İçeriğe geç

2.6

“Bana bir şey lazım değil”

Bir yetişkinin yardım istememe örüntüsünü ihtiyaç temasıyla ilişkilendirir ve aynı davranışın başka nedenleri olabileceğini de sayar.

Bodynamic Akademisi — Bölüm 2, İhtiyaç · 1.622 kelime · İhtiyaç · ≈ 7 dk okuma · 11 dk dinleme

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

"Bana bir şey lazım değil" cümlesi iki farklı yerden gelebilir: ihtiyacı tanımamaktan ya da ihtiyacı bilip söyleyememekten. Bodynamic ikincisini ihtiyaç döneminin geç konumu, güvensiz konum olarak anlatır.

Bu konumda kişi çoğu zaman onurunu korumayı seçer ve başkalarından vazgeçer. Kendi kendine yetmek gerçek bir güçtür; ama gelen yardımı alamamak da onun bedeli olabilir. Sağlıklı konum, doyabilen konum, hem kendi kendine yetebilmeyi hem de gerektiğinde alabilmeyi içerir.

Aynı cümlenin kültür, kuşak ve hayat deneyimi gibi pek çok başka nedeni olabilir ve Bodynamic'in okuması bunların yerine geçmez. Değişim çoğu zaman küçük bir istekle başlar.

Bir sonraki cumartesi Reşat Usta pazardan dönerken apartmanın girişinde Sabahattin Bey'i gördü. Bu kez ağzını açmadan filelerden birini ona uzattı. İkisi merdivenleri birlikte, konuşmadan çıktılar. Reşat Usta kapıyı açarken "Çay içer misin?" diye sordu.

Açılış sahnesi

Reşat Usta altmış bir yaşında, Kastamonu'da otuz yıldır elektrikçilik yapıyor. Üç hafta önce kalp ameliyatı oldu ve doktoru ona iki ay boyunca ağır bir şey kaldırmamasını söyledi. Bir cumartesi sabahı pazardan dönerken iki elinde birer file dolusu sebze var. Apartmanın girişinde komşusu Sabahattin Bey onu görüyor ve hemen yanına koşuyor: "Usta, ver şunları, ben çıkarırım."

Reşat Usta filelerden birini bile bırakmıyor. "Yok yok, bana bir şey lazım değil," diyor ve merdivenleri tek tek çıkmaya başlıyor. İkinci katın sahanlığında duruyor, nefesleniyor, sonra devam ediyor. Sabahattin Bey arkasından bakıyor, ne yapacağını bilemiyor.

Akşam İstanbul'da yaşayan kızı Elif telefon ediyor. "Baba, bir şeye ihtiyacın var mı? Hafta sonu geleyim mi?" Reşat Usta yine aynı cümleyi söylüyor. Telefonu kapattıktan sonra bir süre mutfakta, el değmemiş sebzelerin önünde oturuyor. Yemek yapacak gücü yok. Ama kimseyi aramıyor.

Bu derste ne olacak

Bu ders ihtiyaç modülünü kapatıyor ve dönemin temasını bir yetişkinin bugününde arıyor. "Bana bir şey lazım değil" cümlesinin arkasında iki farklı şey olabileceğini, bu dönemin geç konumunun ne anlattığını ve kendi kendine yetmenin hem bir güç hem bir bedel olabileceğini göreceğiz. Aynı cümlenin kültürden, yaştan ve hayat deneyiminden gelen başka nedenlerini de konuşacağız. Reşat Usta, ailesi ve komşuları, dersteki bütün kişiler gibi, kurgusal.

Sıfır noktası

Bir ağacın köklerini düşün. Bazı ağaçlar suyu bulmak için köklerini derinlere salar. Kurak bir yamaçta büyümüş bir ağaç, yağmura güvenmemeyi öğrenmiştir; bütün suyunu kendi kökleriyle, yerin altından bulur. Bu ağaç bir kuraklıkta bile ayakta kalır ve bu onun gücüdür.

Ama aynı ağacın üstüne bir gün bol bir yağmur yağdığında bir şey olur: ağaç yağmuru pek alamaz. Kökleri derinde; yüzeydeki suya uzanmayı hiç öğrenmemiştir. Ağacın en büyük gücü, ona gelen bir armağanı kabul edemeyişinin de nedeni olmuştur.

Reşat Usta'nın filelerini bırakmaması bu ağaca benzer. Yıllarca kendi kökleriyle su bulmuş biri, kendisine uzatılan bir eli nasıl alacağını bilemeyebilir.

