Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- Belirsiz isim (nekre) tenvin taşır ve «bir … » demektir: كِتَابٌ.
- Belirli isim (marife) dinleyicinin tanıdığı şeydir: en sık ال ile, الْكِتَابُ.
- Özel adlar, zamirler ve iyelik eki almış isimler ال olmadan da belirlidir; bazı özel adlar tenvin taşısa bile.
- Bir şeyden ilk kez söz ederken belirsiz, sonra belirli isim kullanılır.
- Genel yargılarda da ال kullanılır: الْقَهْوَةُ لَذِيذَةٌ «Kahve lezzetlidir».
- Türkçedeki «-ı» yalnız nesnede belirlilik gösterir; Arapçada ال her konumda bu işi görür.
Kanca
Türkçede «Kahve lezzetlidir» dersin ve «kahve» kelimesine hiçbir şey eklemezsin. Arapçada aynı cümle الْقَهْوَةُ لَذِيذَةٌ [al-ḳahwatu laẕîẕa] olur: «kahve» kelimesi ال alır. Türk kulağına bu cümle «O kahve lezzetli» gibi gelir, ama Arap için öyle değildir. Arapça, belirli bir kahveden söz ederken de, kahve denen içeceğin genelinden söz ederken de aynı ال'yi kullanır.
Hazırlık'ta ال ile tenvinin birbirini dışladığını, A1.6'da da belirliliğin bir ifadeyi cümleye ya da tamlamaya çevirdiğini gördün. Bu derste belirliliği kendi başına ele alıyoruz: bir isim ne zaman belirli, ne zaman belirsizdir; ال almadan belirli olan isimler hangileridir ve Türkçenin «bir» kelimesiyle «-ı» eki bu ayrımın neresinde durur.
Anlatım
Belirsiz isim: tenvin
Belirsiz isim, dinleyicinin henüz tanımadığı, «herhangi bir» şeyi anlatır. Arapçada belirsizliğin işareti tenvindir ve ayrı bir «bir» kelimesine gerek yoktur: كِتَابٌ [kitâb] «bir kitap», سَيَّارَةٌ [sayyâra] «bir araba». Türkçedeki «bir» kelimesi Arapçada tenvinin içindedir.
Bir şeyin sayıca «bir» olduğunu vurgulamak istersen وَاحِدٌ [wâḥid] «bir tane» eklersin: كِتَابٌ وَاحِدٌ «tek bir kitap». Ama bu ek, Türkçedeki «bir»den farklı olarak sayıyı vurgular; gündelik belirsizlik için tenvin yeter.
Belirli isim: ال ve ötesi
Belirli isim, dinleyicinin tanıdığı ya da daha önce sözü geçmiş bir şeyi anlatır. En sık işareti ال'dir: الْكِتَابُ «kitap» (o bilinen kitap). Arapçada bir şeyden ilk kez söz ederken belirsiz, ikinci kez söz ederken belirli isim kullanılır.
فِي الْغُرْفَةِ طَاوِلَةٌ. الطَّاوِلَةُ كَبِيرَةٌ. [fi l-ġurfati ṭâwila. aṭ-ṭâwilatu kabîra] «Odada bir masa var. Masa büyük.»
İlk cümlede masa yeni tanıtılıyor ve belirsiz; ikinci cümlede artık bildiğimiz masa ve belirli.
ال tek yol değildir. Bazı isimler ال almadan belirlidir:
| Belirli isim türü | Örnek | Not |
|---|---|---|
| ال'li isim | الْكِتَابُ | en yaygın biçim |
| özel ad | مُحَمَّدٌ ، مِصْرُ ، عَمَّانُ | tenvin taşısa da belirlidir |
| zamir | هُوَ ، أَنْتِ | A1.3'te gördün |
| iyelik eki almış isim | كِتَابِي «kitabım» | A1'in sahiplik modülünde |
Tablonun ikinci satırı Türk öğrenciyi en çok şaşırtan durumdur: مُحَمَّدٌ ya da سَلِيمٌ gibi bazı özel adlar tenvin taşır, ama belirsiz değildir; adın kendisi belli bir kişiyi gösterir. Bu adların sonundaki tenvin bir ses alışkanlığıdır, «bir Muhammed» anlamına gelmez.
Genel anlam için de ال
Arapçanın Türkçeden en çok ayrıldığı nokta burasıdır. Bir türün geneli, bir kavram ya da bir madde anlatılırken Arapça isme ال getirir: الْقَهْوَةُ لَذِيذَةٌ «Kahve lezzetlidir», الْعِلْمُ نُورٌ [al-ʿilmu nûr] «İlim ışıktır», الْحَيَاةُ جَمِيلَةٌ «Hayat güzel». Türkçe bu cümlelerde ismi yalın bırakır. Arapça ise «genel olarak kahve», «ilim denen şey» anlamını ال ile verir. Bu kullanıma cins için ال denir.
Belirlilik ve cümle
A1.6'da gördüğün kural burada yerine oturuyor: isim cümlesinde mübteda çoğunlukla belirli, haber belirsizdir. «Bir masa büyük» gibi belirsiz bir mübtedayla cümle kurulmaz; Arapça bunun yerine yeri öne alır ve belirsiz ismi sona koyar: فِي الْغُرْفَةِ طَاوِلَةٌ «Odada bir masa var». Bu yapıyı «var» anlamıyla A1'in sahiplik modülünde ayrıntısıyla göreceksin.
