İçeriğe geç

Ders B2.5 · B2 · Orta-İleri

Passiv yerine geçen yapılar: sich lassen, -bar, sein + zu

Modül: İleri Passiv

1.396 kelime · 8 örnek cümle · yaklaşık 6 dakika okuma · seslendirme 9 dk

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
  1. sich lassen + mastar = können + Passiv: Das lässt sich lösen; geçmiş: ließ sich.
  2. "sich" yoksa anlam değişir: Ich lasse das Auto reparieren = tamir ettiriyorum.
  3. -bar = -ılabilir: lösbar, essbar, erreichbar, machbar; olumsuz: un- (unlösbar).
  4. sein + zu + mastar: olanak (nicht zu ändern) ya da zorunluluk (bis Freitag zu bezahlen); bağlama bak.
  5. Ayrılabilen fiilde "zu" ortada: auszufüllen, abzugeben, vorzuzeigen.
  6. Ton: können + Passiv nötr, sich lassen doğal, -bar kısa, sein + zu resmî.

Kanca

Yeni taşındığın dairede yatak odasının penceresi bir türlü açılmıyor. Kapıcıya bir not yazmak istiyorsun ve B1.23'ten bildiğin yapıyı kullanıyorsun: "Das Fenster kann nicht geöffnet werden." Cümle doğru, ama biraz ağır. Kapıcı birkaç saat sonra cevap bırakıyor: "Das Fenster lässt sich wieder öffnen. Der Griff war locker, das Problem war leicht lösbar." Aynı anlamı taşıyan iki kısa yapı: "lässt sich öffnen" ve "lösbar".

B1.23'te "können" + Passiv yapısını ve onun yanında "sein + zu" ile "-bar" ekli birkaç sıfatı kısaca tanımıştın. Almanca konuşanlar "yapılabilir" ve "yapılmalı" anlamlarını çoğu zaman Passiv'le değil, bu daha kısa yollarla söyler. Bu derste bu yapıların her birini ayrıntılı göreceğiz: "sich lassen" + mastar, "-bar" ekli sıfatlar ve "sein + zu + mastar". Hangisinin hangi durumda doğal duyulduğunu da ele alacağız.

Anlatım

"sich lassen" + mastar: -ebilir, -ılabilir

"sich lassen" + mastar yapısı "können" + Passiv ile aynı anlamı taşır: bir şeyin yapılabilir olduğunu söyler. "Das Fenster lässt sich öffnen" = "Das Fenster kann geöffnet werden" (Pencere açılabiliyor). "Das Problem lässt sich lösen" (Sorun çözülebilir). "Der Text lässt sich leicht übersetzen" (Metin kolayca çevrilebilir).

Yapının parçaları sabittir: "lassen" çekimli fiil olarak ikinci kutuda durur, "sich" dönüşlü zamir olarak arkasından gelir, asıl fiil mastar hâlinde sona gider. Olumsuz biçim çok yaygındır ve genellikle bir sorunu bildirir: "Die Tür lässt sich nicht schließen" (Kapı kapanmıyor). "Das lässt sich nicht ändern" (Bu değiştirilemez). Geçmişte "ließ sich" kullanılır: "Die Datei ließ sich nicht öffnen" (Dosya açılmadı, açılamadı).

Bu yapıyı "lassen" fiilinin başka bir kullanımıyla karıştırmamak gerekir. "Ich lasse mein Auto reparieren" cümlesinde "sich" yoktur ve anlam "arabamı tamir ettiriyorum"dur: işi başkasına yaptırırsın. "Das Auto lässt sich reparieren" ise "araba tamir edilebilir" demektir. "sich" kelimesi, anlamı "yaptırmak"tan "yapılabilmek"e çevirir.

"-bar" ekli sıfatlar: çözülebilir, yenilebilir

Geçişli bir fiilin köküne "-bar" eki getirildiğinde "-ılabilir" anlamında bir sıfat oluşur: "lösen → lösbar" (çözülebilir), "essen → essbar" (yenilebilir), "trinken → trinkbar" (içilebilir), "erreichen → erreichbar" (ulaşılabilir), "waschen → waschbar" (yıkanabilir), "machen → machbar" (yapılabilir). "Das Problem ist lösbar" = "Das Problem kann gelöst werden".

