İçeriğe geç

2.17

Haklı olmak ile doğruyu aramak

Bir çocuğun düzeltildiği iki farklı anı karşılaştırıp utanç ile merakın görüş temasındaki yerini açıklar.

Bodynamic Akademisi — Bölüm 2, Görüş · 1.622 kelime · Görüş · ≈ 7 dk okuma · 11 dk dinleme

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Görüş döneminin sağlıklı konumu, kurumun tarifinde, bir görüşün bugünkü bilgiye dayandığını ve yarın değişebileceğini bilmektir. Bir görüş bir haritadır; arazi başka bir şey gösterdiğinde yeniden çizilebilir.

Aynı türden bir düzeltme utançla ya da merakla yaşanabilir. Fark çoğu zaman düzeltmenin biçimindedir: bir hüküm mü, yoksa birlikte sınanacak bir soru mu.

Kurumun bağ ile onur arasında kurduğu gerilim, gülüşmeyle düzeltilen bir çocuğun ikilemini anlatır: bağ için görüşten vazgeçmek ya da onur için yalnız kalmak. Erken konumda görüş sahibi olmak tehlikeli gelir; geç konumda "evet, ama…" bir alışkanlığa döner.

Mart sonunda Deniz sınıfa bir kavanoz getirdi; içinde bahçeden yakaladığı bir örümcek vardı. Bütün sınıf bacaklarını saydı. Berk "sekiz!" diye bağırdı; Deniz de onunla birlikte saydı.

Açılış sahnesi

Mart başı, birinci sınıfta hayat bilgisi dersi. Yeliz Hanım tahtaya bir karınca, bir arı ve bir örümcek resmi asmış. "Hangileri böcek?" Deniz hemen parmak kaldırıyor: "Üçü de!" Arka sıradan Berk gülüyor: "Örümcek böcek değil ki, sekiz bacağı var!" Birkaç çocuk daha gülüyor. Yeliz Hanım o sabah yorgun; "Yanlış Deniz, otur" diyor ve sıradaki soruya geçiyor.

Deniz oturmuyor. Yüzü kızarıyor, sesi yükseliyor: "Ama bizim evdeki kitapta böcekler bölümünde örümcek de var!" Berk "yok öyle bir şey" diyor. Deniz teneffüs zili çalana kadar örümceğin neden böcek olduğunu anlatmaya devam ediyor; gerekçeleri her cümlede biraz daha zayıflıyor, sesi biraz daha yükseliyor. Teneffüste kimseyle oynamıyor.

Aynı hafta, cumartesi sabahı, Hülya ile Deniz mutfakta kahvaltı ediyor. Pencereden kar yağıyor. Deniz kesin bir sesle söylüyor: "Kar beyaz, çünkü bulutlar beyaz." Hülya bir an düşünüyor. "İlginç bir fikir. Şu an bulutlar ne renk?" Deniz pencereye bakıyor: bulutlar koyu gri. Kar ise beyaz. Bir süre susuyor. "O zaman başka bir şey." Hülya "ne olabilir?" diye soruyor ve ikisi kar tanelerini bir siyah eldivenin üstünde incelemeye başlıyor. Öğleden sonra Deniz Kemal'e kar tanelerinin altı köşeli olduğunu anlatıyor; sesinde hiç kırgınlık yok.

Bu derste ne olacak

Bir önceki derste görüş dönemini, bir çocuğun kendini kelimelere dökmeyi öğrendiği dönem olarak tanıdık. Bu derste o görüşün düzeltildiği iki anı yan yana koyuyoruz: biri gülüşmeyle ve aceleyle, öteki merakla. Utanca ve merağa, kurumun karşılıklı bağ ile onur arasında kurduğu gerilime, bir de görüş döneminin iki ucundaki konuma bakacağız. Yeliz Hanım, Berk, iki aile ve ders boyunca anılan yetişkinler kurgusal.

Sıfır noktası

Eski haritacılar, bir kıyıyı ilk kez çizdiklerinde onu tahminle çizerdi. Sonra bir gemi o kıyıya gider, kaptan haritayla araziyi karşılaştırırdı. Harita bir koyu gösteriyorsa ve orada koy yoksa, iki yol vardı.

Bir kaptan haritayı düzeltirdi: "Burada koy yokmuş, bir burun varmış." Harita bir sonraki gemi için daha iyi olurdu. Öteki kaptan ise haritayı savunurdu: "Harita doğru, biz yanlış yere gelmişiz." Gemisi aynı kıyıda dönüp dururdu.

