K2Ders 06-40
Sakrum ve Koksiks
06.5 — Vertebral Kolon ve Toraks İskeleti · K2 Temel: Üniversiteye hazırlık ve sağlık bilimleri düzeyinde yapısal anatomi.
1.287 kelime · yaklaşık 9 dakika · 2 kaynak
Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- Os sacrum çoğunlukla beş omurun kaynaşmasıyla oluşur; kaynaşma ergenlikte başlar, erken erişkinlikte tamamlanır.
- Kaynaşmış omurların izleri sürer: promontorium, ön yüzdeki enine çizgiler, arkada orta sırt ve içte canalis sacralis.
- Sinirlerin çıkış kapıları kaybolmaz; kemiğin içine gömülür ve ön ve arka yüzde iki ağızla açılır.
- Kanalın alt ucunda arka duvar tamamlanmaz; hiatus sacralis deriden bulunabilen bir girişe dönüşür.
- Sakrum iki kalça kemiğinin arasına kama gibi oturur; arkadaki güçlü bağlar yük arttıkça kemikleri birbirine çeker.
- Os coccygis yük taşımaz, korumaz, hareket ettirmez; leğen tabanının kasları ve bağları için tutunma yeridir.
- Arkaya yaslanarak oturmak yükü kuyruk sokumuna kaydırır; kuyruk sokumu ağrısı bu yüzden oturuşa bağlıdır.
Bu derste omurganın alt ucunu bitirdik. Bir sonraki derste göğüs kafesinin ön duvarına geçiyoruz. Göğüs kafesi kalbi ve akciğerleri korumak için kapalı ve sağlam olmalı, ama nefes almak için de genişleyebilmelidir. Kaburgaların önde bağlandığı tek kemiğin bu iki isteği nasıl uzlaştırdığını ve neden birden fazla parçadan oluştuğunu soracağız. Sternum.
Açılış
Otuz dört yaşında bir muhasebeci, ocak ayında apartmanın buzlanmış dış merdiveninde ayağı kayınca basamağa kalçasının üstüne, tam ortaya oturur. Kırık şüphesiyle gittiği acil serviste grafide kırık görülmez; ağrı kesiciyle eve gönderilir. Üç hafta sonra hâlâ masasında oturamamaktadır. Ayakta, yürürken ya da yan yatarken pek bir şey hissetmez; ama sandalyeye oturduğu anda, özellikle arkaya yaslandığında kuyruk sokumunun ucunda keskin bir ağrı başlar ve oturduğu yerden kalkarken ağrı bir an şiddetlenir. Öne eğilip kalçasının bir yanına yüklenerek oturmayı öğrenmiştir. Fizik tedavi hekimi parmağıyla kuyruk sokumunun ucuna bastırdığında ağrıyı tam olarak bulur ve ona ortası oyuk bir minder önerir. Hasta şaşırır: omurganın en altındaki bu küçük kemik ne işe yarar ki onu bu kadar rahatsız edebilsin?
Omurganın alt ucunda omurlar neden kaynaşmıştır? Kaynaşmış kemikte sinirlerin çıkış kapıları nereye gitmiştir? Ve kuyruk sokumu, yük de taşımadığı hâlde, neden oturmanın bir parçasıdır?
Bu derste ne olacak
Önce sakrumu, birkaç omurun kaynaşmasıyla oluşan tek bir kemik olarak tanıyacağız ve omurların ayrı duruşundan geriye ne kaldığını arayacağız. Sonra kaynaşma sırasında sinirlerin çıkış kapılarına ne olduğunu göreceğiz. Ardından sakrumun omurganın yükünü iki kalça kemiğine nasıl aktardığını kuracağız. En sonda koksikse inip açılıştaki muhasebeciye döneceğiz.
Sıfır noktası
Mekanizma
Kaynaşmış omurlar
Ders 06-34'te omurganın hareket edebilmek için parçalı olduğunu, hareketin istenmediği alt uçta ise parçaların kaynaştığını görmüştük. Sakrum o kaynaşmanın ürünüdür. Çocuklukta ayrı duran sakral omurlar ergenlikte birbirine kaynaşmaya başlar ve kaynaşma erken erişkinlikte tamamlanır.
