İçeriğe geç

2.14

Sevilmek ve reddedilmek

Bir çocuğun sevgisinin karşılandığı ve geri çevrildiği iki anı karşılaştırıp kırgınlığın bedende nasıl görünebileceğini açıklar.

Bodynamic Akademisi — Bölüm 2, Sevgi ve cinsellik · 1.606 kelime · Sevgi ve cinsellik · ≈ 7 dk okuma · 11 dk dinleme

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Sevgi ve cinsellik döneminde çocuk sevgisini bütün bedeniyle uzatır ve bir karşılık bekler. Bu uzanma ya görülür ya da kaybolur; çoğu zaman kimse kasıtlı değildir.

Kırgınlık bedende geri çekilme, saklanma ve sessizlikle ya da tersine görülmek için yükselen bir çabayla görünebilir. Gözlem ile yorumu ayırmak, bir yetişkinin çocuğu ne gördüğüyle değil, ne gözlemlediğiyle karşılamasını sağlar.

Kurumun genel ilkesi ağır ya da erken aksamaları teslimiyetle, daha hafif ya da geç olanları zırhlanmayla ilişkilendirir. Tek bir an bir örüntü değildir; onarım, kaçırılanın adını koymak ve ona yeniden yer açmaktır.

Ada'nın eteği o yaz boyunca salondaki sandalyenin arkasında asılı kaldı. Arada bir, akşamları, yalnız ailesine dans etti; bir keresinde Tülay da izledi ve bu kez hiç gülmedi, sonuna kadar alkışladı.

Açılış sahnesi

Temmuz sonu, Can'ın ilk doğum günü. Selin ile Burak'ın salonu kalabalık: iki aile, Burak'ın kuzeni Tülay, kreşten birkaç anne, balonlar. Dört yaşını dört ay geçmiş Ada bir haftadır gizlice bir dans hazırlıyor; kardeşine hediyesi bu. Pastadan önce salonun ortasına çıkıyor, annesinin eski eteğini giymiş, kollarını açıp dönmeye başlıyor.

Tam o sırada mutfaktan pasta geliyor, mumlar yanıyor. Herkesin başı mutfak kapısına dönüyor. Tülay gülerek seslendiriyor: "Aa, bu dans mı horon mu?" Birkaç kişi gülüyor; kimse kötü niyetli değil. Ada duruyor. Omuzları kulaklarına doğru kalkıyor, kolları gövdesine yapışıyor. Hiçbir şey söylemeden perdenin arkasına giriyor ve orada kalıyor. Pasta kesilirken çağrıldığında gelmiyor.

Aynı saatlerde, kalabalığın öbür ucunda, dört yaşına iki hafta kalmış Deniz Selin'in yanına sokuluyor. Elinde katlanmış bir kâğıt var: kreşte yaptığı, üstüne kocaman bir pasta çizilmiş bir kart. "Bu Can için ama önce sen bak." Selin elindeki tabağı bırakıyor, Deniz'in hizasına çömeliyor ve kartı açıyor. "Mumları da çizmişsin. Kaç tane?" Deniz parmağıyla sayıyor, göğsü kabarıyor, sonra koşarak gidip kartı Can'ın sandalyesinin önüne koyuyor.

Akşam misafirler gidince Burak perdenin arkasına bakıyor; Ada orada uyuyakalmış.

Bu derste ne olacak

Bir önceki derste sevginin bütün bedenle gösterildiği bir dönemi tanıdık. Bu derste o sevginin iki farklı karşılığını yan yana koyuyoruz: bir kartın kabul edildiği an ile bir dansın kalabalıkta kaybolduğu an. Kırgınlığın bedende nasıl görünebileceğine, kurumun dönem anlatısındaki genel ilkenin bu yaşa nasıl uygulanabileceğine ve bir kırgınlığın nasıl onarılabileceğine bakacağız. İki aile, Tülay ve ders boyunca adı geçen herkes kurgusal.

Sıfır noktası

Bir mektup düşün. Biri onu özenle yazmış, zarfa koymuş ve kapına bırakmış. Mektubu açıp okursan, yazan kişi bir şekilde bunu öğrenir ve bir sonraki mektubu yine yazar. Mektubu açmadan bir köşeye bırakırsan, yazan kişi bir süre bekler.

