K1Ders 06-02
Aksiyal ve Appendiküler İskelet
06.1 — Kemik Bilimine Giriş · K1 Keşif: Ön bilgisi olmayan herkes için sade kavramsal giriş.
1.386 kelime · yaklaşık 9 dakika · 2 kaynak
Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- İskelet ekseni oluşturan aksiyal ve ona takılan appendiküler bölümlere ayrılır; ayrım konuma değil işe dayanır.
- Aksiyal iskelet taşır ve korur; cranium ve columna vertebralis çevreleyerek koruyan biçimlerdir.
- Appendiküler kemikler uzanmak ve kaldıraç olarak çalışmak için uzundur; uzun kol hareket kazandırır, kuvvet kaybettirir.
- Cingulum pectorale gövdeye yalnızca articulatio sternoclavicularis üzerinden bağlanır; kürek kemiği kaslarla asılıdır ve kayabilir.
- Cingulum pelvicum os sacrum ile birlikte kapalı, neredeyse hareketsiz bir halka kurar; gövdenin ağırlığını bacaklara aktarır.
- Bağlantının sıkılığı hangi işin öncelendiğini gösterir: omuzda hareket, kalçada yük.
- Köprücük kemiği kolun tek kemik köprüsüdür; kırıldığında omuz aşağı ve öne düşer.
- El ve ayak iskeletin yarısından fazlasını içerir; kemik sayısı hareketin inceliğini yansıtır.
Bu derste kemikleri işlerine göre iki büyük gruba ayırdık ve biçimlerinin bu işlerden çıktığını gördük. Bir sonraki derste aynı soruyu tek tek kemiklere soracağız: kemikler uzun, kısa, yassı ve düzensiz diye sınıflanır, ama bu adlar yalnızca biçimi tarif ediyor gibi görünür. Her biçimin, üzerine gelen kuvvetin hangi yönlerden geldiğine verilmiş bir cevap olduğunu ve "düzensiz" adının aslında neyi gizlediğini göreceğiz. Uzun, Kısa, Yassı ve Düzensiz Kemikler.
Açılış
Bisikletinden düşen on altı yaşında bir genç, yere omzunun üstüne kapaklanır. Kalktığında sağ kolunu kaldıramaz; sol eliyle sağ dirseğini tutup kolunu gövdesine yaslar. Köprücük kemiğinin ortasında deri hafifçe kabarmıştır ve oraya dokunulduğunda keskin bir ağrı duyar. Sağ omzu, sol omzuna göre biraz aşağı ve öne düşmüş görünür. Röntgen köprücük kemiğinin orta bölümünden kırıldığını gösterir. Gencin aklına takılan soru şudur: kırık olan ince bir kemikse, bütün kolu neden taşıyamıyor? Cevap, köprücük kemiğinin kolu gövdeye bağlayan tek kemik köprü olmasında yatar. Ve bu köprünün bu kadar ince olabilmesi, kolun gövdeye nasıl bağlandığına dair bir tercihin sonucudur.
İskelet hangi ölçüte göre iki ana bölüme ayrılır? Omuz ile kalça aynı işi yapıyorsa neden bu kadar farklı bağlanır? Ve kemiklerin yarısından fazlası neden el ve ayaktadır?
Bu derste ne olacak
Önce iskeleti iki ana bölüme, ekseni oluşturan ve ona takılan bölümlere ayıracağız ve bu ayrımın konuma değil işe dayandığını göreceğiz. Sonra iki bölümün biçimlerini işlerinden türeteceğiz. Ardından uzunluğun getirdiği kazanç ile bedeli kuracağız. Sonra omuz ve kalça kuşaklarını karşılaştıracak, açılıştaki kırığa döneceğiz. Son olarak kemik sayısının nerede toplandığına bakacağız.
Sıfır noktası
Mekanizma
İki bölüm, iki iş
Yetişkin iskeletinin yaklaşık iki yüz altı kemiği iki bölüme ayrılır. Aksiyal iskelet bedenin orta ekseni boyunca uzanır: kafatası, cranium, omurga, columna vertebralis, kaburgalar ve göğüs kemiği. Bu bölümün işi bedeni taşımak, dik tutmak ve içindeki yapıları korumaktır. Appendiküler iskelet eksene takılan bölümdür: kollar, bacaklar ve onları gövdeye bağlayan omuz ve kalça kuşakları. Bu bölümün işi uzanmak, kavramak, yürümek, itmektir.