Olumsuzluk çoğu zaman "un-" önekiyle kurulur: "unlösbar" (çözülemez), "unvermeidbar" (kaçınılmaz), "unerreichbar" (ulaşılamaz). Bu sıfatlar ismin önünde de kullanılır ve B1.4–B1.7'deki çekim eklerini alır: "ein unlösbares Problem" (çözülemez bir sorun), "essbare Pilze" (yenilebilir mantarlar).

Her fiilden "-bar" sıfatı türemez; bu yüzden yeni bir sıfat uydurmak yerine duyduğun ve okuduğun biçimleri öğrenmek daha güvenlidir. Bazı sıfatlar aynı anlamı "-lich" ekiyle taşır: "verständlich" (anlaşılır), "unvermeidlich" (kaçınılmaz). "erreichbar" ise telefon ve e-posta dilinde çok yaygındır: "Ich bin ab 9 Uhr erreichbar" (Saat dokuzdan itibaren bana ulaşılabilir).

"sein + zu + mastar": -ılabilir ya da -ılmalı

"sein + zu + mastar" yapısı iki farklı anlam taşıyabilir ve hangisinin kastedildiği bağlamdan anlaşılır. Birinci anlam olanaktır ("können"): "Das ist nicht zu ändern" (Bu değiştirilemez). "Der Lärm war kaum zu ertragen" (Gürültüye neredeyse dayanılamıyordu). İkinci anlam zorunluluktur ("müssen"): "Die Rechnung ist bis zum 30. zu bezahlen" (Faturanın ayın 30'una kadar ödenmesi gerekir). "Der Antrag ist schriftlich einzureichen" (Başvurunun yazılı olarak yapılması gerekir).

Zorunluluk anlamı özellikle resmî duyurularda, formlarda ve yönetmeliklerde görülür; bir talimat verir ama kimin yapacağını söylemez. Olanak anlamı ise daha çok "nicht", "kaum" (neredeyse hiç) ya da "leicht" (kolayca) gibi kelimelerle birlikte gelir: "Das ist leicht zu verstehen" (Bu kolay anlaşılır).

Ayrılabilen fiillerde "zu" B1.17'deki gibi önekle kökün arasına girer ve fiil bitişik yazılır: "abgeben → abzugeben", "einreichen → einzureichen", "ausfüllen → auszufüllen". "Das Formular ist vollständig auszufüllen" (Formun eksiksiz doldurulması gerekir).

Hangisi ne zaman?

Dört yapı çoğu zaman aynı düşünceyi taşır, ama tonları farklıdır. "können" + Passiv en nötr ve en açık biçimdir; her yerde kullanılabilir ama bazen ağır duyulur. "sich lassen" günlük konuşmada ve yazıda çok doğaldır, özellikle bir şeyin çalışıp çalışmadığını anlatırken. "-bar" sıfatı en kısa biçimdir ve bir özelliği bildirir. "sein + zu" ise resmî ve yazılı dile özgüdür; bir talimat ya da yargı verir.

"man" ile kurulan etken cümle de sık bir alternatiftir ve B1.23'te gördüğün gibi kimin yaptığı belirsizse işe yarar: "Man kann das Problem lösen." Bu cümle "Das Problem lässt sich lösen" ile aynı anlamı taşır, ama odağı bir yapan kişiye çevirir.

YapıAnlamÖrnek
können + Passiv-ılabilirDas Problem kann gelöst werden.
sich lassen + mastar-ılabilirDas Problem lässt sich lösen.
-bar sıfatı-ılabilirDas Problem ist lösbar.
sein + zu + mastar-ılabilir / -ılmalıDas Problem ist zu lösen.
man + etkenbiri yapabilirMan kann das Problem lösen.

Örnekler

Her örnekte yapının "yapılabilir" mi yoksa "yapılmalı" mı anlamına geldiğini söyle.

Son örnekte "sich" yoktur: "lassen" burada "yaptırmak" anlamındadır ve bir Passiv alternatifi değildir. Beşinci örnekteki "sein + zu" olanak, altıncıdaki zorunluluk anlamı taşır.

Sık yapılan hatalar

Yaygın yanlış"sich lassen" yapısında "sich" kelimesini düşürmek: "Das Fenster lässt nicht öffnen", "Das Problem lässt lösen".
Doğrusu

— "lassen" fiilini "yaptırmak" anlamıyla tanıyan öğrenci, "yapılabilmek" anlamında da aynı yapıyı kullanır ve dönüşlü zamiri unutur. "sich" olmadan cümle ya anlamsızlaşır ya da "birine yaptırmak" anlamına kayar. Doğrusu: "Das Fenster lässt sich nicht öffnen." "Das Problem lässt sich lösen."

