İçeriğe geç

2.22

On iki yaşında iki çocuk

Ada ile Deniz’in on iki yıllık yolunu yedi dönem üzerinden karşılaştırıp aynı olayların neden farklı izler bıraktığını açıklar.

Bodynamic Akademisi — Bölüm 2, Yedi dönem bir arada · 1.735 kelime · Yedi dönem bir arada · ≈ 8 dk okuma · 12 dk dinleme

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Yedi dönem gebeliğin ikinci üç ayından on iki yaş civarına uzanır ve birbiriyle örtüşür. Tek bir olay birden fazla dönemin temasına aynı anda dokunabilir.

Aynı olaylar iki çocukta farklı izler bırakır. Bunun nedeni mizaç, zamanlama, ilişki ve şanstır; "doğru" ya da "yanlış" ebeveyn değil. Kurumun anlatısı yeterince iyi bir ortamdan söz eder; yeterince iyi olmak, kaçırdığını fark edip geri dönebilmektir.

Kuram bir yazgı çizelgesi gibi okunmamalı. Tek bir sahneden bir konum çıkmaz ve bu akademi Ada ile Deniz'in yetişkin hâllerini göstermez. Dönemler bir yetişkinin kendi bugününü okuyabilmesi için bir dildir.

O gece Ada kutuyu Nadide babaanneye geri verirken bir fotoğrafı kendine istedi: koridorda, yan yana emekleyen iki bebek. Babaanne fotoğrafın arkasına bir tarih yazıp verdi. Ada onu yeni okul çantasının iç cebine koydu.

Açılış sahnesi

Ağustos sonu, Deniz'in on ikinci doğum günü. İki dairenin arasındaki koridor yine kalabalık: Selin ile Burak, Hülya ile Kemal, on yaşındaki Can, memleketten iki günlüğüne gelen Nadide babaanne. Pasta kesildikten sonra Ada ile Deniz merdivenin basamaklarına oturuyor; yıllar önce ikisinin de emeklediği, ilk adımlarını attığı aynı koridorun ucunda.

Nadide babaanne bir kutu fotoğraf getirmiş. Ada fotoğrafları tek tek alıp bakıyor: Hülya'nın sandalyesinde, annesinin göğsünde uyuyan bir bebek; bir pazar yerinde arabasını iten bir yürümeye yeni başlamış çocuk; elinde kocaman bir vinç resmi olan bir kreş çocuğu. "Bu sensin," diyor Ada, "hep bir şeyi tutuyorsun." Deniz bir fotoğrafı gösteriyor: perdenin önünde, eski bir etekle dönen dört yaşında bir kız. "Bu da sen. O gün perdenin arkasında uyumuşsun, annem anlatmıştı."

İkisi bir süre fotoğraflara bakıyor. Sonra Ada, Deniz'e eylülde başlayacak yeni okulunu soruyor; Deniz ona yeni ekibini. Kemal koridordan sesleniyor; Deniz ayağa kalkıp gidiyor, merdivenin başında dönüp Ada'ya el sallıyor. Ada fotoğrafları kutuya geri koyuyor, en üste perdenin önündeki kızı.

Bu derste ne olacak

Yedi dönemi yirmi bir derste tek tek gezdik. Bu ders bölümün son dersi ve bir geriye bakış: iki çocuğu doğum günü merdiveninde buluşturuyor ve on iki yıllarını dönemler üzerinden kısa bir zaman çizgisinde izliyoruz. Asıl soru şu: aynı mahallede, aynı koridorda, kimi zaman aynı sınıfta yaşanan olaylar iki çocukta neden farklı izler bıraktı? Ve gelişim kuramı neden bir yazgı gibi okunmamalı? Ada, Deniz ve iki aile kurgusal; ama bu ders onlarla geçirdiğimiz bütün dersleri bir araya getiriyor.

Sıfır noktası

İki ağacın aynı bahçede, birkaç adım arayla dikildiğini düşün. İkisi de aynı yağmuru alıyor, aynı rüzgârda eğiliyor, aynı kışı geçiriyor. Ama biri biraz daha gölgede, öteki biraz daha güneşte. Birinin kökü bir taşa denk gelmiş, ötekinin kökü yumuşak toprağa. Biri dikildiği yıl kurak bir yaz geçirmiş, öteki yağışlı bir bahar.

On iki yıl sonra iki ağaç birbirinden ayrılmıştır. Birinin gövdesi bir yöne kıvrılmış, ötekinin dalları geniş yayılmış. Ama ikisi de ayakta, ikisi de yeşil, ikisi de büyümeye devam ediyor. Gövdenin kıvrımı ağacın o taşın etrafından nasıl dolandığının hikâyesidir; bir kusurdan çok bir yol.

Ada ile Deniz aynı bahçedeki iki ağaç gibiydi.

