İçeriğe geç

K1Ders 06-23

Nörokranyum ve Visserokranyum

06.4 — Kafatasına Genel Bakış · K1 Keşif: Ön bilgisi olmayan herkes için sade kavramsal giriş.

1.186 kelime · yaklaşık 8 dakika · 2 kaynak

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
  • Kafatası kemiklerinin çoğu hareket etmez; hareketin olmadığı yerde biçimi içerik belirler.
  • Neurocranium beyni saran, kesintisiz, eğri levhalardan kurulmuş kapalı bir kutudur.
  • Viscerocranium göz çukurlarını, burun boşluğunu ve ağzı açık tutan bir çerçevedir; sinus maxillaris gibi hava boşlukları onu hafifletir.
  • Biri kapatmak, öbürü açık tutmak için vardır ve bu zıt işler cranium'u iki bölgeye ayırır.
  • Kemik içten büyüyemediği için kafatası parçalıdır; süturlar hareket için değil, büyüme için vardır.
  • Beyni saran bölüm büyümesinin çoğunu erken, yüz ise dişler, çiğneme ve hava boşluklarıyla geç tamamlar; yenidoğanın yüzü bu yüzden küçüktür.
  • Okuma yordamı kafatasında bozulmaz ama ağırlığı kayar: açıklıklar sıranın başına geçer; hareket eden tek büyük eklem articulatio temporomandibularis'tir.

Bu derste kafatasını iki bölgeye ayırdık. Bir sonraki derste tek tek kemiklere iniyoruz ve ilk kemik bu ayrımı hemen zorluyor. Alnı oluşturan kemik, beyni saran kutunun ön duvarıdır; ama aynı kemik aşağı doğru devam edip göz çukurlarının tavanını da kurar. Önde iki bölgenin yan yana değil üst üste durduğunu, aralarında tek bir kemik levhanın bulunduğunu ve bu levhanın üst yüzünün beynin tabanı, alt yüzünün gözün tavanı olduğunu göreceğiz. Frontal Kemik.

Açılış

Bir dede, iki haftalık torununu ilk kez kucağına aldığında bir şey dikkatini çeker: bebeğin başı vücuduna göre kocamandır, ama yüzü o başın altında küçücük kalmıştır. Alın geniş ve yüksektir, gözler başın neredeyse ortasındadır, çene ise küçük ve geridedir. Dede, oğlunun fotoğraflarına bakarak torununun yüzünün yetişkin olunca bambaşka görüneceğini düşünür. Çocuk hekimi kontrolde bunun olağan olduğunu söyler: bebeğin kafatasının beyni saran bölümü doğumda zaten büyüktür, çünkü beyin erken büyür; yüzü kuran bölüm ise dişler çıktıkça, çiğneme başladıkça ve yüzdeki hava boşlukları genişledikçe yıllar içinde büyüyecektir. Dedenin aklına bir soru takılır: kafatası tek bir kemik değil midir, ve neden bir bölümü erken, bir bölümü geç büyür?

Kemikleri birbirine göre hareket etmeyen bir yerde biçimi ne belirler? Kafatası neden iki ayrı bölgeye ayrılır? Ve neden tek parça bir kemik değil, birçok kemiğin birleşimidir?

Bu derste ne olacak

Önce hareketin olmadığı bir yerde biçimi neyin belirlediğini soracağız. Sonra kafatasının iki farklı içerik yüzünden iki bölgeye nasıl ayrıldığını göreceğiz. Ardından kafatasının neden çok parçalı olduğunu ve iki bölgenin neden farklı zamanlarda büyüdüğünü açılıştaki bebeğe dönerek kuracağız. Son olarak önceki bölümde kurduğumuz okuma yordamının kafatasında nasıl çalıştığına bakacağız.

