K2Ders 06-25
Parietal Kemikler
06.4 — Kafatasına Genel Bakış · K2 Temel: Üniversiteye hazırlık ve sağlık bilimleri düzeyinde yapısal anatomi.
1.366 kelime · yaklaşık 9 dakika · 2 kaynak
Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- Kafatasında tek bir kemik, bazen orta hatta kaynaşmış bir çifttir; alın kemiğinin sutura metopica'sı çoğu kişide kaybolur, parietaller arasındaki sutura sagittalis ise kalır.
- Kafatasının kemik sayısı yaşa göre değişir; bebekte daha çok parça vardır.
- Parietal kemik yalnızca kapatma işi görür ve kubbenin en saf örneğidir.
- Kapatma, dışa kavisli biçim ve iki sıkı levha arasındaki diploe ile çözülür.
- Dış yüzdeki linea temporalis superior kemiği çeken yapıyı, iç yüzdeki sulcus arteriosus'lar ve sinus sagittalis superior oluğu altından geçen damarları yazar.
- Şakağın üstünde ince kemiğe yaslanan atardamar kırıkla yırtılabilir; zar dışında biriken kan saatler içinde beyni ezebilir.
- Parietal kemik dört kenarıyla dört komşuya sütur yapar; bebekte köşelerde bıngıldaklar bulunur.
Bu derste parietal kemiği yalnızca kapatma işi gören, içinden büyük bir şey geçmeyen bir kemik olarak tanıdık. Bir sonraki derste başın arkasına iniyoruz ve tam tersi bir kemikle karşılaşıyoruz. O kemik kubbeyi arkadan kapatır, ama kafatasının en büyük açıklığını da taşır ve başın bütün ağırlığını omurgaya aktarır. Bir açıklık bulunduğu duvarı zayıflatır, ağır bir yük ise sağlam malzeme ister; bu çelişkinin, ikisinin birkaç santimetre içinde yan yana durduğu bir kemikte nasıl çözüldüğünü göreceğiz. Oksipital Kemik.
Açılış
Yirmi yaşında bir genç, bir futbol maçında hava topuna çıkarken rakibinin başı şakağının biraz üstüne çarpar. Birkaç saniye bilinci kaybolur, sonra kendine gelir; başı ağrımaktadır ama konuşur, yürür ve oyuna devam etmek ister. Takım hekimi onu yine de hastaneye gönderir. Birkaç saat sonra genç giderek uykuya meyleder, baş ağrısı şiddetlenir, kusmaya başlar. Tomografide şakağın üstünde, kafatası kemiği ile beyni saran sert zarın arasında, mercek biçiminde bir kan birikimi ve kemikte ince bir kırık çizgisi görülür. Beyin cerrahı hemen ameliyata alır. Ailesine şunu açıklar: kafatasının iç yüzünde, bu bölgede beyin zarını besleyen bir atardamar kemiğe yaslanarak uzanır ve kemiğe kendi oluğunu kazır; kemik kırılınca bu damar da yırtılır. Atardamardan gelen kan zarı kemikten ayırarak yer açar ve beyni saatler içinde ezer. Ailenin aklına takılan soru şudur: başın tepesindeki düz ve sağlam görünen kemiğin iç yüzünde neden damar olukları vardır?
Kafatasının bazı kemikleri neden tek, bazıları neden çifttir? Kafatasının tepesini kuran geniş levhalar başka hiçbir işi olmadan bir kubbeyi nasıl kurar? Ve aynı kemiğin dış ve iç yüzleri neden bambaşka izler taşır?
Bu derste ne olacak
Önce kafatasında tek ve çift kemik ayrımının ne anlama geldiğini göreceğiz. Sonra yalnızca kapatma işi gören bir kemiğin bu işi nasıl çözdüğünü soracağız. Ardından aynı kemiğin dış ve iç yüzlerinin iki ayrı komşuyu anlattığını kuracak ve açılıştaki gence döneceğiz. Son olarak kemiğin kenarlarına ve köşelerine bakacağız.
Sıfır noktası
Mekanizma
Tek mi, çift mi
Kafatası kubbesi baştan simetrik kurulur; kemikleşme sağda ve solda ayrı merkezlerden başlar. Bir kemiğin sonunda tek mi çift mi olacağı, iki yarının orta hatta buluşup buluşmadığına ve buluştuklarında kaynaşıp kaynaşmadıklarına bağlıdır.
