2.20
Başarmak mı, ait olmak mı?
Başarmak ile ait olmak arasında kalan bir çocuğun durumunu çözümleyip iki ihtiyacın birlikte nasıl karşılanabileceğini gösterir.
Bodynamic Akademisi — Bölüm 2, Dayanışma ve performans · 1.621 kelime · Dayanışma ve performans · ≈ 7 dk okuma · 11 dk dinleme
Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Dayanışma ve performans döneminin iki ihtiyacı çoğu zaman birlikte gider; ama bazen bir başarı bir çocuğu grubundan ayırır, bazen bir başarısızlık.
Göze batmamaya çalışan erken konuma kendini eşitleyen konum, değeri sonuca bağlayan geç konuma rekabetçi konum diyoruz. Bir çocuğun tek bir anı bu konumlardan birine işaret etmez.
İki ihtiyaç birlikte karşılanabilir: başarıyı gruba taşımak ve kişinin değerini sonuçtan ayırmak. Bir yetişkin bunu bir soruyla, bir cümleyle başlatabilir.
Yarışmanın ertesi günü Ada sınıfa bir madalya ile değil, yarışmada çözemediği bir soruyla döndü. Teneffüste bilmece kulübü o soruyu çözmeye çalıştı. Kimse çözemedi; Deniz ise bütün teneffüsü onların yanında, kâğıda çizdiği bir diyagramla geçirdi.
Açılış sahnesi
Kasım, dördüncü sınıf. Dokuz buçuk yaşındaki Ada okulun matematik yarışması ekibine seçilmiş; sınıftan yalnız o. Öğretmen listeyi okurken birkaç çocuk alkışlıyor, arka sıralardan biri "inek" diye fısıldıyor. Teneffüste Zeynep ve iki arkadaşı bahçenin köşesinde bir oyun kurmuş; Ada yaklaşınca biri "sen çalışmayacak mısın?" diye gülüyor. Ada gülüyor da, oyuna da giriyor; ama kendini oyunun içinde değil, kenarında hissediyor.
Sonraki hafta Burak bir şey fark ediyor. Ada'nın matematik ödevinde, kolayca çözebileceği iki soru boş bırakılmış. Sorduğunda Ada omuz silkiyor: "Yapamadım." Akşam yemeğinde Ada'nın öğretmenden bir not getirdiği ortaya çıkıyor: Ada son iki derste hiç parmak kaldırmamış. Yatmadan önce Ada annesine fısıldıyor: "Yarışmaya gitmesem olur mu? Zeynep'le ayrı kalıyoruz."
Aynı ay, karşı dairede dokuz yaşını üç ay geçmiş Deniz'in futbol takımı il turnuvasında yarı finalde elenmiş. Deniz maçtan sonra soyunma odasında ağlıyor ve Kemal'e "ben kötüyüm, penaltıyı ben kaçırdım" diyor. Takım arkadaşları ona sarılmaya geliyor; Deniz onları itiyor. Eve döndüğünde odasına kapanıyor ve akşam yemeğine çıkmıyor.
Bu derste ne olacak
Bir önceki derste son dönemin temalarını tanıdık: bir grupta yer bulmak, içeride ve dışarıda olmak, liderlik, rekabet, uzmanlaşma. Bu derste bu temaların iki ihtiyacı nasıl karşı karşıya getirebildiğini konuşuyoruz: bir şeyi başarmak ve bir gruba ait olmak. Önceki derste adıyla anılan iki konumu bu kez terim olarak tanımlayacak, iki ihtiyacın birlikte nasıl karşılanabileceğine bakacağız. Yarışma ekibi, Ada'nın arkadaşları ve dersteki yetişkinler kurgusal.
Sıfır noktası
Bir koroda solo partisi verilen bir çocuğu hayal et. Bir yandan sevinir: sesi duyulmuş, seçilmiş. Öte yandan korodaki arkadaşlarından bir adım öne çıkmıştır; artık onlarla aynı sırada değil, onların önünde durur. Kimi çocuk bu adımı atar ve solosunu söyler. Kimi çocuk sesini kısar, koro içinde kaybolmayı seçer. Kimi de soloyu hayatının merkezine koyar ve koroyu unutur.
Ama iyi bir koroda solo da koroya aittir. Solist söyler, koro onun arkasında tutar; solo biter, solist yeniden koroya karışır. Başarı grubun dışına değil, grubun içine bir katkı olur.
Ada'nın yarışma ekibine seçilmesi böyle bir soloydu. Ve Ada sesini kısmaya başlamıştı.