Türkçe ile karşılaştırma
Türkçe belirsizliği bir kelimeyle gösterir: «bir». Belirliliği ise çoğu zaman göstermez; «kitap» kelimesi bağlama göre «o kitap» da olabilir, «kitaplar genel olarak» da. Türkçede belirliliğin en açık işareti, nesne üzerindeki «-ı» belirtme ekidir: «Kitap okudum» belirsiz ve genel, «Kitabı okudum» belirli bir kitaptır.
Arapça ise belirliliği isim nerede olursa olsun gösterir: özne, nesne ya da edatın ardındaki isim. ال yalnız nesnede değil, her konumda belirliliği taşır. Türkçenin «-ı» ekinin işini Arapçada ال görür, ama Türkçede bu ek yalnız nesneye gelirken Arapçada ال her isme gelebilir.
Genel anlam konusunda iki dil ters yönde çalışır. Türkçe genel bir yargıyı yalın isimle kurar: «Kahve lezzetlidir», «İnsan ölümlüdür». Arapça aynı yargıyı ال ile kurar: الْقَهْوَةُ لَذِيذَةٌ ، الْإِنْسَانُ فَانٍ. Türk öğrencinin tipik hatası, bu cümlelerde ال'yi «belirli bir kahve» anlamı katar sanarak atlamak ve قَهْوَةٌ لَذِيذَةٌ yazmaktır. Bu ifade ise A1.6'daki kurala göre bir cümle değil, «lezzetli bir kahve» tamlamasıdır.
Örnekler
Her örnekte ismin belirli mi belirsiz mi olduğunu ve neden öyle olduğunu söyle.
Yedinci örnek, belirliliğin yalnız ال'den gelmediğini gösteriyor: مُحَمَّدٌ tenvinli olduğu hâlde belli bir kişidir ve bu yüzden cümlenin mübtedası olabilir. Son örnekte de özel ad عَمَّانُ mübteda, belirsiz مَدِينَةٌ ise haber.
Örnek diyalog
Elif ile Ṭâriḳ dil değişimi buluşmalarının ikincisinde. Ṭâriḳ ona yakında açılan bir kafeden söz ediyor.
Ṭâriḳ kafeden ilk söz ettiğinde belirsiz مَقْهًى diyor, çünkü Elif onu tanımıyor. Sonraki her cümlede artık bilinen kafe olduğu için الْمَقْهَى. Elif'in son cümlesinde ise ال genel anlam taşıyor: belirli bir yer değil, «sakin yer» denen şey, sakin yerler genel olarak.
Sık yapılan hatalar
Yaygın yanlışGenel yargılarda ال'yi atlamak.
— Türkçede «Kahve lezzetlidir» yalın isimle kurulduğu için öğrenci قَهْوَةٌ لَذِيذَةٌ yazar. Bu bir cümle değil, «lezzetli bir kahve» tamlamasıdır. Doğrusu: genel anlam için de ال kullan: الْقَهْوَةُ لَذِيذَةٌ.
Yaygın yanlışÖzel adlara ال eklemek.
— Öğrenci belirli olduğu için «Muhammed» adına da ال ekler: الْمُحَمَّدُ. Doğrusu: özel adlar zaten belirlidir; ال almaz (ال'yi adının bir parçası olarak taşıyanlar dışında, ör. الْقَاهِرَةُ).
Yaygın yanlış«Bir» için her zaman وَاحِدٌ kullanmak.
— Türkçedeki «bir» kelimesinin karşılığını arayan öğrenci هٰذَا كِتَابٌ وَاحِدٌ der. Doğrusu: gündelik belirsizlik için tenvin yeterlidir: هٰذَا كِتَابٌ; وَاحِدٌ yalnız «tek bir» vurgusu içindir.
Mini alıştırma
Cevaplar
- فِي الْغُرْفَةِ كُرْسِيٌّ. الْكُرْسِيُّ جَدِيدٌ. İlk söz edişte belirsiz, ikincide belirli.
- Belirli olur: الْحَيَاةُ جَمِيلَةٌ. Genel bir yargıda Arapça ismi ال ile kullanır.
- Hayır. سَلِيمٌ bir özel addır ve tenvin taşısa da belli bir kişiyi gösterdiği için belirlidir; bu yüzden mübteda olabilir.
- ال: belirsiz كِتَابٌ ile belirli الْكِتَابُ. Türkçede bu fark yalnız nesnede «-ı» ekiyle görünür; Arapçada her konumda ال ile.
Özet kartı
- Belirsiz isim (nekre) tenvin taşır ve «bir … » demektir: كِتَابٌ.
- Belirli isim (marife) dinleyicinin tanıdığı şeydir: en sık ال ile, الْكِتَابُ.
- Özel adlar, zamirler ve iyelik eki almış isimler ال olmadan da belirlidir; bazı özel adlar tenvin taşısa bile.
- Bir şeyden ilk kez söz ederken belirsiz, sonra belirli isim kullanılır.
- Genel yargılarda da ال kullanılır: الْقَهْوَةُ لَذِيذَةٌ «Kahve lezzetlidir».
- Türkçedeki «-ı» yalnız nesnede belirlilik gösterir; Arapçada ال her konumda bu işi görür.
Sonraki derse köprü
Bu derste مَقْهًى جَدِيدٌ ile الْمَكَانُ الْهَادِئُ gibi ifadelerde sıfatın, ismin belirliliğini birebir izlediğini gördük: belirsiz isme belirsiz sıfat, belirli isme belirli sıfat. Sonraki derste sıfatın isimle uyumunu bütünüyle göreceksin: belirlilikte, cinsiyette, sayıda ve halde. Arapçada bir sıfat, nitelediği ismin dört özelliğini birden taşır ve Türk öğrencinin en çok yanıldığı uyum kuralı budur.