İçeriğe geç

2.16

“Ben böyle düşünüyorum”

Ada ile Deniz’in sınıfta bir soruya cevap verdiği sahnede görüş temasının neyle ilgili olduğunu anlatır.

Bodynamic Akademisi — Bölüm 2, Görüş · 1.634 kelime · Görüş · ≈ 7 dk okuma · 11 dk dinleme

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Görüş dönemi beş ile dokuz yaş arasına yerleşir. Kurumun tarifinde çocuk bu dönemde kendini ve merkezini kelimelere dökmeyi, kurallarla, normlarla ve kültürle baş etmeyi öğrenir.

Sağı solu ayırt etmek, gerçeği sınamak ve bir görüşü tartışarak savunmak bu dönemin alt temalarıdır. Bir görüşün hangi yerde söylenebildiği önemlidir; evde söylenen bir fikir sınıfta henüz söylenemeyebilir.

Dönemin konumları somurtkan, kesin görüşlü ve görüşünü taşıyan konumdur. Sağlıklı konum görüşlerin o anki bilgiye dayandığını ve değişebileceğini bilir.

Aralık başında Yeliz Hanım sınıfa yeni bir hikâye okudu ve yine sordu. Ada bu kez elini yarıya kadar kaldırdı. "Bence," dedi, "ikisi birlikte bir yuva yapabilir." Tahtaya üçüncü bir sütun eklendi.

Açılış sahnesi

Kasım ortası, birinci sınıfın sabah dersi. Ada altı buçuk yaşında, Deniz altı yaşını üç ay geçmiş; ikisi aynı sınıfta, iki ayrı sırada. Öğretmenleri Yeliz Hanım bir hikâye okuyor: kış gelmeden yuvasını hazırlamayan bir sincap, karlı bir sabah komşusu kirpinin kapısını çalıyor. Kirpi kapıyı açıyor ama "bu kış ancak bir kişilik yerim var" diyor. Yeliz Hanım kitabı kapatıp sınıfa dönüyor: "Sizce kirpi sincabı içeri almalı mı?"

Deniz'in eli ilk kalkan el. Yeliz Hanım onu gösteriyor. Deniz ayağa kalkıyor, bir an duruyor, sonra kelimeleri tek tek bularak konuşuyor: "Bence almalı. Çünkü kar yağıyor. Ama sincap da bir dahaki kış yuvasını yapmalı." Sınıftan biri "ama yer yok!" diye bağırıyor. Deniz ona dönüyor: "O zaman sıkışırlar." Yeliz Hanım gülümsüyor ve tahtaya iki sütun çiziyor: "Almalı" ve "Almamalı".

Ada'nın da bir düşüncesi var; bunu yüzünden okumak mümkün. Kirpinin yerinde olsa kapıyı açmayacağını, ama sincaba bir battaniye vereceğini düşünüyor. Yanındaki Zeynep'e fısıldıyor. Yeliz Hanım "Ada, sen ne düşünüyorsun?" diye sorduğunda Ada omuzlarını kaldırıyor: "Bilmiyorum." Akşam yemeğinde ise Selin'e battaniye fikrini baştan sona, ellerini de kullanarak anlatıyor.

Bu derste ne olacak

Bu ders altıncı döneme, görüş dönemine giriş. Bir çocuğun kendini ve merkezini kelimelere dökmeyi nasıl öğrendiğine, kurallar, normlar ve kültürle nasıl tanıştığına, sağı solu ayırmanın, gerçeği sınamanın ve bir görüşü savunmanın bu dönemdeki yerine bakacağız. Dönemin erken, geç ve sağlıklı konumlarıyla da kısaca tanışacak, ayrıntılarını modülün sonraki iki dersine bırakacağız. Yeliz Hanım, iki aile ve dersteki diğer kişiler kurgusal.

Sıfır noktası

Bir dağ köyünden şehre ilk kez inen birini düşün. Köyde herkes onu tanır; ne düşündüğünü sormaya gerek yoktur, çünkü düşüncesi yüzünden, yürüyüşünden, susuşundan okunur. Şehirde ise kimse onu tanımıyor. Bir dükkâna girip ne istediğini söylemesi, bir yolu sorması, bir fiyata itiraz etmesi gerekiyor; ve bunu şehrin kurallarına uygun bir dille yapması.

