Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- Babilli gökbilimciler, yaklaşık altı yüz yıl boyunca Ay'ı, gezegenleri ve tutulmaları kil tabletlere düzenli olarak kaydetti ve bu kayıtlardaki tekrar eden kalıplardan tutulmaları ve gezegen görünüşlerini tahmin etti.
- Jüpiter'in hareketini hız ile zamanın oluşturduğu bir yamuğun alanıyla hesapladılar; bu yöntem Avrupa'da ancak on dört yüzyıl sonra yeniden bulundu.
- Bugünkü zaman ölçümü birden çok kültürün mirasıdır: altmışlık bölme Babil'den, günün yirmi dört saate bölünmesi Mısır'dan, ikisini birleştirip dakikayı ve saniyeyi doğuran kullanım Yunan gökbiliminden gelir.
Kanca
Saatine bak. Bir dakika altmış saniye, bir saat altmış dakika. Oysa hemen her şeyi onluk sistemle sayarız: bir metre yüz santimetre, bir lira yüz kuruş. Zamanı saymaya gelince neden birden altmışa geçiyoruz?
Bir saatin altmış dakika olmasının sebebi Babil'de. Bu sayı sistemi, bugünkü Irak topraklarında yaşamış gökbilimcilerin gökyüzünü kaydetmek ve geleceği hesaplamak için kullandığı dilin bir mirası. Kuşaklar boyu biriktirdikleri notlar, onlara tutulmaları daha gerçekleşmeden haber vermeyi öğretti.
Merkezi soru
Eski Mezopotamya'nın gökbilimcileri gökyüzünü nasıl kaydetti ve geleceği nasıl tahmin etti, ve bugünkü zaman ölçümümüze Babil, Mısır ve Yunan nasıl katkıda bulundu?
Anlatım
Kilden bir gözlem defteri
Mezopotamya'da gökbilimciler, çivi yazısıyla kil tabletlere düzenli kayıtlar tuttu. Bugün "gökyüzü günlükleri" denen bu tabletlerde Ay'ın ve gezegenlerin konumları, tutulmalar, hava durumu, nehrin su düzeyi ve pazardaki fiyatlar gece gece not edilmişti. Kayıtlar, milattan önce yedinci yüzyılın ortalarından milattan önce birinci yüzyıla kadar, yaklaşık altı yüz yıl boyunca sürdü.
Bu kayıtları inceleyen tarihçiler Hermann Hunger ve David Pingree, bu çalışmaya hayranlıklarını gizlemez. Onlara göre birinin böyle bir gözlem programı tasarlaması şaşırtıcı, bu kadar iyi tasarlaması inanılmaz, yüzyıllar boyunca sadakatle sürdürülmesi ise bir mucizedir. Bu, insanlık tarihinin bilinen en uzun soluklu bilimsel gözlem kayıtlarından biridir.
Kayıttan tahmine
Yüzyıllar boyunca biriken kayıtlar, gökyüzünde tekrar eden desenleri gösterdi. Ay tutulmaları belirli aralıklarla, yaklaşık on sekiz yıllık döngüler hâlinde yinelenir. Gezegenlerin görünüp kaybolduğu tarihler de düzenli kalıplar izler. Babilli gökbilimciler bu kalıpları sayılarla tarif etmeyi öğrendi.
Bu tarif, bugünkü anlamda bir fizik açıklaması değildi. Gezegenlerin neden öyle hareket ettiğini açıklayan bir model kurmadılar; bunun yerine hareketlerin sayısal düzenini yakaladılar. Bir sonraki tutulmanın ya da bir gezegenin bir sonraki görünüşünün ne zaman olacağını bu sayısal kurallarla hesapladılar.
Jüpiter ve yamuk
Babillilerin hesap ustalığını gösteren en çarpıcı örnek, 2016'da ortaya çıktı. Tarihçi Mathieu Ossendrijver (okunuşu "Matiyö Osendrayvır"), British Museum'daki bazı tabletleri inceledi. Tabletlerde Jüpiter'in gökyüzünde kat ettiği yol, bir yamuğun alanı olarak hesaplanıyordu.
Bu yamuk gerçek bir arazi değildi. Gökbilimciler Jüpiter'in hızının zamanla nasıl değiştiğini bir çizim gibi düşünmüş, hız ile zamanın oluşturduğu şeklin alanından gidilen yolu bulmuştu. Bugün bir otomobilin hız göstergesinden gidilen yolu hesaplarken aynı fikri kullanırız. Tarihçiler bu tür bir hesabın ilk kez on dördüncü yüzyılda Avrupa'da yapıldığını düşünüyordu. Babilliler aynı fikri, milattan önce dört yüzyıl ile birinci yüzyıl arasında, en az on dört yüzyıl önce kullanmıştı.
Altmışın gücü
Babilliler hesaplarını altmış tabanlı bir sayı sistemiyle yaptı; bu sistemi kendilerinden önce aynı topraklarda yaşayan Sümerlerden almışlardı. Altmışın neden seçildiği kesin olarak bilinmiyor, ama çok kullanışlı bir sayı. Altmış; iki, üç, dört, beş, altı, on, on iki, on beş, yirmi ve otuza kalansız bölünür. Bu da kesirlerle hesap yapmayı kolaylaştırır.