Haritayı düzelten kaptan küçülmezdi; tersine, haritası her seferinde biraz daha işe yarardı. Deniz'in mutfaktaki kar fikri böyle düzeltildi. Sınıftaki örümcek fikri ise savunulacak bir kaleye dönüştü.

Mekanizma

Bir görüş, bir harita

Kurumun tarifine göre bu dönemin sağlıklı konumunda insan, bir görüşün bugünkü bilgiyle kurulduğunu, yarın başka bir bilgiyle yeniden kurulabileceğini bilir. Bu tarif bir görüşü haritaya benzetmek gibidir: o ana kadar bilinenlerle çizilmiştir ve arazi başka bir şey gösterirse yeniden çizilebilir.

Altı buçuk yaşında bir çocuğun örümceği böcek sanması bir hatadan çok, eldeki bilgiyle çizilmiş bir haritadır. Deniz'in evdeki kitabı gerçekten de örümcekleri böceklerin yanında gösteriyor olabilir. Asıl soru, haritanın düzeltildiği anda ne olduğudur.

İki düzeltme

Sınıftaki an ile mutfaktaki an aynı türden bir olaydı: bir çocuğun bir görüşü yanlış çıktı. Ama iki an çok farklı yaşandı.

Sınıfta düzeltme gülüşmeyle geldi. "Yanlış, otur" bir bilgi değil, bir hükümdü; ne örümceğin neden böcek olmadığını söylüyordu ne de Deniz'in neden öyle düşündüğünü soruyordu. Bir görüşün düzeltilmesi o anda bir kişinin küçülmesi gibi yaşandı. Deniz'in kızaran yüzü ve yükselen sesi bu küçülmeye karşı bir savunmaydı.

Mutfakta ise düzeltme bir soruyla geldi: "Şu an bulutlar ne renk?" Hülya Deniz'e yanlış olduğunu söylemedi; ona gerçeği sınayabileceği bir yer gösterdi. Fikir çöktü, ama Deniz çökmedi. "O zaman başka bir şey" cümlesi, bir haritayı düzelten kaptanın cümlesiydi.

Bağ ve onur

Kurumun karşılıklı bağ ile onur arasında kurduğu gerilim, sınıftaki anı anlamaya yardım ediyor. Kurumun atölye sayfası, bir kişinin bağı korumak için onurundan vazgeçmeyi seçebileceğini yazar; tersi de mümkündür: karşılıklı bağ olmadan, büyük bir yalnızlık içinde korunan bir onur.

Deniz sınıfta bu ikilemin bir ucundaydı. Görüşünü bırakmak, Berk'le ve gülen çocuklarla bağı yeniden kurmanın yoluydu; ama bu, kendi düşüncesinin değersiz olduğunu kabul etmek gibi geldi. Görüşünü savunmak onurunu korudu; ama teneffüste kimseyle oynamadı. Altı buçuk yaşında bir çocuk için bu iki seçeneğin ikisi de pahalıydı.

Mutfakta bu ikilem hiç doğmadı. Hülya'nın sorusu Deniz'e hem bağı hem onuru birlikte tutabileceği bir yol açtı: annesiyle birlikte eldivenin üstündeki kar tanelerine bakarken, fikri değişti ve kendisi yerinde kaldı.

Dönemin erken ve geç konumları

Bir önceki derste görüş döneminin konumlarını adlarıyla anmıştık. Kurumun sayfası bu konumlara kısa tarifler de ekler ve bu tarifler bu dersin konusuna doğrudan değiyor.

Bu iki tarif, sınıftaki anın iki olası uzantısına benziyor. Görüşü defalarca gülüşmeyle karşılanan bir çocuk, görüş sahibi olmanın kendisini tehlikeli bulmaya yatkın olabilir; erken konumun iç sesi tam olarak budur. Görüşünü her düzeltmede bir kale gibi savunan bir çocuk ise "evet, ama…" demeyi alışkanlık edinebilir. Bunlar birer olasılıktır; Deniz'in bir mart sabahı yaşadığı tek bir an bir konum sayılmaz, aynı hafta mutfakta ikisinin de tam tersi yaşandı.

Yetişkinin tarafı

Yeliz Hanım kötü bir öğretmen değildi; o sabah yorgundu, sınıf kalabalıktı, ders yetişmeliydi. Her yetişkin bir çocuğun görüşünü her zaman merakla karşılayamaz. Ama düzeltmenin biçimi değiştirilebilir: "Yanlış, otur" yerine "Neden öyle düşündün?" ya da "Bir bakalım" demek, çoğu zaman aynı süreyi alır.