Mekanizma

Bir cümle, iki ayrı şey

Reşat Usta'nın cümlesi iki çok farklı yerden gelebilir. Bir kişi bu cümleyi gerçekten bir ihtiyaç hissetmediği için söyleyebilir; ihtiyacını tanımakta zorlanır, karşısındakinin ne istediğini kendi isteğinin yerine koyar. Bir başkası ise aynı cümleyi ihtiyacını çok iyi bildiği hâlde söyler; ama ihtiyacını dile getirmek ona katlanılmaz gelir.

Bodynamic'in ihtiyaç dönemine dair kuramı bu iki yolu iki ayrı konum olarak anlatır. Bir önceki iki derste ilkine, umutsuz adı verilen erken konuma değinmiştik. Bu derste ikincisine, geç konuma bakıyoruz.

Reşat Usta'nın hâli ikinci yola daha yakın. Merdivenlerde nefeslendiğinde bedeninin ne istediğini biliyordu. Akşam mutfakta otururken aç olduğunu da biliyordu. Ama bu bilgiyi bir istek cümlesine çeviremedi.

Geç konum: bilmek ama istememek

Kurumun ihtiyaç dönemi sayfası bu dönemin geç konumuna güvensiz adını verir. Sayfanın bu konuma yüklediği iç ses, ihtiyacını söylemek zorunda kalmayı zaten bir kayıp gibi yaşayan bir sestir: ihtiyacım fark edilmeden dile getirilmek zorundaysa, artık bir anlamı kalmamıştır.

Bodynamic'in genel kuramı bu konuma bir anlam daha katar. Kurumun yayımladığı bir yazıda, geç konumun kişinin onurunu korumaya çalışıp başkalarından vazgeçtiği bir yer olarak da tarif edildiği görülür. Akademinin ilk bölümünde onur ile karşılıklı bağ arasındaki gerilimi konuşmuştuk. Güvensiz konumdaki kişi bu gerilimde çoğu zaman onuru seçer: kimseye muhtaç olmamak, kendi ayakları üzerinde durmak. Bedeli ise yalnızlıktır.

Bir güç olarak kendi kendine yetmek

Bodynamic bu konumu bir kusur olarak görmez. Kendi kendine yetebilmek gerçek bir güçtür. Reşat Usta otuz yıl boyunca kimseye muhtaç olmadan bir dükkân işletti, bir aile geçindirdi, sayısız evin elektriğini onardı. Gülten Hanım bir hastanenin en zor anlarında ayakta kalan kişi oldu.

Bodynamic'in sağlıklı konum için verdiği ad doyabilen konumdur ve bu ad bir şeyi açıkça söyler: sağlıklı olan, ihtiyacını sezip ona göre davranabilmektir. Kendi kendine yetmek bu becerinin bir parçasıdır; öbür parçası almayı bilmektir. Doyabilen bir insan kendi ihtiyacını kendisi karşılayabildiği gibi, gerektiğinde bir başkasından da alabilir.

Reşat Usta'nın ve Gülten Hanım'ın zorluğu, güçlerinin yıllardır tek bir yönde kullanılmaya alışmış olmasından geliyor. Kurak yamaçtaki ağaç gibi, yağmuru almayı unutmuş olabilirler.

Kültür ve "yük olmamak"

Bu ders bir tanı vermiyor ve bu cümleyi kuran herkesi güvensiz konuma yerleştirmiyor. Aynı cümlenin arkasında başka hikâyeler de durabilir.

Bazı kültürlerde, Türkiye'nin pek çok yerinde de, kimseye yük olmamak derin bir değerdir. Yaşlılar çocuklarının hayatını zorlaştırmak istemez. Erkekler, özellikle belli bir kuşaktan erkekler, yardım istemeyi bir zayıflık gibi görmeyi öğrenmiş olabilir. Bazı insanlar daha önce yardım istediklerinde hayal kırıklığına uğramış ya da istedikleri yardımın karşılığını ağır bir biçimde ödemişlerdir. Bir hastalıktan yeni çıkmış biri ise bağımsızlığını kaybetmekten korkuyor olabilir.

Bodynamic'in okuması bu nedenlerin yerine geçmez. Kültürün, kuşağın ve yaşanmış hayatın kendi ağırlığı vardır; bir insanın davranışını yalnız çocukluğuna bağlamak, onun hayatının geri kalanını yok saymak olur. Yalnız bunların yanına bir soru ekler: bu cümlenin içinde, çok eskiden işe yaramış bir korunma da yankılanıyor olabilir mi? Bu sorunun cevabını dışarıdan biri veremez.

