İçeriğe geç

2.10

“Ben yapacağım!”

Ada ile Deniz’in kendi ayakkabısını giyme ısrarı sahnesinde irade temasının neyle ilgili olduğunu anlatır.

Bodynamic Akademisi — Bölüm 2, İrade · 1.618 kelime · İrade · ≈ 7 dk okuma · 11 dk dinleme

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Bodynamic'in dördüncü gelişim dönemi yaklaşık iki yaşından dört yaşına uzanır. Teması çocuğun seçimler yapmayı, gücünü eylemine koymayı ve düşünce, niyet ile eylemi birbirinden ayırmayı öğrenmesidir.

Bu dönemde çocuk bir işi yarım yapmaz, bütün gücünü koyar. Seçimlerin sonuçları vardır; yetişkinin cevabı bu sonucu bir cezaya ya da bir sonraki eyleme dönüştürebilir. Niyet ile eylemin ayrılması çocuğu suçluluktan korur ve aynı anda iki duyguyu taşıyabilmek de bu yaşlarda öğrenilir.

Dönemin konumları kendini feda eden, yargılayan ve kendini ortaya koyan diye adlandırılır. Bunları sonraki iki derste ayrıntılı göreceğiz.

Ada masayı sildikten sonra bezi babasına geri verdi ve sürahiyi yeniden gösterdi. Burak bu kez sürahiyi yarıya kadar boşalttı ve Ada'ya uzattı. Ada ikinci denemede bardağını taşırmadan doldurdu ve kimseye bir şey söylemeden suyunu içti.

Açılış sahnesi

Eylül sonu, akşam yemeği. Can iki aylık ve Selin'in kucağında uyuyor. İki buçuk yaşındaki Ada masanın başında oturuyor ve sürahiye uzanıyor. Burak sürahiyi alıp bardağını doldurmak üzere: "Ben dökeyim kızım." Ada iki eliyle sürahiyi tutuyor ve bırakmıyor: "Ben yapacağım!"

Burak'ın eli bir süre havada kalıyor; sonunda sürahiyi bırakıyor ama elini yakında tutuyor. Ada sürahiyi kaldırmaya çalışıyor; dili dudaklarının arasında, yüzü kıpkırmızı, bütün bedeni bu tek işe yönelmiş. Sürahi eğiliyor, su bardağa giriyor, sonra bardağın kenarından taşıp masaya yayılıyor. Ada bir an masadaki suya bakıyor, sonra babasına. Yüzünde gurur ile korku aynı anda duruyor.

Aynı akşam, karşı dairede, iki yaşını bir ay geçmiş Deniz babasıyla asansörün önünde. Kemal alışkanlıkla düğmeye basıyor. Deniz önce düğmeye, sonra babasına bakıyor ve ağlamaya başlıyor: "Ben basacaktım!" Kemal "tamam, bir dahakine" diyor ama Deniz'in ağlaması büyüyor. Asansör geliyor, kapı açılıyor. Kemal bir an düşünüyor, sonra asansöre binmeden kapının kapanmasına izin veriyor ve Deniz'i kucağına alıp düğmenin hizasına kaldırıyor. "Sen bas." Deniz gözyaşları hâlâ yanağında, düğmeye bütün gücüyle basıyor.

Bu derste ne olacak

Bu dersle dördüncü gelişim dönemine, irade dönemine geçiyoruz. Bir çocuğun gücünü ilk kez bütünüyle bir eyleme koymasının ne anlama geldiğini, seçimler ve sonuçlar arasındaki ilişkiyi, niyet ile eylemi birbirinden ayırmayı ve aynı anda iki duyguyu taşıyabilmeyi konuşacağız. Dönemin konumlarına da kısaca değineceğiz; ayrıntısını sonraki iki derse bırakacağız. Bu dersin bütün kişileri, iki aile dahil, kurgusal.

Sıfır noktası

Bir çocuğun ilk kez kendi başına bisiklet sürdüğünü düşün. Arkasında bir yetişkin, elini selenin altından çekiyor ve çocuk birkaç metre kendi başına gidiyor. O birkaç metrede çocuğun bütün bedeni tek bir işe yönelmiştir: pedallar, gidon, denge. Ve o birkaç metrenin sonunda yere düşebilir de.

Bisiklet sürmeyi öğrenmek düşmeden olmaz. Yetişkin elini çekmezse çocuk hiçbir zaman kendi başına gitmez; elini erken çekerse çocuk korkup bırakabilir. İyi bir öğretmen elini tam o kadar çeker ki çocuk hem kendi gücünü dener hem de düştüğünde yalnız kalmaz.

