İçeriğe geç

Ders C2.14 · C2 · Uzman

Türkçe ↔ Almanca çeviri teknikleri

Modül: Çeviri

1.457 kelime · 8 örnek cümle · yaklaşık 7 dakika okuma · seslendirme 10 dk

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
  1. Kelime değil anlam ve işlev çevrilir; hedef okurda benzer bir etki aranır.
  2. Türkçe sıfat-fiil ↔ Almanca ilgi cümlesi; uzun Partizipialattribut yalnız resmî metinde.
  3. Karar noktaları: "o" → er/sie/es, artikel, "-miş" → sollen/offenbar/şaşkınlık/Konjunktiv I, siz → Sie/ihr.
  4. Teknikler: Transposition, Umstellung, Modulation, bölme ve birleştirme.
  5. Ulaç zincirleri Almancada çoğu zaman birkaç cümleye bölünür.
  6. Süreç: oku, işlevi belirle, taslak, kaynaktan uzaklaş, sesli oku.

Kanca

Bir yayınevi senden kısa bir Türkçe öyküyü Almancaya çevirmeni istiyor. İlk cümle: "Kapıyı açtığında karşısında, yıllardır görmediği kız kardeşinin kocasını buldu; adam çok yaşlanmış." Kelimeleri tek tek çeviriyorsun ve ortaya şu çıkıyor: "Als er die Tür öffnete, fand er vor sich den von ihm seit Jahren nicht gesehenen Mann seiner Schwester; der Mann ist sehr gealtert." Her kelime doğru, ama cümle Almanca okurun kulağında tökezliyor. Üstelik birkaç soru cevapsız kalmış: kapıyı açan bir erkek mi, bir kadın mı? "yaşlanmış" derken anlatıcı bunu görüyor mu, yoksa bir şaşkınlığı mı dile getiriyor? Türkçe cümle bu soruları sormadan geçer; Almanca cümle ise her birine bir cevap ister.

C2.13'te "Bundespräsident" ile "cumhurbaşkanı" gibi sözlükte eşdeğer görünen kelimelerin farklı gerçeklikleri anlatabildiğini gördük. Çeviri modülünün ilk dersinde kelimelerden cümlelere geçiyoruz: Türkçe ile Almanca arasındaki yapısal farkları, bu farkları aşmanın temel tekniklerini ve Türkçeden Almancaya çeviride en sık karşılaşılan karar noktalarını ele alacağız.

Anlatım

Kelimeyi değil anlamı çevirmek

Çevirinin temel ilkesi basit görünür ama uygulaması zordur: bir metin kelime kelime değil, anlam anlam ve işlev işlev aktarılır. İyi bir çeviri, hedef dilin okuruna, kaynak metnin kendi okuruna yaptığı etkiye yakın bir etki bırakmaya çalışır. Bu, bazen kaynak metinden uzaklaşmak, bir sözcük türünü değiştirmek, bir cümleyi bölmek ya da iki cümleyi birleştirmek demektir.

Türkçe ile Almanca, bu açıdan birbirinden oldukça uzak iki dildir. Türkçe eklemeli bir dildir; bir kelimeye art arda eklenen eklerle, Almancanın birkaç kelimeyle söylediğini tek kelimede söyleyebilir. Türkçede yüklem sondadır ve niteleyici öğeler niteledikleri ismin önüne gelir; Almancada ise çekimli fiil ikinci sıradadır ve bir ismi niteleyen uzun bilgiler çoğu zaman bir ilgi cümlesiyle ismin arkasına eklenir. Çevirmen her cümlede bu iki mimari arasında bir köprü kurar.

Sıfat-fiilden ilgi cümlesine

Türkçenin en belirgin yapılarından biri, bir ismi önden niteleyen sıfat-fiil öbeğidir: "yıllardır görmediği kız kardeşi", "dün aldığım kitap". Bu yapıyı Almancaya birebir taşımak, B2.7'de gördüğün uzun sıfat-fiil yapısına (Partizipialattribut) yol açar: "die von ihm seit Jahren nicht gesehene Schwester". Bu yapı dil bilgisi olarak doğrudur, ama gündelik ya da edebî bir metinde ağır ve resmî duyulur; daha çok akademik ve kurumsal yazıya aittir.