Küçük istekler

Bodynamic'in kaynak odaklı bakışı burada da yol gösterir. Güvensiz konumdan doyabilen konuma giden yol büyük bir dönüşümle başlamaz; çoğu zaman çok küçük bir istekle başlar. Bir komşunun file taşımasına izin vermek, bir arkadaştan bir akşam yemek yapmasını istemek, bir meslektaşın bir nöbeti almasını kabul etmek.

Bu küçük istekler ilk seferlerde garip, hatta utandırıcı gelebilir. Kendi kökleriyle su bulmaya alışmış bir ağaç için yağmuru almak yeni bir beceridir. Ama her küçük alış, bir sonrakini biraz daha kolaylaştırır.

İstemenin bir yanı da çoğu zaman gözden kaçar: istemek karşıdaki insana da bir şey verir. Sabahattin Bey filelerden birini taşımak istediğinde aslında komşuluğunu, yakınlığını sunuyordu. Elif hafta sonu gelmeyi önerdiğinde babasına bir yer açıyordu. Bir yardımı kabul etmek, o yakınlığı da kabul etmek demektir; karşılıklı bağın iki yönlü bir yol olduğunu hatırlatır.

Kaynaklardan okuma

Yaygın yanlışlar

Yaygın yanlış"Yardım istemeyen herkes çocukluğunda ihtiyacı karşılanmamış biridir."
Doğrusu

Yardım istememenin arkasında kültür, kuşak, hayat deneyimi, hatta sevgi durabilir. Saniye Hanım'ın reddi bir korunmadan çok torununu koruma isteğinden geliyordu.

Yaygın yanlış"Kendi kendine yetmek bir sorundur."
Doğrusu

Bodynamic bu beceriyi bir güç sayar. Sorun yetebilmek değil, yalnız bu yolla yaşamaya alışmak ve gelen yardımı alamamaktır.

Yaygın yanlış"Güvensiz konumdaki biri istemediği için yardım almamalıdır."
Doğrusu

Bir kişinin ilk cevabı "lazım değil" olabilir; bu her zaman son cevabı değildir. Bir yardımı ısrarla dayatmak yerine kapıyı açık tutmak, Sabahattin Bey'in ya da Elif'in yapabileceği şeydir.

Kendin dene

Aklında kalsın

"Bana bir şey lazım değil" cümlesi iki farklı yerden gelebilir: ihtiyacı tanımamaktan ya da ihtiyacı bilip söyleyememekten. Bodynamic ikincisini ihtiyaç döneminin geç konumu, güvensiz konum olarak anlatır.

Bu konumda kişi çoğu zaman onurunu korumayı seçer ve başkalarından vazgeçer. Kendi kendine yetmek gerçek bir güçtür; ama gelen yardımı alamamak da onun bedeli olabilir. Sağlıklı konum, doyabilen konum, hem kendi kendine yetebilmeyi hem de gerektiğinde alabilmeyi içerir.

Aynı cümlenin kültür, kuşak ve hayat deneyimi gibi pek çok başka nedeni olabilir ve Bodynamic'in okuması bunların yerine geçmez. Değişim çoğu zaman küçük bir istekle başlar.

Bir sonraki cumartesi Reşat Usta pazardan dönerken apartmanın girişinde Sabahattin Bey'i gördü. Bu kez ağzını açmadan filelerden birini ona uzattı. İkisi merdivenleri birlikte, konuşmadan çıktılar. Reşat Usta kapıyı açarken "Çay içer misin?" diye sordu.

Sınıfta

Yardım istemek ve almak, bir grubun içinde öğrenilen şeylerdir. Bodynamic International'ın temel eğitimi bir yıla yayılan yirmi günden oluşuyor; yani katılımcı aynı grupla aylar boyunca, tekrar tekrar bir araya geliyor. Böyle uzun soluklu bir grupta "ben hallederim" diyen biri, bu cümleyi kurduğu anları başkalarının gözü önünde fark etme ve küçük isteklerle yeni bir yol deneme fırsatı bulabiliyor. Bu ders ihtiyaç döneminin yetişkindeki izini adlandırdı; o izle güvenli bir grubun içinde çalışmak ise yüz yüze eğitimin işi.

Sonraki derse köprü

İhtiyaç modülü burada bitiyor. Gelecek derste üçüncü döneme, özerklik dönemine geçiyoruz ve yine iki çocuğumuzun, Karşıyaka'daki apartmanın koridorundan açıyoruz. İlk adımlar, ilk uzaklaşma: bir çocuk ebeveyninden ilk kez kendi ayaklarıyla uzaklaştığında ne yaşar ve neden geri dönüp bakar?

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.