Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- İroni: söylenenin tersi; ipuçları durum, ton ve ja, wieder mal, natürlich, genau.
- Sarkasmus kişiyi hedef alır ve kırar; ironi çoğu zaman durumla alay eder.
- Kelime oyunları: Teekesselchen (Bank, Schloss, Birne), Kalauer (Klopfsalat), Treffen sich zwei …
- Kuru mizah: ifadesiz ve abartısız; Selbstironie: kendini hedef alan güvenli espri.
- Yazıda ironi yanlış anlaşılır; resmî yazışmada kullanma.
- Espriyi açıklama; kalıbını koru ve dinleyicinin iki anlamı bulmasına izin ver.
Kanca
Pazartesi sabahı, ofisin kahve makinesi yine bozuk. İş arkadaşın makineye bakıp düz bir sesle söylüyor: "Na toll. Genau so wollte ich die Woche anfangen." Sen bir an duraksıyorsun: "toll" harika demek değil miydi? Öğle yemeğinde başka bir meslektaş bir espri anlatıyor: "Treffen sich zwei Jäger. Beide tot." Masadakiler gülüyor, sen ise kimin kimi nerede gördüğünü düşünüyorsun. Akşam bir arkadaşın dışarıda yağan sağanağa bakıp gülümsüyor: "Herrliches Wetter heute, oder?" Üç cümle de doğru Almanca; üçünde de söylenen, kastedilenin tam tersi ya da bambaşka bir şeydir.
C2.2'de tek bir kelimenin bir cümleye nasıl renk verdiğini, C2.6'da çağdaş edebiyatın dil ile anlam arasındaki boşlukta nasıl oynadığını gördük. Mizah ve ironi aynı boşluğun gündelik hayattaki biçimleridir. Bu derste ironiyi tanımanın ipuçlarını, Almanca kelime oyunlarının birkaç yerleşik türünü, kuru mizahı ve ironinin nerede işe yarayıp nerede tehlikeli olduğunu ele alacağız.
Anlatım
İroni: söylenenin tersi
İroni (Ironie), söylenen ile kastedilenin birbirine zıt olduğu bir konuşma biçimidir. "Na toll!" (Ne güzel!) bir aksilik karşısında söylendiğinde "Ne kötü!" demektir. "Das hast du ja prima hingekriegt" (Bunu ne de güzel becerdin) bir hatanın ardından bir sitemdir. "Herrliches Wetter heute" (Bugün hava ne harika) sağanak yağmurda bir yakınmadır. Türkçede de "Ne güzel!", "Aferin sana!" gibi cümleler aynı işi görür; bu yüzden ironi, Türkçe konuşan için kavram olarak yabancı değildir. Zorluk, Almancada ironiyi işaretleyen ipuçlarını tanımaktadır.
Bu ipuçları üç yerde saklanır. Birincisi durumdur: olumlu bir kelime açıkça olumsuz bir durumda söyleniyorsa ironi büyük olasılıktır. İkincisi ses tonudur: ironik cümleler çoğu zaman düz, uzatılmış ya da abartılı bir tonla söylenir. Üçüncüsü küçük kelimelerdir: "ja", "wieder mal" (yine), "natürlich" (tabii ki) ve "genau" (tam da) ironik cümlelerde sık görülür: "Natürlich fährt der Bus wieder mal nicht" (Tabii ki otobüs yine gelmiyor). C2.1'de "ja"nın ortak zemin kurduğunu görmüştük; ironide aynı kelime, "hepimiz bunun ne kadar saçma olduğunu biliyoruz" anlamını taşır.
İroninin sert bir akrabası iğnelemedir (Sarkasmus). İroni çoğu zaman bir durumla alay eder ve dinleyeni de gülümsemeye davet eder; iğneleme ise doğrudan bir kişiyi hedef alır ve kırıcıdır. "Na toll, wieder Regen" bir iç çekiştir; "Toll gemacht, du Genie" ise bir hakarete yakındır.
Kelime oyunları
Almanca mizahın önemli bir kısmı, bir kelimenin iki anlamı ya da iki kelimenin ses benzerliği üzerine kurulur. Çocukların ve yetişkinlerin oynadığı "Teekesselchen" oyununda, aynı biçimdeki iki farklı anlamlı kelime tahmin edilir: "Bank" hem oturulan bank hem de para yatırılan bankadır; "Schloss" hem kilit hem şatodur; "Birne" hem armut hem de ampuldür. Bu çok anlamlılık, pek çok esprinin de temelidir.
Kancadaki espri bunun iyi bir örneğidir: "Treffen sich zwei Jäger. Beide tot." "sich treffen" hem "karşılaşmak, buluşmak" hem de "birbirini vurmak" anlamına gelebilir. "Treffen sich zwei …" (İki … karşılaşmış) Almanca esprilerin yerleşik bir açılış kalıbıdır; dinleyen buluşma bekler, ama son cümle ikinci anlamı açığa çıkarır. Bu yüzden bu esprinin Türkçeye çevirisi anlamsız kalır: şaka, Almanca fiilin çift anlamında yaşar.
Kolay, bilerek "kötü" yapılmış kelime oyunlarına "Kalauer" denir; dinleyenin gülmekten çok inlemesi beklenir: "Was ist grün und klopft an die Tür? Ein Klopfsalat." (Yeşil olan ve kapıyı çalan nedir? Bir kapı-salatası.) Espri, "Kopfsalat" (marul) ile "klopfen" (kapı çalmak) arasındaki ses benzerliğine dayanır. Almanca espri kültüründe başka yerleşik kalıplar da vardır: "Sagt der eine zum anderen …" (Biri ötekine demiş ki …) ile başlayan diyalog esprileri ya da okul çocuğu Fritzchen'in öğretmenini şaşırttığı "Fritzchen-Witze".
