İçeriğe geç

K2Ders 04-42

Amniyotik Sıvı

04.7 — Plasenta ve Fetal Zarlar · K2 Temel: Üniversiteye hazırlık ve sağlık bilimleri düzeyinde yapısal anatomi.

1.225 kelime · yaklaşık 8 dakika · 2 kaynak

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
  • Amniyon sıvısı darbeyi yumuşatır, yapışmayı önler, hareket alanı sağlar ve sıcaklığı sabit tutar.
  • Bebek sıvıyı yutar ve hava yollarına çeker; sindirim borusu ve akciğerler bu sıvıyla gelişir.
  • İlk haftalarda sıvı zarlardan ve annenin dokularından gelir; ikinci yarıda en büyük kaynak bebeğin idrarıdır.
  • Bebek sıvıyı yutar, intestinum tenue'de emer ve plasenta aracılığıyla anneye verir; sıvı sürekli yenilenir.
  • Sıvının miktarı, böbreklerin ürettiği ile yutmanın tükettiği arasındaki dengeden çıkar.
  • Sıvının azlığında üretim ya da zarların bütünlüğü, fazlalığında yutma ve sindirim borusu değerlendirilir.
  • Urethra prostatica'daki bir tıkanıklık sıvıyı azaltabilir ve akciğerlerin küçük kalmasına yol açabilir.
  • Amniyosentezle alınan sıvıdaki dökülmüş hücreler bebeğin kromozomları hakkında bilgi verir.

Bu derste bebeği saran sıvının bir akış olduğunu gördük. Bir sonraki derste plasentaya dönüp iki dolaşımın birbirinden nasıl ayrı tutulduğuna bakacağız: anne tarafında kanın damardan çıkıp villusların arasındaki havuza açıldığını, bebek tarafında ise kanın villusun içindeki kapalı damarlardan hiç çıkmadığını, bu asimetrinin neden zorunlu olduğunu ve iki dolaşımı ayırmanın hangi ödünleşmeyi getirdiğini göreceğiz. Maternal ve Fetal Dolaşımın Ayrılığı.

Açılış

Gebeliğin yirmi ikinci haftasında yapılan ultrason incelemesinde uzman, bebeğin çevresinde olması gerekenden çok daha az sıvı bulunduğunu görür. Bebeğin karnının alt bölümünde, idrar kesesi büyük bir balon gibi gerilmiştir; iki böbrek de şişmiş, içlerindeki toplayıcı boşluklar genişlemiştir. Bebek bir erkektir. Uzman, idrar kesesinden dışarı çıkan kanalın başlangıcında, idrarın akışını engelleyen bir zar kıvrımı bulunduğunu düşünür. Aileye anlatırken en çok üzerinde durduğu şey idrar yolunun kendisi değil, sıvının azlığıdır: bebeğin çevresindeki sıvının büyük bölümü bebeğin kendi idrarıdır ve bu sıvı azaldığında, bebeğin akciğerleri büyümek için ihtiyaç duyduğu ortamı bulamayabilir. Bir idrar yolu tıkanıklığının akciğerleri etkileyebilmesi, bebeği saran sıvının durgun bir havuz değil, bebeğin içinden geçen bir akış olmasından kaynaklanır.

Bebeği saran sıvı nereden gelir ve nereye gider? Bu sıvının bebeğe yaptığı işler nelerdir? Ve sıvının miktarı neden bebeğin böbrekleri ve yutması hakkında bilgi verir?

Bu derste ne olacak

Önce amniyon sıvısının bebeğe yaptığı işleri göreceğiz. Sonra sıvının gebeliğin farklı dönemlerinde nereden geldiğini ve nereye gittiğini, yani bir akış oluşturduğunu ele alacağız. Ardından sıvının miktarının neden üretim ile tüketimin dengesinden çıktığını açıklayacağız. Son olarak sıvının azaldığı ve arttığı durumların bebeğin hangi sistemlerine işaret ettiğini inceleyeceğiz.

Sıfır noktası

Mekanizma

Sıvının işleri

Ders 04-19'da amniyon boşluğunun açıldığını ve içindeki sıvının embriyoyu darbelerden koruduğunu, dokuların birbirine yapışmasını engellediğini ve serbest hareketi mümkün kıldığını gördük. Gebelik ilerledikçe sıvı bu işlerin yanında başka işler de üstlenir.