Yaygın yanlışAyrılabilen fiillerde "zu" kelimesini yanlış yere koymak: "Das Formular ist zu ausfüllen", "Der Antrag ist zu abgeben".
Doğrusu

— Ayrılmayan fiillerdeki "zu bezahlen" biçimini ezberleyen öğrenci "zu" kelimesini her fiilin önüne koyar. Ayrılabilen fiillerde "zu" önekle kökün arasına girer ve fiil tek kelime olarak yazılır. Doğrusu: "Das Formular ist auszufüllen." "Der Antrag ist abzugeben."

Yaygın yanlış"sein + zu" yapısını her zaman "yapılabilir" diye anlamak: "Der Antrag ist bis Montag abzugeben" cümlesini "pazartesiye kadar verilebilir" diye okumak.
Doğrusu

— "Das ist nicht zu ändern" gibi örneklerle tanışan öğrenci yapıya tek bir anlam yükler. Resmî metinlerde "sein + zu" çoğu zaman bir zorunluluk bildirir; bir son tarih ya da bir kural içeren cümlede anlam "-ılmalı"dır. Doğrusu: "Der Antrag ist bis Montag abzugeben" = "Başvurunun pazartesiye kadar verilmesi gerekir."

Mini alıştırma

Cevaplar

  1. "Die Tür lässt sich nicht schließen."
  2. "Das Wasser ist trinkbar." "Das Ziel ist unerreichbar." (ya da "nicht erreichbar")
  3. "Der Ausweis ist am Eingang vorzuzeigen." (zorunluluk)
  4. "Das Problem lässt sich nicht lösen. Das Formular ist bis Freitag auszufüllen." ("sich" düşmez; ayrılabilen fiilde "auszufüllen")
  5. "Dieser Text lässt sich leicht übersetzen, aber dieses Problem ist unlösbar."

Özet kartı

  1. sich lassen + mastar = können + Passiv: Das lässt sich lösen; geçmiş: ließ sich.
  2. "sich" yoksa anlam değişir: Ich lasse das Auto reparieren = tamir ettiriyorum.
  3. -bar = -ılabilir: lösbar, essbar, erreichbar, machbar; olumsuz: un- (unlösbar).
  4. sein + zu + mastar: olanak (nicht zu ändern) ya da zorunluluk (bis Freitag zu bezahlen); bağlama bak.
  5. Ayrılabilen fiilde "zu" ortada: auszufüllen, abzugeben, vorzuzeigen.
  6. Ton: können + Passiv nötr, sich lassen doğal, -bar kısa, sein + zu resmî.

Sonraki derse köprü

"-bar" ekli sıfatlarla bir fiilin sıfata dönüşebildiğini gördün: "lösbar", "essbar". Almancada fiillerden sıfat üretmenin iki güçlü yolu daha vardır ve ikisi de Partizip'e dayanır. B2.4'teki "die geschlossene Tür" (kapalı kapı) gibi Partizip II'den gelen sıfatlar bir sonucu anlatır; "die wachsende Stadt" (büyüyen şehir) gibi Partizip I'den gelen sıfatlar ise süren bir eylemi anlatır. Sıradaki derste bu iki Partizip'in sıfat olarak nasıl kullanıldığını, aralarındaki anlam farkını ve Türkçedeki "-an/-en" ile "-mış" sıfat-fiillerine nasıl karşılık geldiklerini göreceğiz.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Animasyon ve seslendirme notları

Animasyon ve seslendirme notları

  • Kanca: açılmayan bir pencere; kapıcının notunda "lässt sich öffnen" ve "lösbar" kelimeleri vurgulanır.
  • Aynı anlam beş kartla gösterilir: "kann gelöst werden", "lässt sich lösen", "ist lösbar", "ist zu lösen", "man kann lösen"; kartlar tek bir anlam balonunda birleşir.
  • "sich" kartı çıkarıldığında cümlenin anlamı "yapılabilir"den "yaptırmak"a döner; bir tamirci figürü belirir.
  • "-bar" bölümünde fiil kökleri bir ekle birleşip sıfata dönüşür: lösen + bar → lösbar.
  • "sein + zu" bölümünde iki etiket: "olanak" ve "zorunluluk"; son tarih içeren cümlede zorunluluk etiketi yanar.
  • Örnek cümleleri anadili Almanca bir ses okur; resmî "sein + zu" cümleleri duyuru tonuyla seslendirilir.