Kuru mizah ve kendinle alay
Almanca konuşan pek çok kişinin mizahı, abartılı bir gülme değil, yüz ifadesini değiştirmeden söylenen kuru bir cümledir (trockener Humor). "Das lief ja hervorragend" (Bu ne de mükemmel gitti) bir felaketten sonra, hiç gülümsemeden söylenebilir. Bu tür mizah, dinleyenin ironiyi kendisinin fark etmesini bekler ve bu yüzden bir yabancı için en zor fark edilen türdür.
Kendinle alay etmek (Selbstironie) ise, özellikle iş ortamında, gerilimi azaltmanın ve sempati kazanmanın güvenli bir yoludur: "Ich und Technik – das ist eine lange, traurige Geschichte" (Ben ve teknoloji: uzun ve hüzünlü bir hikâye). Başkası yerine kendini hedef alan bir espri, kimseyi incitmez ve dinleyeni rahatlatır.
Mizahın sınırları: nerede, kime?
İroni ve espri bağlam ister ve bağlam yanlış okunduğunda kolayca ters teper. Yazılı iletişimde ses tonu olmadığı için ironi sık sık yanlış anlaşılır; bir e-postada "Toll, dass der Bericht wieder zu spät kommt" cümlesi, alıcı tarafından düz bir suçlama olarak okunabilir. Resmî yazışmalarda ironiden kaçınmak, gündelik mesajlarda ise ironik bir cümleyi bir emojiyle ya da açık bir işaretle yumuşatmak yaygın bir çözümdür.
Kime espri yaptığın da önemlidir. Almanca iş ortamlarında yakın meslektaşlar arasında kuru bir espri doğal karşılanır; ama yeni tanıştığın bir müşteriyle, bir amirle ya da resmî bir görüşmede ironik bir cümle mesafe ya da saygısızlık gibi duyulabilir. İyi bir kural: karşındakinin senin mizahını tanıyacak kadar seni tanıdığından emin değilsen, düz konuş.
Örnekler
Her cümlenin ironik mi, kelime oyunu mu, yoksa kuru mizah mı olduğunu söyle ve kastedilen anlamı Türkçe açıkla.
Sık yapılan hatalar
Yaygın yanlış(Bozuk kahve makinesi karşısında "Na toll!" diyen meslektaşa) Ja, wirklich toll, oder?
→ Ja, echt ärgerlich. Soll ich den Hausmeister anrufen? — İroniyi tanımayan dinleyici, olumlu kelimeyi olduğu gibi alır ve sözü farkında olmadan onaylar. Olumsuz bir durumda olumlu bir kelime duyduğunda önce durumu, sonra tonu kontrol et; cevabını kastedilen anlama göre ver.
Yaygın yanlış(Amire e-postada) Toll, dass der Bericht wieder zu spät kommt.
→ Der Bericht kommt leider erneut zu spät. Können wir besprechen, wie wir das künftig vermeiden? — Ses tonu olmadan ironi yazıda düz bir suçlama gibi okunur ve bir iş yazışmasında ilişkiyi zedeler. Eleştiriyi açık ve ölçülü söylemek, ironiden her zaman daha güvenlidir.
Yaygın yanlışZwei Jäger haben sich getroffen und sind beide gestorben.
→ „Treffen sich zwei Jäger. Beide tot." – der Witz lebt vom Doppelsinn von „sich treffen". — Bir kelime oyununu açıklamaya ya da tam cümlelerle yeniden anlatmaya çalışmak espriyi öldürür. Türkçede de fıkralar kendi kalıbıyla anlatılır; Almanca bir espriyi paylaşırken onun kısa, yerleşik biçimini koru ve iki anlamı dinleyicinin bulmasına bırak.
Mini alıştırma
Cevaplar
- (a) düz; (b) ironik; (c) ironik.
- Bank: oturulan bank / para bankası; Schloss: kilit / şato; Birne: armut / ampul.
- "sich treffen" hem "karşılaşmak" hem "birbirini vurmak" demektir; dinleyici buluşma bekler, sonuç ise birbirini vurmuş iki avcıdır.
- Örnek: "Leider habe ich auf meine Mail noch keine Antwort erhalten. Könnten Sie mir bis Freitag Bescheid geben?"
- Örnek: "Wenn ich koche, ist die Feuerwehr schon vorsichtshalber in Bereitschaft."
Özet kartı
- İroni: söylenenin tersi; ipuçları durum, ton ve ja, wieder mal, natürlich, genau.
- Sarkasmus kişiyi hedef alır ve kırar; ironi çoğu zaman durumla alay eder.
- Kelime oyunları: Teekesselchen (Bank, Schloss, Birne), Kalauer (Klopfsalat), Treffen sich zwei …
- Kuru mizah: ifadesiz ve abartısız; Selbstironie: kendini hedef alan güvenli espri.
- Yazıda ironi yanlış anlaşılır; resmî yazışmada kullanma.
- Espriyi açıklama; kalıbını koru ve dinleyicinin iki anlamı bulmasına izin ver.
Sonraki derse köprü
Mizahın dili hızla değişir; bir kuşağın güldüğü kelime oyunu, bir sonraki kuşağa eski gelir. Bu değişim en hızlı gençlerin dilinde görülür: her yıl yeni kelimeler ortaya çıkar, bir kısmı yerleşir, çoğu birkaç yılda unutulur. Sıradaki derste argo ve gençlik diline geçiyoruz: gençlerin gündelik konuşmasındaki kelimeler, İngilizceden gelen etkiler, bu kelimelerin nereden çıkıp nasıl yayıldığı ve bir yabancının onları ne zaman kullanıp ne zaman yalnızca anlaması gerektiği.