2.13
Kalbin ilk keşifleri
Ada ile Deniz’in bir yakınına duydukları hayranlığı gösterdiği sahnede bu dönemin temasını çocuk gelişimine uygun bir dille anlatır.
Bodynamic Akademisi — Bölüm 2, Sevgi ve cinsellik · 1.700 kelime · Sevgi ve cinsellik · ≈ 8 dk okuma · 11 dk dinleme
Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Sevgi ve cinsellik dönemi, Bodynamic'in üç ile altı yaş arasına yerleştirdiği beşinci dönemdir ve teması kalpteki sevgi ile bedendeki duyguları bir arada taşımayı öğrenmektir. Akademi bu dönemi çocuk açısından sevgiyle, hayranlıkla ve bedenin sınırıyla anlatıyor.
Kurumun saydığı alt temalar kendi cinsiyetinin farkına varmak, aynı cinsiyetten bir en iyi arkadaş, somuttan soyuta geçen düşünce ve bedende gerilip gevşemenin fark edilmesidir. Hayranlık sevginin açıkça gösterilen bir biçimidir ve bir karşılık arar.
Bir beden sınırı sevgiyi geri çevirmeden de gösterilebilir. Sevgi sürebilir ve sınır da var olabilir; bu ikisini birlikte görmek, dönemin çocuğa bıraktığı en değerli öğrenmelerden biridir.
Gülseren teyze Trabzon'a dönerken Ada'nın kalpli resmini katlayıp cüzdanına koydu. Ada bileziği geri verdi; teyzesi onun bileğine bir başkasını, daha küçüğünü taktı.
Açılış sahnesi
Haziran başı. Selin'in kız kardeşi Gülseren teyze Trabzon'dan bir haftalığına gelmiş. Dört yaşını üç ay geçmiş Ada, teyzesini kapıda gördüğü andan beri onun yanından ayrılmıyor. Gülseren teyzenin bileğindeki ince bileziği kendi bileğine takıyor, onun gibi saçını tek yandan topluyor, onun gibi çayı "biraz açık" istiyor. Akşamüstü odasına kapanıp uzun süre çıkmıyor; çıktığında elinde kırmızı kalemle kalpler çizilmiş bir kâğıt var. Kâğıdın ortasında kocaman bir kadın, yanında küçük bir kız, ikisinin üstünde bir güneş. "Bu sensin, bu da benim. Sana."
Ertesi sabah Gülseren teyze duşa girmek üzereyken Ada kapıda beliriyor: "Ben de geleyim, saçını yıkarım." Gülseren teyze eğilip Ada'nın yüzüne bakıyor. "Banyoda yalnız olmayı seviyorum. Çıkınca saçımı sen tararsın, olur mu?" Ada bir an dudaklarını büzüyor, sonra tarağı almaya koşuyor ve kapının önünde, tarak elinde, bekliyor.
Aynı hafta, karşı dairede, üç yaşını on ay geçmiş Deniz babasının iş botlarını giymiş, koridorda ağır ağır yürüyor. Kemal limandan döndüğünde Deniz'in kreşte yaptığı resim buzdolabında asılı: dev bir vinç, vincin tepesinde küçük bir adam. Altında öğretmenin yazdığı satır: "Babam en büyük vinci kullanıyor." Deniz o akşam yemekte üç kez anlatıyor; Kemal üçünü de ilk kez duyuyormuş gibi dinliyor.
Bu derste ne olacak
Beşinci dönem, sevgi ve cinsellik dönemi, bu dersle açılıyor. Önce bu adın bir çocuk için ne anlama geldiğini, ne anlama gelmediğini netleştireceğiz. Sonra dönemin kurumun saydığı temalarını tek tek açacağız: kalp ile bedendeki duyguları bir arada taşımak, kendi cinsiyetinin farkına varmak, aynı cinsiyetten bir en iyi arkadaş, somuttan soyuta geçen düşünce ve bedende gerilip gevşemenin fark edilmesi. Hayranlığı ve beden sınırlarını da bu temaların içinden okuyacağız. Gülseren teyze de, iki aile de, durum kutularındaki yetişkinler de kurgusal.
Sıfır noktası
Bir bahçe düşün; çiçekleri, ağaçları, ortasında bir çeşmesi olan bir bahçe. Bahçenin bir de kapısı var. Kapı açıkken komşular girer, çiçeklere bakar, çeşmeden su içer. Bahçe sahibi kapıyı ne zaman açacağını, kimi içeri alacağını, hangi köşeye kimsenin basmayacağını bilir.
Kapısı hiç olmayan bir bahçe, gelenin geçenin ayağı altında kalır. Duvarla çevrilmiş, kapısı kilitli bir bahçeyi ise kimse görmez; çiçekleri yalnız kendine açar. Güzel bir bahçe açıktır ama kapısı vardır.
