Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- ع ve غ aynı gövdeyi paylaşır, tepesinde nokta olan غ'dir. Ortada gövde küçük, kapalı bir düğüme döner.
- ʿAyn, ḥ'nin sesli eşidir: boğazın ortası daraltılarak verilen sıkışık, sesli bir ses (okunuşta ʿ).
- ʿAyn ile hemze ayrı seslerdir ve kelimeyi değiştirir: عَلَمٌ bayrak, أَلَمٌ acı; سَعَلَ öksürdü, سَأَلَ sordu.
- Ġayn, ḫ'nin sesli eşidir; gargara sesine, Azerbaycan Türkçesindeki ğ'ye yakındır: غَالِي pahalı, خَالِي boş.
- Türkçe ʿayn'ı düşürdü (ilim, adil) ya da yerine çift ünlü bıraktı (saat, cemaat, maalesef).
- Türkçe ġ'yi g olarak aldı: garp, galip, gazi, gurbet.
Kanca
Türkçede «elem» acı, keder demektir; «alem» ise minarenin ya da bayrak direğinin tepesindeki süs, bir de «bayrak». İki kelime Türkçede sadece ünlüleriyle ayrılıyor gibi görünür. Arapçada ise ünlüler aynıdır, ikisi de «alam» diye okunur. Ayıran şey ilk sestir: أَلَم [alam] «acı» hafif bir hemzeyle başlar, عَلَم [ʿalam] «bayrak» ise boğazın derinliğinden gelen ve Türkçede hiç bulunmayan bir sesle, ʿayn ile.
Türkçe bu sesi duymadığı için çoğu kelimede tamamen düşürdü, bazılarında ise farkında olmadan izini sakladı. «Saat», «cemaat», «maalesef» kelimelerinde yan yana duran iki ünlü, aslında aralarında kaybolmuş bir ʿayn'ın yeridir. Bu derste o kaybolan sesi ve onun hırıltılı kardeşi غ'yi geri kazanacaksın.
Anlatım
Gövde: açık bir ağız
ع [ʿayn] ve غ [ġayn] aynı gövdeyi paylaşır. Tek başına yazıldığında harfin üstü sola açılan küçük bir yarım ay gibidir, altında H.5'teki kancaya benzeyen bir kuyruk sarkar. غ'yi ع'dan ayıran, gövdenin tepesine konmuş tek bir noktadır.
Bu iki harf, biçimini kelimedeki yerine göre en çok değiştiren harflerdendir. Başta yarım ay açık kalır ve kuyruk düşer. Ortada yarım ay kapanır ve küçük, dolu bir üçgene ya da düğüme döner. Sonda ise bu düğümün altına kuyruk yeniden eklenir.
| Tek başına | Başta | Ortada | Sonda |
|---|---|---|---|
| ع | عـ | ـعـ | ـع |
| غ | غـ | ـغـ | ـغ |
Ortadaki kapalı biçim, yeni okuyucuyu en çok şaşırtan biçimdir. سَاعَةٌ [sâʿa] «saat» kelimesine bak: ortadaki ع, harften çok küçük bir düğüme benzer. Bu düğümü gördüğünde «burada bir ʿayn var» demeyi öğrenmek, bu dersin göz çalışmasıdır.
ʿAyn'ı söylemek
ʿAyn, H.5'teki ḥ'nin sesli eşidir. ḥ için boğazın ortasını daraltıp sessiz bir nefes vermiştin; ʿayn için aynı daralmayla ses tellerini titret. Ortaya boğuk, sıkılmış bir «a» çıkar. Birkaç yol deneyebilirsin. Boğazında bir şey takılmış gibi yutkunmaya başlayıp sesi o anda ver. Ya da çok ağır bir şeyi kaldırırken ağzından istemeden çıkan sıkışık sesi düşün.
ʿAyn'ı ilk denemede doğru söyleyemezsen kaygılanma. Bu ses Arapça öğrenen hemen herkesin haftalarca çalıştığı bir sestir. Önemli olan iki şeyi yapmamaktır: onu hiç söylememek ya da yerine hemze koymak. Bir sonraki bölümde bunun neden önemli olduğunu göreceksin.
