2.11
Güç ve baskı
Bir çocuğun öfkesine verilen iki farklı cevabı karşılaştırıp gücü kullanmayı öğrenmek ile baskı altında kalmayı ayırır.
Bodynamic Akademisi — Bölüm 2, İrade · 1.600 kelime · İrade · ≈ 7 dk okuma · 11 dk dinleme
Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Bodynamic'e göre irade döneminde çocuk gücünü ilk kez bütün bedeniyle deneyimler ve öfke bu gücün en yalın biçimidir. Bir çocuğun öfkesine verilen cevap, gücünü kullanmayı öğrenmesini destekleyebilir ya da onu baskı altında bırakabilir.
Dönemin erken konumu kendini feda eden konumdur: kişi gücünü başkaları için bırakır. Geç konumu yargılayan konumdur: kişi gücünü bırakmaz ama onu eleştiri ve suçlama olarak dışarı çevirir. İkisi de bir korunmadır.
En önemli ayrım duygu ile eylem arasındadır: öfkeye yer açmak ve eyleme sınır koymak. Bir baskı anının ardından gelen onarım, o anın anlamını değiştirebilir.
O gece Ada yatmadan önce yırtık resmi bantla birleştirdi ve annesine gösterdi. Selin resmi buzdolabının kapağına astı. Ertesi sabah Can kahvaltıda resmin yanından geçerken Ada kardeşinin elini tuttu ve ona güneşi gösterdi.
Açılış sahnesi
Kasım, bir pazar öğleden sonrası. Üç yaşını sekiz ay geçmiş Ada salonun halısında yarım saattir bir resim boyuyor: bir ev, bir ağaç, kocaman bir güneş. On altı aylık Can emekleyerek yanına geliyor, kâğıdın ucunu yakalıyor ve çekiyor. Kâğıt ortadan yırtılıyor. Ada bir an yırtık kâğıda bakıyor, sonra elindeki kalemi bırakıp kardeşinin koluna vuruyor. Can ağlamaya başlıyor.
Burak mutfaktan koşarak geliyor. Can'ı kucağına alıyor ve sesini yükseltiyor: "Kardeşine vurulmaz! Hemen odana!" Ada bir şey söylemeden kalkıyor, odasına gidiyor ve kapıyı kapatıyor. İçeriden hiç ses gelmiyor. Burak bir süre sonra kapıyı açtığında Ada'yı yatağının köşesinde, dizlerini göğsüne çekmiş, yüzü duvara dönük buluyor. Ağlamıyor. Konuşmuyor da.
Akşamüstü Selin eczaneden dönüyor ve olanları öğreniyor. Ada'nın odasına giriyor, yere, yatağın yanına oturuyor. "Resmin yırtıldı," diyor. "Yarım saat uğraşmıştın. Çok kızdın." Ada başını çeviriyor. Selin devam ediyor: "Can'a vurmak yok. Ama kızgınlığını bana gösterebilirsin." Ada önce hiçbir şey yapmıyor. Sonra ayağa kalkıyor, ayaklarını yere vuruyor, yüzü kıpkırmızı oluyor ve "Benim resmimdi!" diye bağırıyor. Ardından ağlamaya başlıyor ve annesinin kucağına giriyor.
Bu derste ne olacak
Bu ders irade döneminin daha zor yüzüne, öfkeye ve güce bakıyor. Bir çocuğun öfkesine verilen iki farklı cevabın onun gücünü kullanmayı öğrenmesini nasıl desteklediğini ya da baskı altında kalmasına nasıl yol açabildiğini konuşacağız. Dönemin erken ve geç konumlarını ayrıntılı göreceğiz ve öfke ile eylem arasındaki farkı, yani duyguya yer açıp davranışa sınır koymayı ele alacağız. Bu dersin bütün kişileri kurgusal.
Sıfır noktası
Bir nehrin önüne bir baraj kurulduğunu düşün. Baraj suyu durdurmaz; suyun nereye gideceğini düzenler. İyi bir barajın kapakları vardır. Su biriktiğinde kapaklar açılır ve su kontrollü biçimde akar. Kimse nehre "akmayı bırak" demez; suyun yolu düzenlenir.
Kapaksız bir baraj ise başka bir şey yapar. Su birikir, birikir ve bir gün ya barajın üstünden taşar ya da başka bir yerden, beklenmedik bir yerden toprağın altına sızar. Nehir akmayı bırakmamıştır; yalnız görünmez bir yola sapmıştır.