Ada'nın kalpli kâğıdı açık bir bahçe kapısıydı: sevgisini olduğu gibi uzatıyordu. Gülseren teyzenin banyo kapısındaki cevabı ise bir bahçe kapısının nasıl sıcak kalarak kapanabildiğini gösteriyordu.
Mekanizma
Bu ad ne demek, ne demek değil
Kurumun yedi dönem anlatısında beşinci dönem üç yaşından altı yaşına uzanır ve İngilizce adı Love/Sexuality'dir. Bu ad Türkçe okura ilk bakışta tedirgin edici gelebilir; o yüzden baştan söyleyelim. Bu akademide dönemin adındaki "cinsellik" sözcüğünü bir çocuk için yetişkin anlamında kullanmıyoruz. Bu yaş için kastettiğimiz, çocuğun bedeninin kendine ait olduğunu, kız ya da oğlan olduğunu ve bedeninde hoşlanma, sıcaklık, heyecan gibi duygular taşıdığını keşfetmesidir.
Kurumun sayfası dönemin ana temasını, çocuğun kalbindeki duygularla bedenindeki duyguları bütünleştirmeyi öğrenmesi olarak anlatır. Ada'nın teyzesine çizdiği kalpler, bileziği takması, onun gibi saç toplaması bu bütünleşmenin bir çocuk ölçüsündeki hâlidir: sevgi yalnız sözle değil, bütün bedenle gösterilir.
Hayranlık
Bu yaşta pek çok çocuk bir yetişkine hayran olur: bir teyzeye, bir babaya, bir öğretmene. Onun gibi giyinir, onun gibi konuşur, onu her yerde anlatır. Deniz'in resmindeki dev vinç ve botlar, Ada'nın bileziği aynı şeyi söylüyor: "Sen benim için çok önemlisin ve ben de senin gibi olmak istiyorum."
Hayranlık sevginin açıkça gösterilen bir biçimidir ve bir karşılık arar. Kemal'in aynı hikâyeyi üçüncü kez ilk kez duyuyormuş gibi dinlemesi böyle bir karşılıktı. Bu karşılığın hep bulunamaması doğal; yorgun bir akşam, kalabalık bir sofra herkesin hayatında var. Sevginin karşılık bulamadığı anları ve kırgınlığı bir sonraki derse bırakıyoruz.
Kendi cinsiyetinin farkına varmak
Çocuğun kendi cinsiyetinin farkına varması, kurumun bu döneme yazdığı alt temalardan biri. Deniz'in babasının botlarıyla koridorda yürümesi, "ben de babam gibi" demesi bu farkındalığın bir parçası olabilir. Bu yaştaki çocuklar kız ile oğlan arasındaki farkları sorar, kendi bedenine merak duyar ve bunu çoğu zaman yetişkinlerin beklemediği bir anda, açıkça dile getirir.
Bu sorular bir yetişkinden en çok sakinlik ister. Kısa, doğru ve çocuğun yaşına uygun bir cevap, merakı utançla karıştırmadan karşılar. Bir sorunun önemi, yetişkinin ne kadar uzun cevap verdiğinde değil, sorunun ne kadar rahat karşılandığında yatar.
En iyi arkadaş
Kurumun saydığı temalardan bir başkası, aynı cinsiyetten bir en iyi arkadaştır. Ada'nın kreşte her sabah ilk kapısına koştuğu bir arkadaşı var, Zeynep; Deniz'in de Arda. Çocuklar bu yaşta kendilerine benzeyen birinin yanında, kendi bedenlerini ve kim olduklarını bir başkasında yansıyan bir aynada görmeye başlar. Bu, öteki cinsiyetten arkadaşlıkların önemsiz olduğu anlamına gelmez; kurumun saydığı, dönemin sık görülen bir temasıdır, bir kural değil.
Somuttan soyuta
Sayfanın saydığı bir başka tema, düşüncenin somuttan soyuta geçmesidir. Dört yaşındaki bir çocuk sevgiyi hâlâ büyük ölçüde somut işaretlerle anlatır: bir kâğıt, bir kalp, bir bilezik. Beş, altı yaşına doğru "sevmek ne demek", "sen beni ne kadar seviyorsun" gibi sorular sormaya başlar. Ada bir akşam annesine kalbin nerede durduğunu sordu; Selin göğsünü gösterdiğinde Ada bir süre düşündü ve "o zaman Gülseren teyze de orada" dedi. Somut bir yer, soyut bir duyguya ev olmuştu.
Gerilmek ve gevşemek
Listenin son maddesi bedenle ilgili: kas gerilimi ile gevşemesinin farkına varmak. Bu yaştaki çocuklar "heykel" oyunlarını, müzik durunca donup müzik başlayınca gevşemeyi severler. Heyecanla gerilen bir beden ile sarılınca yumuşayan bir beden arasındaki farkı, çoğu zaman adını koymadan, kendi bedenlerinde öğrenirler.
