Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- Gün Dünya'nın dönüşünden, ay Ay'ın evrelerinden, yıl Dünya'nın Güneş çevresindeki turundan gelir; bu üç döngü birbirinin tam katı değildir.
- Şubatın kısalığı Roma'dan kalmadır: tek sayıları uğurlu sayan Romalılar, çift sayılı tek ay olarak şubatı yirmi sekiz gün bıraktı.
- Artık yıllar, mevsim yılının tam sayıda günden oluşmamasını telafi eder; bugünkü kural 1582'de düzeltilmiş hâlidir ve Türkiye bu takvimi 1926'dan beri resmî olarak kullanır.
Kanca
29 Şubat'ta doğan biri, doğum gününü takvimde ancak dört yılda bir bulur. Kırk yaşına geldiğinde yalnızca on kez gerçek doğum günü kutlamış olur. Bu tuhaf gün neden var, ve neden hep şubata eklenir? Üstelik şubat neden zaten öbür aylardan kısa?
Şubat neden 28 gün? Cevap gökyüzünde ve biraz da Roma'da. Gökyüzü bize üç tane saat veriyor, ama bu saatler birbirine tam uymuyor. İnsanlar binlerce yıldır aradaki farkı kapatmaya çalışıyor; şubat da bu uğraşın izlerini taşıyor.
Merkezi soru
Gün, ay ve yıl gökyüzündeki hangi döngülerden geliyor, ve bu döngüler neden takvime tam olarak sığmıyor?
Anlatım
Gökyüzünün üç saati
İlk saat günü verir. Dünya kendi ekseni çevresinde döner, Güneş doğar ve batar. İkinci saat ayı verir. Ay'ın evreleri, bir yeni aydan ötekine yaklaşık yirmi dokuz buçuk günde tamamlanır. Ay ile ay kelimesinin pek çok dilde aynı kökten gelmesi bir tesadüf değildir.
Üçüncü saat yılı verir. Dünya Güneş'in çevresinde bir tur atar ve mevsimler bir kez döner. Bu tur yaklaşık üç yüz altmış beş gün ve altı saate yakın bir süre tutar. Tarım yapan her toplum için en önemli saat buydu, çünkü ne zaman ekileceğini ve biçileceğini o söylüyordu.
Saatler birbirine uymuyor
Sorun şu: bu üç saatin hiçbiri ötekinin tam katı değil. On iki Ay ayı yaklaşık üç yüz elli dört gün eder; bu, mevsim yılından yaklaşık on bir gün kısadır. Yıl ise tam sayıda günden oluşmaz; her yılın sonunda fazladan dörtte bir güne yakın bir parça artar.
Bu farkları görmezden gelen bir takvim, yıllar içinde gökyüzünden kopar. Bazı toplumlar ayları Ay'a bağlı tutmayı seçti. Hicri takvimde aylar Ay'ın evrelerini izler ve geleneksel olarak yeni hilalin görülmesiyle başlar. Bu takvimin yılı mevsim yılından yaklaşık on bir gün kısa olduğu için, Ramazan gibi aylar her yıl mevsimler içinde yaklaşık on bir gün geriye kayar ve yaklaşık otuz üç yılda bütün mevsimleri dolaşır.
Başka toplumlar yılı Güneş'e bağladı ve ayların Ay ile ilişkisini bıraktı. Bugün kullandığımız takvimin ayları böyledir: adı "ay" olsa da artık Ay'ın evrelerini izlemez. Bazı takvimler ise ikisini birden tutmaya çalışır ve arada bir yıla fazladan bir ay ekleyerek aradaki farkı kapatır.
Roma'nın karmaşası
Bugünkü takvimimiz Roma'dan geliyor ve orada işler baştan karışıktı. Efsaneye göre en eski Roma takvimi on aydı; mart ayında başlıyor, aralıkta bitiyordu. Kışın ekin olmadığı birkaç hafta hiçbir aya ait değildi. Aylarımızın adlarında bunun izi hâlâ duruyor: İngilizcede eylülün adı olan September "yedinci", aralığın adı olan December "onuncu" demektir.
Daha sonra kral Numa, takvime ocak ve şubatı ekledi. Romalılar tek sayıları uğurlu, çift sayıları uğursuz sayıyordu; bu yüzden ayların çoğuna yirmi dokuz ya da otuz bir gün verildi. Ama on iki ayın hepsini tek sayılı yapınca toplam çift çıkıyordu, bu yüzden bir ayın çift olması gerekiyordu. Bu şanssız rol, ölüler için arınma törenlerinin yapıldığı ve yılın son ayı sayılan şubata düştü. Şubat yirmi sekiz gün oldu.
Sezar'ın düzeltmesi
Roma takvimi zamanla mevsimlerden aylarca kaydı. Milattan önce 46 yılında Jül Sezar, İskenderiyeli gökbilimci Sosigenes'in önerisiyle takvimi yeniden kurdu. Yıl üç yüz altmış beş gün oldu ve her dört yılda bir fazladan bir gün eklendi. Bu gün şubata konuldu: o yıl şubatın yirmi dördüncü günü iki kez sayılıyordu.
Eski adıyla Sextilis olan altıncı aya daha sonra Augustus'un adı verildi. Bugün ağustos dediğimiz ay, Augustus'un ilk kez konsül seçildiği aydı.