Bir çocuğun öfkesi bu nehre benzer. Öfkeyi tümden durdurmak mümkün değildir. Mümkün olan, ona bir yol açmaktır. Bodynamic'in irade dönemine dair söyledikleri, bu yolun nasıl açılabildiğine ve kapandığında öfkenin nereye gidebileceğine dair bir okuma sunar.
Mekanizma
Öfke ve güç
Kurumun irade dönemi sayfası, bu dönemin temaları arasında güç sahibi olmayı ve olmamayı sayar. İki ile dört yaş arasındaki bir çocuk gücünü ilk kez bütün bedeniyle deneyimler. Bir önceki derste bu gücü Ada'nın sürahisinde görmüştük. Öfke ise bu gücün en çiğ, en yalın biçimidir.
Ada'nın Can'a vurması bu çiğ gücün bir ifadesiydi. Yarım saatlik emeği bir anda yırtılmıştı ve içinde bir şey ayağa kalkmıştı. Bu duygunun kendisi bir sorun sayılmaz. Bir çocuğun emeği bozulduğunda öfkelenmesi, kendi emeğine değer verdiğinin ve onu koruyacak bir gücü olduğunun işaretidir. Sorun, bu gücün yanlış yere, küçük kardeşin koluna gitmesiydi.
İki cevap
Burak ile Selin'in o gün verdiği cevaplar birbirinden çok farklıydı ve ikisinin de bir nedeni vardı. Burak küçük oğlunu korumak istedi ve hızlı davrandı. Bu çok anlaşılır bir tepkiydi. Ama Burak'ın cevabı yalnız eylemi değil, öfkenin kendisini de durdurdu: Ada'nın odasında hiç ses çıkmaması, yüzünü duvara dönmesi, gücünün bir süre için içeri çekildiğini gösteriyordu.
Selin'in cevabı başka bir şey yaptı. Önce olanı adlandırdı: resmin yırtıldı, çok kızdın. Sonra eyleme sınır koydu: Can'a vurmak yok. Ve öfkeye bir yol açtı: kızgınlığını bana gösterebilirsin. Ada'nın ayaklarını yere vurması, bağırması ve sonunda ağlaması, aynı gücün bu kez zarar vermeden dışarı çıkmasıydı.
Bu iki cevap bir çocuğu belirlemez. Ada aynı gün ikisini birden yaşadı ve akşam annesinin kucağında bitti. Bodynamic'in dönem kuramına göre önemli olan, bu tür anların genel olarak nasıl karşılandığı ve bir baskı anının ardından bir onarımın gelip gelmediğidir.
Erken konum: gücü bırakmak
Kurumun sayfası bu dönemin erken konumuna kendini feda eden adını verir. Bu konumda kişi başkalarına hizmet etmek için kendi gücünden vazgeçer.
Ada'nın odasındaki sessizliğini bu konumla doğrudan bir tutmak doğru olmaz. Tek bir öğleden sonra kimseyi bir konuma yerleştirmez. Ama kurama göre, bir çocuğun gücü sık ve uzun süre baskı altında kalırsa, gücünü kullanmak yerine bırakmayı öğrenebilir. Gücünü bırakan bir yetişkin başkalarının isteklerine hızla uyar, hayır demekte zorlanır ve kendi isteğini çoğu zaman bir yük gibi yaşar.
Geç konum: gücü dışarı çevirmek
Kurumun geç konum için seçtiği ad ise daha keskin bir tını taşır: yargılayan konum. Bu konumdaki kişi eleştirel ve yargılayıcıdır; olanları çoğu zaman başkalarının hatası olarak görür.
Kurumun yöntemlerini anlatan sayfası da başkalarını yargılamayı bu dönemin geç konumuyla eşleştirir. Bu konumu da bir kusur olarak okumak yanlış olur. Gücü bırakmamak bir korunmadır; ama güç yalnız yargılama biçiminde dışarı çıktığında, kişi hem başkalarını hem de kendini yorar. Bir hata olduğunda ilk soru "kim yaptı?" olur, "ne yapabiliriz?" sonraya kalır. Yine de bu konumun içinde gerçek bir güç saklıdır: neyin doğru neyin yanlış olduğunu net görebilmek ve bir ölçütü korumaktan vazgeçmemek. Kaynak odaklı bakış bu gücü yok saymaz; onun yalnız yargıya değil, bir çözüme de dönüşebileceği bir yol arar.
