İçeriğe geç

2.2

Ten, nefes, bakış

Bir bebeğin varlığının ten teması, ses ve bakışla nasıl karşılandığını üç gözlemle açıklar.

Bodynamic Akademisi — Bölüm 2, Var olmak · 1.606 kelime · Var olmak · ≈ 7 dk okuma · 11 dk dinleme

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Bodynamic'in var olma dönemi için saydığı temaların arasında temas, ritim, eşleşme ve aynalama var. Ten, nefes ve bakış, bu temaların bir bebeğin hayatındaki en görünür üç kanalıdır.

Ten temasın en eski biçimidir; nefes, eşleşmenin en sessiz yolu; bakış ise aynalamanın sahnesi. Her bebek bu kanallardan birine ya da ötekine daha açık olabilir ve bir kanal kapalıysa diğerleri onu tamamlayabilir.

Sağlıklı konum temastan da yalnız kalmaktan da keyif alabilmektir. Bebeğin başını çevirme ve geri dönme hakkını korumak da karşılamanın bir parçasıdır. Bodynamic'e göre bebek bu buluşmanın seyircisi değil, ortağıdır.

Sabah yedide Hülya salona geldiğinde Kemal de, Deniz de uyuyordu. Kemal'in eli hâlâ bebeğin sırtındaydı. Hülya ikisinin üstüne ince bir battaniye örttü ve sandalyesini sessizce geri çevirdi.

Açılış sahnesi

Eylül sonu, sabah altıya geliyor. Kemal limandaki gece vardiyasından yeni dönmüş, ayakkabılarını kapıda bırakıyor. Altı haftalık Deniz yarım saattir huzursuz; Hülya bütün gece onunla uyanmış. Kemal tişörtünü çıkarıyor, Deniz'i alıp çıplak göğsüne yatırıyor ve koltuğa yaslanıyor.

İlk birkaç dakika Deniz kıpır kıpır, küçük sesler çıkarıyor. Kemal hiçbir şey yapmıyor, yalnız bir elini bebeğin sırtına koyup orada tutuyor. Gece boyunca vinç kabininde gergin duran omuzları yavaş yavaş iniyor, nefesi derinleşiyor. Bir süre sonra Hülya, salona baktığında ikisinin aynı ritimde nefes aldığını görüyor gibi oluyor. Deniz'in yumruğu açılmış, parmakları babasının göğsündeki tüylere değiyor.

Birkaç ay önce, bir mayıs sabahı, karşı dairede iki aylık Ada da alt değiştirme masasındaydı. Selin bezini değiştirirken Ada gözlerini annesinin yüzüne dikmişti. Selin gülümsemiş, Ada'nın ağzı açılmıştı. Birkaç saniye sonra Ada başını öbür yana çevirip tavana bakmıştı. Selin onu yeniden yakalamaya çalışmamış, beklemişti. Biraz sonra Ada kendiliğinden annesine dönmüş ve bu sefer küçük bir ses çıkarmıştı.

Bu derste ne olacak

Bir önceki derste var olma döneminin temasını ve konumlarını gördük. Bu derste aynı döneme yakından bakıp bir bebeğin varlığının üç kanaldan, ten, nefes ve bakış yoluyla nasıl karşılandığını konuşacağız. Bodynamic'in bu dönem için saydığı temas, ritim, eşleşme ve aynalama temalarını bu üç kanalın içinde göreceğiz. Kemal, Hülya, Selin ve bebekleri, derste anılan herkes gibi kurgusal.

Sıfır noktası

Bir radyo istasyonu düşün. Aynı yayın birkaç ayrı frekanstan gidiyor: biri uzun dalgada, biri orta dalgada, biri internette. Bir dinleyici hangisini yakalayabiliyorsa oradan dinliyor. Bir frekans karışırsa öbürüne geçiyor. Yayının kendisi aynı; ulaştığı yollar farklı.

Bir bebeği karşılamak da tek bir kanaldan geçmez. Tutmak bir yoldur, nefesle eşlik etmek bir başka yol, bakmak ve görülmek bir üçüncüsü. Hepsi aynı mesajı taşır: buradasın ve karşılandın. Bebek hangisine o an açıksa mesaj oradan ulaşır.

Mekanizma

Kuram neyi adlandırıyor

Yöntemin ilk döneme ayırdığı tanıtım sayfası, bu dönemin alt temaları arasında temas, duyumlar ve duygular, ritim ve eşleşme ile aynalamayı sayar. Sayfanın sağlıklı konum için verdiği tarif de bu temaları bir araya getirir: temastan da keyif alır, yalnız kalmaktan da.

