Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- Sükûn (ـْ) harfin ünlüsüz olduğunu gösterir; o harf önceki heceyi kapatır: قَلْبٌ ḳal-b.
- Şedde (ـّ) harfin iki kez söylendiğini gösterir: ilki sükûnlu, ikincisi harekeli: عَلَّمَ ʿal-la-ma.
- Şeddeli harfin harekesi şeddeyle birlikte yazılır; esre şeddenin ya da harfin altına konur.
- Şedde anlamı değiştirir: عَلِمَ bildi, عَلَّمَ öğretti; حَمَامٌ güvercin, حَمَّامٌ banyo.
- Türkçe kelime ortasındaki şeddeyi korur (muallim, cennet, dikkat), sondakini düşürür (hak, sır, fen).
- Ek gelince Türkçede düşen çift harf geri döner: hakkı, sırrı, fenni, hissi.
Kanca
Türkçede «hak» kelimesine bir ek getir: «hakkı». Ek gelince kelimenin içinde ikinci bir k belirdi. Aynı şey «sır» ile «sırrı», «fen» ile «fenni», «his» ile «hissi» arasında da olur. Türkçe bu ikinci harfi nereden buluyor? Cevap Arapçada: حَقٌّ [ḥaḳḳ], سِرٌّ [sirr], فَنٌّ [fann], حِسٌّ [ḥiss] kelimelerinin son harfi baştan beri çiftti. Türkçe kelime sonunda çift ünsüz söylemediği için birini düşürdü, ama ek gelip bir ünlü yer açınca düşen harf geri döndü.
Arap yazısı bu çiftliği iki harf yazarak değil, tek harfin üstüne küçük bir işaret koyarak gösterir: şedde. Bu derste o işareti ve onun kardeşi sükûnu tanıyacaksın. Sükûn bir harfin ünlüsüz olduğunu söyler, şedde aynı harfin iki kez söylenmesi gerektiğini. İkisi birlikte, harekeli bir Arapça kelimeyi baştan sona okuyabilmek için gereken son iki işarettir.
Anlatım
Sükûn: ünlüsüz harf
Sükûn, harfin üstüne konan küçük bir halkadır: ـْ. Bir harf sükûn taşıyorsa ardından hiçbir ünlü gelmez ve harf, kendinden önceki heceyi kapatır. قَلْبٌ [ḳalb] kelimesinde ل sükûnludur: kelime «ḳa-lab» değil «ḳal-b» diye okunur. مَكْتَبٌ [maktab] kelimesinde ك sükûnludur: «mak-tab».
Türkçe konuşan için sükûn kolay bir kavramdır, çünkü Türkçe heceler zaten çoğu zaman ünsüzle kapanır: «kal-dır», «gel-mek». Yeni olan yalnız işarettir. Harekeli metinde sükûnu gördüğünde, o harfi bir önceki heceye yapıştır ve ardına ünlü ekleme.
Uzatma harfleri (ا ، و ، ي) üzerinde genellikle sükûn yazılmaz, çünkü zaten ünlüsüzdürler ve yalnız uzunluk taşırlar. Çift ünlülerde ise و ve ي sükûn taşır: لَوْنٌ [lawn] «renk», عَيْنٌ [ʿayn] «göz». H.12'de bu türden sükûnları zaten okumuştun.
Şedde: çift harf
Şedde, harfin üstüne konan küçük, dişli bir işarettir: ـّ. Bir harf şedde taşıyorsa iki kez söylenir: ilki sükûnlu, ikincisi kendi harekesiyle. عَلَّمَ [ʿallama] «öğretti» kelimesi «ʿal-la-ma» diye okunur: birinci l heceyi kapatır, ikinci l yeni heceyi açar.
Şeddeli harfin harekesi şeddeyle birlikte yazılır. Üstün ve ötre şeddenin üstüne, esre ise ya şeddenin altına ya da harfin altına konur; iki yazım da görülür: مُعَلِّمٌ [muʿallim] «öğretmen». Bu kelimedeki şeddeli l, Türkçedeki «muallim» kelimesinin çift l'sidir.
