İçeriğe geç

K2Ders 06-20

Foramen, Kanal, Meatus ve Fissür

06.3 — Kemik Yüzey İşaretleri · K2 Temel: Üniversiteye hazırlık ve sağlık bilimleri düzeyinde yapısal anatomi.

1.363 kelime · yaklaşık 9 dakika · 2 kaynak

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
  • Delik (foramen) ile kanalın (canalis) farkı, geçen yapıda değil geçilen duvarın kalınlığındadır.
  • Aynı yapı dıştan bakılınca delik, kesitten bakılınca kanal olarak adlandırılabilir.
  • Uzun bir kemik kanalı içindeki yapıyı korur, ama yapı şiştiğinde ona yer açamaz.
  • Nervus facialis, canalis nervi facialis içinde şiştiğinde sıkışır; Bell felcinde yüzün bir yarısı alnıyla birlikte etkilenir.
  • Tek kemiğin sardığı açıklık çoğu zaman yuvarlaktır (foramen magnum); iki kemik arasında kalan açıklık çoğu zaman uzar.
  • Bu bir eğilimdir: fissura orbitalis superior tek bir kemiğin iki kanadı arasında kalır.
  • Meatus vardığı yerle tanımlanır: meatus acusticus externus dışa, meatus acusticus internus kafatasının içine açılır.
  • Dört ad tek bir ölçek değildir; asıl soru, buradan ne geçtiğidir.

Bölüm boyunca hep aynı işi yaptık: yüzeydeki bir biçime bakıp komşusunu okuduk. Bir sonraki derste bu işi sürdüren iki adın yanında, sürdürmeyen başka bir adla karşılaşacağız. Ramus bir yüzey işareti değil, kemiğin kendi yüzeyleri, çıkıntıları ve delikleri olan bir bölümü, bir koludur. Bir adın bir yüzey işaretini mi yoksa kemiğin bir bölümünü mü adlandırdığını nasıl ayırt edeceğimizi göreceğiz. Eklem Yüzü, Faset ve Ramus.

Açılış

Otuz beş yaşındaki bir kadın bir sabah uyandığında, aynada yüzünün sağ yarısının sarktığını görür. Sağ gözünü tam kapatamaz, gülümsemeye çalıştığında ağzının yalnızca sol köşesi kalkar, su içerken su ağzının sağ köşesinden akar. Bir gün önce sağ kulağının arkasında hafif bir ağrı olmuştur. Hekim alnını kırıştırmasını ister: kadın alnının da yalnızca sol yarısını kırıştırabilir. Muayene ve testlerden sonra hekim, inme belirtisi olmadığını, durumun yüzün yarısını oynatan sinirin kendisinde olduğunu söyler; buna Bell felci denir. Hekim bu sinirin kafatasının içinden yüze ulaşmak için şakak kemiğinin içinde dar ve uzun bir kemik kanalından geçtiğini, sinir bu kanalın içinde şiştiğinde kemik duvarın esneyemediğini ve sinirin kendi kanalında sıkıştığını açıklar. Kadının sorusu şudur: kemiklerdeki delikler ile kanallar arasında ne fark vardır, ve sinirin bir kanaldan geçmesi neden bir tehlike olabilir?

Kemikteki açıklıklara neden kimi zaman delik, kimi zaman kanal, meatus ya da yarık denir? Bu adlar bir büyüklük sırası mı oluşturur, yoksa başka şeyler mi anlatır? Ve uzun bir kemik kanalı içinden geçen yapı için ne anlama gelir?

Bu derste ne olacak

Önce delik ile kanalın farkının nerede olduğunu göreceğiz. Sonra bir geçidin uzamasının içinden geçen yapı için ne anlama geldiğini kuracak, açılıştaki kadına döneceğiz. Ardından yuvarlak açıklıklar ile yarıkların biçiminin neyi söylediğini soracağız. Son olarak meatusun neden biçimiyle değil vardığı yerle tanımlandığını göreceğiz.

Sıfır noktası

Mekanizma

Aynı geçit, iki ad

Delik ile kanalın farkı içinden geçen yapıda değildir; ikisinden de damar, sinir ya da ikisi birden geçebilir. Fark geçidin uzunluğundadır ve bu uzunluğu geçidin kendisi değil, geçtiği duvarın kalınlığı belirler. İnce bir kemik levhasını dik geçen bir yol kısadır ve delik adını alır. Kalın bir kemik gövdesinin içinden geçen yol uzundur ve kanal adını alır.

