İçeriğe geç

Ders C1.8 · C1 · İleri

Deyimler ve kalıp ifadeler

Modül: Kelime Gücü

1.374 kelime · 8 örnek cümle · yaklaşık 6 dakika okuma · seslendirme 9 dk

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
  1. Deyim = kelimelerinden tahmin edilemeyen, bütün olarak öğrenilen ifade.
  2. Bazıları Türkçeyle örtüşür (auf die Nerven gehen, den Nagel auf den Kopf treffen); çoğunun imgesi farklıdır.
  3. Sık deyimler: Ich verstehe nur Bahnhof, Ich drücke dir die Daumen, Schwein haben, ins Fettnäpfchen treten.
  4. Kalıp ifadeler: Alles klar, Mach's gut, Na ja, Mal sehen; bazıları bölgeseldir (Moin, Mahlzeit).
  5. Sabit kelimeler değişmez (Tomaten, Bahnhof); yalnız fiil ve zamir çekilir.
  6. Deyimlerin çoğu gündelik dile aittir; resmî yazıda nötr ifade tercih edilir.

Kanca

Bir iş arkadaşın sana yeni bir yazılımı hızlı hızlı anlatıyor. Bir süre sonra sen dürüstçe itiraf ediyorsun: "Entschuldigung, ich verstehe nur Bahnhof." İş arkadaşın gülüyor, çünkü doğru deyimi doğru yerde kullandın: "Sadece istasyonu anlıyorum" değil, "hiçbir şey anlamıyorum". Ertesi gün bir sınavdan önce sana "Ich drücke dir die Daumen!" diyor. Sen bu sefer şaşırıyorsun: baş parmaklarını neden sıksın? Cümle "sana şans diliyorum" demek.

Her dil, kelimelerin kendi anlamlarını kaybettiği ve bütünün yeni bir anlam taşıdığı kalıplaşmış ifadelerle doludur. Türkçede "etekleri zil çalmak" ya da "pot kırmak" nasıl kelime kelime anlaşılamıyorsa, Almancadaki deyimler de bütün olarak öğrenilmelidir. C1 düzeyinde bu ifadeleri tanımak, konuşmayı ve gündelik metinleri anlamak için gereklidir. Bu derste sık kullanılan deyimleri, gündelik kalıp ifadeleri, deyimlerin dilbilgisel davranışını ve hangi ortamda kullanılabileceklerini göreceğiz.

Anlatım

Deyim nedir?

Deyim (die Redewendung), kelimelerinin anlamlarından tahmin edilemeyen, bütün olarak yeni bir anlam taşıyan kalıplaşmış bir ifadedir. "Ich verstehe nur Bahnhof" cümlesinde ne "verstehen" ne de "Bahnhof" kendi anlamıyla kullanılmıştır; bütün, "hiçbir şey anlamıyorum" demektir. Deyimler bu yüzden kelime kelime çevrilmez; anlamlarıyla ve kullanıldıkları durumla birlikte öğrenilir.

Bazı Almanca deyimlerin Türkçede çok yakın karşılıkları vardır ve bunlar kolayca öğrenilir: "jemandem auf die Nerven gehen" (birinin sinirine dokunmak), "Öl ins Feuer gießen" (yangına körükle gitmek; kelimesi kelimesine "ateşe yağ dökmek"), "den Nagel auf den Kopf treffen" (tam üstüne basmak; kelimesi kelimesine "çiviyi başından vurmak"). Birçoğunun ise Türkçede bambaşka bir imgesi vardır ve bunlar özel dikkat ister.

Sık kullanılan deyimler

Anlamamak ve umursamamak için: "Ich verstehe nur Bahnhof" (Hiçbir şey anlamıyorum). "Das ist nicht mein Bier" (Bu beni ilgilendirmez, benim işim değil). "Das ist mir Wurst" (Umurumda değil; kelimesi kelimesine "bu bana sosis"). Şans için: "Ich drücke dir die Daumen" (Sana şans diliyorum, başarılar). "Schwein haben" (şanslı olmak; kelimesi kelimesine "domuzu olmak"): "Da hast du aber Schwein gehabt!" (Şansın varmış!).

