1.3
Kaynak
Kendi hayatından bir kaynağı adlandırır ve kaynak odaklı bakışın sorun odaklı bakıştan farkını açıklar.
Bodynamic Akademisi — Bölüm 1, Beden bir dil · 1.658 kelime · ≈ 8 dk okuma · 11 dk dinleme
Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Bodynamic'te kaynak, kişinin elinde zaten var olan ve beslendikçe güçlenen dayanaktır. Kelime, Marcher'ın anlatımına göre Norveçli fizyoterapist Lillemor Johnsen'den gelir.
Kaynak odaklı bakış sorunu görmezden gelmez ama işe sağlam olandan başlar: ne çalışıyor ve nasıl güçlendirilir? Bu bakış Bodynamic'in zırhı kırmak yerine ben gücünü kurma tutumunun doğrudan sonucudur.
Kaynak bir beceri gibi küçük adımlarla büyür ve en iyi sakin zamanlarda kurulur. Zor anlarda istem dışı tepkiler devreye girdiğinde, önceden kurulmuş bu zemin fark yaratır. Bodynamic'in şok çalışması da bu yüzden önce kaynakla başlar.
Hacer Hanım o gün yoğurduğu hamuru ertesi sabah Şükriye'ye götürdü. Kapıda, elinde sıcak ekmekle beklerken bir yıldır ilk kez bir şeyi kendisi için yaptığını ve bunun ona iyi geldiğini düşündü.
Açılış sahnesi
Hacer Hanım elli sekiz yaşında ve eşini geçen kış kaybetti. Trabzon'daki evine bir yıl boyunca gelen herkes aynı yerden başladı. Kızı her ziyarette yeni bir liste getirdi: uyku düzeni bozuk, yemek az yeniyor, dışarı çıkılmıyor. Komşular "Neyin eksik, ne lazım?" diye sordu. Doktor bir form doldurttu ve formdaki her soru neyin kötü gittiğini ölçüyordu. Hacer Hanım her soruya dürüstçe cevap verdi ve her cevaptan sonra biraz daha küçüldüğünü hissetti.
Bir pazartesi lise arkadaşı Şükriye ziyarete geldi. Çayları içtiler, sonra Şükriye beklenmedik bir şey sordu: "O kışı nasıl atlattın? Seni ne ayakta tuttu?"
Hacer Hanım ilk kez durup düşündü. Her sabah karanlıkta kalkıp ekmek yoğurmuştu; hamuru elleriyle yoğururken bir şey yerine otururdu. Balkondaki saksılara her gün su vermişti. Akşamları İstanbul'daki kız kardeşini aramış, bazen hiç konuşmadan telefonda birlikte haberleri dinlemişlerdi. Hacer Hanım anlattıkça sesi değişti, sırtı sandalyeden ayrıldı. Şükriye gittikten sonra mutfağa girdi ve bir yıl sonra ilk kez kendisi için hamur yoğurdu.
Bu derste ne olacak
Bu derste Bodynamic'in sağlıklı konuma verdiği adı, kaynak kavramını kendi başına ele alacağız. Kavramın nereden geldiğini, onarmak ile beslemek arasındaki farkı ve kaynağın neden bir beceri gibi geliştirilebildiğini göreceğiz. Zor anlarda bile kaynağın nerede durduğuna dair Bodynamic çizgisinden bir ayrımla dersi bitireceğiz. Hacer Hanım ile Şükriye Hanım kurgusal; ders boyunca anılan diğer kişiler de öyle.
Sıfır noktası
Eski bir evi yenilemeye karar veren iki usta düşün. Birincisi evi dolaşırken çatlakları sayar: duvardaki yarık, tavandaki leke, çürümüş pencere çerçevesi. Elindeki liste uzadıkça ev ona daha da harap görünür. İkincisi de çatlakları görür ama önce başka bir şey arar: evi taşıyan duvarlar hangileri, temel nerede sağlam, hangi kirişler hâlâ yükü taşıyor?
İki usta da gerçek bir şey görüyor. Ama ikinci usta yenilemeye sağlam olandan başlıyor. Çatlağı kapatmadan önce evin nereye yaslanabileceğini biliyor; böylece yaptığı her onarım bir şeyin üstüne oturuyor.
Hacer Hanım'ın bir yılı birinci ustanın elinde geçti. Şükriye'nin sorusu ise ikinci ustanın sorusuydu: seni ne taşıyor?