Bu derste anlatacağımız üç kanal, kuramın adlandırdığı bu temaların gündelik hayattaki görünümleridir. Kuram bize hangi temaların önemli olduğunu söylüyor. Ten, nefes ve bakışın her birinin bir bebekte nasıl okunduğu ve bir yetişkinin bedeninde nasıl izlendiği ise eğitimin ayrıntısıdır. Bu ders yalnız gözlem düzeyinde kalıyor: bir ebeveynin, bir dedenin, bir bakıcının görebileceği şeyler.

Ten

Kemal'in sabah yaptığı şey en eski karşılama biçimlerinden biri: bir bebeği tenine almak ve bir eli sırtında tutmak. Kemal bir şey söylemedi, bebeği sallamadı, yalnız orada kaldı. Deniz'in yumruğunun açılması, bu temasın bir karşılık bulduğunu gösteren küçük bir işaretti.

Ten teması her bebekte aynı biçimde karşılık bulmaz. Bir önceki dersten hatırlarsak, Deniz gürültüde kolay ürken ama tenle çabuk toparlanan bir bebekti. Ada ise sesleri ve ışıkları seven, uyanıkken çevresini izleyen bir bebek. Aynı kanal iki bebekte farklı ağırlık taşıyor.

Nefes

Nefes, temasın en sessiz kanalıdır. Bir bebek kucakta tutulduğunda, onu tutan kişinin nefesinin hızı, derinliği ve düzeni de bebeğe yakındır. Kemal'in nefesi derinleştikçe sahne değişti; Hülya'nın gördüğü şey belki gerçekten aynı ritim, belki yalnız aynı sakinlikti. İki durumda da bir şey paylaşılıyordu.

Bodynamic'in ritim ve eşleşme dediği temalar burada somutlaşır. Eşleşme, yetişkinin kendi temposunu bebeğin temposuna yaklaştırmasıdır; nefes bunun en doğrudan yollarından biridir. Telaşlı bir yetişkinin kucağı ile sakin bir yetişkinin kucağı bir bebek için aynı yer sayılmaz, hatta iki kucağın sahibi aynı şeyleri söylese bile.

Bu, bir yetişkinin her an sakin olması gerektiği anlamına gelmez. Kemal o sabah sakinleşmek için Deniz'e ihtiyaç duymuş da olabilir; bebeği göğsüne aldığında kendi omuzları da indi. Eşleşme tek yönlü bir hizmet sayılmaz, iki bedenin birbirine yaklaşmasıdır.

Bu kanallar yalnız bebeklikte işlemez. Yetişkinler de birbirini tenle, nefesle ve bakışla karşılar: zor bir haber alan bir arkadaşın omzuna konan el, telaşlı bir toplantıda birinin yavaş konuşmasıyla odanın yatışması, kalabalık bir masada göz göze gelinen o kısa an. Her yetişkinin hangi kanala daha açık olduğu da farklıdır. Kimi sarılmayı sever, kimi yalnız göz teması ister, kimi en çok aynı odada sessizce oturmaktan güç alır. Bodynamic'in ilerideki derslerde ele alacağımız ego işlevleri, bu yetişkin temas biçimlerini kendi sözlüğüyle yeniden adlandırır.

Bakış

Üçüncü kanal bakıştır ve Bodynamic'in aynalama dediği temayla doğrudan ilgilidir. Bir önceki derste aynalamayı tanımlamıştık: yetişkinin bebeğin ifadesini kendi yüzünde yansıtması. Bakış bu yansımanın sahnesidir. Bebek bir yüze bakar, yüz ona bir şey geri verir.

Ada'nın alt değiştirme masasındaki birkaç dakikası bakışın bir başka yönünü de gösteriyor. Ada annesine baktı, sonra başını çevirdi. Selin onu geri çekmeye çalışmadı. Ada kendiliğinden döndü. Bu küçük döngüde bir bebeğin temastan çekilme ve ona geri dönme hakkı saklıydı. Kurumun sağlıklı konum için verdiği tarifi hatırlayalım: temastan da keyif alır, yalnız kalmaktan da. Ada'nın başını çevirdiği birkaç saniye, kendi küçük yalnızlığıydı; ve dönebildiği bir yüz vardı.

Bakışta en zor şey belki de beklemektir. Bebek başını çevirdiğinde onu yeniden yakalamak için yüz buruşturmak, ses çıkarmak, oyuncak sallamak kolaydır. Selin'in yaptığı ise bebeğin kendi ritmine güvenmekti. Bu güven bebeğe sessizce şunu söyler: istediğin zaman dönebilirsin, yüz burada seni bekliyor.

