2.18
Fikrini söylemeden önce
Bir yetişkinin fikrini söyleyip söylememe kararını görüş temasıyla ilişkilendirir ve iki tercihin de yerinde olabileceğini gösterir.
Bodynamic Akademisi — Bölüm 2, Görüş · 1.629 kelime · Görüş · ≈ 7 dk okuma · 11 dk dinleme
Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Bir fikri söylemeden önceki kısa anda bedende bir şey yükselir, bilgiye dair bir soru belirir ve odaya dair bir algı oluşur. Bunları fark etmek kararı vermez, ama kararı kişiye ait kılar.
Görüşünü taşıyan konum, kurumun tarifinde, bir görüşün eldeki bilgiye yaslandığını ve bilgiyle birlikte değişebileceğini bilmektir. Bu konum ne her zaman konuşmayı ne her zaman susmayı tarif eder.
Susmanın da konuşmanın da iki türü vardır: geri çekilen bir fikir ile beklemeye alınan bir fikir; refleksle savunulan bir fikir ile seçilerek söylenen bir fikir. Dışarıdan bakan onları ayıramaz; fark içeridedir.
Ekim akşamı kesilmesine karar verilmek üzere olan çınar, bahar geldiğinde yeniden yapraklandı. Nurhayat Hanım her sabah balkondan ona bakıyor; bir sonraki toplantıda da söz isteyip istemeyeceğine o gün karar verecek.
Açılış sahnesi
Nurhayat Hanım altmış bir yaşında, Gebze'de emekli bir kütüphaneci. Oturduğu apartmanın bahçesinde, kendisi taşınmadan önce dikilmiş yaşlı bir çınar var. Bir ekim akşamı apartman toplantısında yönetici gündemi okuyor: çınarın kökleri otoparkın zeminini kaldırıyormuş, ağaç kesilecekmiş. Birkaç kişi hemen başını sallıyor. "Arabalar zarar görüyor," diyor biri, "bir an önce."
Nurhayat Hanım'ın bir fikri var ve bu fikir bedeninde bir yerden yükseliyor: göğsünde bir sıcaklık, boğazında bir düğüm. Ağacın kesilmesini istemiyor. Ama tam ağzını açacakken bir şey fark ediyor: kökler hakkında bildiği hiçbir şey yok. Belki gerçekten zemini kaldırıyorlar; belki de başka bir çözüm var. Bir de odadaki havayı fark ediyor: karar neredeyse verilmiş, yönetici aceleci, iki komşu birbirine kızgın. O akşam hiçbir şey söylemiyor; yalnız deftere bir not alıyor ve yöneticiye toplantıdan sonra kararın gelecek aya bırakılıp bırakılamayacağını soruyor.
Bir ay sonra, ikinci toplantıda Nurhayat Hanım söz istiyor. Elinde belediyenin park ve bahçeler biriminden aldığı bir not var: köklerin bir kısmı budanarak zemin onarılabilirmiş, ağaç kesilmeden. Sesi biraz titriyor, ama ayakları yerde. "Ben bu ağacın kalmasını istiyorum. Belediyeden aldığım bilgi bu. Başka bir bilgi gelirse yeniden konuşalım." Oylama ertesi aya kalıyor; ağacın kökleri budanıyor.
Bu derste ne olacak
Görüş modülü bir yetişkinle kapanıyor: bir apartman toplantısında söz alıp almamaya karar veren bir kadınla. Bir fikri söylemeden önceki birkaç saniyede neler olabileceğine, susmanın ve konuşmanın iki ayrı türüne, kurumun dönemin sağlıklı konumu için yazdığı kısa tarife ve görüşün bir yerde durarak söylenmesine bakacağız. Ders iki tercihin de yerinde olabileceğini gösteriyor; hangisinin yerinde olduğuna karar veren, o anı yaşayan kişi. Nurhayat Hanım ve dersin bütün kişileri kurgusal.
Sıfır noktası
Bir avcının, bir kuş fotoğrafçısının ya da bir balıkçının sabrı vardır. Balıkçı oltasını suya atmadan önce suya bakar: rüzgâr nereden esiyor, su nerede kıpırdıyor, balık nerede olabilir. Oltayı hemen atmaz; atmamayı da bir karar olarak yaşar. Ama hiç atmayan bir balıkçı da balık tutmaz.
Bazı balıkçılar her dalgada oltayı atar; bazıları kıyıda bütün gün oturur ve suya hiç dokunmaz. İyi balıkçı ikisinin arasında bir yerde durur: suyu okur, sonra atar ya da beklemeyi seçer. Bekleyişi de atışı da kendisine aittir.