Alın kemiği orta hattı geçer: sağ ve sol yarısı alnın ortasında birbirine değer ve aralarında bir sütur, sutura metopica, kalır. Bu sütur çoğu çocukta ilk yıllar içinde kemikleşip kaybolur ve geriye tek bir kemik kalır; bazı insanlarda ise ömür boyu açık kalır. Parietal kemikler de orta hatta, başın tepesinde buluşur. Ama aralarındaki sütur, sutura sagittalis, büyüme boyunca açık kalır ve iki kemik ömür boyu ayrı iki kemik olarak sayılır. Kafatasında "tek kemik" denen yapı bu yüzden bazen orta hatta kaynaşmış bir çifttir. Kafatasındaki kemik sayısı da yaşa göre değişir: bebekte erişkinden daha çok parça vardır.
Tek işi olan kemik
Parietal kemiğin öğretici yanı, yaptığı işten çok yapmadığı işlerdir. Göz çukuruna bakan bir yüzü yoktur, içinde hava boşluğu bulunmaz, büyük bir kası taşımaz, içinden büyük bir yol geçmez. Geriye tek bir iş kalır: kapatmak. Parietal kemik bu yüzden kubbenin en saf örneğidir.
Bu iş iki özellikle çözülür. Kemik düz değil, dışa doğru kavislidir. Kavisli bir kabuk, üzerine gelen darbeyi tek bir noktada tutmak yerine çevresine dağıtır. Başın tepesinde, kemiğin en kabarık yeri olan yumru, kemikleşmenin başladığı merkezin yeridir ve kavis buradan her yöne yayılır.
Kemik içten de katmanlıdır: dışta ve içte iki sıkı levha, aralarında süngerimsi bir katman, diploe, vardır. Sert malzemenin dış yüzeylerde, hafif malzemenin ortada durduğu bu düzen, kubbeyi hafif ama dayanıklı kılar. Diploenin içinde kan yapan ilik ve kemiğin içinden geçen toplardamarlar bulunur.
İki yüz, iki hikâye
Parietal kemiğin iki yüzü bambaşka iki komşuya bakar ve iki ayrı iz taşır. Dış yüzde, alnın yanından başlayıp parietal kemiğin üzerinden geriye doğru kavis çizen hafif bir çizgi vardır, linea temporalis superior. Ders 06-24'te alın kemiğinde başladığını gördüğümüz bu çizgi, şakağı kaplayan geniş çiğneme kasının ve onu örten kalın zarın tutunduğu sınırdır. Uzayıp giden bir iz, bir çizgi boyunca tutunan bir yapıyı gösterir: dış yüz, onu çeken yapıyı yazar.
İç yüzde ise ağaç dalları gibi ince ve dallanan oluklar görülür, sulcus arteriosus. Bunlar sert beyin zarının dış yüzünde uzanan ve onu besleyen damarların, yıllarca kemiğe yaslanarak bıraktığı izlerdir. Orta hatta, iki parietal kemiğin birleştiği çizginin altında, beyinden kanı toplayan büyük bir toplardamar kanalının, sinus sagittalis superior, bıraktığı geniş ve sığ bir oluk da uzanır. İç yüz, oradan geçen damarları yazar.
Bir kubbe kemiğinin dış yüzü onu çekeni, iç yüzü onun altından geçeni anlatır. Bunun pratik bir sonucu vardır: elde bir kafatası parçası olduğunda, dallanan ince olukların hangi yüzde olduğuna bakarak o yüzün beyne mi baktığı anlaşılabilir.
Klinik bağ: oluktaki atardamar
Açılıştaki gence dönelim. Kafatasının iç yüzündeki en büyük damar oluğu, sert beyin zarını besleyen ana atardamarın oluğudur. Bu damar kafatası tabanından yukarı çıkar ve şakağın biraz üstünde, alın, parietal, şakak ve kafatası tabanının ortasındaki kemiklerin birleştiği bölgenin altında dallara ayrılır. Bu bölgede kafatası kemiği incedir ve damar kemiğe o kadar yakındır ki bazen bir oluk yerine kısa bir kemik tünelinden geçer.