Mekanizma
İki ihtiyaç
Bu dönemin iki büyük ihtiyacı kurumun dönem adında yan yana durur: performans ve dayanışma. Bir çocuk bir şeyi iyi yapmak, ustalaşmak, bir yarışmada ilerlemek ister. Aynı çocuk bir grubun içinde olmak, sevilmek, dışarıda kalmamak da ister. Çoğu zaman bu iki ihtiyaç birlikte gider: iyi bir futbolcu takımda sevilir, iyi bir horoncu halkada yer bulur.
Ama bazen ikisi çatışır. Ada'nın matematikteki başarısı onu arkadaşlarından bir adım ayırdı. "İnek" sözü küçük bir sözdü; ama Ada için başarmak ile ait olmak arasında bir seçim gibi göründü. Boş bırakılan iki soru ve kalkmayan parmak, bu seçimin sessiz bir cevabıydı.
Deniz'in soyunma odasındaki gözyaşları başka bir yönden aynı çatışmayı gösterdi. Takımı kaybetmişti ama Deniz yenilgiyi yalnız kendine aldı: "Ben kötüyüm." Arkadaşlarının sarılmasını itti. Bir başarısızlık onu takımından ayırdı; oysa takım onu yanına çağırıyordu.
Erken konum: öne çıkmamak
Kurumun tarifinde erken konumun özü tek bir davranış: sıranın önüne geçmemek, göze batmamak. Konumun İngilizce adı Leveling: düzlemek, eşitlemek, kimseden yüksek durmamak.
Ada'nın boş bıraktığı sorular bu tarife benzeyen bir an. Ama bir an bir konum değildir. Ada dokuz buçuk yaşında, ilk kez bir başarının bedelini bir arkadaşlıkla ölçüyor. Bu durumda bir çocuğun sesini kısması anlaşılır bir şeydir: ait olmak, o yaşta neredeyse her şeyden önce gelir.
Geç konum: değeri performansa bağlamak
Geç konumun tarifi de kısa: kişi kendi değerini yaptığı işin sonucuna bağlar. İngilizce adı Competitive.
Deniz'in "ben kötüyüm" cümlesi bu tarifin bir anlık yankısı gibiydi: bir penaltı, bir kişinin değerini belirlemişti. Ama yine, bu bir dokuz yaşındakinin bir kayıp akşamıdır. Kaybeden bir çocuğun ağlaması, kendini suçlaması, bir süre kimseyi istememesi çok sık görülür; ertesi sabah aynı çocuk topla yeniden bahçeye çıkabilir.
Kurumun genel anlatısında geç konumlara dair bir ayrıntı var. Bodymap üzerine bir yazıda geç konum, kişinin onurunu korumaya çalışıp başkalarından vazgeçtiği bir yer olarak anılır. Deniz'in arkadaşlarını itmesi bu cümlenin gündelik bir görüntüsüne benziyor: kendi değerini kurtarmaya çalışırken grubu bir an geri itmek.
İki ihtiyaç birlikte
Bu dersin asıl sorusu, iki ihtiyacın birlikte nasıl karşılanabileceği. Ada'nın hikâyesi şöyle devam etti.
Burak ile Selin, Ada'ya yarışmaya gitmek zorunda olmadığını söylediler. Ama önce bir soru sordular: "Zeynep'le birlikte yapabileceğiniz bir şey var mı?" Ada bir süre düşündü. Sonra ertesi gün Zeynep'e ve iki arkadaşına teneffüste bir bilmece sordu: yarışma ekibinde çözdükleri sorulardan biri. Dördü teneffüs boyunca uğraştı; Zeynep buldu. Ertesi hafta, her teneffüste bir bilmece oldu; kimi zaman Ada getirdi, kimi zaman Zeynep. Ada yarışmaya gitti. Gittiği gün Zeynep ona bir kâğıt verdi: "Bizim bilmece kulübünün temsilcisi."
Ada'nın bulduğu yol, başarısını gruba taşımaktı. Matematik onu arkadaşlarından ayırmak yerine onları bir araya getiren bir oyun oldu. Başarı ortadan kalkmadı; grubun içinde bir yere oturdu.
Deniz'in hikâyesi daha sessiz devam etti. Kemal akşam yemeğinden sonra kapıyı çaldı ve içeri girmeden, kapının arkasından konuştu: "Penaltıyı kaçırdın. Ama bütün maç defansta duvar gibiydin. Takım sana sarılmaya geldi, çünkü sen onların takım arkadaşısın." Bir süre ses gelmedi. Sonra kapı açıldı ve Deniz babasının yanına oturup tabağını istedi.