Yanılmak ve pot kırmak için: "auf dem Holzweg sein" (yanlış yolda olmak, yanılmak). "ins Fettnäpfchen treten" (pot kırmak; kelimesi kelimesine "yağ kasesine basmak"). "Tomaten auf den Augen haben" (gözünün önündekini görmemek; kelimesi kelimesine "gözlerinde domates olmak"). Gündelik abartı için: "Da steppt der Bär" (Ortalık çok hareketli, eğlence dorukta; kelimesi kelimesine "orada ayı step dansı yapıyor").

Kalıp ifadeler: gündelik konuşmanın yapı taşları

Deyimlerin yanında, günlük konuşmada sürekli tekrarlanan kısa kalıp ifadeler (Routineformeln) vardır. Bunlar belirli bir durumda neredeyse otomatik olarak söylenir: "Alles klar" (Tamam, anlaşıldı), "Mach's gut" (Kendine iyi bak; vedalaşırken), "Na ja" (Eh, şey; tereddüt ya da yarım bir onay), "Das kannst du vergessen" (Onu unut, olmaz o iş), "Mal sehen" (Bakalım, göreceğiz). Bu kalıplar konuşmaya doğallık katar ve çoğu zaman bir cevabın yerini tutar.

Bazı kalıplar bölgeye ya da ortama bağlıdır. Örneğin "Mahlzeit!" pek çok iş yerinde öğle saatlerinde bir selam olarak kullanılır; "Moin" ise özellikle Kuzey Almanya'da günün her saatinde "merhaba" anlamında duyulur. Böyle bir kalıbı kullanmadan önce çevrende nasıl kullanıldığına dikkat etmek iyi bir yoldur.

Deyimlerin dilbilgisi ve üslubu

Deyimlerin parçaları büyük ölçüde sabittir: kelimeler değiştirilmez, bir kelimeyi eş anlamlısıyla değiştirmek deyimi bozar. "Tomaten auf den Augen haben" deyiminde "Tomaten" yerine "Gurken" dersen dinleyen artık bir deyim değil, garip bir görüntü duyar. Bazı deyimlerin kabul görmüş küçük varyantları vardır; örneğin "die Daumen drücken" yanında tekil "den Daumen drücken" de kullanılır. Fiil ise cümleye göre çekilir: "Wir drücken euch die Daumen", "Ich habe dir die Daumen gedrückt". Birinin adı ya da zamiri de değişebilir: "jemandem auf die Nerven gehen" → "Du gehst mir auf die Nerven".

Deyimlerin çoğu gündelik dile aittir. "Das ist mir Wurst" bir arkadaşla konuşurken doğaldır, ama bir iş e-postasında ya da bir ön yazıda kaba ve özensiz görünür. Resmî bir metinde aynı düşünce nötr bir dille söylenir: "Das ist für mich nicht entscheidend" (Bu benim için belirleyici değil).

DeyimKelimesi kelimesineAnlamı
Ich verstehe nur Bahnhof.Yalnızca istasyonu anlıyorum.Hiçbir şey anlamıyorum.
Das ist nicht mein Bier.Bu benim biram değil.Beni ilgilendirmez.
Ich drücke dir die Daumen.Başparmaklarımı sana sıkıyorum.Sana şans diliyorum.
Schwein habendomuzu olmakşanslı olmak
ins Fettnäpfchen tretenyağ kasesine basmakpot kırmak
auf dem Holzweg seinodun yolunda olmakyanılmak
Tomaten auf den Augen habengözlerinde domates olmakapaçık olanı görmemek

Örnekler

Her örnekte deyimi ya da kalıp ifadeyi bul ve anlamını söyle.

Beşinci ve yedinci örneklerin Türkçede çok yakın karşılıkları var; üçüncü ve dördüncü örneklerin imgesi ise Türkçeden tamamen farklı. Altıncı örnekte deyim olduğu gibi korunmuş, yalnız fiil "bist" olarak çekilmiş.

Sık yapılan hatalar

Yaygın yanlışTürkçe deyimleri kelime kelime Almancaya çevirmek: "Er hat den Kopf gegessen" (kafayı yedi), "Ihr Rock klingelt" (etekleri zil çalıyor).
Doğrusu

— Türkçedeki bir deyimin Almancada aynı imgeyle var olduğunu varsayan öğrenci, kelimeleri tek tek çevirir. Almancada karşılığı olmayan imgeler anlamsız ya da komik duyulur. Doğrusu: anlamı Almancada kendi deyimiyle ya da düz bir ifadeyle söylemek: "Er ist völlig durchgedreht" ya da "Er hat den Verstand verloren" (Aklını kaçırdı).

