2.1
Burada olmak güvenli mi?
Ada ile Deniz’in ilk haftalarından bir sahnede var olma temasının neyle ilgili olduğunu kendi sözleriyle anlatır.
Bodynamic Akademisi — Bölüm 2, Var olmak · 1.655 kelime · Var olmak · ≈ 8 dk okuma · 11 dk dinleme
Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Bodynamic'in ilk gelişim dönemi gebeliğin ikinci üç aylık diliminden doğumdan sonraki üçüncü aya uzanır. Teması kişinin var olma hakkına ve canlılık duygusuna dair temel izdir: burada olmak güvenli mi?
Bodynamic bu dönemde temas, ritim, eşleşme ve aynalamayı öne çıkarır. Bebeğin temposuna uyulması ve ifadesinin bir yüzde yansıması, var olmanın en yalın onayıdır.
Dönemin üç konumu zihinsel, duygusal ve güvenle var olmak diye adlandırılır. Bu adlar yetişkin örüntülerini tarif eder ve bebeklere etiket olarak verilmez; dönem kuramı bir kader değil, bir okuma çerçevesidir.
O akşam banyodan sonra Burak, Ada'yı havluya sarıp göğsüne yasladı ve salonda yavaş yavaş yürüdü. Ada uykuya dalarken bir eli babasının tişörtünün yakasını tutuyordu. Burak kıpırdamadan bekledi; o küçük el kendiliğinden gevşeyene kadar.
Açılış sahnesi
Nisan başı. Ada üç haftalık ve bu akşam evdeki ilk gerçek banyosunu yapacak. Banyo buğulu, küvetin içine küçük plastik bir leğen konmuş. Burak kollarını sıvamış, Selin suyun sıcaklığını dirseğiyle yokluyor.
Burak Ada'yı leğene indirirken bebeğin kolları birden iki yana açılıyor, parmakları geriliyor, yüzü kızarıyor ve keskin bir çığlık atıyor. Burak bir an donuyor. Sonra eğiliyor, bebeği suyun üstünde bir avucuyla sırtından, öbür avucuyla başının arkasından tutarak bekliyor. Alçak sesle konuşmaya başlıyor; ne söylediğinin önemi yok, sesinin ritmi yavaş ve aynı. Selin ılık suyu Ada'nın göğsüne avucuyla yavaşça döküyor.
Birkaç nefes sonra Ada'nın kolları gevşiyor. Çığlık kısa iniltilere, iniltiler sessizliğe dönüyor. Gözleri açılıyor ve banyonun ışığında babasının yüzünü arıyor. Burak gülümsüyor, Ada'nın ağzı belli belirsiz kıpırdıyor. Selin, kocasının yüzündeki gülümsemenin aynısını bebeğin yüzünde yakalamaya çalışan ilk ifadeyi gördüğünü düşünüyor.
Bu derste ne olacak
Akademinin ikinci bölümü yedi gelişim dönemini Ada ile Deniz'in büyüyüşü üzerinden anlatıyor ve bu ders ilk dönemi, var olma dönemini açıyor. Dönemin temasının neyle ilgili olduğunu, Bodynamic'in bu dönemde öne çıkardığı ritim, eşleşme ve aynalama kavramlarını ve dönemin üç konumunu göreceğiz. Ada, Deniz, aileleri ve derste adı geçen herkes kurgusal; dönemin teması ve konumları ise Bodynamic'in kendi kaynaklarından.
Sıfır noktası
Yabancı bir şehre ilk kez gece vardığını düşün. Tren istasyonundan çıkıyorsun, sokaklar karanlık, dil bilmediğin bir dil. Bir an içinde bir soru beliriyor: burada bana bir yer var mı? Sonra biri yanına geliyor, ne dediğini anlamıyorsun ama sesinin tonu sakin. Elinle bir adres gösteriyorsun, başını sallıyor ve seni bir sokak boyunca götürüyor. Hâlâ yabancısın ama artık o şehirde bir ilk deneyimin var: geldim ve karşılandım.
Yeni doğmuş bir bebeğin durumu o gece yolcusununkine benzer, ama ondan çok daha savunmasızdır. Sorusu daha da temeldir: burada olmak güvenli mi, burada olmama izin var mı? Bodynamic'in ilk gelişim dönemi bu sorunun etrafında döner.
Mekanizma
Var olma hakkı
Bodynamic International'ın bu döneme ayırdığı sayfa, var olma döneminin gebeliğin ikinci üç aylık diliminden doğumdan sonraki üçüncü aya kadar sürdüğünü yazar. Sayfaya göre bu dönemde rahim hayatından, doğumdan ve ilk bebeklikten başlayarak kişinin var olma hakkına ve canlı olma duygusuna dair temel bir iz oluşur.
