Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- Nisbe eki يّ [-iyy] bir isimden «-li, -e ait» anlamında sıfat yapar: مِصْرُ → مِصْرِيٌّ.
- Kadın biçimi يَّة [-iyya]'dır: مِصْرِيَّةٌ; kadın konuşan bu biçimi kullanır.
- Nisbe yapılırken ال ve sondaki ة ya da â düşer: الْعِرَاقُ → عِرَاقِيٌّ ، تُرْكِيَا → تُرْكِيٌّ.
- Dil adları nisbenin kadın biçimidir: الْعَرَبِيَّةُ ، التُّرْكِيَّةُ.
- Evet-hayır sorusu هَلْ ile kurulur: هَلْ أَنْتَ مِصْرِيٌّ؟ — نَعَمْ / لَا.
- Türkçedeki -î'li sıfatlar (millî, resmî, askerî) nisbenin Türkçedeki mirasıdır.
Kanca
Türkçede «millî», «resmî», «askerî», «tarihî», «edebî» kelimelerinin hepsi aynı ekle biter: uzun bir î. Bu ek Türkçeye Arapçadan gelmiştir ve Türkçede yüzlerce kelimede yaşar. Arapçada ise bu ek, gündelik konuşmanın en sık kullanılan araçlarından biridir: bir ülke adına eklendiğinde o ülkeden olan kişiyi, bir şehir adına eklendiğinde o şehirden olanı söyler. مِصْرُ [miṣr] «Mısır» ise مِصْرِيٌّ [miṣriyy] «Mısırlı»dır; تُرْكِيَا [turkiyâ] «Türkiye» ise تُرْكِيٌّ [turkiyy] «Türk».
A1.2'de nereli olduğunu «-den» edatıyla söyledin: أَنَا مِنْ تُرْكِيَا. Bu derste aynı şeyi bir sıfatla söylemeyi öğreneceksin: أَنَا تُرْكِيٌّ «Türk'üm». Bu eke Arap dilbilgisinde nisbe denir, «bağlantı, ilgi» anlamında, ve Türkçeden tanıdığın bu ek Arapçada her gün karşına çıkacak.
Anlatım
Nisbe eki: -iyy
Nisbe eki يّ [-iyy] bir ismin sonuna eklenir ve ondan «-li, -ye ait» anlamında bir sıfat yapar. Ek, şeddeli bir yâ ve önündeki harfin esresinden oluşur. Cümle içinde tenvinle [-iyyun] okunur; durakta ise [-iyy] olur ve gündelik konuşmada bu çoğu zaman uzun bir [-î]'ye kadar kısalır. Türkçenin «millî», «resmî» gibi kelimelerdeki î'si tam bu durak söyleyişidir.
Kadın biçimi, bu eke tâ merbûta eklenerek kurulur: يَّة [-iyya]. Bir erkek أَنَا مِصْرِيٌّ [ana miṣriyy], bir kadın أَنَا مِصْرِيَّةٌ [ana miṣriyya] der. A1.2'deki meslek adlarında gördüğün kural burada da geçerli: kadın konuşan, sıfatın ة'li biçimini kullanır.
Ülke adından nisbe yapmak
Nisbe eklenirken ülke adının başındaki ال ve sonundaki ة ya da uzun â düşer. Geriye kalan gövdeye -iyy eklenir.
| Ülke | Nisbe (erkek) | Nisbe (kadın) |
|---|---|---|
| تُرْكِيَا turkiyâ | تُرْكِيٌّ turkiyy | تُرْكِيَّةٌ turkiyya |
| مِصْرُ miṣr | مِصْرِيٌّ miṣriyy | مِصْرِيَّةٌ miṣriyya |
| لُبْنَانُ lubnân | لُبْنَانِيٌّ lubnâniyy | لُبْنَانِيَّةٌ lubnâniyya |
| الْأُرْدُنُّ al-urdunn | أُرْدُنِّيٌّ urdunniyy | أُرْدُنِّيَّةٌ urdunniyya |
| الْعِرَاقُ al-ʿirâḳ | عِرَاقِيٌّ ʿirâḳiyy | عِرَاقِيَّةٌ ʿirâḳiyya |
| الْمَغْرِبُ al-maġrib | مَغْرِبِيٌّ maġribiyy | مَغْرِبِيَّةٌ maġribiyya |
| سُورِيَا sûriyâ | سُورِيٌّ sûriyy | سُورِيَّةٌ sûriyya |
Bazı ülkelerin adı da nisbe biçimindedir: السُّعُودِيَّةُ [as-suʿûdiyya] «Suudi Arabistan» zaten «Suud'a ait (ülke)» demektir ve ondan سُعُودِيٌّ [suʿûdiyy] «Suudi» yapılır.