Yaygın yanlışDeyimin sabit kelimelerini değiştirmek: "Ich verstehe nur Zug", "Ich habe Gurken auf den Augen".
Doğrusu

— Deyimi bir cümle gibi serbestçe kuran öğrenci sayıyı, artikeli ya da kelimeyi değiştirir. Deyimin parçaları kalıplaşmıştır ve değiştirildiğinde tanınmaz hâle gelir; yalnız fiil ve zamir cümleye göre değişir. Doğrusu: "Ich verstehe nur Bahnhof." "Ich habe Tomaten auf den Augen."

Yaygın yanlışGündelik deyimleri resmî metinde kullanmak: bir iş e-postasında "Das ist mir Wurst" ya da "Das ist nicht mein Bier" yazmak.
Doğrusu

— Deyim kullanmanın dili canlı gösterdiğini düşünen öğrenci, ortamın üslubunu gözden kaçırır. Çoğu deyim gündelik dile aittir ve resmî yazıda kaba ya da özensiz duyulur. Doğrusu: "Das ist für mich nicht entscheidend." "Dafür bin ich leider nicht zuständig." (Bundan ben sorumlu değilim.)

Mini alıştırma

Cevaplar

  1. Schwein haben = şanslı olmak; auf dem Holzweg sein = yanılmak; Tomaten auf den Augen haben = apaçık olanı görmemek.
  2. "Ich drücke dir die Daumen!"
  3. "Du hast wohl Tomaten auf den Augen!" (deyimin kelimesi değiştirilmez)
  4. "Dafür bin ich leider nicht zuständig."
  5. "In der Besprechung habe ich nach dem Alter der Frau meines Chefs gefragt – da bin ich ins Fettnäpfchen getreten."

Özet kartı

  1. Deyim = kelimelerinden tahmin edilemeyen, bütün olarak öğrenilen ifade.
  2. Bazıları Türkçeyle örtüşür (auf die Nerven gehen, den Nagel auf den Kopf treffen); çoğunun imgesi farklıdır.
  3. Sık deyimler: Ich verstehe nur Bahnhof, Ich drücke dir die Daumen, Schwein haben, ins Fettnäpfchen treten.
  4. Kalıp ifadeler: Alles klar, Mach's gut, Na ja, Mal sehen; bazıları bölgeseldir (Moin, Mahlzeit).
  5. Sabit kelimeler değişmez (Tomaten, Bahnhof); yalnız fiil ve zamir çekilir.
  6. Deyimlerin çoğu gündelik dile aittir; resmî yazıda nötr ifade tercih edilir.

Sonraki derse köprü

Deyimler anlamı kalıbın bütününe yüklüyordu; eş anlamlı kelimeler ise tersine, tek tek kelimeler arasındaki ince farkları görmeyi ister. "benutzen", "verwenden" ve "gebrauchen" üçü de "kullanmak" demektir; "ändern" ile "verändern" de "değiştirmek" gibi görünür. Ama her biri belli bağlamlarda daha doğal duyulur ve bazen anlam da değişir. Sıradaki derste Almancadaki bu eş anlamlı çiftlerin ve üçlülerin arasındaki ince farkları, üslup ve bağlam farklarını göreceğiz.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Animasyon ve seslendirme notları

Animasyon ve seslendirme notları

  • Kanca: bir yazılım ekranı ve kafası karışmış bir figür; "nur Bahnhof" söylenince ekranda bir tren istasyonu tabelası belirir ve bir soru işaretine dönüşür.
  • Deyimlerin kelimesi kelimesine anlamı ve gerçek anlamı iki katmanlı kartlarla gösterilir: üstte komik bir resim (domates gözlü bir yüz), altta gerçek anlam.
  • "Ich drücke dir die Daumen" sahnesinde iki yumruk içinde saklanan baş parmaklar gösterilir.
  • Sabit parçalar bölümünde "Tomaten" kartı "Gurken" kartıyla değiştirilmeye çalışılır, kart kilitli kalır.
  • Üslup bölümünde aynı düşünce iki balonla: bir sohbet balonu ("Das ist mir Wurst") ve bir iş e-postası ("Das ist für mich nicht entscheidend").
  • Örnek cümleleri anadili Almanca bir ses okur; deyimler canlı ve gündelik bir tonla seslendirilir.