Açılmayan tek bir mektup kimseyi yazmaktan vazgeçirmez. Ama açılmayan mektuplar birikirse, yazan iki yoldan birine gidebilir. Ya yazmayı bırakır; kâğıdı, kalemi kaldırır. Ya da yazmaya devam eder ama her mektubu daha kısa, daha resmî, daha korunaklı yazar; bir daha açılmazsa üzülmeyecek kadar az şey koyar içine.

Ada'nın dansı açılmamış bir mektuptu; Deniz'in kartı ise okunan bir mektup. Bu ders o iki mektubun arasındaki farka bakıyor.

Mekanizma

Sevgi bir uzanmadır

İhtiyaç döneminde bir bebeğin kollarını kaldırıp bir yetişkine uzanmasını görmüştük. Sevgi ve cinsellik döneminde uzanma başka bir biçim alır: bir dans, bir kart, bir çiçek, bir "seni seviyorum". Çocuk artık yalnız ihtiyacını değil, sevgisini de uzatıyor ve bunu bir karşılık bekleyerek yapıyor.

Bu uzanmanın iki temel karşılığı var. Ya görülür: biri durur, bakar, adını koyar. Ya da görülmez: biri başka bir şeyle meşguldür, gülüşür, konuyu değiştirir. Selin'in tabağı bırakıp çömelmesi birinci karşılıktı. Tülay'ın sözü ve mutfaktan gelen pasta ise, hiçbiri kasıtlı olmadan, ikinci karşılığı üretti.

Kırgınlık bedende nasıl görünebilir

Ada'nın perdenin arkasına girmeden önceki birkaç saniyesi dikkatle bakılacak bir an. Omuzları kalktı, kolları gövdesine yapıştı, sesi kesildi, gözleri kimseye bakmadı. Bunlar bir yetişkinin dışarıdan görebileceği şeyler. Bölüm Bir'de gözlenebilir olguyu yorumdan ayırmıştık; burada da işe yarıyor: "omuzları kalktı" bir gözlemdir, "artık kimseyi sevmeyecek" bir yorumdur ve çoğu zaman yanlıştır.

Kırgınlık her çocukta aynı biçimde görünmez. Bir çocuk Ada gibi geri çekilir, saklanır, sessizleşir. Bir başkası tam tersini yapabilir: sesini yükseltir, dansını daha büyük, daha gürültülü tekrarlar, görülmek için uğraşır. İkisi de aynı şeyi söylüyor olabilir: "Sevgimi uzattım ve karşılık bulmadı."

Kurumun genel ilkesi bu yaşa nasıl uygulanabilir

Kurumun yedi dönemi tanıtan genel anlatısı her dönem için aynı ilkeyi kurar. Bir dönemde ağır ya da erken aksamalar olursa çocuk o dönemin dürtülerinden vazgeçmeye yatkın olur; kurum bunu psikolojik teslimiyetin kökeni sayar. Daha hafif ya da dönemin geç evresinde kalan aksamalar ise psikolojik zırhlanmanın, sık kullanılan adıyla katılığın kökeni olarak anlatılır.

Bu genel ilkeyi sevgi dürtüsüne uyguladığımızda, sıfır noktasındaki mektup benzetmesi bir anlam kazanıyor. Sevgisi defalarca karşılıksız kalan bir çocuk, sevgisini uzatmaktan vazgeçmeye yatkın olabilir: kalbini kapatır, mektup yazmayı bırakır. Daha hafif ya da daha geç bir aksama ise sevgisini göstermeye devam eden ama bunu korunarak, kontrollü, bir daha incinmeyecek biçimde yapan bir örüntüye işaret edebilir. Bu, kurumun genel ilkesinin bu döneme bizim yaptığımız bir uygulamasıdır; dönemin kendi konumlarını modülün son dersinde ele alacağız.

Tek bir an

Burada çok önemli bir ayrım var. Ada'nın doğum günündeki tek bir anı bir örüntü değildir. Kurumun ilkesi ağır ya da erken aksamalardan söz eder; bir kalabalık salonda bir kez kaybolan bir dans böyle bir aksama sayılmaz. Bir örüntü, bir çocuğun sevgisinin uzun bir süre boyunca, farklı anlarda ve farklı insanlarla benzer biçimde karşılanmasından doğar; tek bir doğum günü öğleden sonrasından değil. Bir çocuğun hayatı karşılık bulan ve bulmayan sayısız anla doludur; aynı gün Deniz'in kartı okundu, Ada'nın dansı okunmadı. Ertesi hafta belki tersi olacak.