Nisbe yalnız milliyet için değil
Nisbe eki her isme eklenebilir ve «o şeye ait, ondan» anlamında sıfat kurar. بَيْتٌ [bayt] «ev» kelimesinden بَيْتِيٌّ [baytiyy] «ev yapımı, eve ait» olur; Arap lokantalarında طَعَامٌ بَيْتِيٌّ [ṭaʿâmun baytiyy] «ev yemeği» yazısını sık görürsün. يَوْمٌ [yawm] «gün» kelimesinden يَوْمِيٌّ [yawmiyy] «günlük» yapılır ve Türkçedeki «yevmiye» bu kelimenin kadın biçimidir. Daha şaşırtıcı bir örnek de var: Türkçedeki «şemsiye», Arapça شَمْسِيَّةٌ [şamsiyya] kelimesinden gelir, yani «güneşe ait olan», güneşlik. Kelime Türkçede yağmurdan korunmaya kaymış, ama nisbe eki yerinde duruyor.
Dil adları da nisbedir
Bir dilin adı, o milletin nisbesinin kadın biçimidir ve genellikle ال ile kullanılır: الْعَرَبِيَّةُ [al-ʿarabiyya] «Arapça», التُّرْكِيَّةُ [at-turkiyya] «Türkçe», الْإِنْجِلِيزِيَّةُ [al-incilîziyya] «İngilizce». Kadın biçimi, arka plandaki اللُّغَةُ [al-luġa] «dil» kelimesinin dişil olmasından gelir: «Arap dili» kısalıp «Arapça» olmuştur. H.1'deki ilk örneğin, اَللُّغَةُ الْعَرَبِيَّةُ, tam biçimi buydu.
Nereli olduğunu sormak
Nereli olduğunu sormanın iki yolu var. A1.2'deki مِنْ أَيْنَ أَنْتَ؟ «Nerelisin?» açık uçlu bir sorudur. Bir tahminin varsa هَلْ [hal] «-mı» soru edatıyla evet-hayır sorusu sorarsın: هَلْ أَنْتَ مِصْرِيٌّ؟ [hal anta miṣriyy] «Mısırlı mısın?». Cevap نَعَمْ [naʿam] «evet» ya da لَا [lâ] «hayır» ile başlar: لَا، أَنَا لُبْنَانِيٌّ «Hayır, Lübnanlıyım».
Türkçe ile karşılaştırma
Türkçe milliyeti iki yoldan söyler: «Türk», «Arap» gibi kendi başına isimlerle ve «-li» ekiyle: «Mısırlı», «Lübnanlı», «İstanbullu». Arapçanın nisbe eki, Türkçedeki «-li» ekinin işini görür ve neredeyse her ülke ve şehir adına eklenebilir: «Kahireli» قَاهِرِيٌّ, «Şamlı» دِمَشْقِيٌّ. Türkçenin «-li»si gibi nisbe de aynı zamanda bir sıfattır: «Arap kahvesi» قَهْوَةٌ عَرَبِيَّةٌ [ḳahwa ʿarabiyya], «Türk kahvesi» قَهْوَةٌ تُرْكِيَّةٌ [ḳahwa turkiyya].
Türkçenin Arapçadan aldığı -î'li sıfatlar, nisbenin Türkçedeki en büyük mirasıdır: milla «millet» → millî, rasm «resim, usul» → resmî, ʿaskar → askerî, târîḫ → tarihî, adab → edebî, dîn → dinî. Bu kelimeleri bilen Türk okur, nisbenin anlamını zaten bilir. Fark yalnız sestedir: Türkçe bu eki kısa ve tek bir î olarak söyler, Arapçada ise şeddeli bir yâdır ve cümle içinde [-iyyun] diye uzar.
Cinsiyet konusunda Türkçe yine nötr kalır: «Mısırlı» kadın için de erkek için de aynıdır. Arapçada ise milliyet sıfatı konuşanın cinsiyetine uyar. Elif kendini tanıtırken أَنَا تُرْكِيٌّ değil, أَنَا تُرْكِيَّةٌ demelidir. Bu kural, A1.2'deki meslek adlarında gördüğün kuralın aynısıdır ve Türk öğrencinin en sık unuttuğu kurallardan biridir.
Örnekler
Her cümlede nisbe ekini ve konuşanın cinsiyetini bul.