Günümüzdeki zaman ölçümü ise tek bir kültürden gelmez. Günü yirmi dört saate bölmek Mısır'dan kalmadır: Mısırlılar gündüzü gölge saatleriyle, geceyi de belirli yıldız gruplarının doğuşlarıyla on ikişer parçaya ayırmıştı. Yunan gökbilimciler ise bu mirasları birleştirdi ve Babil'in altmışlık bölmesini açılara ve saatlere uyguladı. Bir dereceyi altmış parçaya, her parçayı yeniden altmışa böldüler. "Dakika" ve "saniye" sözcüklerimiz, bu ilk ve ikinci küçük parçaların eski adlarından gelir.
Aslında…
Yaygın yanlış✗ "Bir olayı doğru tahmin edebilmek için önce onun neden olduğunu anlamak gerekir." ✓ Babilliler, gezegenlerin neden öyle hareket ettiğini açıklayan bir model kurmadan, yalnızca yüzyıllık kayıtlardaki düzenleri sayılarla yakalayarak tutulmaları ve gezegen görünüşlerini tahmin edebildi.
Yanlış, tahmin ile açıklamayı aynı şey sanmaktan doğuyor. Bilimde ikisi farklı işlerdir: biri "ne olacak?", öbürü "neden oluyor?" sorusunu cevaplar.
Bu ayrım bugün de önemlidir. Hava tahmininden salgın modellerine kadar pek çok alanda, büyük veri kümelerindeki düzenler iyi tahminler verir. Ama bir olayın neden olduğunu anlamak, tahminin nerede ve neden bozulabileceğini de gösterir. Babillilerin ardından gelen Yunan gökbilimciler, işte bu "neden" sorusunun peşine düşecekti.
Büyük resim
Babil gökbilimi, bilimin iki temel adımından birini olağanüstü bir biçimde attı: sabırlı, düzenli ve uzun soluklu gözlem. Bu kayıtlar o kadar değerlidir ki bugün de kullanılıyor. Stephenson ve meslektaşları, Babil tabletleri de dahil olmak üzere eski tutulma kayıtlarını inceleyerek Dünya'nın dönüşünün yüzyıllar içinde nasıl yavaşladığını ölçtü. İki bin yedi yüz yıllık veri, günün uzunluğunun yüzyılda ortalama yaklaşık iki milisaniye arttığını gösterdi.
Gelgit dersinde, Ay'ın Dünya'nın dönüşünü çok yavaş frenlediğini söylemiştik. Bu frenlemenin kanıtlarından bazıları, kil tabletlere düşülmüş notlardan geliyor. Babilli bir gözlemcinin yazdığı bir satır, bugün bir fizikçinin hesabına veri oluyor.
Özet
- Babilli gökbilimciler, yaklaşık altı yüz yıl boyunca Ay'ı, gezegenleri ve tutulmaları kil tabletlere düzenli olarak kaydetti ve bu kayıtlardaki tekrar eden kalıplardan tutulmaları ve gezegen görünüşlerini tahmin etti.
- Jüpiter'in hareketini hız ile zamanın oluşturduğu bir yamuğun alanıyla hesapladılar; bu yöntem Avrupa'da ancak on dört yüzyıl sonra yeniden bulundu.
- Bugünkü zaman ölçümü birden çok kültürün mirasıdır: altmışlık bölme Babil'den, günün yirmi dört saate bölünmesi Mısır'dan, ikisini birleştirip dakikayı ve saniyeyi doğuran kullanım Yunan gökbiliminden gelir.
Görev
Quiz
- Babil'in gökyüzü günlüklerinde neler kaydedilmişti?
- Babilliler tutulmaları nasıl tahmin edebildi?
- Ossendrijver'in incelediği tabletler Jüpiter hakkında ne gösteriyor?
- Altmış sayısı neden hesap için kullanışlıdır?
- Günün yirmi dört saate bölünmesi hangi kültürden gelir?
Cevaplar
- Ay'ın ve gezegenlerin konumları, tutulmalar, hava durumu, nehrin su düzeyi ve pazar fiyatları.
- Yüzyıllar boyunca biriken kayıtlardaki tekrar eden kalıpları, örneğin tutulmaların yaklaşık on sekiz yıllık döngülerini, sayısal kurallarla tarif ederek.
- Jüpiter'in kat ettiği yolun, hızının zamanla değişimini gösteren bir yamuğun alanı olarak hesaplandığını.
- Pek çok sayıya kalansız bölünür; bu da kesirlerle hesap yapmayı kolaylaştırır.
- Mısır'dan; gündüzü gölge saatleriyle, geceyi yıldız gruplarının doğuşlarıyla on ikişer parçaya bölmüşlerdi.
Kaynaklar
Sonraki derse köprü
Babilliler gökyüzünü sayılarla izlerken, insanlık gökbilimini ileriye taşıyan başka merkezler de doğdu. Yüzyıllar sonra Bağdat'tan Semerkant'a, oradan İstanbul'a uzanan bir hat üzerinde gökbilimciler, eski kayıtları düzeltip yeni ve çok daha hassas ölçümler yaptı. Semerkant'ta bir hükümdar dev bir gözlemevi kurdu; İstanbul'da da bir gözlemevi kuruldu ve kısa süre sonra yıkıldı. Bu gökbilimciler kimdi ve neyi ölçtüler?