Şedde anlamı değiştirir
Türkçede çift ünsüz bazı kelimeleri ayırır: «ana» ile «anne», «kale» ile «kalle» gibi. Arapçada bu ayrım çok daha düzenlidir ve özellikle fiillerde anlamı sistemli biçimde değiştirir.
| Şeddesiz | Anlam | Şeddeli | Anlam |
|---|---|---|---|
| عَلِمَ ʿalima | bildi | عَلَّمَ ʿallama | öğretti, bildirdi |
| دَرَسَ darasa | ders çalıştı | دَرَّسَ darrasa | ders verdi |
| حَمَامٌ ḥamâm | güvercin | حَمَّامٌ ḥammâm | banyo, hamam |
İlk iki çift aynı kalıbı izliyor: ortadaki harf şeddelenince fiil «bir şeyi yapmak»tan «başkasına yaptırmak, öğretmek»e döner. Bu, Arapçanın fiil kalıplarından biridir ve B1 seviyesinde kendi dersini alacak. Şimdilik şeddenin süs olmadığını, kelimeyi değiştiren bir harf olduğunu bilmek yeter.
Şeddeyi söylemek
Şeddeli harfi söylerken harfi gerçekten uzat ya da tut. Sürekli bir ses olan l, m, n, s gibi harflerde bu, sesi iki kat süre tutmak demektir: «ʿal-la-ma». Patlamalı bir ses olan b, t, k, ḳ gibi harflerde ise ağız kapanır, bir an bekler ve sonra açılır: حَقٌّ [ḥaḳḳ] kelimesinde ḳ'nın kapanması bir an uzar. Türkçedeki «dikkat», «şiddet», «cennet» kelimelerinin ortasındaki çift ünsüz tam bu şekilde söylenir.
Türkçe ile karşılaştırma
Türkçe çift ünsüzü tanır ve söyler: «elli», «anne», «dikkat». Bu yüzden şeddenin sesi Türk öğrenciye yabancı değildir. Fark yazıdadır: Türkçe çift ünsüzü iki harfle yazar, Arapça tek harf ve bir işaretle. Harekesiz gündelik yazıda bu işaret de düştüğü için Arapça bir gazete satırında عَلِمَ ile عَلَّمَ aynı görünür: علم. Hangisinin kastedildiğini cümle söyler.
Türkçenin Arapça kelimelerdeki şeddeye davranışı da öğreticidir. Kelimenin ortasındaki şedde Türkçede genellikle korunur: muʿallim «muallim», canna «cennet», diḳḳa «dikkat», şidda «şiddet». Kelimenin sonundaki şedde ise Türkçede düşer, çünkü Türkçe kelime sonunda çift ünsüz söylemez: ḥaḳḳ «hak», sirr «sır», fann «fen», ḥiss «his», ẓann «zan». Ünlüyle başlayan bir ek gelince çift harf geri döner: «hakkı», «sırrı», «fenni», «hissi», «zannı». Türkçenin bu davranışı, Arapça kelimenin şeddesini sakladığı bir bellek gibidir.
Bu belleği Arapça öğrenirken kullanabilirsin. Türkçede ek alınca ikinci bir ünsüz kazanan bir Arapça kelime gördüğünde, Arapça aslında son harfin şeddeli olduğunu tahmin edebilirsin. «Haddi» diyen biri, Arapçadaki حَدٌّ [ḥadd] kelimesinin d'sinin çift olduğunu Türkçeden bilir.
Örnekler
Okunuşu kapat; sükûnlu harfi önceki heceye yapıştır, şeddeli harfi iki kez söyle.
Son örnekte iki işaret bir arada: ن şeddeli, sondaki ة ise durakta a okunuyor. Türkçedeki «cennet» kelimesi, ة'nın at okunuşunu ve şeddeli n'yi birlikte korumuş.
