0.4
Onur ve karşılıklı bağ
Bodynamic’in insanı bağ kurmaya yönelmiş bir varlık olarak görmesinin günlük bir ilişkide neyi değiştirdiğini bir örnekle açıklar.
Bodynamic Akademisi — Bölüm 0, Kapı · 1.604 kelime · ≈ 7 dk okuma · 11 dk dinleme
Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Marcher'a göre insanın en temel yönelimi başka insanlarla bağ kurmaktır. Bu görüş onu Reich'tan ayırır ve Bodynamic'in insana bakışının merkezine karşılıklı bağı koyar.
Karşılıklı bağ birbirinde erimek değildir; iki kişinin kendisi olarak kalarak yakınlaşmasıdır. Onur da başkalarının gözündeki yer değildir; kişinin kendi değerlerine sahip çıkabildiğine dair kendi iç duygusudur.
İki yön bazen çatışır. İnsan bağı korumak için onurundan ya da onurunu korumak için bağdan verebilir. Bodynamic'e göre karakter yapıları çocukluktaki bu seçimlerden doğar ve bir zamanlar işe yaramış çözümler olarak saygıyı hak eder.
Zehra o cumartesi konsere gitmedi. Ama Nurten Hanım'ın açtığı konuşmanın sonunda babası onu ertesi ay başka bir konsere kendisi götürmeyi önerdi. Zehra hem isteğini söylemiş hem de babasıyla aynı arabada şarkı söyleyerek dönmüştü.
Açılış sahnesi
Zehra on beş yaşında ve cumartesi akşamı arkadaşlarıyla bir konsere gitmek istiyor. Akşam yemeğinde babası Hakan Bey'e soruyor. Hakan Bey çatalını bırakıyor, bir süre susuyor, sonra "O saatte o semtte olmaz" diyor.
Zehra'nın önünde iki kapı açılıyor. Birinde gülümseyip "Tamam baba, önemli değil" diyor, tabağına dönüyor ve gece odasında arkadaşlarına "gelemiyorum" diye yazıyor. Babası rahatlıyor, sofradaki hava bozulmuyor. Ama Zehra'nın içinde bir şey küçülüyor ve bir daha bir şey istemeden önce iki kez düşünüyor.
Öbür kapıda Zehra sandalyesini geri itiyor, "Sen zaten hiçbir şeye izin vermiyorsun" diyor ve odasının kapısını kapatıyor. Kendi isteğinin arkasında durmuş oluyor. Ama kapının arkasında, telefonu elinde, evin içinde yapayalnız kalıyor.
O akşam annesi Nurten Hanım üçüncü bir şey yapıyor. Zehra'nın odasına gidip yatağın kenarına oturuyor ve "Gitmek istemen çok anlaşılır," diyor. "Babanın korkusu da. İkisini birlikte konuşabilir miyiz?"
Bu derste ne olacak
Bu derste Bodynamic'in insana bakışının merkezindeki iki kavramı tanıyacağız: karşılıklı bağ ve onur. Marcher'ın insanın temel yönelimine dair görüşünü, bu görüşü Reich'tan ayıran yeri ve iki kavram arasındaki gerilimin insan gelişimini nasıl biçimlendirdiğini göreceğiz. Zehra ile annesi ve babası bu ders için yazılmış, kurgusal bir aile.
Sıfır noktası
Bir halay düşün. İnsanlar el ele tutuşmuş, omuz omuza duruyor ve halka birlikte dönüyor. Herkes aynı ezgiye bağlı ama herkesin ayağı kendi adımını atıyor. Biri elini bırakırsa halka bir yerden kopar. Biri kendi adımını tamamen unutup yanındakini taklit etmeye başlarsa ayağı dolaşır ve halka yine aksar.
İyi bir halayda iki şey birlikte vardır: el ele olmak ve kendi adımın. İkisinden biri kaybolduğunda halay ya bir sıraya ya da dağınık bir kalabalığa dönüşür. Bodynamic'in bu derste anlatacağımız iki kavramı tam bu iki şeye benzer.