Beden sınırları
Sevgi bütün bedenle gösterildiğinde, bir de sınır öğrenilir: benim bedenim, senin bedenin. Gülseren teyzenin banyo kapısındaki cevabı bu öğrenmenin sıcak bir örneğiydi. Ada'nın sevgisi geri çevrilmedi; yalnız bir kapının ardında bir sınır olduğu gösterildi ve sevgiye başka bir yol açıldı: saç taramak.
Bir yetişkinin kendi bedeninin sınırını sakin ve sevgiyle göstermesi, çocuğa iki şeyi birlikte gösterir: sevgi sürebilir ve beden sınırı da var olabilir. Aynı ilke ters yönde de geçerlidir; çocuğun "istemiyorum" dediği bir yakınlığı yetişkinin ciddiye alması, ona bedeninin kendisine ait olduğunu söyler. Bu ikinci yönün bir örneğini laboratuvarda, Ada'nın odasındaki bayram sahnesinde bulabilirsin.
Dönemin konumları
Önceki dönemlerde olduğu gibi kurum bu dönem için de bir erken, bir geç ve bir sağlıklı konum tarif eder. Bu konumlar en çok yetişkin ilişkilerinde, bir yetişkinin sevgisini nasıl gösterdiğinde ve nasıl koruduğunda okunur. Onları modülün son dersinde, yetişkin ilişkisi üzerinden ele alacağız. Çocuklukta görülenin bir konuma işaret edip etmediğini söylemek ise bu akademinin değil, eğitimli bir uygulayıcının işidir.
Kaynaklardan okuma
Yaygın yanlışlar
Yaygın yanlış"Dönemin adında 'cinsellik' geçtiğine göre çocukların yetişkinler gibi cinsel duyguları olduğu söyleniyor."
Bu akademi adı bir çocuk için sevgiyle, hayranlıkla, kendi bedenini ve cinsiyetini keşfetmekle ve bedenin sınırıyla okur; çocuk hiçbir biçimde yetişkin cinselliğiyle anlatılmaz.
Yaygın yanlış"Bir yetişkine hayran olan çocuğu biraz soğutmak gerekir, yoksa şımarır."
Kemal'in dinleyişi başka bir şey gösteriyor: hayranlık bir karşılık aradığında, karşılık bulması çocuğun sevgisini açıkça göstermeyi sürdürmesine yardım edebilir.
Yaygın yanlış"Çocuğa bir sınır koymak onu sevmediğini gösterir."
Gülseren teyzenin cevabı tersini gösteriyor: sevgi geri çevrilmeden, sıcak bir sesle ve başka bir yol açılarak da bir sınır gösterilebilir.
Kendin dene
Aklında kalsın
Sevgi ve cinsellik dönemi, Bodynamic'in üç ile altı yaş arasına yerleştirdiği beşinci dönemdir ve teması kalpteki sevgi ile bedendeki duyguları bir arada taşımayı öğrenmektir. Akademi bu dönemi çocuk açısından sevgiyle, hayranlıkla ve bedenin sınırıyla anlatıyor.
Kurumun saydığı alt temalar kendi cinsiyetinin farkına varmak, aynı cinsiyetten bir en iyi arkadaş, somuttan soyuta geçen düşünce ve bedende gerilip gevşemenin fark edilmesidir. Hayranlık sevginin açıkça gösterilen bir biçimidir ve bir karşılık arar.
Bir beden sınırı sevgiyi geri çevirmeden de gösterilebilir. Sevgi sürebilir ve sınır da var olabilir; bu ikisini birlikte görmek, dönemin çocuğa bıraktığı en değerli öğrenmelerden biridir.
Gülseren teyze Trabzon'a dönerken Ada'nın kalpli resmini katlayıp cüzdanına koydu. Ada bileziği geri verdi; teyzesi onun bileğine bir başkasını, daha küçüğünü taktı.
Sınıfta
Bodynamic'in on bir ego işlevinden biri cinsiyet ve cinsiyet becerileri adını taşır ve uygulayıcı programının ikinci yıl müfredatında yer alır. Bir yetişkinin sevgisini nasıl gösterdiği, hayranlıkla ve sınırla nasıl bir ilişki kurduğu, kalbiyle bedeni arasında nerede bir kopukluk hissettiği, kâğıt üzerinde değil, eğitmenin gözetiminde ve güvenli bir çerçevede çalışılan konulardır. Bu derste dönemi adlandırdık; onu kendi hayatında, kendi ilişkilerinde tanımak eğitimin alanı.
Sonraki derse köprü
Ada'nın kalpli kâğıdı karşılık buldu. Ama her sevgi gösterisi karşılık bulmaz: bazen bir yetişkin yorgundur, bazen bir sofra kalabalıktır, bazen bir hayranlık gülüşmeyle karşılanır. Bir sonraki ders, sevilmek ile reddedilmek: bir çocuğun sevgisinin karşılandığı ve geri çevrildiği iki an yan yana konunca, kırgınlık bedende nasıl görünebilir?
Anlamadığın bir yer mi var?
Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.