Ada ile Deniz'in sınıfı da böyle bir şehirdi. Evde anneleri, babaları onları yüzlerinden okuyordu. Sınıfta yirmi küsur çocuğun arasında, bir öğretmenin karşısında, düşüncelerini kelimelere dökmeleri, sıralarını beklemeleri ve el kaldırmaları gerekiyordu.

Mekanizma

Merkezini kelimelere dökmek

Kurumun dönem sayfası görüş dönemini beş yaşından dokuz yaşına yerleştirir ve temasını iki parçalı bir cümleyle anlatır: çocuk kendini, merkezini kelimelere dökmeyi öğrenir; bir de kurallarla, normlarla ve kültürle baş etmeyi.

"Merkezini kelimelere dökmek" ifadesi önemli. Daha önceki dönemlerde çocuk bir ihtiyacı, bir isteği, bir gücü, bir sevgiyi bedeniyle gösteriyordu: uzanarak, ağlayarak, sürahiyi bırakmayarak, dans ederek. Bu dönemde aynı iç dünyayı sözcüklere taşımaya başlar. Deniz'in "bence almalı, çünkü kar yağıyor" cümlesi küçük ama eksiksiz bir görüştür: bir yargı ve onun bir gerekçesi.

Ada'nın akşam yemeğinde anlattığı battaniye fikri de bir görüştü. Fark, görüşün nerede söylendiğindeydi. Ada onu evde, kendini güvende hissettiği bir masada kelimelere dökebildi; sınıfta, yirmi küsur çocuğun önünde dökemedi. Bu henüz bir örüntü sayılmaz. Bir çocuk görüşünü ilk önce nerede söyleyebiliyorsa orada söyler; sınıf bu çocuklar için daha yeni bir yer.

Kurallar, normlar, kültür

Dönem temasının ikinci yarısı kurallarla ilgili. Deniz'in evinde akşam yemeğinde herkes aynı anda konuşur, bir fikir ortaya atıldığında masa çınlar. Sınıfta ise el kaldırılır, sıra beklenir. "Ama yer yok!" diye bağıran çocuk henüz bu kuralın dışındaydı; Deniz ona sınıfın ortasında, ayakta cevap verdi, Yeliz Hanım ise ikisinin görüşünü tahtaya yazarak hem kuralı hem tartışmayı tuttu.

Bir çocuğun okulla tanışması, evdekinden farklı bir normlar dünyasıyla tanışması demektir. Kimi çocuğun evinde fikir söylemek değerlidir, kiminde büyüklerin sözü kesilmez; kimi evde yüksek sesle tartışılır, kimi evde susularak. Kurumun anlatımındaki "kültürle baş etmek" ifadesi, bu farkların arasında bir çocuğun kendi görüşüne yer bulmayı öğrenmesi olarak okunabilir. Hangi evin kuralının "doğru" olduğunu söylemek bu dersin işi olamaz; her kültür bir görüşe başka bir biçimde yer açar.

Sağ ve sol

Listede ilk bakışta şaşırtan bir madde de var: sağ ile sol tarafı ayırt etmek. Bu ilk bakışta görüşle ilgisiz bir beceri gibi durabilir. Ama bir çocuk için "sağ elinizi kaldırın" komutu, kendi bedenini başkalarının ortak bir diliyle konumlandırmasını gerektirir: bedenim ve dünyanın kuralı aynı haritada buluşur.

Beden eğitimi dersinde öğretmen "sağ ayağınızın üstünde durun" dediğinde Deniz yanındaki arkadaşına bakıp onun ayağını taklit ediyor; arkadaşı da yanlış ayağı kaldırmış. Ada ise bir an kendi elindeki saate bakıyor: annesi saatin sol bilekte durduğunu söylemişti. Sonra öteki ayağını kaldırıyor. İkisi de aynı şeyi öğreniyor: kendi bedenini ortak bir dille konumlandırmak.

Gerçeği sınamak

Gerçeklik sınaması da listede yer alıyor. Bu yaştaki çocuklar dünyaya dair sayısız fikir kurar ve bu fikirleri bir şekilde sınamaya başlar. Bir görüş, bir dünya hakkında söylenen bir cümledir; dünya ona katılabilir ya da katılmayabilir.

Celal Bey torununun fikrini düzeltmedi; birlikte sınadılar. Fikir değişti, ama torunun düşünme hakkı da korundu. Bir görüşün düzeltildiği ve düzeltilirken ne hissedildiği, bir sonraki dersin konusu.