Bunun bir örneği Ders 06-08'de geçmişti. Besleyici atardamarın uzun kemiğin gövdesine girdiği yere besleyici delik denir, ama aynı yapı duvarın içinden eğik bir kanal olarak geçer. İkisi de doğrudur: dış yüzdeki ağzı bir delik, duvarın içindeki yolu bir kanaldır. Ad, açıklığa nereden bakıldığına da bağlıdır.

Uzunluğun bedeli

Uzunluk yalnızca bir ad farkı değildir. Bir delikte geçen yapı kemik duvarı kısa bir mesafede geçer ve hemen öbür tarafa çıkar. Bir kanalda ise yapı, uzun bir mesafe boyunca her yanından kemikle çevrili kalır. Kas bölmelerini saran bağ dokusu zarları bir miktar esneyebilir; kemik esnemez. İçeride bir şey şişerse, kanal ona yer açamaz.

Bu durum, kanalın içinden geçen sinirin ya da damarın her zaman tehlikede olduğu anlamına gelmez; olağan durumda kanal, geçen yapıyı çevresindeki darbelerden korur. Ama içerideki yapı kendi başına şiştiğinde, aynı sert duvar bu kez onu sıkıştıran şeye dönüşür.

Klinik bağ: kendi kanalında sıkışan sinir

Açılıştaki kadına dönelim. Yüzün yarısındaki kasları çalıştıran sinir, nervus facialis, beyin sapından çıktıktan sonra kafatasının içinden şakak kemiğine iç kulak yolundan girer. Ardından şakak kemiğinin içinde, kendi adını taşıyan dar ve uzun bir kanalda, canalis nervi facialis, kıvrılarak ilerler ve kulağın arkasındaki küçük bir delikten, foramen stylomastoideum, kafatasından çıkıp yüze yayılır. Bu yolun önemli bir bölümünde sinir, çevresindeki kemik kanalı neredeyse tamamen doldurur.

Bell felcinde bu sinirde, nedeni çoğu zaman tam olarak bilinmeyen, bir virüs enfeksiyonunun tetiklediği düşünülen bir iltihap ve şişme gelişir. En çok kabul gören açıklamalardan biri, şişen sinirin esnemeyen kemik kanalı içinde sıkıştığı ve sinirin iletisinin bu yüzden bozulduğudur. Sinir yüzün bir yarısındaki bütün mimik kaslarını çalıştırdığı için, o yarıda alın, göz kapağı ve ağız birlikte etkilenir. Beyindeki bir inme ise çoğu zaman alnı korur, çünkü alnı oynatan sinir hücreleri beynin iki yarısından da komut alır; hekimin alnı kırıştırmayı istemesi bu ayrımı yapmak içindir.

Bell felcinin büyük bölümü haftalar ya da aylar içinde kendiliğinden ya da erken başlanan ilaç tedavisiyle düzelir. Tedavide şişmeyi azaltan ilaçların kullanılmasının mantığı da bu derste kurduğumuz yapıdan gelir: kanal genişletilemediğine göre, içindekinin küçültülmesi gerekir. Kapanamayan göz bu süre boyunca kurumaya karşı korunur.

Biçim, açıklığı kimin kurduğunu söyler

Neden bazı açıklıklar yuvarlak, bazıları uzun bir yarıktır? Ders 06-19'da bir açıklığın birkaç yoldan kapanabildiğini görmüştük: bir bağ gerilerek, komşu bir kemik karşısına gelerek ya da kemiğin kendisi büyüyüp kenarlarını birleştirerek.

Tek bir kemiğin büyürken bir yapının çevresini sarmasıyla oluşan açıklıklar çoğu zaman yuvarlaktır. Kafatası tabanında omuriliğin geçtiği büyük delik, foramen magnum, bunun en bilinen örneğidir. İki kemiğin kenarları arasında kalan açıklıklar ise çoğu zaman uzar, çünkü iki kemik bir noktada değil, bir çizgi boyunca komşudur; kenarlar birbirine yaklaşır ama tam kapanmazsa, geriye o çizgi boyunca uzanan dar bir yarık kalır. Göz çukurunun tabanında, iki ayrı kemiğin arasında kalan alt yarık buna bir örnektir.