Bağa yönelerek doğmak

Bu üç kanalın hepsinin altında Bodynamic'in insana bakışından gelen bir varsayım yatar. Kurumun yayımladığı bir yazıda belirtildiği gibi Bodynamic'e göre insan dünyaya hem kendi onurunu hisseden hem de başkalarıyla karşılıklı bir bağ arayan bir varlık olarak gelir. Bu iki eğilim sonradan öğretilmez; doğuştan getirilir. Bebek bu bakışta pasif bir alıcı sayılmaz; tenle, nefesle ve bakışla bağ arayan, bağ kuran bir varlıktır.

Bu, bebeklerin karşılanmayı beklediği kadar karşılamayı da başlattığı anlamına gelir. Deniz'in parmaklarının babasının göğsüne uzanması, Ada'nın annesine kendiliğinden dönmesi, iki bebeğin de bağı kendi tarafından da kurduğunu gösteriyor. Var olma döneminin teması böylece tek yönlü bir hizmet olmaktan çıkar: iki taraflı, karşılıklı bir buluşmaya dönüşür.

Kaynaklardan okuma

Yaygın yanlışlar

Yaygın yanlış"İyi bir ebeveyn bebeğe hep bakmalı ve onu hep tutmalıdır."
Doğrusu

Sağlıklı konumun tarifi temastan da yalnız kalmaktan da keyif almaktır. Ada'nın başını çevirmesi ve Selin'in beklemesi, bir bebeğin temastan çekilme hakkının da korunabileceğini gösteriyor.

Yaygın yanlış"Bebeği yatıştırmanın tek bir doğru yolu vardır."
Doğrusu

Fatma Hanım ile gelininin hikâyesi gibi, aynı bebek kimi zaman sarılınca kimi zaman serbest kalınca rahatlar. Her bebeğin kendi ritmi ve tercihi vardır.

Yaygın yanlış"Bakışla karşılayamayan bir yetişkin bebekle bağ kuramaz."
Doğrusu

Karşılamanın birden fazla kanalı vardır. Cevdet Bey'in şarkısı ve parmağı, bakışın yapamadığını ses ve tenle yaptı.

Kendin dene

Aklında kalsın

Bodynamic'in var olma dönemi için saydığı temaların arasında temas, ritim, eşleşme ve aynalama var. Ten, nefes ve bakış, bu temaların bir bebeğin hayatındaki en görünür üç kanalıdır.

Ten temasın en eski biçimidir; nefes, eşleşmenin en sessiz yolu; bakış ise aynalamanın sahnesi. Her bebek bu kanallardan birine ya da ötekine daha açık olabilir ve bir kanal kapalıysa diğerleri onu tamamlayabilir.

Sağlıklı konum temastan da yalnız kalmaktan da keyif alabilmektir. Bebeğin başını çevirme ve geri dönme hakkını korumak da karşılamanın bir parçasıdır. Bodynamic'e göre bebek bu buluşmanın seyircisi değil, ortağıdır.

Sabah yedide Hülya salona geldiğinde Kemal de, Deniz de uyuyordu. Kemal'in eli hâlâ bebeğin sırtındaydı. Hülya ikisinin üstüne ince bir battaniye örttü ve sandalyesini sessizce geri çevirdi.

Sınıfta

Ten, nefes ve bakışın bir yetişkinin bedeninde nasıl izlendiği Bodynamic eğitiminin konularından biri. Kurumun uygulayıcı programının ilk yılında aynalama ve etkin duyumsama kendi adlarıyla geçiyor; yani bir başkasının ifadesini ve ritmini fark etmek ve ona eşlik etmek, birlikte çalışılarak öğrenilen beceriler. Bu becerilerin bir danışanla nasıl kullanıldığı, ne zaman yaklaşılıp ne zaman beklendiği eğitmenle ve bir grup içinde denenerek kazanılıyor. Burada üç kanalı adlandırdık; onları bir insanın karşısında kullanmayı öğrenmek ise sınıfın işi.

Sonraki derse köprü

Var olma teması büyüyünce kaybolmaz; yetişkinlikte başka sahnelerde geri döner. Gelecek derste bu temayı bir yetişkinin bugününde arıyoruz: kalabalık bir ortamda kendini görünmez hissetmek, kalabalıkta kaybolmak, var olma temasıyla nasıl ilişkilendirilebilir ve bu ilişki neden bir tanı sayılmaz?

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.