Sıfır noktası

Mekanizma

Hareket yoksa biçimi ne belirler

Önceki bölümde kemiği büyük ölçüde hareket üzerinden okuduk: eklem yüzü hareketin kaydıydı, eklem biçimi bir eksen veriyordu, çıkıntı çeken kası gösteriyordu. Kafatasında bu okumanın önemli bir kısmı geçersizleşir, çünkü kafatası kemiklerinin çoğu birbirine göre hareket etmez. Hareket eden tek büyük eklem, alt çenenin kafatasına bağlandığı eklemdir, articulatio temporomandibularis.

Komşular ise hâlâ oradadır: beyin, gözler, burun boşluğu, ağız. Ama bu komşular kemikten kuvvet aktarmasını değil, yer tutmasını ister. Hareketin olmadığı yerde biçimi içerik belirler: kafatası kemikleri neyi taşıdıklarına göre değil, neyi sardıklarına göre biçimlenir.

İki içerik, iki bölge

Kafatasının içeriği tek çeşit değildir ve iki içerik birbirine zıt şeyler ister. Beyinden istenen şey sarmak, kapatmak ve korumaktır. İyi bir koruyucu kabuk kesintisiz olmalı, üzerinde olabildiğince az açıklık bulunmalı ve dış yüzü eğri olmalıdır, çünkü eğri bir kabuk gelen darbeyi geniş bir alana yayar. Bu işi gören bölüm, birbirine kenetlenmiş geniş ve hafifçe eğri yassı kemiklerden kurulmuş kapalı bir kutudur: nörokranyum. Kutunun tavanı başın üstünü örter, tabanı ise beynin oturduğu, damar ve sinirlerin çıkmak için delindiği bir zemindir.

Yüzdeki boşluklardan istenen şey ise tam tersidir: açık kalmak. Işık gözlere, hava burun boşluğuna girmeli, ağız açılıp kapanabilmelidir. Kapalı bir kutu bu işi göremez. Bu yüzden yüzün kemikleri bir kabuk değil, bu boşlukların çevresine kurulmuş bir çerçevedir: visserokranyum. Göz çukurları, burun boşluğu ve ağız bu çerçevenin içinde durur. Üst çene kemiğinin içindeki büyük hava boşluğu, sinus maxillaris, gibi boşluklar da bu çerçeveyi hafifletir.

Biri kapatmak, öbürü açık tutmak için vardır ve bu iki zıt iş kafatasını iki bölgeye ayırır. Çoğu kitapta nörokranyum sekiz, visserokranyum on dört kemikle sayılır; alt çene, mandibula, de bu yüz kemiklerinden biridir. Bazı kemikler ise iki bölgenin sınırında durur ve iki işe birden katılır.

Neden tek parça değil, neden farklı zamanda büyür

Ders 06-10'da kemiğin içten büyüyemediğini, ancak yüzeyine eklenerek büyüyebildiğini görmüştük. Tek parça, kapalı bir kutu için bu ağır bir kısıttır: böyle bir kutu dış yüzeyine kemik ekleyerek kalınlaşır, ama içindeki hacim büyümez. Oysa beyin doğumdan sonra ilk yıllarda hızla büyür ve kutunun da onunla birlikte genişlemesi gerekir. Çözüm bölünmektir. Kafatasının tavanı tek bir levha değil, birkaç ayrı levhadır ve aralarında süturlar vardır. Ders 06-09'da gördüğümüz gibi süturlar, kemiğin kenarlarına yeni kemik eklenebilen büyüme yerleridir; beyin büyüdükçe levhalar birbirinden uzaklaşır ve aradaki boşluk yeni kemikle dolar. Sütur hareket için değil, büyüme için vardır.

İki bölgenin farklı zamanlarda büyümesi de içeriklerinin farklı zamanlarda büyümesinden gelir. Beyin hacminin büyük bölümüne erken çocuklukta ulaşılır ve onu saran kutu da büyümesinin çoğunu erken tamamlar. Yüz ise dişler çıktıkça, çiğneme kasları güçlendikçe ve burnun çevresindeki hava boşlukları genişledikçe büyür; bu büyüme ergenliğin sonuna kadar sürer. Açılıştaki bebeğin başının büyük, yüzünün küçük olması bu yüzdendir: doğumda kutu büyük, çerçeve henüz küçüktür. Yaş ilerledikçe yüz aşağı ve öne doğru büyür, alt çene uzar ve yüzün kafatasına oranı belirgin biçimde artar.