Mekanizma
İnsan neye yönelir
Her psikoterapi kuramı, açıkça söylemese bile, insanın derinde neye yöneldiğine dair bir cevap taşır. Reich'ın kuramında bu cevabın merkezinde cinsel enerji vardı. Marcher bu noktada Reich'tan ayrılır. Peter Bernhardt'la yaptığı söyleşide insanın temel dürtüsünün başka insanlarla bağ kurmaya yönelik olduğunu söyler ve buna karşılıklı bağa yönelen dürtü adını verdiğini anlatır. Reich'ın cinsel deneyimi ilişki fikrinin çekirdeği yapmasını yanlış bulduğunu da açıkça ekler.
Tanımın ikinci yarısı en az birinci yarısı kadar önemli. Karşılıklı bağ birbirinin içinde erimek demek sayılmaz. İki kişi yakınlaşır ve yakınlaştıkça ikisi de kendisi olarak kalır. Halaydaki el ele tutuşma bu, adımı unutmak değil.
Onur
Bodynamic'in ikinci kavramı ilk bakışta daha soyut görünür. Şok travma eğitimini geliştiren Ditte Marcher ile çalışma arkadaşı Wisbom'un tanımına göre onur, bir insanın kendi iç değerlerine ve derin etiğine sahip çıkabildiğini içten hissetmesidir. Bodynamic International'ın sitesine göre onur kavramının biçimlenmesinde en güçlü etki Ditte Marcher'dan gelir.
Burada onur bir saygınlık ya da itibar meselesi olarak anlaşılmamalı. Başkalarının gözündeki yer burada ölçü olmuyor. Ölçü kişinin kendi içinde: "Bu benim için önemli ve buna sahip çıkabilirim" duygusu. Zehra'nın konsere gitme isteği bir eğlence isteği olabilir, ama o isteği söyleyebilmek ve arkasında durabilmek onun onuruyla ilgilidir.
Bodynamic kaynaklarına göre insan hem içsel bir onur duygusuyla hem de karşılıklı bağa yönelen bir dürtüyle doğar. İkisi de sonradan öğrenilen süsler değil, başlangıçtan beri insanın içinde olan iki yön.
İki yön çatıştığında
İki yön hep uyum içinde gitmez. Kurumun atölye tanıtımında bu gerilim açıkça anlatılır: bir insan karşılıklı bağı korumak için onurundan vazgeçmeyi seçebilir. Tersi de mümkün: hiç bağ kurmadan, büyük bir yalnızlık içinde onurunu korumak.
Zehra'nın önündeki iki kapı bu iki yolun gündelik bir resmiydi. İlk kapıda babasıyla bağı korudu ama kendi isteğini, yani küçük bir parça onurunu sofrada bıraktı. İkinci kapıda isteğinin arkasında durdu ama bağı kopardı ve kendini odasında yalnız buldu. Annesinin açtığı üçüncü kapı ise ikisini birlikte tutmayı deniyordu.
Bu üçüncü kapıda bir ayrıntı daha var. Nurten Hanım yalnız Zehra'nın isteğini görmedi, Hakan Bey'in korkusunu da gördü ve ikisini aynı cümlede andı. Bağın karşılıklı olması tam olarak bu: bir ilişkide yalnız bir kişinin onuru korunmaz, iki kişinin değerleri de masaya konur. Zehra'nın isteği ciddiye alındı ama babanın endişesi de küçümsenmedi. Böyle bir konuşmada kimse kendini ikiye bölmek zorunda kalmaz; ne istek bağın bedeli olur ne de bağ isteğin bedeli. Bodynamic'in sağlıklı dediği yer, iki yönün de odada yer bulduğu bu tür anlardır. Bu anlar her zaman kolay kurulmaz ve her ilişkide mümkün olmayabilir, ama bir kez yaşandığında kişi ikisinin birlikte var olabileceğini bedeninde bilir.
Sibel ile Okan iki uçta duruyor. Biri bağı korumak için kendinden veriyor, öbürü kendini korumak için bağdan veriyor. Bodynamic ikisini de kınamaz. İkisini de bir zamanlar işe yaramış, bugün ise dar gelebilen iki çözüm olarak görür.
Yapılar bu gerilimde doğar
Bu iki kavram, ileride göreceğimiz karakter yapılarını anlamanın da anahtarıdır. Bodynamic'in kuram sayfasına göre karakter yapıları, çocuğun karşılıklı bağı koruma dürtüsünden doğar ve bu bazen bireysel onurun bedeli pahasına olur.