Sıvı sıcaklığı sabit tutar; annenin hareketleri ve çevredeki değişiklikler bebeğe yumuşayarak ulaşır. Sıvı, bebeğin kollarının ve bacaklarının hareket edebileceği bir alan sağlar; bebek bu alanda tekmeler, gerinir, eklemlerini oynatır ve kasları ile eklemleri hareketle şekillenir. Sıvı ayrıca bebeğin içine de girer. Bebek onu yutar ve sindirim borusu, intestinum tenue dahil, bu sıvıyla çalışmaya alışır. Bebek göğsünü düzenli aralıklarla hareket ettirir ve sıvıyı hava yollarına çeker, sonra geri verir. Akciğerlerin büyümesi ve dallanması, hava yollarının içinin sıvıyla dolu ve hafifçe gergin kalmasına bağlıdır. Sıvı bu yüzden bebeği yalnızca dışarıdan korumaz; içeriden de büyümesine katılır.

Sıvı nereden gelir

Gelişimin ilk haftalarında sıvı, amniyon zarının hücrelerinin salgısından ve annenin dokularından süzülen sıvıdan gelir. Bu dönemde bebeğin derisi henüz geçirgendir ve sıvı derinin içinden de geçebilir.

Gebeliğin ikinci üçte birinden itibaren tablo değişir. Bebeğin böbrekleri çalışmaya başlar ve idrar üretir; idrar doğrudan amniyon boşluğuna boşalır. Bebeğin derisi de kalınlaşır ve geçirgenliğini yitirir. Bu andan sonra amniyon sıvısının en büyük kaynağı bebeğin kendi idrarıdır. Akciğerlerin salgıladığı sıvı da hava yollarından ağza, oradan amniyon boşluğuna akarak katkıda bulunur.

Bebeğin idrarı, yetişkin idrarı gibi atıklarla yoğun bir sıvı değildir. Bebeğin atıklarını plasenta uzaklaştırır; böbreklerin bu dönemdeki asıl işi sıvı üretmektir. Bebeğin böbreklerindeki süzgeç yumakları, glomerulus, bu sıvının kaynağıdır.

Sıvı nereye gider

Sıvı amniyon boşluğunda birikip kalmaz. Bebek onu sürekli yutar. Yutulan sıvı yemek borusundan, oesophagus, mideye ve ince bağırsağa geçer ve orada emilerek bebeğin kanına karışır. Bebeğin kanındaki fazla su ve maddeler göbek kordonu, funiculus umbilicalis, aracılığıyla plasentaya gider ve oradan annenin dolaşımına geçer. Sıvının bir bölümü de zarların ve plasentanın yüzeyinden doğrudan emilir.

Döngü böylece kapanır: bebek idrarıyla sıvıyı üretir, yutarak geri alır, kanından plasentaya ve oradan anneye verir. Amniyon boşluğundaki sıvı her gün büyük ölçüde yenilenir.

Miktar bir denge sorusudur

Bir havuzdaki suyun miktarı, havuza giren ile çıkan arasındaki farka bağlıdır. Amniyon sıvısının miktarı da öyledir. Gebelik ilerledikçe sıvı artar ve son haftalarda biraz azalır; doğumda ortalama yarım litre ile bir litre arasındadır.

Sıvının miktarı bu yüzden yalnızca bir hacim değildir; iki ayrı sistemin nasıl çalıştığını gösteren bir ölçüdür. Üretim tarafında bebeğin böbrekleri ve idrar yolları, tüketim tarafında bebeğin yutması ve sindirim borusu vardır. Sıvı azaldığında üretimin aksadığı ya da sıvının bir yerden dışarı sızdığı düşünülür. Sıvı arttığında tüketimin aksadığı, yani bebeğin yutamadığı ya da yuttuğunu ilerletemediği düşünülür.