Mekanizma
Kelimenin kökü
Kaynak kelimesi Bodynamic'e Norveç'ten gelir. Marcher, Peter Bernhardt'la yaptığı söyleşide bu kavramı beden çalışmasına ilk taşıyanın Norveçli fizyoterapist Lillemor Johnsen olduğunu anlatır. Johnsen'in yumuşak dokunuşla çalışan yaklaşımı, Marcher'ın Reich'ın zırhı kırma fikrinden uzaklaşmasında belirleyici olmuştu.
Tanımın en önemli kelimesi zaten. Kaynak dışarıdan eklenen bir şey sayılmaz. Kişinin hayatında bir yerde çalışmış, belki unutulmuş ama hâlâ var olan bir şeydir. Hacer Hanım'ın hamur yoğurması, saksıları ve kardeşiyle sessiz telefon akşamları ona dışarıdan verilmedi; onları zaten yapıyordu, yalnız kimse onlara bir ad koymamıştı.
Onarmak mı, beslemek mi
Bir önceki derste Bodynamic'in iki ucun arasında bir yer tarif ettiğini görmüştük. Kaynak kavramı o yerin adıdır ve beraberinde bir tutum getirir. Marcher'ın sözleriyle, yapılacak iş zırhı kırmak yerine kişinin kendini taşıyabileceği ben gücünü yavaş yavaş kurmaktır.
Bu tutum iki soruyu birbirinden ayırır. Sorun odaklı bir bakış "Ne bozuk ve nasıl düzeltilir?" diye sorar. Kaynak odaklı bir bakış ise önce "Ne çalışıyor ve nasıl güçlendirilir?" diye sorar. İkinci soru birincisini silmez. Hacer Hanım'ın uykusu gerçekten bozuktu ve bununla ilgilenmek gerekiyordu. Ama uyku sorunu, sağlam bir zemin bulunduktan sonra konuşulduğunda başka bir yerden açılır.
Bir beceri olarak kaynak
Bodynamic çizgisinde kaynak yalnız bulunacak bir hazine sayılmaz, geliştirilebilen bir beceridir. Merete Holm Brantbjerg bu fikri kaynak odaklı beceri çalışması adıyla ayrı bir yönteme dönüştürür. Önceki bir derste bu çalışmanın doz ilkesine değinmiştik. Burada başka bir yönüne bakalım: Brantbjerg'e göre az yanıt veren, vazgeçmiş bir bölge kendiliğinden canlanmaz; ona ulaşılabilecek kadar küçük ve tekrar edilebilir bir beceri olarak yaklaşmak gerekir.
Bu fikrin gündelik hayatta da bir karşılığı var. Bir dil öğrenirken kimse ilk gün bir romanı okumaya çalışmaz. Önce birkaç kelime, sonra kısa cümleler gelir ve her küçük başarı bir sonrakine zemin olur. Kaynak da aynı biçimde büyür: önce küçük, sonra biraz daha büyük, her adımda kişinin taşıyabildiği kadar.
Başa çıkmak ve hayatta kalmak
Bodynamic çizgisinden gelen bir ayrım, kaynağın zor anlarda nerede durduğunu anlamaya yardım eder. Steen Jørgensen ve Merete Holm Brantbjerg, travma üzerine yazdıkları bir metinde iki tür tepkiyi birbirinden ayırır. Bir yanda kişinin isteyerek, bilinçli olarak kullanabildiği başa çıkma becerileri var. Öbür yanda uyarılma çok yükseldiğinde istem dışı devreye giren hayatta kalma tepkileri.
Bu ayrım kaynak fikrine önemli bir şey ekler. Kaynaklar en çok başa çıkma becerilerinin alanında güçlenir: kişinin hâlâ seçim yapabildiği, nefes alabildiği, bir şeye yaslanabildiği alanda. Bu yüzden kaynak çalışması kriz anında değil, sakin zamanlarda kurulan bir zemin olarak düşünülür. Kriz geldiğinde o zeminin ne kadar sağlam olduğu fark yaratır.
Zor anlarda da kaynak
Bodynamic'in şok travma yaklaşımı da kaynak kavramıyla açılır. Kurumun şok eğitimini tanıtan sayfası, ağır travmaya varoluşu tehdit edildiğinde insanda harekete geçen güçlü kaynaklara odaklanarak yaklaştıklarını yazar. Şok çalışmasının anlatılan sırası da buna uygundur: önce bugünkü belirtiler, kaynaklar, destek ağları ve güvenli insanlar; ancak ondan sonra yaşanan krizin kendisi.
Bu sıra bize kaynak kavramının neden süs olmadığını gösterir. Zor bir deneyime yaklaşmadan önce kişinin ayağını basabileceği bir zemin gerekir. Zemin olmadan zor deneyime girmek, yalnız onu yeniden yaşamak anlamına gelebilir. Bu yüzden şok çalışmasının kendisi bu akademinin değil, yüz yüze eğitimin ve eğitimli bir terapistin işidir.