Nurhayat Hanım'ın ilk toplantıdaki susuşu bir balıkçının beklemesine benziyordu: suya bakıyordu. İkinci toplantıda oltasını attı.
Mekanizma
Söylemeden önceki birkaç saniye
Bir fikrin söylenmesinden önce çoğu zaman çok kısa bir an vardır. O anda birkaç şey birden olabilir. Bedende bir şey yükselir: Nurhayat Hanım'da göğüste bir sıcaklık, boğazda bir düğüm. Bilgiye dair bir soru belirir: bu konuda ne biliyorum? Odaya dair bir algı oluşur: burada şu an bir fikir nasıl karşılanır?
Bu üç şey çoğu zaman fark edilmeden geçer ve kişi ya konuşur ya susar. Bu dersin önerisi, o kısa anı biraz daha görünür kılmak: konuşup konuşmamaya karar vermeden önce, bedende, bilgide ve odada olanı fark edebilmek. Fark etmek bir karar vermek değildir; yalnız kararı biraz daha kişinin kendisine ait kılar.
Görüşünü taşıyan konum
Sağlıklı konum için kurumun yazdığı tarif tek cümle: bu konumda insan, görüşünün eldeki bilgiyle kurulduğunu ve bilgi değişince onun da değişebileceğini bilir. Konumun İngilizce adı Opinion-embodying; sözcük anlamıyla görüşü bedenleştiren, görüşü bedeninde taşıyan.
Nurhayat Hanım'ın ikinci toplantıdaki cümlesi bu tarifin neredeyse kelimesi kelimesine gündelik bir karşılığıydı: "Belediyeden aldığım bilgi bu. Başka bir bilgi gelirse yeniden konuşalım." Bir görüş söylendi, gerekçesi gösterildi, değişebileceği de açıkça kabul edildi. Ve görüş, sesi titrese de, yerinde durarak söylendi.
Bu tarifte dikkat çeken bir şey var: sağlıklı konum ne her zaman konuşmayı ne her zaman susmayı tarif ediyor. Bir görüşün bilgiye dayandığını bilmek, bazen o bilgiyi toplamak için beklemek demek; bazen de eldeki bilgiyle şimdi konuşmak.
Susmanın iki türü
Bir önceki derste dönemin erken konumunun iç sesini görmüştük: görüş sahibi olmanın kendisi bir tehlike gibi yaşanır. Bu iç sesle susan biri için susuş bir seçim değildir; fikir ortaya çıkmadan geri çekilir.
Nurhayat Hanım'ın ilk toplantıdaki susuşu başka türdendi. Fikrinin ne olduğunu biliyordu; onu kendine söylemiş, deftere yazmıştı. Susması bir bekleyişti: bilgisini tamamlamak, odanın acelesinin geçmesini beklemek. Dışarıdan bakan biri iki susuşu birbirinden ayıramaz. Fark içeridedir: biri fikrin geri çekilmesi, öteki fikrin saklanıp beslenmesi.
Konuşmanın iki türü
Konuşmanın da iki türü olabilir. Bir önceki derste geç konumun sık duyulan sözünü görmüştük: "evet, ama…" Bu sözle konuşan biri için konuşmak da bir seçim olmayabilir; her itirazda bir cevap neredeyse kendiliğinden çıkar. Fikir savunulur, ama dinlemeye yer kalmaz.
Nurhayat Hanım'ın ikinci toplantıdaki konuşması ise bir seçimdi. Bir ay beklemiş, bilgi toplamış, sonra söz istemişti. Söylediği şeyin değişebileceğini de söyledi. Bu, kendi görüşünü bir kale gibi değil, bir harita gibi taşımaktı.
Odayı okumak
İki ders önce görüş döneminin ikinci işini görmüştük: çocuğun okulun, evin, çevrenin yazılı ve yazısız kurallarıyla tanışması. Bir yetişkinin konuşup konuşmama kararı da bir odanın normlarının içinde verilir. Kimi toplulukta yaşı küçük olanın büyüğün sözünü kesmesi hoş karşılanmaz; kimi işyerinde hiyerarşi bir fikrin yolunu belirler; kimi ailede tartışmak bir sevgi biçimi, kimisinde bir saygısızlık sayılır.
Odayı okumak, odaya teslim olmak anlamına gelmez. Nurhayat Hanım'ın ilk akşam fark ettiği aceleci hava, onu susturmadı; zamanlamasını belirledi. Bir görüşü söylemenin yeri ve zamanı da görüşün bir parçasıdır.