Ayrım ilk bakışta "gövde ve uzuvlar" gibi görünür ama öyle değildir. Kürek kemiği sırtın üstünde, kalça kemikleri karnın altında, yani gövdede durur; yine de appendiküler iskelete aittir. Sınıflandırma kemiğin nerede durduğuna değil, hangi işe hizmet ettiğine bakar. Kuşakların işi uzvu taşımak ve onun hareketini gövdeye aktarmaktır; bu yüzden uzuvla birlikte sayılırlar.
Biçimler işten türer
Aksiyal kemiklerin büyük bölümü kapalı ya da yarı kapalı boşluklar oluşturur. Kafatası beyni saran bir kubbe, kaburgalar ve göğüs kemiği kalbi ve akciğerleri saran bir kafes, omurlar da omuriliği içine alan bir kanal yapar. Korumak çevrelemek demektir ve korunacak organlar bedenin merkezinde durur. Kubbe, kafes ve kanal aynı çözümün üç ayrı biçimidir: içeriyi dört bir yandan sarmak.
Appendiküler kemiklerin çoğu ise uzun çubuklardır. Bunun bir sebebi açıktır: uzanmak mesafe ister ve mesafeyi ancak o mesafe kadar uzun bir yapı kapatır. Daha ilginç olan sebep kaldıraçtadır. Bir kas kısaldığında kemik bir eklemin çevresinde döner. Dönme noktasından uzaklaştıkça aynı açıdaki dönme daha büyük bir yol aldırır: dirsekten bükülen kolda el, önkolun ortasındaki bir noktadan çok daha uzun bir yay çizer. Uzun bir kemik, kasın birkaç santimetrelik kısalmasını uçta onlarca santimetrelik bir harekete çevirir.
Uzunluğun bedeli
Uzunluk bedava değildir. Bir kaldıraçta hareket ile kuvvet birbirinin karşısında durur. Uzun kol ucunda büyük bir yol alır, ama aynı kas kuvvetiyle o uçta uygulayabildiği kuvvet küçüktür. Kısa kol küçük bir yol alır, ama ucunda büyük bir kuvvet uygular. Bir cevizi avucunun ortasında değil de parmak uçlarında kırmaya çalışan biri bunu hemen fark eder.
Uzuvlar bu yüzden hız ve erişim için kurulmuştur, kaba kuvvet için değil. Bu, daha önce derinin katmanlarında da gördüğümüz bir örüntüdür: kazanç ile bedel çoğu zaman aynı özellikten çıkar. Uzunluğu kısaltan kuvvet kazanır, ama erişimi kaybeder.
İki kuşak, iki tercih
Omuz kuşağı, cingulum pectorale, iki kemikten oluşur: köprücük kemiği ve kürek kemiği. Bu kuşağın gövdeyle tek kemik bağlantısı, köprücük kemiğinin iç ucunun göğüs kemiğiyle yaptığı küçük eklemdir, articulatio sternoclavicularis. Kürek kemiğinin kendisi gövdeye hiçbir eklemle bağlanmaz; kaslarla asılıdır ve göğüs kafesinin arka yüzünde yukarı, aşağı, öne ve arkaya kayabilir. Bu gevşeklik kola çok geniş bir hareket alanı verir.
Kalça kuşağı, cingulum pelvicum, bunun tam tersidir. İki kalça kemiği önde birbirine, arkada omurganın alt ucundaki üçgen biçimli kemiğe, os sacrum, sıkıca bağlanır. Bu arka bağlantı, articulatio sacroiliaca, güçlü bağlarla kenetlenmiş ve neredeyse hareketsizdir. İki kalça kemiği ile sakrum birlikte kapalı bir kemik halkası kurar.
Fark taşıdıkları yükten gelir. Ayakta dururken ve yürürken gövdenin bütün ağırlığı omurgadan sakruma, oradan kalça kemiklerine ve bacaklara geçer. Gevşek bir bağlantı bu yükü her adımda kaydırır ve taşıyamaz. Kol ise gövdeyi taşımaz; sıkı bağlanmasına gerek yoktur ve serbest kalması karşılığında hareket kazanır. İki kuşak aynı işi yapmaz: biri hareketi, öbürü yükü önceler. Bir bağlantının ne kadar sıkı olduğunu sormak, aslında hangi işi öne aldığını sormaktır.
Klinik bağ: tek kemik köprü
Açılıştaki gence dönelim. Kolun ağırlığı ve kola gelen darbeler gövdeye yalnızca köprücük kemiği üzerinden, kemik yoluyla aktarılır. Omzun üstüne ya da gergin kolun üstüne düşüldüğünde kuvvet bu ince kemiğin üzerinden geçer ve kemik çoğunlukla en ince ve en eğri olduğu orta bölümünden kırılır. Köprücük kemiği kırıkları bu yüzden, özellikle çocuklarda ve gençlerde, en sık görülen kırıklar arasındadır.