İrade dönemi bu bisiklet dersine benzer. Ada'nın sürahisi ve Deniz'in asansör düğmesi, ilk kez kendi gücüyle gidilen o birkaç metredir.

Mekanizma

Dönemin teması

Kurumun anlatımıyla irade dönemi iki yaşından dört yaşına uzanır. Sayfa bu dönemin temasını düşünce, niyet ve eylemi birbirinden ayırabilmek olarak anlatır ve çocuğun bu dönemde seçimler yapmayı ve bütün gücünü eylemine koymayı öğrendiğini söyler.

Bu dönem özerklik döneminin son yılıyla örtüşür. Ada iki buçuk yaşındayken hem keşfe çıkıp dönmeyi hem de bir işi bütün gücüyle yapmayı deneyebiliyordu. Bir önceki dönemde soru "kendi yolumda gidebilir miyim" idi; bu dönemde soru biraz değişiyor: "kendi gücümü kullanabilir miyim?"

Gücü eyleme koymak

Ada'nın sürahiyi kaldırırken yüzünün kızarması, dilinin dudaklarının arasında kalması ve bütün bedeninin tek bir işe yönelmesi, bu dönemin en tanıdık görüntülerinden biridir. İki buçuk yaşındaki bir çocuk bir işi yaparken onu yarım yapmaz; bütün gücünü koyar.

Kuramın gözünde bu güç, dönemin en değerli kazanımlarından biridir. On bir ego işlevini sıralayan sayfa da kendini ifade ve kendini ortaya koyma işlevini bir ileri itki ve yön duygusu olarak tarif eder. İrade döneminde çocuk bu ileri itkiyi ilk kez bütün bedeniyle yaşar.

Seçim ve sonuç

Kurumun sayfası bu dönemin temaları arasında seçim ve sonucu da sayar. Ada sürahiyi kendisi dökmeyi seçti ve su masaya taştı. Seçim onundu, sonuç da.

Bu noktada yetişkinin cevabı belirleyici olabilir. Burak suyu görünce "Ben sana söylemiştim" diyebilirdi. Ya da hiçbir şey söylemeden masayı silip sürahiyi bir daha Ada'ya vermeyebilirdi. Burak başka bir şey yaptı: bir bez uzattı. "Su taştı. Silelim mi?" Ada bezi aldı ve masayı silmeye başladı. Sonuç bir cezaya değil, bir sonraki eyleme dönüştü. Ada o akşam iki şey öğrendi: kendi seçiminin bir sonucu olabileceğini ve o sonucun da kendi elleriyle toparlanabileceğini. İkincisi, birincisini korkutucu olmaktan çıkarıyordu.

Niyet ile eylem

Ada'nın yüzündeki gurur ile korku, bu dönemin bir başka temasını gösteriyor. Kurumun sayfası niyet ile eylemi birbirinden ayırabilmeyi bu dönemin önemli bir öğrenmesi sayar. Ada'nın niyeti bardağını kendisi doldurmaktı. Eylemin sonucu masaya taşan suydu. İkisi aynı şey değil.

Bir çocuk bu ayrımı tek başına kuramaz; yetişkinin cümlesi ona yardım eder. "Bardağını kendin doldurmak istedin, su biraz taştı" demek, çocuğa niyetinin iyi olduğunu ve sonucun da düzeltilebilir olduğunu söyler. Sayfa bu dönemin temaları arasında suçluluğu da sayar. Niyet ile eylem ayrılmadığında, bir çocuk dökülen her suyu kendi kötülüğünün kanıtı gibi yaşayabilir.

Aynı anda iki duygu

Deniz'in asansör önündeki hâli bu dönemin bir başka özelliğini taşıyordu. Babasına kızgındı, çünkü düğmeye o basmıştı. Aynı zamanda babasının kucağına ihtiyacı vardı. Kurumun sayfası, aynı anda iki duyguyu yaşayabilmeyi bu dönemin temaları arasında sayar.

Kemal'in yaptığı şey bu iki duyguya birlikte yer açtı. Deniz'in öfkesini küçümsemedi, onu kucağına aldı ve düğmeyi ona verdi. Deniz gözyaşlarıyla düğmeye bastı; kızgınlık ile sevinç aynı anda, aynı bedende durdu. Bir yetişkin için de değerli olan bu beceri, kurama göre ilk kez bu yaşlarda çalışılır: bir insana hem kızıp hem onu sevebilmek. İki duygudan birini silmek zorunda kalmayan bir çocuk, ileride sevdiği birine kızdığında bağı koparmadan konuşabilmenin ilk provasını yapmış olur.