Kaynaşmış olsa da omurların izleri silinmemiştir. Sakrumun üst yüzü, basis ossis sacri, en alttaki bel omuruyla eklem yapan bir omur gövdesi gibidir; bu yüzün ön kenarı öne doğru çıkar ve promontorium adını alır. Ön yüzde, kaynaşmış gövdelerin arasındaki sınırlar enine çizgiler olarak görülür. Arka yüzde, ortada kaynaşmış dikensi çıkıntıların oluşturduğu bir sırt, crista sacralis mediana, uzanır. Ve kemiğin içinden, omur deliklerinin üst üste dizilmesiyle oluşan bir kanal geçer.
Sakrumun ön yüzü çukurdur ve leğen boşluğuna bakar. Kemik yandan bakıldığında arkaya doğru kavislidir; omurganın yandan görülen kavislerinden biri sakrumun kendi biçimidir.
Kapılar nereye gitti
Ders 06-35'te sinirlerin omurgadan iki omurun arasındaki kapılardan çıktığını görmüştük: komşu omurların çentikleri karşılaşınca yanda bir açıklık kalıyordu. Omurlar kaynaşıp aralarındaki boşluk kalkınca bu kapılara ne olur?
Kapılar kaybolmaz. Açıklık iki kemiğin arasında değil, iki çentiğin çevrelediği yerde duruyordu; çevresini kemik doldurunca açıklık kemiğin içine gömülür. Sakral kanalın her iki yanından çıkan kısa kanallar bu gömülmüş kapılardır.
Bu kısa kanallar sakrumun yüzeyine iki ağızla açılır: biri ön yüzde, biri arka yüzde. Bu yüzden sakrumun önünde ve arkasında iki ayrı sıra delik görülür. Sinir kanalın içinde dallanır: ön dalı ön delikten leğen boşluğuna çıkar, arka dalı arka delikten sırtın alt bölümüne gider. Ön delikler arkadakilerden belirgin biçimde geniştir; leğen organlarına ve bacağa giden kalın ön dallar buradan geçer.
Sakral kanalın alt ucunda arka duvar tamamlanmaz. En alttaki sakral omurun yayları birleşmediği için kanalın arkasında ters U biçimli bir açıklık, hiatus sacralis, kalır. İki yanındaki küçük boynuz biçimli çıkıntılar, deriden parmakla bulunabilen yer işaretleridir; çocuklarda kanalın bu alt ucuna iğneyle girilerek uyuşturucu ilaç verilebilir.
Yükü yana aktaran kama
Omurgadan aşağı inen bütün ağırlık sakrumun üst yüzüne gelir. Ama oradan aşağı devam edemez: altında bacaklara inen bir sütun yoktur. Yükün yana, iki kalça kemiğine çıkması gerekir.
Sakrum bu işi biçimiyle yapar. Önden bakıldığında yukarıda geniş, aşağıda dar bir üçgendir ve iki kalça kemiğinin arasına bir kama gibi oturur. Yandaki geniş kanatlar, ala ossis sacri, ve onların kenarındaki facies auricularis, yükü kalça kemiklerine geçirdiği yüzlerdir. Bu yüzlerin pürüzlü, girintili çıkıntılı yapısı iki kemiğin birbirine karşı kaymasına direnç gösterir.
Kama tek başına yeterli değildir. Sakrumun arkasında, kalça kemikleriyle arasındaki aralığı dolduran çok güçlü bağlar bulunur; sakrum bu bağlarla iki kalça kemiğinin arasına adeta asılmıştır. Gövdenin ağırlığı sakrumu aşağı ve öne doğru döndürmeye çalıştıkça bu bağlar gerilir ve iki kalça kemiğini birbirine doğru çeker. Yük arttıkça bağlantı gevşemez, sıkılaşır.
Koksiks: üç işten geriye kalan
Tipik omuru okurken bir omurdan üç iş istendiğini görmüştük: yük taşımak, omuriliği korumak, komşusuyla eklem yapıp hareketi mümkün kılmak. Koksikse bu üç işle bakalım. Yük taşımaz: omurganın yükü sakrumda yön değiştirip kalçaya gitmiştir. Korumaz: içinden bir kanal geçmez, omurilik çok daha yukarıda sonlanır. Parçaları da çoğunlukla birbirine kaynaşmıştır. En üstteki parçası hâlâ küçük yan çıkıntılar ve boynuzcuklar taşır; aşağıdakiler giderek yalnız birer kemik yumrusuna dönüşür.