Odayı okumanın bir sınırı da var. Bir odada hiçbir zaman konuşulacak bir an gelmiyorsa, her toplantıda hava aceleci, her sofrada birileri kızgınsa, beklemek yavaş yavaş susmaya dönüşebilir. Nurhayat Hanım'ın bir ay sonra söz istemesi bu yüzden önemliydi: bekleyişin bir sonu vardı ve o sonu kendisi belirledi.
İki tercihin de yerinde olabileceği
Bu dersin bir doğru cevabı yok. Nurhayat Hanım ilk toplantıda sustu ve bu yerindeydi; ikinci toplantıda konuştu ve bu da yerindeydi. Cihan servis sırasında sustu, servisten sonra konuştu. Melike yıllarca sustuktan sonra konuşmayı seçti; Necdet Bey yıllarca hemen konuştuktan sonra beklemeyi.
Yerinde olanı belirleyen, bir kuraldan çok, kararın kime ait olduğudur. Kişi fikrini bildiği, bilgisini tarttığı ve odayı okuduğu hâlde susuyorsa, bu susuş ona aittir. Kişi bir itirazı dinledikten sonra yine de konuşuyorsa, bu konuşma da ona aittir.
Kaynaklardan okuma
Yaygın yanlışlar
Yaygın yanlış"Görüşünü her zaman söylemek sağlıklıdır, susmak korkaklıktır."
Kurumun sağlıklı konum tarifi görüşün bilgiye dayandığını bilmekten söz ediyor. Nurhayat Hanım'ın bir ay beklemesi bilgiyi tamamlamak içindi.
Yaygın yanlış"Odanın havasına göre konuşmak ikiyüzlülüktür."
Görüş dönemi, kurumun anlatımında, bir çocuğun içinde yaşadığı kültürün kurallarıyla tanışma dönemidir de. Cihan'ın servisten sonra konuşması görüşünden vazgeçmek değil, onu duyulabileceği bir zamana taşımaktı.
Yaygın yanlış"Fikrini değiştiren kişi zayıftır."
Kurumun tarifinde sağlıklı konum, görüşlerin değişebileceğini bilmektir. Nurhayat Hanım'ın "başka bir bilgi gelirse yeniden konuşalım" cümlesi bir zayıflık değil, bu konumun sesidir.
Kendin dene
Aklında kalsın
Bir fikri söylemeden önceki kısa anda bedende bir şey yükselir, bilgiye dair bir soru belirir ve odaya dair bir algı oluşur. Bunları fark etmek kararı vermez, ama kararı kişiye ait kılar.
Görüşünü taşıyan konum, kurumun tarifinde, bir görüşün eldeki bilgiye yaslandığını ve bilgiyle birlikte değişebileceğini bilmektir. Bu konum ne her zaman konuşmayı ne her zaman susmayı tarif eder.
Susmanın da konuşmanın da iki türü vardır: geri çekilen bir fikir ile beklemeye alınan bir fikir; refleksle savunulan bir fikir ile seçilerek söylenen bir fikir. Dışarıdan bakan onları ayıramaz; fark içeridedir.
Ekim akşamı kesilmesine karar verilmek üzere olan çınar, bahar geldiğinde yeniden yapraklandı. Nurhayat Hanım her sabah balkondan ona bakıyor; bir sonraki toplantıda da söz isteyip istemeyeceğine o gün karar verecek.
Sınıfta
Topraklanma ve gerçeklik sınaması, kurumun ego işlevleri listesinde beşinci sırada; uygulayıcı programı onu ikinci yılda ele alıyor. Bir görüşü söylerken ayakların yerde olup olmadığını, sesin titrerken de yerinde kalıp kalamadığını fark etmek, yalnız okuyarak değil başkalarının karşısında konuşurken, eğitmenin ve diğer katılımcıların tanıklığında çalışılan bir konu. Bu ders o kısa anı adlandırdı; o anda kendi bedeninde ne olduğunu fark etmek ise yüz yüze çalışmanın işi.
Sonraki derse köprü
Görüş modülü burada bitiyor. Gelecek derste son döneme, dayanışma ve performans dönemine geçiyoruz. Takıma girmek: yedi ile on iki yaş arasındaki bir çocuk bir grubun üyesi olmayı, içeride ya da dışarıda kalmayı ve kendi kültüründe bir yer bulmayı nasıl öğrenir?
Anlamadığın bir yer mi var?
Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.