Dönemin konumları

Kurumun sayfası bu dönemin üç konumunu da adlandırır. Erken konumun adı kendini feda eden konumdur; kişi başkalarına hizmet etmek için kendi gücünden vazgeçer. Geç konumun adı yargılayan konumdur; kişi eleştirel ve yargılayıcıdır, olanları çoğu zaman başkalarının hatası olarak görür. Sağlıklı konumun adı ise kendini ortaya koyan konumdur: kişi bütün gücünü kullanırken başkalarını da gözetebilir ve beklenmedik olaylara yer bırakan planlar yapabilir.

Bu konumları sonraki iki derste ayrıntılı göreceğiz: güç ile baskı arasındaki farkı ve bitmeyen işlerle dolu bir yetişkin hayatını konuşurken. Şimdilik yalnız şunu tutalım: Ada'nın sürahisi ve Deniz'in düğmesi bu konumların hiçbirine işaret etmiyor. İki çocuk yalnız iki buçuk ve iki yaşında olmanın tam ortasında.

Kaynaklardan okuma

Yaygın yanlışlar

Yaygın yanlış"Her şeyi kendi yapmak isteyen iki yaşındaki çocuk inatçıdır."
Doğrusu

Kurama bakılırsa bu, çocuğun gücünü ilk kez bütünüyle bir eyleme koyduğu dönemin doğal bir parçasıdır. Necmi Bey'in yarıya kadar boşalttığı kova, gücün kırılmadan yönlendirilebileceğini gösteriyor.

Yaygın yanlış"Çocuk bir şeyi döktüğünde ona yapamayacağını göstermek gerekir."
Doğrusu

Burak'ın uzattığı bez başka bir yol gösteriyor: sonuç bir cezaya değil, bir sonraki eyleme dönüşebilir. Niyet ile eylemin ayrılması çocuğu suçluluktan korur.

Yaygın yanlış"Çocuk hem kızgın hem sevgi dolu olamaz; birini seçmelidir."
Doğrusu

Kurumun sayfası aynı anda iki duyguyu yaşayabilmeyi bu dönemin temaları arasında sayar. Deniz'in gözyaşlarıyla düğmeye basması bu iki duygunun bir arada durabildiğini gösteriyor.

Kendin dene

Aklında kalsın

Bodynamic'in dördüncü gelişim dönemi yaklaşık iki yaşından dört yaşına uzanır. Teması çocuğun seçimler yapmayı, gücünü eylemine koymayı ve düşünce, niyet ile eylemi birbirinden ayırmayı öğrenmesidir.

Bu dönemde çocuk bir işi yarım yapmaz, bütün gücünü koyar. Seçimlerin sonuçları vardır; yetişkinin cevabı bu sonucu bir cezaya ya da bir sonraki eyleme dönüştürebilir. Niyet ile eylemin ayrılması çocuğu suçluluktan korur ve aynı anda iki duyguyu taşıyabilmek de bu yaşlarda öğrenilir.

Dönemin konumları kendini feda eden, yargılayan ve kendini ortaya koyan diye adlandırılır. Bunları sonraki iki derste ayrıntılı göreceğiz.

Ada masayı sildikten sonra bezi babasına geri verdi ve sürahiyi yeniden gösterdi. Burak bu kez sürahiyi yarıya kadar boşalttı ve Ada'ya uzattı. Ada ikinci denemede bardağını taşırmadan doldurdu ve kimseye bir şey söylemeden suyunu içti.

Sınıfta

Gücü bir eyleme koyabilmek, Bodynamic'in beden çalışmasında enerji yönetimi adını verdiği beceriyle yakından ilgili: yük toplamak, tutmak ve boşaltmak. Kurumun uygulayıcı programında enerji yönetimi ilk yılın konuları arasında yer alıyor. Bir yetişkinin gücünü nerede tuttuğu, nerede bıraktığı ve bir eyleme ne kadar koyabildiği, yüz yüze çalışılırken, eğitmenin eşliğinde görünür hâle geliyor. Ada'nın sürahisindeki gücü burada adlandırdık; o gücün bir yetişkin bedeninde nasıl aktığını görmek eğitimin konusu.

Sonraki derse köprü

Deniz'in asansör önündeki ağlaması, bu dönemin daha sert bir yüzünü de ima ediyordu: öfke. Gelecek derste güç ve baskı arasındaki farka bakıyoruz. Bir çocuğun öfkesine verilen cevap, onun gücünü kullanmayı öğrenmesine mi, yoksa baskı altında kalmasına mı yol açar?

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.