Bir çocuk düşünelim. Bir isteğini her gösterdiğinde ebeveyninin yüzü kararıyorsa, çocuk bir seçim yapmak zorunda kalır. İsteğini küçültüp bağı korur ya da isteğinde diretip bağı riske atar. Çocuk bunu düşünerek seçmez; bedeni ve davranışı zamanla bir yöne yerleşir. Bodynamic'in gelişim kuramının büyük kısmı, bu seçimlerin yedi farklı gelişim döneminde nasıl farklı biçimler aldığını anlatır.
Bu bakış insana karşı yumuşak bir bakıştır. Bir yetişkinin bugün dar gelen bir örüntüsü, bir zamanlar çocuğun sevdiği insanlarla bağını korumak için bulduğu en iyi yol olabilir. Bodynamic bu yüzden örüntüleri yıkılacak bir engel gibi değil, yanına yeni bir seçenek eklenecek eski bir çözüm gibi görür.
Kaynaklardan okuma
Yaygın yanlışlar
Yaygın yanlış"Karşılıklı bağ, iki insanın her konuda anlaşmasıdır."
Bodynamic'in tanımı bunun tersini vurgular: bağ, iki kişinin kendi bireyselliğini koruduğunu varsayar. Rıza Bey ile Tevfik Bey'in tavlası, anlaşmadan da bağlı kalınabildiğini gösteriyor.
Yaygın yanlış"Onur, insanın başkalarının gözündeki itibarıdır."
Bodynamic'teki onur içten gelir: kişinin kendi değerlerine sahip çıkabildiğine dair kendi duygusu. Bir insan kimse görmezken de onurunu koruyabilir ya da kaybedebilir.
Yaygın yanlış"Bağ için kendinden vermek iyiliktir, kendini korumak bencilliktir."
Sibel ile Okan'ın hâli bu ikiliğin yetmediğini gösteriyor. Bodynamic'e göre iki uç da bir bedel taşır ve asıl beceri ikisini birlikte tutabilmektir.
Kendin dene
Aklında kalsın
Marcher'a göre insanın en temel yönelimi başka insanlarla bağ kurmaktır. Bu görüş onu Reich'tan ayırır ve Bodynamic'in insana bakışının merkezine karşılıklı bağı koyar.
Karşılıklı bağ birbirinde erimek değildir; iki kişinin kendisi olarak kalarak yakınlaşmasıdır. Onur da başkalarının gözündeki yer değildir; kişinin kendi değerlerine sahip çıkabildiğine dair kendi iç duygusudur.
İki yön bazen çatışır. İnsan bağı korumak için onurundan ya da onurunu korumak için bağdan verebilir. Bodynamic'e göre karakter yapıları çocukluktaki bu seçimlerden doğar ve bir zamanlar işe yaramış çözümler olarak saygıyı hak eder.
Zehra o cumartesi konsere gitmedi. Ama Nurten Hanım'ın açtığı konuşmanın sonunda babası onu ertesi ay başka bir konsere kendisi götürmeyi önerdi. Zehra hem isteğini söylemiş hem de babasıyla aynı arabada şarkı söyleyerek dönmüştü.
Sınıfta
Onur ile karşılıklı bağ arasındaki gerilim, Bodynamic'in kısa atölyelerinin tanıtımında da açıkça anılan bir konu. Bodynamic International bir ila beş gün süren atölyeler için bir ön koşul aramıyor; yöntemle ilk kez tanışmak isteyen biri için uygun bir başlangıç olabilir. Sınıfta bu iki yönün bir ilişkide nasıl hissedildiği konuşmanın ötesine geçer: bir başkasıyla yakınlaşıp uzaklaşırken bedende neyin değiştiği, insanların gözü önünde ve güvenli bir çerçevede deneyimlenebilir. Bu akademi sana iki kavramı anlatıyor; onları bir başkasıyla aynı odada yaşamayı ise sınıf öğretir.
Sonraki derse köprü
Kapı bölümünün sonuna yaklaşıyoruz. Bir kasın neden vazgeçebileceğini, yöntemin nasıl doğduğunu, aile ağacını ve insana bakışını gördük. Bir sonraki derste bütün bu akademi nasıl okunur, onu konuşacağız: üç ayrı okuma yolu, güvenlik çerçevesi ve burada öğrenilenle yalnız sınıfta öğrenilen arasındaki çizgi.
Anlamadığın bir yer mi var?
Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.