Doğal bir Almanca çeviri, çoğu zaman Türkçe sıfat-fiili bir ilgi cümlesine (Relativsatz) çevirir: "seine Schwester, die er seit Jahren nicht gesehen hatte". Ters yönde de aynı ilke işler: Almanca bir ilgi cümlesi, Türkçeye çoğu zaman bir sıfat-fiil öbeği olarak geçer: "das Buch, das ich gestern gekauft habe" → "dün aldığım kitap". Bu takas, iki dil arasındaki en sık kullanılan yapısal dönüşümdür.

Karar noktaları: Türkçenin söylemediği, Almancanın sorduğu

Türkçeden Almancaya çeviride, Türkçenin açıkça söylemeden bıraktığı ama Almancanın bir karar istediği birkaç nokta vardır. Bunlardan biri cinsiyettir: Türkçedeki "o" hem "er" hem "sie" hem de "es" olabilir. Kancadaki cümlede kapıyı açanın kim olduğunu Türkçe söylemez; çevirmen metnin önceki cümlelerinden bunu çıkarmak, gerekiyorsa yazara ya da yayınevine sormak zorundadır.

Bir diğeri artikeldir. Türkçede belirli artikel yoktur; "kapıyı açtı" cümlesindeki belirtme durumu eki bir belirliliği ima eder, ama Almancada "die Tür" mü, "eine Tür" mü denileceğine çevirmen karar verir. Üçüncü karar noktası, Türkçenin "-miş" ekidir. Bu ek, bir bilginin duyulduğunu, çıkarıldığını ya da şaşkınlıkla fark edildiğini bildirebilir. Almancada tek bir karşılığı yoktur: bağlama göre C1.5'teki "sollen" ("Er soll sehr reich sein"), "offenbar" ya da "anscheinend" (anlaşılan), bir şaşkınlık ifadesi ("Wie alt er geworden war!") ya da haber dilinde Konjunktiv I ile aktarılır.

Çevirmenin araç kutusu

Çeviri kuramında adlandırılmış birkaç teknik, günlük çeviri işinde de işe yarar. Sözcük türünü değiştirmek (Transposition), Türkçenin fiil ağırlıklı yapısını Almancanın isim ağırlıklı yapısına ya da tersine uyarlar: "Geldiğinize sevindim" → "Ich freue mich über Ihr Kommen" ya da daha gündelik "Schön, dass Sie da sind". Bakış açısını değiştirmek (Modulation), aynı düşünceyi başka bir açıdan kurar: Türkçedeki olumsuz bir uyarı "Unutma!" Almancada çoğu zaman olumlu bir hatırlatmaya döner: "Denk daran!"

Cümleleri bölmek ya da birleştirmek de meşru bir araçtır. Türkçede ulaçlarla (-ip, -ince, -erek) birbirine bağlanan uzun bir cümle, Almancada iki ya da üç cümleye ayrıldığında daha doğal okunur. Tersine, Almancadaki kısa ve kesik cümleler Türkçede bir ulaçla birleştirilebilir. Hitap da bir karar noktasıdır: C1.17'de gördüğün gibi, Türkçedeki "siz" bağlama göre "Sie" ya da "ihr" olur.

Çeviri süreci

İyi bir çeviri tek bir geçişte ortaya çıkmaz. Önce bütün metni okuyup türünü, okurunu ve işlevini belirlemek gerekir: bir kullanım kılavuzu, bir öykü ve bir resmî yazı farklı çözümler ister. Sonra kaynak metne yakın bir ilk taslak yazılır. Asıl iş ikinci aşamada başlar: kaynak metni bir kenara bırakıp çeviriyi yalnızca Almanca bir metin olarak okumak ve Almanca okurun takıldığı her yeri düzeltmek. Son olarak metni sesli okumak, ritimdeki pürüzleri ve doğal olmayan kelime sıralarını ortaya çıkarır.

Örnekler

Aşağıdaki çiftlerde hangi tekniğin kullanıldığını söyle: yapısal takas, karar noktası, sözcük türü değişimi, bakış açısı değişimi ya da bölme.

Sık yapılan hatalar

Yaygın yanlışEr ist sehr reich geworden.
Doğrusu

(Türkçe: "Çok zengin olmuş.") → Er soll sehr reich geworden sein. ya da Er ist offenbar sehr reich geworden. — Türkçedeki "-miş" eki, bilginin duyulduğunu ya da çıkarıldığını gösterir; düz bir Perfekt ile çevrildiğinde bu mesafe kaybolur ve Almanca cümle, anlatıcının olguya doğrudan tanık olduğunu ima eder. Bağlama göre "sollen", "offenbar/anscheinend" ya da haber dilinde Konjunktiv I kullan.