Bu konumun bir çocuktaki ilk izleri, belki "o başlattı!" cümlesinde duyulabilir. Ama yine, tek bir cümle bir konum sayılmaz; her üç yaşındaki çocuk zaman zaman başkasını suçlar.
Duygu ve eylem
Bu dersin en önemli ayrımı, Selin'in o akşam yaptığı ayrımdır: öfkeye yer açmak, eyleme sınır koymak. Bir önceki derste niyet ile eylemi ayırmıştık. Burada benzer bir ayrım var: duygu serbesttir, bazı eylemler değildir.
Bu ayrım bir çocuğa önemli bir şey öğretir: kızgın olmak yasak değildir; kızgınken bir başkasına zarar vermek yasaktır. Kızgınlığı tümden yasaklanan bir çocuk iki yoldan birine gidebilir: kızgınlığını içine gömer ya da bir gün beklenmedik bir yerden, kapaksız bir barajın sızıntısı gibi dışarı çıkarır.
Kaynaklardan okuma
Yaygın yanlışlar
Yaygın yanlış"İyi bir çocuk hiç öfkelenmez."
Samsun'daki ailenin hikâyesi, hiç öfkelenmeyen bir çocuğun gücünü kendini korumak için bile kullanamayabileceğini gösteriyor. Bodynamic'e göre öfke, gücün en yalın biçimidir.
Yaygın yanlış"Öfkeye yer açmak her davranışa izin vermektir."
Selin'in cevabı bunun tersini gösteriyor: duyguya yer açılır, ama bazı eylemlere sınır konur. Kızgın olmak serbesttir, kızgınken birine zarar vermek serbest sayılmaz.
Yaygın yanlış"Bir kez bağırmak çocuğun gücünü kırar."
Tek bir an bir çocuğu belirlemez. Ada aynı gün bir baskı anı ve bir onarım yaşadı. Bodynamic'in dönem kuramında önemli olan anların genel seyri ve baskıdan sonra bir onarımın gelip gelmemesidir.
Kendin dene
Aklında kalsın
Bodynamic'e göre irade döneminde çocuk gücünü ilk kez bütün bedeniyle deneyimler ve öfke bu gücün en yalın biçimidir. Bir çocuğun öfkesine verilen cevap, gücünü kullanmayı öğrenmesini destekleyebilir ya da onu baskı altında bırakabilir.
Dönemin erken konumu kendini feda eden konumdur: kişi gücünü başkaları için bırakır. Geç konumu yargılayan konumdur: kişi gücünü bırakmaz ama onu eleştiri ve suçlama olarak dışarı çevirir. İkisi de bir korunmadır.
En önemli ayrım duygu ile eylem arasındadır: öfkeye yer açmak ve eyleme sınır koymak. Bir baskı anının ardından gelen onarım, o anın anlamını değiştirebilir.
O gece Ada yatmadan önce yırtık resmi bantla birleştirdi ve annesine gösterdi. Selin resmi buzdolabının kapağına astı. Ertesi sabah Can kahvaltıda resmin yanından geçerken Ada kardeşinin elini tuttu ve ona güneşi gösterdi.
Sınıfta
Öfke anında kendinde kalabilmek, Bodynamic'in merkezlenme dediği şeye çok yakındır: farklı rollerde ve zor anlarda kendin olarak kalmak. Uygulayıcı programının ilk yılında merkezlenme, kendi adıyla çalışılan konular arasında. Bir yetişkinin öfkesinin bedende nerede toplandığı, nereye çekildiği ya da nereye taştığı, yüz yüze ve bir grubun içinde fark ediliyor. Bu ders güç ile baskı arasındaki farkı anlattı; bir yetişkinin kendi öfkesiyle bu farkı yaşayabilmesi ise sınıfın ve eğitmenin eşliğinde öğreniliyor.
Sonraki derse köprü
Gücünü bırakan ya da yargıya çeviren bir yetişkinin hayatı nasıl görünür? Gelecek derste irade temasını bir yetişkinin bugününde arıyoruz: hiç bitmeyen işler, her şeyi üstlenen ve yükü bırakamayan biri. Bu örüntünün taşıdığı gücü de adlandıracağız.
Anlamadığın bir yer mi var?
Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.