Kırık olduğunda omzu gövdeden uzakta tutan dikme kaybolur. Kolun ağırlığı omzu aşağı çeker, göğüsten omza uzanan kaslar onu öne ve içe doğru çeker. Gencin omzunun aşağı ve öne düşmesi bundandır; kolunu gövdesine yaslayıp dirseğinden desteklemesi de ağırlığı kırığın üzerinden kaldırmak içindir. Gevşek bağlantının bedeli burada görünür: kola özgürlük veren düzen, bütün yükü tek ince kemiğe bırakır. Kalçada ise bütün halka birden kırılmadıkça bu tür bir çöküş görülmez.
Kemik sayısı nerede toplanır
Aksiyal iskelet hacimce büyük ama sayıca az kemikten oluşur; yaklaşık seksen kemik. Geri kalan yüz yirmi altı kemik appendiküler iskelettedir ve bunların büyük bölümü el ve ayaktadır. Bir elde yirmi yedi, bir ayakta yirmi altı kemik bulunur; iki el ve iki ayak birlikte yüz altı kemik eder, yani iskeletin yarısından fazlası.
Ders 06-01'de hareketin kemiklerde değil, kemiklerin arasında olduğunu gördük. Bir bölge ne kadar çok bağımsız hareket yapacaksa o kadar çok parçaya bölünmelidir. En ince ayarlı hareket uçlarda gerekir: elde her parmak eklemi ayrı bükülür, ayak ise her adımda zeminin biçimine göre ayrı ayrı biçim alır. El, manus, ve ayak, pes, bu yüzden küçük kemiklerle doludur. Bir bölgedeki kemik sayısı orada yapılan hareketin inceliği hakkında bir şey söyler.
Yaygın yanlışOmuz ve kalça kuşaklarını gövdede durdukları için aksiyal iskeletin parçası saymak.
Kürek kemiği, köprücük kemiği ve kalça kemikleri appendiküler iskelete aittir, çünkü sınıflandırma kemiğin konumuna değil işine göre yapılır: bu kemiklerin işi uzvu taşımak ve hareketini gövdeye aktarmaktır. Aksiyal iskelete ait olan ve kalça kuşağının tam ortasında duran tek kemik sakrumdur; o da omurganın bir parçasıdır.
Kendin dene
Toparlayalım
- İskelet ekseni oluşturan aksiyal ve ona takılan appendiküler bölümlere ayrılır; ayrım konuma değil işe dayanır.
- Aksiyal iskelet taşır ve korur; cranium ve columna vertebralis çevreleyerek koruyan biçimlerdir.
- Appendiküler kemikler uzanmak ve kaldıraç olarak çalışmak için uzundur; uzun kol hareket kazandırır, kuvvet kaybettirir.
- Cingulum pectorale gövdeye yalnızca articulatio sternoclavicularis üzerinden bağlanır; kürek kemiği kaslarla asılıdır ve kayabilir.
- Cingulum pelvicum os sacrum ile birlikte kapalı, neredeyse hareketsiz bir halka kurar; gövdenin ağırlığını bacaklara aktarır.
- Bağlantının sıkılığı hangi işin öncelendiğini gösterir: omuzda hareket, kalçada yük.
- Köprücük kemiği kolun tek kemik köprüsüdür; kırıldığında omuz aşağı ve öne düşer.
- El ve ayak iskeletin yarısından fazlasını içerir; kemik sayısı hareketin inceliğini yansıtır.
Bu derste kemikleri işlerine göre iki büyük gruba ayırdık ve biçimlerinin bu işlerden çıktığını gördük. Bir sonraki derste aynı soruyu tek tek kemiklere soracağız: kemikler uzun, kısa, yassı ve düzensiz diye sınıflanır, ama bu adlar yalnızca biçimi tarif ediyor gibi görünür. Her biçimin, üzerine gelen kuvvetin hangi yönlerden geldiğine verilmiş bir cevap olduğunu ve "düzensiz" adının aslında neyi gizlediğini göreceğiz. Uzun, Kısa, Yassı ve Düzensiz Kemikler.
Anlamadığın bir yer mi var?
Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.
Eğitim içeriğidir. Anatomik bilgi tıbbi tanı, tedavi ya da sağlık tavsiyesi değildir ve hiçbir tıp fakültesi dersinin veya klinik eğitimin yerine geçmez. Kişisel bir sağlık sorusu için hekime başvurun.