Bu dönemin teması kelimelerden önce gelir. Bebek henüz "ben buradayım" diyemez. Ama sıcaklığı, soğuğu, sesleri, tutulmayı, bırakılmayı hisseder. Bodynamic'e göre bu ilk deneyimler, ilerideki bütün deneyimlerin üstüne kurulacağı bir zemin gibi işler: dünya beni karşılıyor mu, burada bir yerim var mı?
Ada'nın banyodaki ilk çığlığı bu sorunun bedendeki bir ifadesi gibi okunabilir. Ani soğukluk, suyun yabancılığı, boşluğa düşme hissi. Ardından gelen el, ses ve ılık su bu soruya bir cevap verdi. Bir banyo kimsenin hayatını belirlemez; ama Bodynamic'e göre bu türden binlerce küçük karşılanma, bir bebeğin burada olmanın güvenli olup olmadığına dair ilk bilgisini oluşturur.
Ritim, eşleşme, aynalama
Kurumun dönem sayfası bu dönemin alt temaları arasında temas, ritim ve eşleşme ile aynalamayı sayar. Bu üç kavram bir bebeğin karşılanışını somutlaştırır.
Ritim, bebeğin kendi temposuna uyulmasıdır: beslenmenin, uykunun, uyanıklığın kendine özgü bir hızı vardır. Eşleşme, yetişkinin bu tempoya kendi temposunu yaklaştırmasıdır: Burak'ın sesinin bebeğin nefesiyle yavaşlaması gibi. Aynalama ise yetişkinin bebeğin ifadesini kendi yüzünde ve sesinde yansıtmasıdır: bebek ağzını açar, ebeveyn de açar; bebek bir ses çıkarır, ebeveyn aynı sesi geri verir.
Aynalanan bir bebek şunu deneyimler: yaptığım şey görülüyor ve bir karşılık buluyor. Bu, var olmanın en yalın onayıdır. Selin'in banyoda fark ettiği şey de belki buydu: Burak gülümsediğinde Ada'nın yüzündeki küçük kıpırtı, bir bebeğin kendi varlığının bir başkasının yüzünde yansıdığını ilk kez deneyimlemesi olabilirdi.
İki çocuk, iki başlangıç
Deniz ağustosun sıcak günlerinden birinde doğuyor. İlk haftalarında annesi Hülya onu sık sık kendi kucağına, tekerlekli sandalyesinde göğsüne yatırıyor. Sandalyenin hafif ileri geri hareketi Deniz için bir beşik ritmi oluyor. Hülya bir şey fark ediyor: Deniz yüksek seslerde irkiliyor ve uzun süre toparlanamıyor ama tenine dokunan bir elin ritmi onu hızla yatıştırıyor. Hülya evi sessiz tutmaya ve Deniz'i sık sık teninde taşımaya başlıyor.
Ada ile Deniz'in ilk haftaları birbirine benzemiyor. Ada sesleri, ışıkları, kalabalığı seviyor ve uyanıkken çevresini merakla izliyor. Deniz daha çabuk doluyor ve sessiz, yakın bir temasla toparlanıyor. Bodynamic'in dönem kuramı bu farkları bir sınıflandırmaya çevirmez. Her bebeğin kendi mizacı, kendi ritmi var ve var olma döneminin teması her bebekte kendi biçiminde yaşanıyor.
Üç konum
Bodynamic'in dönem sayfaları her dönemin üç konumunu adlandırır. Var olma döneminde bu konumların adları ve kısa tarifleri şöyle.
Erken konumun adı zihinsel konumdur. Sayfaya göre bu konumda kişi bedenden ayrılıp baş ve düşüncelere çekilir; içinden geçen cümle "ben yeterli değilim" gibidir. Geç konumun adı duygusal konumdur. Bu konumda kişi bir anlamda hayata doğru kaçar, beden ve duygularla bağlanır ama başka bir yerden kopar; içinden geçen cümle "ben fazlayım" gibidir. Sağlıklı konum ise güvenle var olmak, var olmaktan mutlu olmak diye adlandırılır. Sayfanın bu konum için verdiği tarif sade ve güzeldir: temastan da keyif alır, yalnız kalmaktan da.