Yaygın yanlış(Bağlamda bir kadın anlatılırken) Er öffnete die Tür.
Doğrusu

→ Sie öffnete die Tür. — Türkçedeki "o" cinsiyet taşımadığı için çevirmen kolayca "er" varsayımına kayabilir. Almancada her zamir bir karar ister; bu kararı metnin önceki bölümlerinden, adlardan ya da bağlamdan çıkar. Emin olamıyorsan, bir tahminle yetinmek yerine metnin sahibine sor.

Yaygın yanlışder von mir gestern im Park zufällig gesehene alte Freund
Doğrusu

→ der alte Freund, den ich gestern zufällig im Park gesehen habe — Türkçedeki "dün parkta tesadüfen gördüğüm eski arkadaş" yapısını birebir taşımak, dil bilgisi olarak doğru ama resmî ve ağır bir Almanca cümle üretir. Gündelik ve edebî metinlerde Türkçe sıfat-fiil öbeğini ilgi cümlesine çevirmek, Almanca okur için çok daha doğal bir akış sağlar.

Mini alıştırma

Cevaplar

  1. "Der Architekt, den ich letzte Woche kennengelernt habe, kommt morgen zu uns."
  2. "Büyüdüğüm mahalle çok değişti."
  3. (a) "Der Minister soll zurückgetreten sein." ya da haber dilinde "Der Minister sei zurückgetreten, heißt es." (b) "Oh, es hat ja geschneit!"
  4. "Mach bitte die Tür zu!" ya da "Lass die Tür bitte nicht offen!" (ilk çözüm olumlu bir istek olarak daha doğaldır)
  5. Örnek: "Sie stand früh am Morgen auf und verließ das Haus ohne Frühstück. Sie versuchte, den Bus noch zu erreichen."

Özet kartı

  1. Kelime değil anlam ve işlev çevrilir; hedef okurda benzer bir etki aranır.
  2. Türkçe sıfat-fiil ↔ Almanca ilgi cümlesi; uzun Partizipialattribut yalnız resmî metinde.
  3. Karar noktaları: "o" → er/sie/es, artikel, "-miş" → sollen/offenbar/şaşkınlık/Konjunktiv I, siz → Sie/ihr.
  4. Teknikler: Transposition, Umstellung, Modulation, bölme ve birleştirme.
  5. Ulaç zincirleri Almancada çoğu zaman birkaç cümleye bölünür.
  6. Süreç: oku, işlevi belirle, taslak, kaynaktan uzaklaş, sesli oku.

Sonraki derse köprü

Bu derste iki dilin yapısal farklarını aşmanın tekniklerini gördük; bu farklar zor olsa da çözümleri çoğu zaman bulunur. Bazı kelime ve ifadeler ise yapısal değil kültürel olarak dirençlidir: Almancadaki "Feierabend" ya da "Gemütlichkeit", Türkçedeki "kolay gelsin" ya da "hüzün" gibi, bir dilin kendi hayat biçiminden doğmuş ve öbür dilde tek bir karşılığı olmayan sözler. Sıradaki derste bu çevrilmesi zor ifadelere ve onları aktarmanın yollarına bakıyoruz.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Animasyon ve seslendirme notları

Animasyon ve seslendirme notları

  • Kanca: bir çevirmen masası; Türkçe bir cümlenin kelimeleri tek tek Almancaya kopyalanır ve cümle tökezleyen bir çizgiye dönüşür; ardından üç soru işareti belirir: kim, hangi, gerçekten mi?
  • İki dilin mimarisi: Türkçe cümle sola yaslanan, sonu yüklemle biten bir yapı; Almanca cümle ikinci sırada bir fiil direğiyle ve arkaya eklenen bir ilgi cümlesiyle.
  • Sıfat-fiil ile ilgi cümlesi yer değiştiren iki blok olarak; ok iki yönde de çalışır.
  • Karar noktaları üç kavşak tabelası olarak: "o → er/sie", "der/ein", "-miş → ?".
  • Çeviri süreci: taslak kâğıdı, kaynak metnin kapatılması ve sesli okuma sahnesi.
  • Örnek çiftlerini iki ses okur: önce Türkçe, ardından anadili Almanca bir ses; aralarında kısa bir duraklama.