Okuma yordamı kafatasında

Önceki bölümün sonunda bir kemiği okumak için sırayla sorulacak soruları kurmuştuk. Ders 06-22'deki bu yordam kafatasında bozulmaz, ama ağırlığı kayar. Kayan eklem yüzü kafatasında yok denecek kadar azdır; eklem biçiminden hareket okumanın burada söyleyeceği fazla bir şey yoktur. Pürüzlü tutunma izleri azalır ama kaybolmaz: çiğneme kaslarının ve başı taşıyan boyun kaslarının tutunduğu yerler hâlâ belirgin izler bırakır.

Öne çıkan sorular ise oluklar ve açıklıklardır. Kafatası, üzerinden ve içinden geçen yapılarla tanımlanır: göz çukurlarının, burnun ve kulağın açıklıkları, beyinden çıkan sinirlerin ve beyne giren damarların geçtiği delikler ve kanallar. Hareketin azaldığı yerde açıklıklar sıranın başına geçer. Bu bölümün derslerinde her kemiği bu soruyla okuyacağız: bu kemik neyi sarıyor ya da neyi çerçeveliyor, ve içinden ne geçiyor?

Yaygın yanlışKafatasını tek bir kemik sanmak, sert ve bölünmemiş bir kutu gibi düşünmek.
Doğrusu

Kafatası, çoğu süturlarla birbirine kenetlenmiş çok sayıda ayrı kemikten oluşur. Tek parça olsaydı, içindeki beyin doğumdan sonra kat kat büyürken onu saran kutu genişleyemezdi; kemik yalnızca yüzeyine eklenerek büyüyebildiği için kutu kalınlaşır ama içi büyümezdi. Kafatasının parçalı olması bir zayıflık değil, büyümenin koşuludur.

Kendin dene

Toparlayalım

  • Kafatası kemiklerinin çoğu hareket etmez; hareketin olmadığı yerde biçimi içerik belirler.
  • Neurocranium beyni saran, kesintisiz, eğri levhalardan kurulmuş kapalı bir kutudur.
  • Viscerocranium göz çukurlarını, burun boşluğunu ve ağzı açık tutan bir çerçevedir; sinus maxillaris gibi hava boşlukları onu hafifletir.
  • Biri kapatmak, öbürü açık tutmak için vardır ve bu zıt işler cranium'u iki bölgeye ayırır.
  • Kemik içten büyüyemediği için kafatası parçalıdır; süturlar hareket için değil, büyüme için vardır.
  • Beyni saran bölüm büyümesinin çoğunu erken, yüz ise dişler, çiğneme ve hava boşluklarıyla geç tamamlar; yenidoğanın yüzü bu yüzden küçüktür.
  • Okuma yordamı kafatasında bozulmaz ama ağırlığı kayar: açıklıklar sıranın başına geçer; hareket eden tek büyük eklem articulatio temporomandibularis'tir.

Bu derste kafatasını iki bölgeye ayırdık. Bir sonraki derste tek tek kemiklere iniyoruz ve ilk kemik bu ayrımı hemen zorluyor. Alnı oluşturan kemik, beyni saran kutunun ön duvarıdır; ama aynı kemik aşağı doğru devam edip göz çukurlarının tavanını da kurar. Önde iki bölgenin yan yana değil üst üste durduğunu, aralarında tek bir kemik levhanın bulunduğunu ve bu levhanın üst yüzünün beynin tabanı, alt yüzünün gözün tavanı olduğunu göreceğiz. Frontal Kemik.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Eğitim içeriğidir. Anatomik bilgi tıbbi tanı, tedavi ya da sağlık tavsiyesi değildir ve hiçbir tıp fakültesi dersinin veya klinik eğitimin yerine geçmez. Kişisel bir sağlık sorusu için hekime başvurun.