Bir yetişkinin bir çocukta tek bir kırgınlık anı gördüğünde bunun "iz bırakacağından" korkması anlaşılır. Ama böyle bir korku çoğu zaman yetişkini felç eder ve asıl yapılabilecek şeyden, onarımdan uzaklaştırır.

Onarım

Burak akşam perdenin arkasında uyuyan Ada'yı yatağına taşıdı. Ertesi sabah kahvaltıda Ada'nın yanına oturdu: "Dün bir dans hazırlamıştın. Ben pastaya bakarken başladın ve ben göremedim. Bana bir daha yapar mısın, yalnız ikimiz?" Ada önce başını iki yana salladı. Akşam, Can uyuduktan sonra, eteği yeniden giydi ve salonun ortasında, yalnız babasına dans etti. Burak sonuna kadar izledi ve alkışladı.

İhtiyaç döneminde bebeklerle konuştuğumuz onarım bu dönemde de aynı işi görür: kopan bağın yeniden kurulması. Bu dönemde onarım bir ek de içerir: sevginin yalnız yeniden kabul edilmesi değil, ilk seferde neyin kaçırıldığının adının konması. Burak'ın "göremedim" demesi, Ada'nın dansının değerli olduğunu, kaybolanın dans değil bakış olduğunu söylüyordu.

Kaynaklardan okuma

Yaygın yanlışlar

Yaygın yanlış"Çocuğun sevgisine bir kez karşılık veremezsem iz bırakır."
Doğrusu

Kurumun ilkesi ağır ya da erken aksamalardan söz eder. Ada'nın kaybolan dansı tek bir andı ve ertesi gün onarıldı.

Yaygın yanlış"Kırgın çocuk her zaman geri çekilir."
Doğrusu

Kırgınlık bazen sessizlikle, bazen tam tersine görülmek için yükselen bir çabayla görünür. Bir çocuğun gürültüsü de bir kırgınlığın dili olabilir.

Yaygın yanlış"Onarım için özür dilemek yeter."
Doğrusu

Burak'ın sözü yalnız bir özür değildi: neyin kaçırıldığını adlandırdı ve dansa yeniden yer açtı. Onarım bir cümleden çok, kaçırılan şeyin geri getirilmesidir.

Kendin dene

Aklında kalsın

Sevgi ve cinsellik döneminde çocuk sevgisini bütün bedeniyle uzatır ve bir karşılık bekler. Bu uzanma ya görülür ya da kaybolur; çoğu zaman kimse kasıtlı değildir.

Kırgınlık bedende geri çekilme, saklanma ve sessizlikle ya da tersine görülmek için yükselen bir çabayla görünebilir. Gözlem ile yorumu ayırmak, bir yetişkinin çocuğu ne gördüğüyle değil, ne gözlemlediğiyle karşılamasını sağlar.

Kurumun genel ilkesi ağır ya da erken aksamaları teslimiyetle, daha hafif ya da geç olanları zırhlanmayla ilişkilendirir. Tek bir an bir örüntü değildir; onarım, kaçırılanın adını koymak ve ona yeniden yer açmaktır.

Ada'nın eteği o yaz boyunca salondaki sandalyenin arkasında asılı kaldı. Arada bir, akşamları, yalnız ailesine dans etti; bir keresinde Tülay da izledi ve bu kez hiç gülmedi, sonuna kadar alkışladı.

Sınıfta

Kurumun ego işlevleri listesi bağlantı ile başlar ve onu içine almak, bağ kurmak ve kalbi açmak diye tarif eder. Uygulayıcı programında bağlantı, ikinci yılın konularından biri. Bir yetişkinin sevgisini uzatırken bedeninde ne olduğunu, bir kırgınlığın bugün bile nasıl hissedildiğini ve kalbin nerede kapandığını fark etmek, kendi hikâyeni anlatmayı ve bir eğitmenin gözlemini gerektirir. Bu ders ayrımı yaptı; o ayrımın senin bedeninde nasıl yaşandığı yüz yüze çalışmanın konusu.

Sonraki derse köprü

Bu derste kırgınlığı bir çocuğun bedeninde izledik. Bir sonraki derste aynı soruyu yetişkin ilişkisinde soruyoruz: Açık kalp, korunan kalp. Bir yetişkin sevgisini nasıl gösterir, nasıl korur ve kurumun bu dönem için tarif ettiği konumlar bir ilişkide nasıl görünür?

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.