar.
Bir çocuk ayakkabısını kendisi giymek ister ama bağcığı bağlayamaz. Bardaktan kendisi içmek ister ama bardağı tutmak için bir elin desteğine ihtiyaç duyar. Merdiveni kendisi çıkmak ister ama arkasında bir yetişkinin durduğunu bilmek ister. Özerklik yalnız olmak demek değildir; kendi isteğiyle hareket ederken desteği de alabilmektir.
Deniz'in ilk adımları bunun bir örneğiydi. Yürüyen Deniz'di; ama sandalyenin kenarı, babasının açık kolları ve annesinin gülüşü olmadan o dört adım atılamazdı.
Bireysel ben
Bodynamic'in ben yönlerini anlatan sayfası, kişinin benliğinin farklı katmanlardan oluştuğunu ve bunların farklı zamanlarda belirginleştiğini anlatır. Sayfaya göre bu katmanlardan biri olan bireysel ben, yaklaşık sekizinci aydan başlayarak, çocuğun ebeveyninden ayrışıp ayrı bir birey olarak belirmeye başlamasıyla birlikte gelişir.
Bu katman özerklik döneminin başlangıcıyla aynı zamana denk gelir. Ada'nın koridorun karşısına yürürken yaşadığı şey yalnız bir yürüyüş değildi; babasından ayrı bir yerde, kendi seçtiği bir minderle, kendi küçük kararını veren bir kişi olarak var olmanın ilk denemelerinden biriydi.
Dönemin konumları
Kurumun dönem sayfası bu dönemin konumlarına da ad verir ve adlar diğer dönemlerden biraz farklıdır. Erken konumun adı sözsüz etkinlik değiştiren konumdur. Sayfaya göre bu konumda kişi kendi isteklerinden ve dürtülerinden vazgeçer ve içinde bir boşluk hisseder. Geç konumun adı sözlü etkinlik değiştiren konumdur; bu konumda kişi konuyu sık ve ani biçimde değiştirir, yardım isteyemez ya da gelen yardımı kabul edemez.
Sağlıklı konumun adı ise duygusal olarak özerk konumdur. Sayfaya göre bu konumdaki kişi kendi dürtülerini sezip onlara göre davranabilir; aynı zamanda yardımı kabul edebilir ve gerektiğinde bir başkasını izleyebilir. Burada da özerklik yalnızlıkla aynı şey sayılmaz: hem kendi yolunda gidebilmek, hem de bir başkasının yolunu izleyebilmek.
Bu adlar, önceki dönemlerde olduğu gibi, yetişkin örüntülerini anlatmak için kullanılır. Ada'nın koridor yolculukları ya da Deniz'in düşüp kalkması hiçbir konumun habercisi sayılmaz. Özerklik döneminin konumlarını bir yetişkinin hayatında nasıl görebileceğimizi bu modülün son dersinde konuşacağız.
Kaynaklardan okuma
Yaygın yanlışlar
Yaygın yanlış"Özerk bir çocuk kimseye ihtiyaç duymayan çocuktur."
Sağlıklı konumun tarifi, kendi dürtülerine göre davranabilmenin yanında yardımı kabul edebilmeyi ve gerektiğinde bir başkasını izleyebilmeyi de içerir. Özerklik yalnızlıkla aynı anlama gelmez.
Yaygın yanlış"Çocuğu korumanın en iyi yolu onun hiç uzaklaşmasına izin vermemektir."
Hayriye Hanım'ın hikâyesi, sürekli tutulan bir çocuğun keşfi bırakabildiğini gösteriyor. Bodynamic'e göre çocuğun uzaklaşabilmesi için yerinde duran ve bakılınca gülümseyen bir yetişkin gerekir.
Yaygın yanlış"Kendim yapayım diyen çocuk yardım istemiyordur."
Elvan'ın gözlemi gibi, aynı çocuk aynı gün içinde hem "ben" diyebilir hem kollarını uzatabilir. Bu dönemin özü, kendi başına yapabilmek için yardıma ihtiyaç duymaktır.
Kendin dene
Aklında kalsın
Bodynamic'in üçüncü gelişim dönemi yaklaşık sekizinci aydan iki buçuk yaşa uzanır. Teması çocuğun hızla gelişen hareket becerileriyle dünyayı keşfetmesi ve kendi dürtülerine göre davranmaya başlamasıdır.
Bu dönemde keşif, gitmek ve dönmek biçiminde yaşanır. Uzaklaşabilmek için bakılacak bir yüz gerekir. Dönemin özü kendi başına yapabilmek için yardıma ihtiyaç duymaktır ve sağlıklı konumdaki kişi hem kendi yolunda gidebilir hem de yardımı kabul edebilir.
Bodynamic'e göre bu dönemde, yaklaşık sekizinci aydan itibaren, bireysel ben de belirginleşmeye başlar: çocuk ebeveyninden ayrı, kendi isteği olan bir kişi olarak var olmayı dener.
Gece yatmadan önce Ada, Hülya'nın salonundan aldığı minderi bırakmak istemedi. Burak minderi ertesi gün geri götüreceklerini söyledi. Ada başını salladı, minderi kucakladı ve koridora son bir kez bakıp uyudu.
Sınıfta
Özerklik teması yalnız terapistleri ilgilendiren bir konu değil. Bodynamic International'ın çevrim içi temel eğitim oturumunun tanıtımı, hedef kitle arasında terapistlerin yanında ebeveynleri, öğretmenleri ve eğitmenleri de sayıyor. Yani bir çocuğun gidip dönmesine nasıl eşlik edileceği, yüz yüze eğitimde konuşulan konuların doğal bir parçası. Bu temanın bir yetişkinin kendi hayatında ve bir çocukla ilişkisinde nasıl çalışıldığı, yüz yüze ve bir eğitmenin gözetiminde öğreniliyor. Bu ders fenerin neden yerinde durması gerektiğini anlattı; o fener olmayı öğrenmek ise sınıfta mümkün.
Sonraki derse köprü
Ada'nın koridor yolculuklarında bir şey daha vardı: her seferinde bir şey seçiyordu, bir minder, bir oyuncak, bir yön. Gelecek derste bu seçimlerin arkasındaki şeye, çocuğun kendi isteğine bakıyoruz. Kendi isteğine giden yol nasıl açılır ve bir yetişkinin cevabı bu yolu nasıl güçlendirebilir ya da daraltabilir?
Anlamadığın bir yer mi var?
Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.