Bu bölgeye gelen bir darbe ince kemiği kırdığında, kemiğe yaslanan atardamar da yırtılabilir. Atardamardan yüksek basınçla gelen kan, kemiğe sıkıca yapışmış sert zarı kemikten sıyırarak aralarında bir boşluk açar ve mercek biçiminde birikir. Bu kanama zarın dışında olduğu için başlangıçta beynin kendisi zarar görmemiş olabilir; kişi kısa bir bilinç kaybından sonra kendine gelir ve bir süre olağan görünebilir. Ama kan birikmeye devam ettikçe kapalı kafatası içinde beyne baskı yapar ve tablo saatler içinde hızla ağırlaşır. Bu yüzden şakağa alınan bir darbeden sonra kısa bir süre iyi görünen bir kişi de izlenmelidir. Erken fark edildiğinde kanamanın cerrahi olarak boşaltılması çoğu zaman tam iyileşme sağlar.
Kemiğin iç yüzündeki bir oluk burada hayati bir bilgiyi taşır: damarın tam olarak nerede, ne kadar yüzeyel ve hangi kırıkla yırtılabileceğini.
Kenarlar ve köşeler
Parietal kemik kabaca dört kenarlıdır ve her kenarı başka bir komşuyla sütur yapar: önde alın kemiğiyle, arkada başın arka kemiğiyle, orta hatta karşı taraftaki parietal kemikle, altta şakak kemiğiyle. Ders 06-23'te gördüğümüz gibi bu süturlar büyüme yerleridir. Kemiği yerine oturtan şey eklem yüzleri değil, bu kenarlardır.
Köşelerde ise birden çok kemiğin kenarı aynı noktada buluşur. Bebekte bu noktalar henüz kemikleşmemiştir ve elle hissedilen yumuşak alanlar, bıngıldaklar, burada durur. Kemiklerin buluştuğu köşe, aralarındaki aralığın en geniş kaldığı yerdir; büyümeye en çok pay da burada bırakılır.
Yaygın yanlışKafatasındaki kemik sayısını her yaşta aynı olan sabit bir sayı sanmak.
Kafatası kemiklerinin bir kısmı, bebeklikte ayrı parçalar olarak başlar ve büyüdükçe kaynaşır; alın kemiğinin iki yarısı gibi. Parietal kemikler ise ömür boyu ayrı kalır. Bebekte kafatasında erişkinden daha çok parça vardır ve "kaç kemik" sorusunun cevabı, sorunun hangi yaş için sorulduğuna bağlıdır.
Kendin dene
Toparlayalım
- Kafatasında tek bir kemik, bazen orta hatta kaynaşmış bir çifttir; alın kemiğinin sutura metopica'sı çoğu kişide kaybolur, parietaller arasındaki sutura sagittalis ise kalır.
- Kafatasının kemik sayısı yaşa göre değişir; bebekte daha çok parça vardır.
- Parietal kemik yalnızca kapatma işi görür ve kubbenin en saf örneğidir.
- Kapatma, dışa kavisli biçim ve iki sıkı levha arasındaki diploe ile çözülür.
- Dış yüzdeki linea temporalis superior kemiği çeken yapıyı, iç yüzdeki sulcus arteriosus'lar ve sinus sagittalis superior oluğu altından geçen damarları yazar.
- Şakağın üstünde ince kemiğe yaslanan atardamar kırıkla yırtılabilir; zar dışında biriken kan saatler içinde beyni ezebilir.
- Parietal kemik dört kenarıyla dört komşuya sütur yapar; bebekte köşelerde bıngıldaklar bulunur.
Bu derste parietal kemiği yalnızca kapatma işi gören, içinden büyük bir şey geçmeyen bir kemik olarak tanıdık. Bir sonraki derste başın arkasına iniyoruz ve tam tersi bir kemikle karşılaşıyoruz. O kemik kubbeyi arkadan kapatır, ama kafatasının en büyük açıklığını da taşır ve başın bütün ağırlığını omurgaya aktarır. Bir açıklık bulunduğu duvarı zayıflatır, ağır bir yük ise sağlam malzeme ister; bu çelişkinin, ikisinin birkaç santimetre içinde yan yana durduğu bir kemikte nasıl çözüldüğünü göreceğiz. Oksipital Kemik.
Anlamadığın bir yer mi var?
Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.
Eğitim içeriğidir. Anatomik bilgi tıbbi tanı, tedavi ya da sağlık tavsiyesi değildir ve hiçbir tıp fakültesi dersinin veya klinik eğitimin yerine geçmez. Kişisel bir sağlık sorusu için hekime başvurun.