ʿAyn ile hemze
Hemze, gırtlağın kısa bir anlığına kapanıp açılmasıdır; Türkçede «saat» kelimesini iki hece olarak söylerken a'ların arasında oluşan küçük kesinti gibi. ʿAyn ise sürtünmeli, boğuk ve uzayabilen bir sestir. İki ses Türk kulağına benzer gelir, ama Arapçada farklı kelimeler kurar.
| Hemze ile | Anlam | ʿAyn ile | Anlam |
|---|---|---|---|
| أَلَمٌ alam | acı, elem | عَلَمٌ ʿalam | bayrak, alem |
| سَأَلَ saʾala | sordu | سَعَلَ saʿala | öksürdü |
İkinci çift, ʿayn'ı söylemeyen birinin başına gelebilecek küçük kazayı gösteriyor: «Öğretmene sordum» demek isterken «öğretmene öksürdüm» demek.
Ġayn'ı söylemek
غ'nin sesi, H.5'teki ḫ'nin sesli eşidir. ḫ için dilin arkasını yumuşak damağa yaklaştırıp hırıltılı bir nefes vermiştin; ġ için aynı konumda ses tellerini titret. Ses, gargara yaparken çıkan sese ya da Fransızcadaki r'ye benzer. Türkçe konuşan için ʿayn'dan çok daha kolaydır: Doğu Anadolu ağızlarında ve Azerbaycan Türkçesinde «ağa», «dağ» kelimelerinde duyulan sürtünmeli ğ bu sese çok yakındır.
غ ile خ'yı karıştırmak anlamı değiştirir: غَالِي [ġâlî] «pahalı», خَالِي [ḫâlî] «boş» demektir. Türkçedeki «hâli» (boş) kelimesi ikincisinden gelir.
Türkçe ile karşılaştırma
Türkçe ʿayn'ı üç farklı biçimde ele aldı. Kelimenin başında çoğu zaman tamamen düşürdü: ʿilm «ilim», ʿaḳl «akıl», ʿâdil «adil». Kelimenin ortasında, iki ünlünün arasında kaldığında ise onları yan yana bıraktı: sâʿa «saat», camâʿa «cemaat», maʿa l-asaf «maalesef», masâʿî «mesai». Türkçedeki bu çift ünlüler aslında kayıp bir ünsüzün yeridir. Bazı kelimelerde de ʿayn ünlüyü uzattı: maʿnâ «mâna».
Eski Türkçe yazım bu sesin yerini bazen kesme işaretiyle gösterdi: «kat'î», «san'at», «cüz'î» gibi. Bu kesme işareti hem ʿayn'ı hem hemzeyi gösterebiliyordu, yani Türkçe yazı da iki sesi tek işarette birleştirmişti. Bugünkü yazımda bu işaretlerin çoğu düştü.
غ ise Türkçede daha iyi korundu. Türkçe onu kalın ünlülerin yanında g ya da ğ olarak aldı: ġarb «garp», ġâlib «galip», ġâzî «gazi», ġurba «gurbet». Bu kelimelerdeki g, Arapçada sürtünmeli ġ'dir. Türkçedeki «gurbet»i Arapçada g ile söylersen anlaşılırsın ama aksanlı duyulursun; ġ ile söylersen kelime yerine oturur.
Bu karşılaştırmadan çıkan pratik ders: Türkçedeki bir Arapça kelimede iki ünlü yan yana duruyorsa ya da kelime ünlüyle başlıyorsa, Arapça aslında bir ʿayn olabilir. «Saat», «adil», «ilim», «cemaat» bu ipucuyla bulunur.
Örnekler
Okunuşta ʿ ʿayn'ı, ʾ hemzeyi, ġ hırıltılı sesli g'yi gösterir.
İlk dört örnek iki çift oluşturuyor ve her çiftte ünlüler aynı. Onları yüksek sesle söylerken kendini kaydet ve dinle: ʿayn'lı kelimede boğazda bir sıkışma duyuluyor mu?
Örnek diyalog
Selim Kahire'de bir pazar tezgâhının önünde. Satıcı ʿÂdil ona bal satıyor ve pazarlık başlıyor.