Altıncı örnekteki عِرَاقِيُّونَ, nisbenin erkek çoğuludur ve -ûn ile kurulur; bu düzenli çoğulu A1'in son modülünde ayrıntısıyla göreceksin. Son örnek ise nisbenin şehir adlarına da rahatça eklenebildiğini gösteriyor.
Örnek diyalog
Amman'daki dil kursunda yeni dönem başlıyor. Elif, sınıfta yanına oturan iki öğrenciyle tanışıyor: Faslı Salmâ ve Iraklı ʿUmar.
Salmâ'nın son cümlesi bu sınıfın küçük bir gerçeğini söylüyor. H.1'de Faslı biriyle Iraklı birinin kendi lehçeleriyle konuşmakta zorlandığını ve fuṣḥâya yaklaşarak anlaştığını görmüştük. Bu sınıfta Rabat'tan gelen Salmâ ile Bağdat'tan gelen ʿUmar da birbirlerini fuṣḥâ ile anlıyor, tıpkı Elif gibi.
Sık yapılan hatalar
Yaygın yanlışKadın konuşanın erkek nisbesini kullanması.
— Türkçede «Türk» cinsiyetsiz olduğu için Elif gibi bir öğrenci أَنَا تُرْكِيٌّ der. Doğrusu: kadın konuşan nisbenin ة'li biçimini kullanır: أَنَا تُرْكِيَّةٌ.
Yaygın yanlışÜlke adındaki ال'yi nisbede korumak.
— Öğrenci الْعِرَاقُ'tan «al-ʿirâḳiyy» yapar. Doğrusu: nisbe yapılırken ال düşer: عِرَاقِيٌّ; «Iraklı adam» denecekse ال nisbenin kendisine gelir: الرَّجُلُ الْعِرَاقِيُّ.
Yaygın yanlışNisbenin şeddesini söylememek.
— Türkçedeki kısa «millî» alışkanlığıyla öğrenci مِصْرِيٌّ'yi cümle içinde «miṣrî» diye kısa geçer. Durakta bu kabul edilir, ama cümle içinde şeddeli yâ duyulmalıdır: [miṣriyyun].
Mini alıştırma
Cevaplar
- (a) هُوَ لُبْنَانِيٌّ [huwa lubnâniyy], (b) هِيَ مِصْرِيَّةٌ [hiya miṣriyya], (c) هُوَ أُرْدُنِّيٌّ [huwa urdunniyy].
- التُّرْكِيَّةُ [at-turkiyya] ve الْعَرَبِيَّةُ [al-ʿarabiyya]. Arka plandaki اللُّغَةُ «dil» kelimesi dişil olduğu için dil adları nisbenin kadın biçimindedir.
- هَلْ أَنْتَ عِرَاقِيٌّ؟ [hal anta ʿirâḳiyy] — لَا، أَنَا سُورِيٌّ [lâ, ana sûriyy].
- رَسْمٌ [rasm] ve عَسْكَرٌ [ʿaskar]. İkisini de nisbe eki -iyy sıfata çevirmiştir: رَسْمِيٌّ ، عَسْكَرِيٌّ.
Özet kartı
- Nisbe eki يّ [-iyy] bir isimden «-li, -e ait» anlamında sıfat yapar: مِصْرُ → مِصْرِيٌّ.
- Kadın biçimi يَّة [-iyya]'dır: مِصْرِيَّةٌ; kadın konuşan bu biçimi kullanır.
- Nisbe yapılırken ال ve sondaki ة ya da â düşer: الْعِرَاقُ → عِرَاقِيٌّ ، تُرْكِيَا → تُرْكِيٌّ.
- Dil adları nisbenin kadın biçimidir: الْعَرَبِيَّةُ ، التُّرْكِيَّةُ.
- Evet-hayır sorusu هَلْ ile kurulur: هَلْ أَنْتَ مِصْرِيٌّ؟ — نَعَمْ / لَا.
- Türkçedeki -î'li sıfatlar (millî, resmî, askerî) nisbenin Türkçedeki mirasıdır.
Sonraki derse köprü
Bu derste bir kahve siparişi verdik: قَهْوَةٌ تُرْكِيَّةٌ، مِنْ فَضْلِكَ. Sonundaki «min faḍlik» Arapçanın nezaket dilinden bir parça ve sonraki dersin konusu. Arapçada «lütfen», «teşekkür ederim», «rica ederim» ve «özür dilerim» demenin birden fazla yolu var; bir kelimenin hem «rica ederim» hem «affedersiniz» anlamına gelebildiğini ve bir isteğin kime yöneldiğine göre nasıl biçim değiştirdiğini orada göreceksin.