Klinik bağ: sıvı az, sıvı çok

Açılıştaki bebekte idrar kesesinden çıkan kanalın başlangıcında, erkek bebeklerde bu kanalın prostat bezinin içinden geçen bölümünde, urethra prostatica, bir zar kıvrımı idrarın akışını engeller. İdrar keseden çıkamaz, kese gerilir, böbrekler genişler ve amniyon boşluğuna yeterli sıvı ulaşmaz. Sıvı azaldığında bebeğin göğsü dışarıdan sıkışır, hava yollarına çekilecek sıvı da azalır. Akciğerler büyümek için gereken ortamı bulamaz ve küçük kalır. Doğumdan sonra bebeği en çok zorlayan sorun böbreklerden çok akciğerlerin küçük kalması olabilir. Sıvının uzun süre az kalması ayrıca bebeğin yüzünün ve kol ile bacaklarının rahim duvarına sıkışarak biçim değiştirmesine yol açabilir. Bazı merkezlerde, uygun seçilmiş bebeklerde gebelik sırasında idrar kesesinden amniyon boşluğuna ince bir tüp yerleştirilerek sıvının akışı sağlanmaya çalışılır.

Sıvının azalmasının en sık nedeni ise zarların erken yırtılması ve sıvının dışarı sızmasıdır. Bu durumda üretim olağandır, ama sıvı boşlukta tutulamaz.

Sıvının fazla olduğu durumlar tüketimin aksadığını gösterir. Yemek borusu kör bir uçla bitmişse bebek sıvıyı yutamaz. Bebeğin beyninin yutmayı yöneten bölümleri yeterince gelişmemişse yutma aksar. Annede kan şekerinin yüksek seyretmesi de bebeğin daha fazla idrar üretmesine yol açarak sıvıyı artırabilir. Sıvının olağandan fazla bulunması, ultrason incelemesinde bu sistemlerin daha ayrıntılı değerlendirilmesi için bir işarettir.

Amniyon sıvısı bebeğin derisinden, sindirim borusundan ve idrar yollarından dökülen hücreleri içerir. Amniyosentezle alınan bir örnekteki bu hücreler, bebeğin kromozomları ve bazı kalıtsal hastalıkları hakkında bilgi verir.

Yaygın yanlışAmniyon sıvısını, gebeliğin başında dolan ve doğuma kadar öylece duran durgun bir su sanmak.
Doğrusu

Sıvı sürekli yenilenir: gebeliğin ikinci yarısında büyük bölümü bebeğin idrarından gelir, bebek onu yutar, sindirim borusundan emer ve plasenta aracılığıyla anneye verir. Bu yüzden sıvının miktarı, bebeğin böbreklerinin ve yutmasının birlikte ürettiği bir dengedir ve bu sistemler hakkında bilgi taşır.

Kendin dene

Toparlayalım

  • Amniyon sıvısı darbeyi yumuşatır, yapışmayı önler, hareket alanı sağlar ve sıcaklığı sabit tutar.
  • Bebek sıvıyı yutar ve hava yollarına çeker; sindirim borusu ve akciğerler bu sıvıyla gelişir.
  • İlk haftalarda sıvı zarlardan ve annenin dokularından gelir; ikinci yarıda en büyük kaynak bebeğin idrarıdır.
  • Bebek sıvıyı yutar, intestinum tenue'de emer ve plasenta aracılığıyla anneye verir; sıvı sürekli yenilenir.
  • Sıvının miktarı, böbreklerin ürettiği ile yutmanın tükettiği arasındaki dengeden çıkar.
  • Sıvının azlığında üretim ya da zarların bütünlüğü, fazlalığında yutma ve sindirim borusu değerlendirilir.
  • Urethra prostatica'daki bir tıkanıklık sıvıyı azaltabilir ve akciğerlerin küçük kalmasına yol açabilir.
  • Amniyosentezle alınan sıvıdaki dökülmüş hücreler bebeğin kromozomları hakkında bilgi verir.

Bu derste bebeği saran sıvının bir akış olduğunu gördük. Bir sonraki derste plasentaya dönüp iki dolaşımın birbirinden nasıl ayrı tutulduğuna bakacağız: anne tarafında kanın damardan çıkıp villusların arasındaki havuza açıldığını, bebek tarafında ise kanın villusun içindeki kapalı damarlardan hiç çıkmadığını, bu asimetrinin neden zorunlu olduğunu ve iki dolaşımı ayırmanın hangi ödünleşmeyi getirdiğini göreceğiz. Maternal ve Fetal Dolaşımın Ayrılığı.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Eğitim içeriğidir. Anatomik bilgi tıbbi tanı, tedavi ya da sağlık tavsiyesi değildir ve hiçbir tıp fakültesi dersinin veya klinik eğitimin yerine geçmez. Kişisel bir sağlık sorusu için hekime başvurun.