Bir yetişkinin yapabileceği
Bu iki hikâyede yetişkinlerin yaptığı şeyler küçük ama belirgin. Burak ile Selin, Ada'ya başarmak ile ait olmak arasında bir seçim dayatmadılar; iki ihtiyacın birlikte karşılanabileceği bir soru sordular. Kemal, Deniz'in değerini penaltıdan ayırdı ve onu yeniden takımına bağladı.
Bir çocuğun başarısı övüldüğünde, ona bu başarının arkadaşlıklarına ne yaptığını da sormak; bir başarısızlığında ise onun değerini sonuçtan ayırmak. Bu iki küçük hareket, bu dönemde bir çocuğun iki ihtiyacını birlikte taşımasına yardım edebilir.
Bu hareketlerin her zaman işe yaramayacağını da söylemek gerekiyor. Bazı sınıflarda başarılı bir çocuğa yönelik alay bir şakadan öteye geçer ve bir yetişkinin, bir öğretmenin ya da bir okul rehberinin doğrudan müdahalesini gerektirir. Bazı çocuklar bir yenilgiden sonra günlerce kendini suçlamayı sürdürür. Bu derste anlatılanlar gündelik anlara dairdir; bir çocuğun uzun süre yalnız kaldığı, okula gitmek istemediği ya da kendini sürekli değersiz hissettiği durumlarda bir uzmandan destek istemek yerinde olur.
Kaynaklardan okuma
Yaygın yanlışlar
Yaygın yanlış"Başarılı çocuğun arkadaşlık sorunu kıskançlıktan kaynaklanır."
Ada'nın sorununun adı kıskançlık değil, iki ihtiyacın çatışmasıydı. Çözüm de başarıyı gizlemek ya da arkadaşları suçlamak yerine başarıyı gruba taşımak oldu.
Yaygın yanlış"Kaybettiğinde ağlayan çocuk fazla hırslıdır."
Kaybeden bir çocuğun üzülmesi bu dönemin rekabet temasının doğal bir parçasıdır. Kemal'in sözü, Deniz'in değerini sonuçtan ayırarak üzüntüye yer açtı.
Yaygın yanlış"Bir çocuk ya başarılı ya sosyal olur."
Kurumun sağlıklı konum tarifi, iki ihtiyaç arasında salınabilmekten söz eder: bir an kendi işinin en iyisi için çalışmak, bir an başkasının işine el uzatmak. Ada'nın bilmece kulübü ikisinin birlikte mümkün olduğunu gösteriyor.
Kendin dene
Aklında kalsın
Dayanışma ve performans döneminin iki ihtiyacı çoğu zaman birlikte gider; ama bazen bir başarı bir çocuğu grubundan ayırır, bazen bir başarısızlık.
Göze batmamaya çalışan erken konuma kendini eşitleyen konum, değeri sonuca bağlayan geç konuma rekabetçi konum diyoruz. Bir çocuğun tek bir anı bu konumlardan birine işaret etmez.
İki ihtiyaç birlikte karşılanabilir: başarıyı gruba taşımak ve kişinin değerini sonuçtan ayırmak. Bir yetişkin bunu bir soruyla, bir cümleyle başlatabilir.
Yarışmanın ertesi günü Ada sınıfa bir madalya ile değil, yarışmada çözemediği bir soruyla döndü. Teneffüste bilmece kulübü o soruyu çözmeye çalıştı. Kimse çözemedi; Deniz ise bütün teneffüsü onların yanında, kâğıda çizdiği bir diyagramla geçirdi.
Sınıfta
Bodynamic'in uygulayıcı programının ilk yılı kişinin kendi yaşam öyküsünü çalışmayı içeriyor. Başarmak ile ait olmak arasında kaldığın anları, bir başarının seni nereden ayırdığını ya da bir başarısızlığın seni kimden uzaklaştırdığını kendi hikâyende bulmak, kitapla değil, eğitmenin ve diğer katılımcıların eşliğinde yapılan bir çalışma. Bu ders iki konumu adlandırdı. Onların senin yaşam öykündeki izini sürmek, hangi anlarda sesini kıstığını, hangilerinde değerini bir sonuca bağladığını görmek ise sınıfın işi; çünkü bu izler çoğu zaman kendi anlatımımızda değil, bir başkasının sorusunda ortaya çıkıyor.
Sonraki derse köprü
Ada'nın bilmece kulübü başarıyı grubun içine taşıdı. Modülün son dersi bu dönemi iş hayatına taşıyor: Ekip içinde yalnız. Bir ekibin içinde hep tek başına çalışan bir yetişkin bu örüntüyle neyi korur ve kurumun sağlıklı konum dediği denge orada nasıl görünür?
Anlamadığın bir yer mi var?
Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.