Mekanizma

Bir zaman çizgisi

Kurumun dönem anlatısı yedi dönemi gebeliğin ikinci üç ayından on iki yaş civarına kadar uzatır ve dönemlerin birbiriyle örtüştüğünü söyler. Ada ile Deniz'in on iki yılını bu dönemler üzerinden kısaca hatırlayalım.

Var olma döneminde Ada'nın ilk banyosu bir çığlıkla başlamış, babasının avuçları ve annesinin ılık suyuyla yatışmıştı; Deniz annesinin göğsünde, tekerlekli sandalyenin ritmiyle sallanıyordu. İhtiyaç döneminde Deniz doyduğunda başını çeviriyor ve annesi bunu görüyordu; Ada'nın diş ağrısı ise bir süre açlık sanılmıştı. Özerklik döneminde Ada koridordaki her eşikte babasına bakarak uzaklaştı; Deniz annesinin sandalyesini bırakıp babasına ilk adımlarını attı.

İrade döneminde Ada sürahiyi bırakmadı ve masayı su bastı; Deniz asansör düğmesine kendisi bastı. Sevgi ve cinsellik döneminde Ada teyzesine kalpler çizdi, bir dansı kalabalıkta kayboldu; Deniz'in kartı açıldı ve okundu. Görüş döneminde Deniz sınıfta ilk kalkan el oldu, Ada fikrini önce akşam yemeğinde söyledi; bir başka gün Deniz'in örümcek fikri gülüşmeyle karşılandı. Dayanışma ve performans döneminde Ada horon halkasının ucunda yer buldu, bir başarının arkadaşlığını sınadığı bir kışı geçirdi; Deniz bir kulübenin düğümcüsü oldu, bir penaltıyla kendi değerini tarttı.

Bu zaman çizgisinde bir şey dikkat çekiyor: her dönem birden fazla sahneye yayılmıştı. Can'ın eve geldiği yaz, henüz iki buçuk yaşına basmamış Ada için hem özerklik hem irade döneminin içine düştü; Ada'nın kalabalıkta kaybolan dansı da, sevgi dönemi sürerken irade döneminin son aylarına denk gelmişti. Örtüşen dönemler, tek bir olayın birden fazla temaya aynı anda dokunabildiği anlamına gelir.

Aynı olay, farklı iz

Ada ile Deniz'in yolunda bazı olaylar neredeyse aynıydı. İkisi de aynı birinci sınıfta, aynı öğretmenin aynı sorusuna cevap verdi. İkisi de bir yetişkinin yorgun olduğu bir anda düzeltildi. İkisi de bir grubun kenarında başladı ve yerini buldu. Ama bu olaylar ikisinde aynı izi bırakmadı.

Farkı "doğru ebeveyn" ile "yanlış ebeveyn" ayrımında aramak boşunaydı. Ders boyunca dört etkenin işin içinde olduğunu gördük.

İlk etken mizaç. Deniz bebekliğinden beri bir şeyi tutmaya, bir şeye uzanmaya, hemen konuşmaya yatkındı; Ada bakmaya, beklemeye, bir fikri önce kendi içinde tartmaya. Bu iki yatkınlık aynı soruyu farklı karşıladı.

Zamanlama da işin içindeydi. Can'ın doğumu, Ada'nın tam da "ben yapacağım" dediği bir yaşa denk geldi; aynı olay altı ay önce ya da sonra başka türlü yaşanabilirdi. Deniz'in babaannesi o iki yaşındayken memleketine döndü; aynı ayrılık bir başka yaşta başka bir iz bırakabilirdi.

İlişkilerin kendisi de iz bıraktı. Hülya'nın tekerlekli sandalyesi Deniz'in ilk adımlarının yönünü belirledi: annesinin yanından babasına. Kemal'in vardiyalı işi, gece gelip bebeğini çıplak göğsüne aldığı anları mümkün kıldı. Burak'ın öğretmen sabrı ve Selin'in eczanedeki gözlemciliği Ada'nın dünyasının dokusuydu.

Ve şans. Yeliz Hanım'ın o mart sabahı yorgun olması, pastanın tam Ada dans ederken mutfaktan gelmesi, Gülseren teyzenin görüntülü aramayı açacak zamanı olması. Bir çocuğun hayatında hiç kimsenin planlamadığı sayısız an vardır.

Yeterince iyi

Kurumun dönem anlatısı sağlıklı konumu anlatırken bir ebeveynlik fikrine yaslanır: psikanalist Winnicott'un "yeterince iyi" ebeveynlik kavramı. Kurumun aktarımında çocuk, yeterince iyi bir ortamda bağlantıyı korurken dönemin becerilerini geliştirir.