Her konumda bir kaynak
Bodynamic'in dönem sayfalarında her dönemin bir erken, bir geç ve bir sağlıklı konumu vardır. Sağlıklı konumların adları da kaynak fikrini taşır. İhtiyaç döneminde sağlıklı konum doyabilen kişidir; irade döneminde kendini ortaya koyabilen kişi. Bunlar kişinin sahip olduğu ya da olmadığı sabit özellikler sayılmaz. Her insanda bir ölçüde var olan ve beslenebilen becerilerdir.
Bodynamic'in bakışında en zorlu örüntünün yanında bile bir kaynak bulunur. Bir önceki dersteki iki kardeşi hatırla: Gönül'ün yumuşaklığı bir kaynaktı, Serkan'ın direnci başka bir kaynak; yalnız tek bir yönde kullanılmaya alışmıştı. Kaynak çalışması o gücü başka yönlere de açmayı dener.
Kaynaklardan okuma
Yaygın yanlışlar
Yaygın yanlış"Kaynak odaklı olmak sorunları görmezden gelmektir."
Kaynak odaklı bakış sorunu silmez, ona sağlam bir zeminden yaklaşır. Hacer Hanım'ın uykusu gerçekten bozuktu; Şükriye'nin sorusu bu gerçeği değiştirmedi, yalnız konuşmanın başladığı yeri değiştirdi.
Yaygın yanlış"Kaynak, kişide ya vardır ya yoktur."
Bodynamic çizgisinde kaynak geliştirilebilen bir beceridir. Halil'in yarım günlerle başlayan dönüşü gibi, küçük ve tekrar edilebilir adımlarla büyür.
Yaygın yanlış"Zor bir anıyla çalışmanın en iyi yolu, ona doğrudan girmektir."
Bodynamic'in şok yaklaşımında sıra tersinedir: önce kaynaklar ve güvenli insanlar, sonra zor deneyim. Zemin olmadan yapılan bir yaklaşım, deneyimi yeniden yaşatmaktan öteye geçmeyebilir.
Kendin dene
Aklında kalsın
Bodynamic'te kaynak, kişinin elinde zaten var olan ve beslendikçe güçlenen dayanaktır. Kelime, Marcher'ın anlatımına göre Norveçli fizyoterapist Lillemor Johnsen'den gelir.
Kaynak odaklı bakış sorunu görmezden gelmez ama işe sağlam olandan başlar: ne çalışıyor ve nasıl güçlendirilir? Bu bakış Bodynamic'in zırhı kırmak yerine ben gücünü kurma tutumunun doğrudan sonucudur.
Kaynak bir beceri gibi küçük adımlarla büyür ve en iyi sakin zamanlarda kurulur. Zor anlarda istem dışı tepkiler devreye girdiğinde, önceden kurulmuş bu zemin fark yaratır. Bodynamic'in şok çalışması da bu yüzden önce kaynakla başlar.
Hacer Hanım o gün yoğurduğu hamuru ertesi sabah Şükriye'ye götürdü. Kapıda, elinde sıcak ekmekle beklerken bir yıldır ilk kez bir şeyi kendisi için yaptığını ve bunun ona iyi geldiğini düşündü.
Sınıfta
Kaynak çalışmasının sınıftaki yeri belki en açık şok travma eğitiminde görünür. Kurumun sayfasına göre bu eğitim beş günlük altı modülden oluşuyor ve ilk yarısı katılımcının kendi süreciyle geçiyor; meslekî tedavi çalışması ancak ikinci yarıda başlıyor. Yani bir başkasının kaynağını kurmaya yardım etmeden önce kişi kendi kaynaklarını ve kendi zeminini tanıyor. Kaynağın ne olduğunu burada okudun; bir başkasında onu bulup beslemeyi ise ancak kendi zeminini tanıdıktan sonra, sınıfta öğrenebilirsin.
Sonraki derse köprü
Kaynağı tanıdıktan sonra sözlüğümüze bir boyut daha eklememiz gerekiyor: zaman. Bodynamic'in yedi gelişim dönemi bir merdivenin basamakları gibi sırayla bitip başlamaz; birbirine geçer. Gelecek ders gelişim merdiveni fikrini bırakıyor ve iki çocukla, Ada ile Deniz'le tanışarak üst üste binen dönemlerin ne anlama geldiğini gösteriyor.
Anlamadığın bir yer mi var?
Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.