Bu adlar bir yetişkini tarif etmek için kullanılır ve hiçbir bebeğe bir etiket olarak yapıştırılmaz. Ada'nın banyodaki çığlığı ya da Deniz'in irkilmesi bir konuma işaret etmez. Bodynamic'in iddiası, bu türden deneyimlerin zamanla ve tekrar ettikçe bir yöne yerleşebileceğidir; ama bir bebeğin tek bir anından bir yetişkine giden bir yol çizilemez.
Kader değil
Bu dönemin teması ağır bir tema gibi görünebilir: var olma hakkı, canlılık duygusu. Ama Bodynamic'in dönem kuramı bir kader cümlesi kurmaz. Var olma döneminin izi hayat boyu yeni deneyimlerle karşılaşır; bir yetişkin de karşılandığı bir ilişkide, bir dostlukta ya da bir terapide burada olmanın güvenli olduğunu yeniden ve yeniden öğrenebilir.
Ada ile Deniz'in hikâyesinde de bu ilk haftalar yalnız bir başlangıç. İki çocuğu bundan sonraki her dönemde izleyeceğiz ve her dönemin teması öncekilerin üstüne yeni bir katman ekleyecek.
Kaynaklardan okuma
Yaygın yanlışlar
Yaygın yanlış"Bebeğin ilk haftaları kusursuz geçmezse ileride kesin bir sorun yaşar."
Bodynamic'in dönem kuramı bir kader çizmez. Var olma döneminin izi hayat boyu yeni deneyimlerle karşılaşır ve bir yetişkin karşılandığı ilişkilerde güvenle var olmayı yeniden öğrenebilir.
Yaygın yanlış"Ağlayan bebek erken konuma, sakin bebek sağlıklı konuma işaret eder."
Konum adları yetişkin örüntülerini anlatmak için kullanılır, bebeklere etiket olarak verilmez. Ada'nın banyodaki çığlığı ya da Deniz'in irkilmesi yalnız o anın cevaplarıdır.
Yaygın yanlış"Aynalama bebeği taklit edip eğlendirmektir."
Aynalama bebeğin yaptığı şeyin görüldüğünü ve bir karşılık bulduğunu ona yansıtmaktır. Engin'in bebeğiyle karşılıklı ses çıkarması bir oyun gibi görünse de bebek için varlığının bir yüzde yankılanmasıdır.
Kendin dene
Aklında kalsın
Bodynamic'in ilk gelişim dönemi gebeliğin ikinci üç aylık diliminden doğumdan sonraki üçüncü aya uzanır. Teması kişinin var olma hakkına ve canlılık duygusuna dair temel izdir: burada olmak güvenli mi?
Bodynamic bu dönemde temas, ritim, eşleşme ve aynalamayı öne çıkarır. Bebeğin temposuna uyulması ve ifadesinin bir yüzde yansıması, var olmanın en yalın onayıdır.
Dönemin üç konumu zihinsel, duygusal ve güvenle var olmak diye adlandırılır. Bu adlar yetişkin örüntülerini tarif eder ve bebeklere etiket olarak verilmez; dönem kuramı bir kader değil, bir okuma çerçevesidir.
O akşam banyodan sonra Burak, Ada'yı havluya sarıp göğsüne yasladı ve salonda yavaş yavaş yürüdü. Ada uykuya dalarken bir eli babasının tişörtünün yakasını tutuyordu. Burak kıpırdamadan bekledi; o küçük el kendiliğinden gevşeyene kadar.
Sınıfta
Var olma döneminin teması rahimden ve doğumdan başladığı için Bodynamic'in eğitimleri arasında doğuma ayrılmış ayrı bir program da var. Kurumun sayfalarına göre eski adı profesyoneller için yeniden doğum çalışması olan ve bugün doğumu yeniden yönlendirmek diye adlandırılan bu program, doğumun başlangıçtan ilk günlere uzanan altı evresini ele alıyor ve birkaç günlük bir çalışmanın ardından bir takip buluşmasıyla sürüyor. Var olma temasının bir yetişkinde nasıl çalışıldığı ise önce temel eğitimin yedi fazı içinde, kişinin kendi süreciyle birlikte öğreniliyor. Bu derste temanın sorusunu duydun; o soruyla bir bedende güvenle çalışmak eğitimli bir eşlik ister.
Sonraki derse köprü
Bu derste var olma döneminin temasını ve konumlarını gördük. Gelecek derste aynı döneme daha yakından bakıyoruz: bir bebeğin varlığı ilk aylarda nasıl karşılanır? Ten, nefes ve bakış, bu karşılanışın üç ana kanalı olarak tek tek ele alınacak.
Anlamadığın bir yer mi var?
Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.