İçeriğe geç

2.4

İstemek ve almak

Ada ile Deniz’in ağlamaya verilen cevaplarla ilgili iki sahnesini karşılaştırıp istemek ile almak arasındaki ilişkiyi açıklar.

Bodynamic Akademisi — Bölüm 2, İhtiyaç · 1.606 kelime · İhtiyaç · ≈ 7 dk okuma · 11 dk dinleme

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Bodynamic'in ikinci gelişim dönemi yaklaşık birinci aydan on sekizinci aya uzanır. Teması temel ihtiyaçların bir ilişki içinde karşılanması ve bebeğin bu karşılanmalar sayesinde kendi kendini düzenlemeye başlamasıdır.

Bu dönemi üç adımlı bir alışveriş gibi düşünebiliriz: istemek, almak ve doyunca durmak. Almak, istediğini almaktır; bir ihtiyacın doğru okunması ve okunamadığında yeniden denenmesi bu dönemin özüdür.

Dönemin konumları umutsuz, güvensiz ve doyabilen diye adlandırılır. Bodynamic'in sitesi birleşmeyi, yani kendi ihtiyacını karşısındakininkinde eritmeyi, erken konumla ilişkilendirir ve onu bir kusur değil eski bir korunma olarak görür.

Ertesi sabah Burak, Ada'yı kucağına aldığında önce onun ağzına baktı. Dişeti hâlâ şişti. Biberonu masada bırakıp buzdolabından soğuk bir diş kaşıyıcı çıkardı. Ada onu iki eliyle kavradı ve bir saat boyunca keyifle kemirdi.

Açılış sahnesi

Aralık ortası, öğleden sonra. Hülya evdeki çalışma masasında bir müşterinin logosunu bitirmeye çalışıyor; teslim saati yarım saat sonra. Yanındaki beşikte dört aylık Deniz uyanıyor ve önce kısa, kesik sesler çıkarıyor. Ses giderek yükseliyor, yumrukları ağzına gidiyor.

Hülya bir an ekrana, bir an beşiğe bakıyor. Sonra bilgisayarı kapatıyor, Deniz'i kucağına alıp besliyor. Deniz önce açgözlü bir hızla emiyor, sonra yavaşlıyor, en sonunda başını çevirip yüzünü annesinin göğsüne gömüyor. Hülya bir kez daha denemiyor. Deniz'i omzuna kaldırıyor ve bir süre öyle oturuyorlar. Logo yarım saat gecikiyor.

Karşı dairede dokuz aylık Ada bütün öğleden sonra huysuz. Burak onu aç sanıyor; biberonu hazırlıyor, Ada iki yudum alıp itiyor ve daha çok ağlıyor. Burak biberonu yeniden ağzına götürüyor, Ada yine itiyor. Burak bir mama kabı hazırlıyor, Ada ona da yüzünü çeviriyor. Akşam Selin eve geldiğinde Ada'nın ağzına parmağını sürüyor ve dişetinin şiştiğini fark ediyor. "Aç değil," diyor, "dişi çıkıyor."

Bu derste ne olacak

Bu dersle ikinci gelişim dönemine, ihtiyaç dönemine geçiyoruz. Dönemin temasını istemek, almak ve doymak üzerinden göreceğiz. Bir bebeğin kendi ritimlerini nasıl kurmaya başladığını, bir ihtiyacın doğru okunmasının neden önemli olduğunu ve bu dönemin konumlarını konuşacağız. İki bebek, aileleri ve dersteki öteki kişiler kurgusal.

Sıfır noktası

Bir lokantada garsonla müşteri arasındaki ilişkiyi düşün. İyi bir garson önce müşterinin ne istediğini sorar. Getirdiği yemeği masaya koyar ve müşteri yerken onu rahat bırakır. Tabak boşalınca bir şey daha isteyip istemediğini sorar; müşteri "yeter, teşekkürler" derse ısrar etmez.

Kötü bir garson iki yoldan biriyle başarısız olur. Biri hiç gelmez; müşteri sipariş vermek için el kaldırır, bekler, bir süre sonra el kaldırmayı bırakır. Öbürü ise her şeyi bildiğini sanar; sorulmadan getirir, müşteri yeter dese de tabağı doldurmaya devam eder.

İhtiyaç döneminin teması bu üç adımlı bir alışverişe benzer: istemek, almak ve doyunca durmak. Her adım hem bebeğe hem de ona bakan yetişkine aittir.