Örnek diyalog
Selim Kahire'de bir kahvede oturuyor ve garson Karîm'e lavabonun yerini soruyor. Şeddeyi unutması kısa bir karışıklığa yol açıyor.
Selim'in ilk sorusu dilbilgisi açısından kusursuz, ama tek bir şeddeyi unuttuğu için başka bir şey soruyor. Karîm'in «damın üstünde» cevabı da şakadan ibaret değil: Kahire'nin eski mahallelerinde damlarda güvercin beslemek bilinen bir uğraştır. Selim'in son cümlesindeki شَدَّة kelimesi de, kendi adını taşıyan işaretle yazılıyor: ortasındaki د şeddeli.
Sık yapılan hatalar
Yaygın yanlışŞeddeyi görmezden gelmek.
— Harekeli metinde küçük işaret kolayca atlanır ve öğrenci عَلَّمَ'yi «ʿalama» diye tek l ile okur. Böylece «öğretti» yerine anlamsız ya da başka bir kelime çıkar. Doğrusu: şeddeli harfi iki kez söyle: [ʿal-la-ma].
Yaygın yanlışSükûnlu harfe ünlü eklemek.
— Türkçede kelime sonunda iki ünsüzü sevmeyen öğrenci قَلْبٌ kelimesine bir ünlü sıkıştırır ve «ḳalıb» diye okur. Doğrusu: sükûnlu harf ünlüsüzdür; [ḳalb] tek hecedir.
Yaygın yanlışKelime sonundaki şeddeyi Türkçe gibi düşürmek.
— Türkçedeki «hak» alışkanlığıyla حَقٌّ kelimesi tek ḳ ile «ḥaḳ» diye söylenir. Doğrusu: Arapçada son harfteki şedde de söylenir; ḳ'nın kapanmasını bir an uzat: [ḥaḳḳ].
Mini alıştırma
Cevaplar
- عَلَّمَ [ʿallama] «öğretti»dir. Ortadaki l'nin üstündeki şedde onu iki kez söyletir; عَلِمَ [ʿalima] ise «bildi».
- «Sırrı». Arapçada سِرٌّ [sirr] kelimesinin son harfi şeddelidir; Türkçe şeddeyi kelime sonunda düşürür, ek gelince geri getirir.
- mak-tab. ك sükûnludur ve ilk heceyi kapatır.
- الْحَمَّامُ [al-ḥammâm]. Şeddesiz الْحَمَامُ [al-ḥamâm] «güvercin» demektir.
Özet kartı
- Sükûn (ـْ) harfin ünlüsüz olduğunu gösterir; o harf önceki heceyi kapatır: قَلْبٌ ḳal-b.
- Şedde (ـّ) harfin iki kez söylendiğini gösterir: ilki sükûnlu, ikincisi harekeli: عَلَّمَ ʿal-la-ma.
- Şeddeli harfin harekesi şeddeyle birlikte yazılır; esre şeddenin ya da harfin altına konur.
- Şedde anlamı değiştirir: عَلِمَ bildi, عَلَّمَ öğretti; حَمَامٌ güvercin, حَمَّامٌ banyo.
- Türkçe kelime ortasındaki şeddeyi korur (muallim, cennet, dikkat), sondakini düşürür (hak, sır, fen).
- Ek gelince Türkçede düşen çift harf geri döner: hakkı, sırrı, fenni, hissi.
Sonraki derse köprü
Bu derste kelime sonlarındaki ٌ işaretini hep okunuşta görmezden geldik: قَلْبٌ'yi [ḳalb], حَقٌّ'yi [ḥaḳḳ] diye okuduk. Sonraki derste o işaretin ne olduğunu göreceksin: harekenin ikiye katlanmış hâli, tenvin. Tenvin kelimenin sonuna bir -n sesi ekler ve ismin belirsiz olduğunu söyler; durakta ise çoğu zaman okunmaz. «Şukran» ve «ahlan» gibi kelimelerdeki -an sesinin kaynağı da odur.