Görüşü savunmak

Kurumun saydığı son tema, bir görüş oluşturup onu tartışarak savunabilmektir. Deniz'in "o zaman sıkışırlar" cevabı bu savunmanın küçük bir örneğiydi: bir itiraz geldi ve Deniz görüşünü bırakmadan itiraza bir cevap buldu.

Dönemin konumları

Altıncı dönemde erken konumun İngilizce adı Sullen, geç konumunki Opinionated, sağlıklı konumunki Opinion-embodying. Bu kez sayfa konumlara birer kısa tarif de ekliyor. Erken konumun iç sesi tek bir cümle: "Bir görüşüm olursa bir şeyler ters gider." Geç konumdaki kişi sık sık "evet, ama…" der. Sağlıklı konumdaki kişi ise görüşlerinin o anki bilgiye dayandığını ve değişebileceğini bilir. Türkçe karşılık olarak somurtkan konum, kesin görüşlü konum ve görüşünü taşıyan konum adlarını öneriyoruz. Bu konumların bir yetişkinin konuşma ve susma kararlarında nasıl görünebileceğini modülün son dersinde açacağız.

Ada'nın sınıftaki "bilmiyorum"u bir konum değildir; yeni bir yerde, ilk kez sorulan bir soruya verilmiş tek bir cevaptı. Bir çocuğun tek bir anından bir konum çıkarmak bu akademinin yapmadığı bir şey.

Kaynaklardan okuma

Yaygın yanlışlar

Yaygın yanlış"Sınıfta konuşmayan çocuğun görüşü yoktur."
Doğrusu

Ada'nın battaniye fikri vardı; yalnız onu söyleyebileceği yer henüz sınıf değildi. Gülnur Hanım'ın kâğıtları, sessiz bir çocuğun görüşünün başka bir yoldan gelebildiğini gösteriyor.

Yaygın yanlış"Bir çocuğun yanlış fikrini hemen düzeltmek gerekir."
Doğrusu

Celal Bey'in Ay deneyi başka bir yol gösteriyor: fikri birlikte sınamak, hem fikri değiştirir hem düşünme hakkını korur.

Yaygın yanlış"Kurala itiraz eden çocuk saygısızdır."
Doğrusu

Görüş oluşturup onu tartışarak savunmak, kurumun bu yaşa yazdığı işlerden biri. Ferhat'ın kızının itirazı bir gerekçe taşıyordu ve kural bozulmadan küçük bir değişiklik mümkün oldu.

Kendin dene

Aklında kalsın

Görüş dönemi beş ile dokuz yaş arasına yerleşir. Kurumun tarifinde çocuk bu dönemde kendini ve merkezini kelimelere dökmeyi, kurallarla, normlarla ve kültürle baş etmeyi öğrenir.

Sağı solu ayırt etmek, gerçeği sınamak ve bir görüşü tartışarak savunmak bu dönemin alt temalarıdır. Bir görüşün hangi yerde söylenebildiği önemlidir; evde söylenen bir fikir sınıfta henüz söylenemeyebilir.

Dönemin konumları somurtkan, kesin görüşlü ve görüşünü taşıyan konumdur. Sağlıklı konum görüşlerin o anki bilgiye dayandığını ve değişebileceğini bilir.

Aralık başında Yeliz Hanım sınıfa yeni bir hikâye okudu ve yine sordu. Ada bu kez elini yarıya kadar kaldırdı. "Bence," dedi, "ikisi birlikte bir yuva yapabilir." Tahtaya üçüncü bir sütun eklendi.

Sınıfta

Ada'nın akşam yemeğinde anlattığını sınıfta anlatamaması, bir yetişkinin hayatında da sık görülen bir ayrımı yansıtıyor: bir görüşün sahibi olmak ile o görüşle bir topluluğun içinde durabilmek. On bir ego işlevinden ikincisi konum alma; kurumun tarifinde değerler ve normlar karşısında bir duruş almak geçiyor ve uygulayıcı programının ilk yılında yer alıyor. Kendi görüşünü söylerken bedeninde ne olduğunu, sesinin nerede kısıldığını fark etmek, bir grubun önünde söz alarak ve bir eğitmenin gözlemiyle çalışılan bir konu.

Sonraki derse köprü

Celal Bey'in torununun fikri değişti ve torun bundan küçülmedi. Her düzeltme böyle geçmez. Bir sonraki ders: Haklı olmak ile doğruyu aramak. Bir çocuk sınıfta düzeltildiğinde utanç mı duyar, merak mı, ve bu farkı belirleyen nedir?

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.