Koksiksin hâlâ yerinde durmasının nedeni bu üçünün dışında kalan bir iştir: tutunma yeri olmak. Leğen tabanını kuran kasların bir bölümü, kalçanın büyük kasının bazı lifleri ve leğen tabanını arkadan destekleyen bağlar buraya tutunur. Bir yapı, bir şeyin onu çektiği yerde durur.
Klinik bağ: kuyruk sokumu ağrısı
Açılıştaki muhasebeciye dönelim. Dik otururken gövdenin ağırlığı iki oturak kemiğine iner. Arkaya yaslanıldığında ise leğen geriye devrilir ve yükün bir bölümü kuyruk sokumuna biner. Oturduğu yerden kalkarken de kuyruk sokumuna tutunan kaslar kasılıp gevşer ve ucu çeker. Kuyruk sokumu ağrısı bu yüzden tipik olarak oturunca, özellikle arkaya yaslanınca ve oturur durumdan kalkarken belirginleşir; ayakta ve yürürken çoğu zaman azalır.
Ağrının en sık nedenlerinden biri, açılıştaki gibi kalçanın üstüne düşmektir; doğum da bir başka nedendir. Kadınlarda erkeklerden daha sık görülür. Kırık olmasa da eklemler ve bağlar zorlanmış olabilir. Ortası oyuk bir minder, oturunca yükü kuyruk sokumundan alıp oturak kemiklerine bırakır. Yakınmaların çoğu zamanla ve bu tür basit önlemlerle geriler; uzun sürenlerde başka tedaviler denenebilir.
Yaygın yanlışSakrumu, omurları kaynaştığı için basitleşmiş bir kemik sanmak.
Kaynaşan omurların işleri sürer: kanal omurgadaki sinir köklerini taşımaya devam eder, çıkış kapıları kemiğin içine gömülmüş kanallar olarak yaşar ve kemik yükü iki kalça kemiğine aktarmak gibi yeni bir iş üstlenir. Koksiksi de işlevsiz bir kalıntı saymak yanlıştır; leğen tabanının kasları ve bağları ona tutunur.
Kendin dene
Toparlayalım
- Os sacrum çoğunlukla beş omurun kaynaşmasıyla oluşur; kaynaşma ergenlikte başlar, erken erişkinlikte tamamlanır.
- Kaynaşmış omurların izleri sürer: promontorium, ön yüzdeki enine çizgiler, arkada orta sırt ve içte canalis sacralis.
- Sinirlerin çıkış kapıları kaybolmaz; kemiğin içine gömülür ve ön ve arka yüzde iki ağızla açılır.
- Kanalın alt ucunda arka duvar tamamlanmaz; hiatus sacralis deriden bulunabilen bir girişe dönüşür.
- Sakrum iki kalça kemiğinin arasına kama gibi oturur; arkadaki güçlü bağlar yük arttıkça kemikleri birbirine çeker.
- Os coccygis yük taşımaz, korumaz, hareket ettirmez; leğen tabanının kasları ve bağları için tutunma yeridir.
- Arkaya yaslanarak oturmak yükü kuyruk sokumuna kaydırır; kuyruk sokumu ağrısı bu yüzden oturuşa bağlıdır.
Bu derste omurganın alt ucunu bitirdik. Bir sonraki derste göğüs kafesinin ön duvarına geçiyoruz. Göğüs kafesi kalbi ve akciğerleri korumak için kapalı ve sağlam olmalı, ama nefes almak için de genişleyebilmelidir. Kaburgaların önde bağlandığı tek kemiğin bu iki isteği nasıl uzlaştırdığını ve neden birden fazla parçadan oluştuğunu soracağız. Sternum.
Anlamadığın bir yer mi var?
Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.
Eğitim içeriğidir. Anatomik bilgi tıbbi tanı, tedavi ya da sağlık tavsiyesi değildir ve hiçbir tıp fakültesi dersinin veya klinik eğitimin yerine geçmez. Kişisel bir sağlık sorusu için hekime başvurun.