Bir düzeltme sonradan da onarılabilir. Ertesi gün Yeliz Hanım teneffüste Deniz'in yanına gelip evdeki kitabı sordu. Deniz kitabı okula getirdi; gerçekten de örümcekler böceklerin yanında, "küçük canlılar" başlığı altındaydı. Yeliz Hanım kitabı sınıfa gösterdi: "Deniz'in kitabında örümcek böceklerin yanında. Neden acaba? Bir örümcek ile bir karıncayı karşılaştıralım." O ders bacak saymaya ayrıldı.

Yetişkinde haklı olmak

Haklı çıkma ihtiyacı yalnız çocukluğa ait değildir. Bir toplantıda bir fikri ilk kez söylediği hâliyle sonuna kadar savunan, her itiraza "evet, ama…" diye başlayan bir yetişkin; ya da hiç fikir söylemeyen, sorulduğunda "bilmem, siz bilirsiniz" diyen bir başkası, aynı ikilemin iki ucunda durabilir.

Kaynaklardan okuma

Yaygın yanlışlar

Yaygın yanlış"Çocuğun yanlış fikrini düzeltmezsem yanlış öğrenir."
Doğrusu

Bu ders düzeltmenin gerekli olmadığını söylemiyor; düzeltmenin biçimine bakıyor. Hülya'nın sorusu da bir düzeltmeydi, yalnız gerçeği sınayacak yeri çocuğa bıraktı.

Yaygın yanlış"Fikrini sonuna kadar savunan çocuk güçlü bir kişiliğe sahiptir."
Doğrusu

Görüşünü savunmak dönemin değerli bir işidir. Deniz'in sınıftaki savunması ise bir kişilikten çok bir küçülmeye karşı verilmiş bir cevaptı ve teneffüste yalnız kalmasıyla bitti.

Yaygın yanlış"Bir kez gülünen çocuk bir daha fikir söylemez."
Doğrusu

Tek bir an bir konum sayılmaz. Deniz aynı hafta mutfakta görüşünün merakla karşılandığı bir an da yaşadı ve ertesi gün kitabını okula getirdi.

Kendin dene

Aklında kalsın

Görüş döneminin sağlıklı konumu, kurumun tarifinde, bir görüşün bugünkü bilgiye dayandığını ve yarın değişebileceğini bilmektir. Bir görüş bir haritadır; arazi başka bir şey gösterdiğinde yeniden çizilebilir.

Aynı türden bir düzeltme utançla ya da merakla yaşanabilir. Fark çoğu zaman düzeltmenin biçimindedir: bir hüküm mü, yoksa birlikte sınanacak bir soru mu.

Kurumun bağ ile onur arasında kurduğu gerilim, gülüşmeyle düzeltilen bir çocuğun ikilemini anlatır: bağ için görüşten vazgeçmek ya da onur için yalnız kalmak. Erken konumda görüş sahibi olmak tehlikeli gelir; geç konumda "evet, ama…" bir alışkanlığa döner.

Mart sonunda Deniz sınıfa bir kavanoz getirdi; içinde bahçeden yakaladığı bir örümcek vardı. Bütün sınıf bacaklarını saydı. Berk "sekiz!" diye bağırdı; Deniz de onunla birlikte saydı.

Sınıfta

Bir yetişkinin bir görüşü düzeltildiğinde bedeninde ne olduğunu fark etmesi, boğazda sıkışan bir "ama"yı ya da göğüste çöken bir sessizliği yakalaması, kâğıt üzerinde okunarak öğrenilecek bir beceri olmuyor. Kurum bağ ile onur arasındaki gerilimi atölye sayfasında anıyor; atölyeler ön koşul istemeyen, birkaç günlük çalışmalar. Kendi "evet, ama…"nı ya da kendi susuşunu bir grubun içinde, başkalarının gözü önünde ve güvenli bir çerçevede fark etmek bu kısa çalışmaların sunabileceği bir şey.

Sonraki derse köprü

Bülent'in "bir bakayım" demesi bir seçimdi. Bir sonraki ders: Fikrini söylemeden önce. Bir yetişkin bir görüşü söyleyip söylememeye nasıl karar verir ve söylemek de susmak da ne zaman yerinde olabilir?

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.