Ada ile Deniz'in ebeveynleri kusursuz değildi. Burak "bir dakika" dedi, aç sandı, bağırdı. Hülya bir telefon konuşmasının ortasındaydı. Kemal düğmeye alışkanlıkla bastı. Selin gülüşmeleri durduramadı. Ama hemen her seferinde bir onarım geldi: bir yere oturmak, bir kapıyı çalmak, "göremedim" demek, bir soruyu yeniden sormak. Yeterince iyi olmak, hiç kaçırmamak değil, kaçırdığını fark edip geri dönebilmektir.

Kader haritası değil

Bu bölüm boyunca aynı uyarıya defalarca döndük: tek bir sahne bir konum demek olmuyor. On iki yaşındaki Ada ile Deniz'e bakarken bu uyarı daha da önem kazanıyor.

Ada'nın fikrini önce evde söylemesi, onun "susan biri" olacağı anlamına gelmez. Deniz'in penaltıdan sonra kendini suçlaması, onun "değerini başarıya bağlayan biri" olacağı anlamına gelmez. On iki yaşında iki çocuğun önünde ergenlik, yeni arkadaşlıklar, yeni öğretmenler, yeni kayıplar ve yeni sevinçler var. Kurumun uygulayıcı programı ergenliğe ayrı bir başlık açıyor; ama bu akademi Ada ile Deniz'i burada bırakıyor ve yetişkin hâllerini hiç göstermeyecek.

Kuramın değeri bir yetişkinin bugününü anlamasına yardım etmesindedir; bir çocuğun geleceğini tahmin etmek ona düşmez. Bir yetişkin kendi hayatında bir örüntü fark ettiğinde, bu dönemler ona bir dil verir: belki bu bir sevgi döneminin kırgınlığı, belki bir görüş döneminin utancı. Bu dil bir yazgı ilan etmez; bir harita okuma becerisi kazandırır.

Kaynaklardan okuma

Yaygın yanlışlar

Yaygın yanlış"Aynı evde büyüyen kardeşler aynı şeyleri yaşar."
Doğrusu

Ada ile Deniz aynı koridorda, kimi zaman aynı sınıfta büyüdü; mizaç, zamanlama, ilişki ve şans her olayı ikisinde farklı bir ize dönüştürdü.

Yaygın yanlış"Çocuklukta bir dönemde yaşanan sıkıntı yetişkinliği belirler."
Doğrusu

Kurumun anlatısı yeterince iyi bir ortamdan söz eder, kusursuz bir ortamdan değil; bu bölümün her dersinde bir onarım anı da vardı.

Yaygın yanlış"Dönemleri bilmek bir çocuğun geleceğini tahmin etmeyi sağlar."
Doğrusu

Bu akademi dönemleri bir yetişkinin bugününü anlaması için bir dil olarak anlatır. Ada ile Deniz'in yetişkin hâlleri bu yüzden hiç gösterilmez.

Kendin dene

Aklında kalsın

Yedi dönem gebeliğin ikinci üç ayından on iki yaş civarına uzanır ve birbiriyle örtüşür. Tek bir olay birden fazla dönemin temasına aynı anda dokunabilir.

Aynı olaylar iki çocukta farklı izler bırakır. Bunun nedeni mizaç, zamanlama, ilişki ve şanstır; "doğru" ya da "yanlış" ebeveyn değil. Kurumun anlatısı yeterince iyi bir ortamdan söz eder; yeterince iyi olmak, kaçırdığını fark edip geri dönebilmektir.

Kuram bir yazgı çizelgesi gibi okunmamalı. Tek bir sahneden bir konum çıkmaz ve bu akademi Ada ile Deniz'in yetişkin hâllerini göstermez. Dönemler bir yetişkinin kendi bugününü okuyabilmesi için bir dildir.

O gece Ada kutuyu Nadide babaanneye geri verirken bir fotoğrafı kendine istedi: koridorda, yan yana emekleyen iki bebek. Babaanne fotoğrafın arkasına bir tarih yazıp verdi. Ada onu yeni okul çantasının iç cebine koydu.

Sınıfta

Kurumun temel eğitimi, gebeliğin ikinci üç ayından on üçüncü yaşa uzanan yedi evreyi ana omurgası olarak işliyor; uygulayıcı programının ilk yılı katılımcının kendi yaşam öyküsünü, üçüncü yılı ise ergenliği ve psikomotor anatomiyi kapsıyor. Bu bölümde dönemleri iki kurgusal çocuğun hayatından okuduk. Aynı dönemleri kendi hayatından, kendi bedeninden okumak, bir eğitmenin eşliğinde ve bir grubun içinde, kâğıdın bırakamayacağı kadar yakından yapılan bir iş.

Sonraki derse köprü

Bu dersle yedi dönem bölümü bitiyor. Bölüm Üç'te zaman çizgisinden bugüne geçiyoruz: bir yetişkinin her gün yaslandığı becerilere. Ego işlevi ne demek ve bir beceri olarak düşünüldüğünde bugün senin hangi becerine yaslanıyorsun?

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.