Bu pazarlıkta ʿayn on kez geçiyor: satıcının adında, «ʿasal» kelimesinde, «ʿişrûn», «ʿaşara», «ʿaşar» sayılarında. Satıcının adı da bu dersin konusunu taşıyor: Türkçedeki «Adil» adı Arapçada ʿÂdil'dir ve başındaki ʿayn Türkçeye geçerken düşmüştür. Selim'in «ġâlî» itirazı ise Mısır pazarlarının en sık duyulan kelimelerinden biridir.
Sık yapılan hatalar
Yaygın yanlışʿAyn'ı hiç söylememek.
— Türkçede bu ses olmadığı için Türk öğrenci ʿayn'ı atlar ve عَسَل kelimesini «asal» diye okur. Arap kulağı eksik bir harf duyar; سَعَلَ «öksürdü» de سَأَلَ «sordu»ya döner. Doğrusu: boğazın ortasını daralt ve sesli bir sıkışmayla ünlüyü başlat.
Yaygın yanlışʿAyn'ın yerine hemze koymak.
— ʿAyn'ı duyduğunu fark eden öğrenci onu kısa bir gırtlak kesintisiyle söyler. Bu hemzedir ve عَلَم «bayrak» kelimesini أَلَم «acı»ya çevirir. Doğrusu: hemze bir kesintidir, ʿayn ise sürtünen ve sesli bir sestir; uzatılabilir.
Yaygın yanlışOrtadaki kapalı ʿayn'ı tanımamak.
— Kelimenin ortasında ع küçük bir düğüme döner ve göz onu bir nokta ya da mürekkep lekesi sanır. Doğrusu: satırın üstünde küçük, kapalı bir üçgen gördüğünde ع ya da غ ara; üstünde nokta varsa غ'dir.
Mini alıştırma
Cevaplar
- ʿAyn (ع): sâʿa, camâʿa, maʿa l-asaf. Türkçe ʿayn'ı söylemediği için iki ünlüyü yan yana bıraktı.
- عَلَمٌ [ʿalam] «bayrak»tır. İki kelimenin ünlüleri aynıdır; fark ilk sestedir: ʿayn ile «bayrak», hemze ile «acı».
- غَالِي [ġâlî] «pahalı». خَالِي [ḫâlî] «boş» demektir; Türkçedeki «hâli» kelimesi buradan gelir.
- غ [ġayn]: ġurba, ġâlib, ġâzî. Türkçe sürtünmeli sesli ġ'yi kalın ünlülerin yanında g ile karşıladı.
Özet kartı
- ع ve غ aynı gövdeyi paylaşır, tepesinde nokta olan غ'dir. Ortada gövde küçük, kapalı bir düğüme döner.
- ʿAyn, ḥ'nin sesli eşidir: boğazın ortası daraltılarak verilen sıkışık, sesli bir ses (okunuşta ʿ).
- ʿAyn ile hemze ayrı seslerdir ve kelimeyi değiştirir: عَلَمٌ bayrak, أَلَمٌ acı; سَعَلَ öksürdü, سَأَلَ sordu.
- Ġayn, ḫ'nin sesli eşidir; gargara sesine, Azerbaycan Türkçesindeki ğ'ye yakındır: غَالِي pahalı, خَالِي boş.
- Türkçe ʿayn'ı düşürdü (ilim, adil) ya da yerine çift ünlü bıraktı (saat, cemaat, maalesef).
- Türkçe ġ'yi g olarak aldı: garp, galip, gazi, gurbet.
Sonraki derse köprü
Bu derste boğazın en derin noktasına indik. Sonraki derste ağza geri dönüyoruz, ama yine Türk kulağının birleştirdiği iki sesle karşılaşacaksın. Türkçe «kalem» ile «kâr» kelimelerindeki iki k'yi aynı harfle yazar; Arapçada bunlar iki ayrı harftir: ince ك ve gırtlağa yakın, kalın ق. Ders, bu ikinci harfi ve onunla aynı gövdeyi paylaşan ف harfini tanıtacak.