Mekanizma

Dönemin teması

Kurumun ikinci döneme ayırdığı sayfaya göre ihtiyaç dönemi birinci aydan on sekizinci aya uzanır. Bodynamic'in kaynakları arasında bu dönemin başlangıcını doğumun kendisi olarak veren metinler de var; aralıklar burada da kesin sınırlar sayılmaz. Sayfaya göre dönemin teması bebeğin temel ihtiyaçlarının ebeveynle ilişki içinde karşılanmasıdır ve bu karşılanma kendi kendini düzenlemenin başlangıcına götürür.

Bu tanımdaki iki ifade özellikle önemli. Birincisi ilişki içinde: bir bebek ihtiyacını tek başına karşılayamaz, bir başkasının cevabına ihtiyaç duyar. İkincisi kendi kendini düzenleme: karşılanan ihtiyaçlar zamanla bebeğin kendi içinde bir düzen kurmasına yardım eder. Bebek önce dışarıdan karşılanır, sonra yavaş yavaş kendini de karşılamayı öğrenir.

İstemek, almak, doymak

Deniz'in öğleden sonrası bu üç adımın tam bir resmiydi. Kısa seslerle başlayan bir istek giderek yükseldi; Hülya cevap verdi ve Deniz aldı. Sonra bir şey oldu: Deniz yavaşladı, başını çevirdi ve yüzünü annesinin göğsüne gömdü. Bu bir doyma işaretiydi ve Hülya onu duydu.

Üçüncü adım çoğu zaman en az fark edilendir. Bir bebeği beslemek görünür bir iştir; bebeğin doyduğunu fark edip durmak ise daha incedir. Kurumun dönem sayfası sağlıklı konumu tam da bu inceliğe bağlar: kişi kendi ihtiyacını sezebilir ve ona göre davranabilir; doyduğunda doyduğunu bilir ve durabilir.

Kendi ritmini kurmak

Sayfanın saydığı küçük temaların başında kendi ritimlerini kurmak gelir: uyku ve uyanıklığın, açlık ve tokluğun kendine özgü bir düzeni. Bunun yanında sayfada evet ve hayır demeye başlamak, kelimeleri nesnelere ve duygulara bağlamak ve vermek ile almak arasındaki dengeyi kurmak da yer alır.

Bu temalar on sekiz aylık bir süreye yayılır ve birbirinin içine geçer. Dört aylık Deniz henüz evet ya da hayır diyemez ama başını çevirerek bir hayır söyleyebilir. On sekiz aylık bir çocuk ise artık "su" diyebilir, "yok" diyebilir, eline aldığı oyuncağı annesine uzatıp geri alabilir. İhtiyaç dönemi bu gelişimin, bedenle söylenen bir istekten kelimelerle söylenen bir isteğe doğru uzanan yoludur.

Doğru ihtiyacı görmek

Ada'nın öğleden sonrası başka bir şeyi gösteriyordu. Ada istiyordu, Burak cevap veriyordu, ama cevap isteğe uymuyordu. Ada'nın ihtiyacı açlık değil dişetindeki ağrıydı. Burak'ın biberonu ne kadar sevgiyle uzatılsa da Ada'nın istediği şeyi karşılamıyordu ve Ada her seferinde daha yüksek sesle ağlıyordu.

Bu sahne ihtiyaç döneminin ince bir yanını gösteriyor: almak, istediğini almaktır. Bir bebeğe bir şey vermek, onun ihtiyacını karşılamakla her zaman aynı anlama gelmez. Bu dönemde Bodynamic'in önemsediği şey, bebeğin isteğinin olabildiğince doğru okunması ve okunamadığında yeniden denenmesidir. Hiçbir ebeveyn her isteği doğru okumaz; Burak da okuyamadı. Ama Selin akşam yeni bir şey denedi ve bu yeni deneme Ada'ya ulaştı.

Dönemin konumları

Bodynamic'in sayfası bu dönemin üç konumunu da adlandırır. Bir önceki bölümde bu konumlara kısaca değinmiştik; burada başka bir yönden bakalım.

Erken konumun adı umutsuz konumdur. Bu konumda kişi kendi ihtiyacını tanımakta zorlanır; karşısındakinin memnuniyeti kendi ihtiyacının yerine geçer. Geç konumun adı güvensiz konumdur. Burada kişi ihtiyacını bilir ama onu dile getirmek zorunda kalmayı bir yenilgi gibi yaşar; ihtiyacı söylenmeden anlaşılmazsa artık anlamı kalmamış gibidir. Sağlıklı konumun adı ise doyabilen konumdur: kişi ihtiyacını sezer, ister, alır ve doyduğunda durabilir.