Küçük hata büyür
Sezar'ın takviminde ortalama yıl üç yüz altmış beş gün altı saatti. Gerçek mevsim yılı bundan yaklaşık on bir dakika kısadır. On bir dakika önemsiz görünür, ama yüzyıllar içinde birikir. 1500'lerin sonunda takvim, mevsimlerden on gün kadar ileriye kaymıştı.
1582'de Papa XIII. Gregorius'un adıyla anılan bir düzeltme yapıldı. Takvimden on gün atıldı: 4 Ekim 1582'nin ertesi günü 15 Ekim oldu. Ayrıca yüzyıl yıllarından yalnızca dört yüze bölünenler artık yıl sayıldı. Bu yüzden 2000 yılı artık yıldı, 1900 değildi. Bu kuralla ortalama yıl gerçek mevsim yılına çok yaklaştı.
Türkiye'nin takvimleri
Osmanlı Devleti uzun süre birden fazla takvim kullandı. 1740'tan itibaren mali işlerde Güneş yılına dayanan ve yılı mart ayında başlatan Rumi takvim kullanıldı. 1917'de Gregoryen sisteme geçildi. Cumhuriyet'in ilk yıllarında 26 Aralık 1925'te kabul edilen bir kanunla bugünkü takvim, 1 Ocak 1926'dan itibaren resmî takvim oldu. Aynı gün kabul edilen bir başka kanun, günü yirmi dört saate böldü.
Aslında…
Yaygın yanlış✗ "Şubat 28 gündür, çünkü Augustus kendi adını taşıyan ay Temmuz'dan kısa kalmasın diye şubattan bir gün aldı." ✓ Şubat, Augustus'tan yüzyıllar önce, Numa'nın takviminde zaten yirmi sekiz gündü; çift sayılı tek ay olarak uğursuz sayılan şubata bırakılmıştı.
Yanlış, sonradan anlatılan ve kulağa hoş gelen bir hikâyeden doğuyor; eski Roma takvimlerine bakıldığında dayanağı bulunmaz.
Bu yanlışın bir dersi de var: bir açıklama ne kadar güzel olursa olsun, kaynağına bakmadan kabul edilmemeli. Takvim tarihi, doğru bilinen yanlışlarla doludur.
Büyük resim
Takvim, gökyüzü ile insan arasındaki bir uzlaşmadır. Gökyüzü tam sayılarla konuşmaz; biz ise günleri, ayları ve yılları tam sayılarla saymak isteriz. Her takvim, bu ikisini birbirine yaklaştırmanın bir yoludur.
Astronominin en eski görevlerinden biri de buydu. Gündönümlerini, ekinoksları ve yeni ayı doğru belirlemek, bir toplumun ne zaman ekip biçeceğini ve bayramlarını ne zaman kutlayacağını belirliyordu. Bugün telefonundaki takvim, binlerce yıllık gözlemin ve düzeltmenin sonucudur.
Özet
- Gün Dünya'nın dönüşünden, ay Ay'ın evrelerinden, yıl Dünya'nın Güneş çevresindeki turundan gelir; bu üç döngü birbirinin tam katı değildir.
- Şubatın kısalığı Roma'dan kalmadır: tek sayıları uğurlu sayan Romalılar, çift sayılı tek ay olarak şubatı yirmi sekiz gün bıraktı.
- Artık yıllar, mevsim yılının tam sayıda günden oluşmamasını telafi eder; bugünkü kural 1582'de düzeltilmiş hâlidir ve Türkiye bu takvimi 1926'dan beri resmî olarak kullanır.
Görev
Quiz
- Gün, ay ve yıl gökyüzündeki hangi döngülere karşılık gelir?
- On iki Ay ayı neden bir mevsim yılını doldurmaz?
- Şubat neden yirmi sekiz gündür?
- 1582'deki düzeltme neden gerekti?
- 2000 yılı neden artık yıldı da 1900 yılı değildi?
Cevaplar
- Gün Dünya'nın dönüşüne, ay Ay'ın evre döngüsüne, yıl Dünya'nın Güneş çevresindeki turuna karşılık gelir.
- On iki Ay ayı yaklaşık üç yüz elli dört gün eder; mevsim yılından yaklaşık on bir gün kısadır.
- Roma'da tek sayılar uğurlu sayıldığı için ayların çoğu tek sayılı yapıldı; toplamın tutması için bir ayın çift olması gerekiyordu ve bu ay şubat oldu.
- Sezar'ın takviminde yıl gerçek mevsim yılından yaklaşık on bir dakika uzundu; bu fark yüzyıllar içinde on güne ulaşmıştı.
- Yüzyıl yıllarından yalnızca dört yüze bölünenler artık yıldır; 2000 dört yüze bölünür, 1900 bölünmez.
Kaynaklar
Sonraki derse köprü
Bu modülde gördüğümüz her döngünün merkezinde aynı cisim duruyor: gün de mevsim de yıl da Güneş'e göre ölçülüyor. Güneş milyarlarca yıldır aynı güçle parlıyor. Peki bu kadar uzun süre nasıl sönmeden ışık saçabiliyor? Güneş gerçekten bir ateş gibi mi yanıyor, yoksa enerjisi bambaşka bir yerden mi geliyor?