Bu bir eğilimdir, kural değildir. Göz çukurunun arkasındaki üst yarık, fissura orbitalis superior, tek bir kemiğin, kafatası tabanının ortasındaki kemiğin iki kanadı arasında kalır. Kafa tabanında boyun toplardamarının geçtiği delik ise iki ayrı kemiğin arasında oluşur ve bir yarık değil, bir deliktir. Açıklığın biçiminden onu kaç kemiğin kurduğu tahmin edilebilir, ama tahminin kemiğin üzerinde doğrulanması gerekir.

Vardığı yerle tanımlanan ad

Meatus da bir geçittir, ama her kanal bir meatus değildir. Meatusu ötekilerden ayıran şey biçimi ya da uzunluğu değil, nereye vardığıdır: bir boşluğa açılan yoldur. Dış kulak yolu dışarıdan kulak zarına kadar gider; iç kulak yolu, kafatası boşluğundan şakak kemiğinin içine girer ve açılıştaki sinir de işitme sinirle birlikte buradan geçer. Burun boşluğunun yan duvarındaki kıvrımların altında kalan geçitlere de meatus denir.

Vardığı yer bir geçidin örtüsünü de belirler. Dış kulak yolu dış dünyaya açıldığı için iç yüzü çıplak kemik değil, deriyle kaplıdır.

Bu dört ad bu yüzden tek bir ölçek üzerinde dizilmez. Delik ile kanal duvarın kalınlığını, yarık açıklığın hangi sınırda kaldığını, meatus ise yolun nereye çıktığını söyler. Aynı açıklık aynı anda birden çok ada uyabilir. Ve hiçbiri Ders 06-16'dan beri sorduğumuz asıl soruyu cevaplamaz: buradan ne geçiyor?

Yaygın yanlışBu dört adı tek bir büyüklük ölçeği üzerinde sanmak ve "en küçüğü delik, büyüyünce kanal, daha da büyüyünce meatus" gibi bir sıra kurmak.
Doğrusu

Böyle bir sıra yoktur. Adlar ayrı sorulara cevap verir: duvarın kalınlığına, açıklığı hangi sınırın bıraktığına ve yolun nereye vardığına. Bu yüzden aynı yapı dıştan bakılınca bir delik, kesitten bakılınca bir kanal olarak adlandırılabilir ve iki kaynağın farklı adlar kullanması bir yanlışlık değildir.

Kendin dene

Toparlayalım

  • Delik (foramen) ile kanalın (canalis) farkı, geçen yapıda değil geçilen duvarın kalınlığındadır.
  • Aynı yapı dıştan bakılınca delik, kesitten bakılınca kanal olarak adlandırılabilir.
  • Uzun bir kemik kanalı içindeki yapıyı korur, ama yapı şiştiğinde ona yer açamaz.
  • Nervus facialis, canalis nervi facialis içinde şiştiğinde sıkışır; Bell felcinde yüzün bir yarısı alnıyla birlikte etkilenir.
  • Tek kemiğin sardığı açıklık çoğu zaman yuvarlaktır (foramen magnum); iki kemik arasında kalan açıklık çoğu zaman uzar.
  • Bu bir eğilimdir: fissura orbitalis superior tek bir kemiğin iki kanadı arasında kalır.
  • Meatus vardığı yerle tanımlanır: meatus acusticus externus dışa, meatus acusticus internus kafatasının içine açılır.
  • Dört ad tek bir ölçek değildir; asıl soru, buradan ne geçtiğidir.

Bölüm boyunca hep aynı işi yaptık: yüzeydeki bir biçime bakıp komşusunu okuduk. Bir sonraki derste bu işi sürdüren iki adın yanında, sürdürmeyen başka bir adla karşılaşacağız. Ramus bir yüzey işareti değil, kemiğin kendi yüzeyleri, çıkıntıları ve delikleri olan bir bölümü, bir koludur. Bir adın bir yüzey işaretini mi yoksa kemiğin bir bölümünü mü adlandırdığını nasıl ayırt edeceğimizi göreceğiz. Eklem Yüzü, Faset ve Ramus.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Eğitim içeriğidir. Anatomik bilgi tıbbi tanı, tedavi ya da sağlık tavsiyesi değildir ve hiçbir tıp fakültesi dersinin veya klinik eğitimin yerine geçmez. Kişisel bir sağlık sorusu için hekime başvurun.