Bu adlar bir yetişkinin örüntüsünü tarif etmek için kullanılır. Deniz'in başını çevirmesi ya da Ada'nın biberonu itmesi bir konuma işaret etmez; ikisi de o anda gerçek bir şeyi söylüyordu.

Bir savunma: birleşmek

Kurumun yöntem sayfası, savunma biçimlerini konumlarla eşlerken ihtiyaç döneminin erken konumuna birleşmeyi bağlar. Birleşme, kişinin kendi ihtiyacını karşısındakinin ihtiyacının içinde eritmesidir: onun istediği benim istediğimdir, onun memnuniyeti benim doymamdır.

Bodynamic bu savunmayı bir kusur saymaz. Çocukluktaki bir ilişkide ihtiyacını karşısındakinin ihtiyacıyla birleştirmek, bağı korumanın en güvenli yolu olmuş olabilir. Songül'ün "istemem gerektiğini unutuyorum" cümlesi, belki çok eskiden işe yaramış bir korunmanın bugünkü sesidir.

Kaynaklardan okuma

Yaygın yanlışlar

Yaygın yanlış"Bebeğin her ağlaması açlıktır."
Doğrusu

Ada'nın diş ağrısı gibi, bir ağlamanın arkasında pek çok farklı ihtiyaç olabilir. Gökhan'ın defteri, ağlamaların zamanla ayırt edilebildiğini gösteriyor.

Yaygın yanlış"İyi beslenen bebek, tabağını bitiren bebektir."
Doğrusu

Kurumun sağlıklı konum tarifi doyduğunda durabilmektir. Nebahat Hanım'ın hikâyesi, bebeğin doyma işaretine saygı göstermenin de karşılamanın bir parçası olduğunu hatırlatıyor.

Yaygın yanlış"Kendi ihtiyacını söylemeyen insan alçakgönüllüdür ve bu her zaman bir erdemdir."
Doğrusu

Alçakgönüllülük bir değer olabilir. Ama Songül'ün hikâyesindeki gibi istemenin tümden unutulması, Bodynamic'in gözünde bir zamanlar işe yaramış ama bugün dar gelen bir örüntü olabilir.

Kendin dene

Aklında kalsın

Bodynamic'in ikinci gelişim dönemi yaklaşık birinci aydan on sekizinci aya uzanır. Teması temel ihtiyaçların bir ilişki içinde karşılanması ve bebeğin bu karşılanmalar sayesinde kendi kendini düzenlemeye başlamasıdır.

Bu dönemi üç adımlı bir alışveriş gibi düşünebiliriz: istemek, almak ve doyunca durmak. Almak, istediğini almaktır; bir ihtiyacın doğru okunması ve okunamadığında yeniden denenmesi bu dönemin özüdür.

Dönemin konumları umutsuz, güvensiz ve doyabilen diye adlandırılır. Bodynamic'in sitesi birleşmeyi, yani kendi ihtiyacını karşısındakininkinde eritmeyi, erken konumla ilişkilendirir ve onu bir kusur değil eski bir korunma olarak görür.

Ertesi sabah Burak, Ada'yı kucağına aldığında önce onun ağzına baktı. Dişeti hâlâ şişti. Biberonu masada bırakıp buzdolabından soğuk bir diş kaşıyıcı çıkardı. Ada onu iki eliyle kavradı ve bir saat boyunca keyifle kemirdi.

Sınıfta

İhtiyaç dönemi, Bodynamic'in temel eğitiminde ele alınan yedi fazdan biri ve bu fazın yetişkinlerdeki izleri eğitimin içinde konuşulan konular arasında. Kurumun tanıtımında temel eğitimin konuları arasında gelişimsel travma ve beden okuma da sayılıyor; yani bir dönemin teması yalnız bir kuram olarak değil, bir yetişkinin bugünkü bedeninde ve ilişkilerinde nasıl göründüğüyle birlikte öğretiliyor. İstemek, almak ve doymak döngüsünü bir başkasında okumak ve bu döngüye eşlik etmek, eğitmenin gözetiminde denenerek kazanılan bir beceri. Bu derste döngünün adını koyduk; onu bir insanla birlikte çalışmayı ise sınıf öğretiyor.

Sonraki derse köprü

İhtiyaç döneminde bebek ihtiyacını önce sesle, sonra hareketle göstermeye başlar. Gelecek derste bu hareketlerin en önemlilerinden birine, uzanan ele bakıyoruz: bir bebeğin uzanışı ihtiyacını nasıl taşır ve o uzanışın bir karşılık bulması neden önemlidir?

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.