Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- Randevu: Ich möchte bitte einen Termin machen. Acil: Es ist dringend. Resepsiyonda: die Versichertenkarte.
- Doktorun sorusu: Was fehlt Ihnen? / Wo tut es weh? / Seit wann haben Sie die Beschwerden?
- Ağrı üç yolla: Ich habe Kopfschmerzen / Mein Kopf tut weh / Mir tut der Kopf weh; çoğulda "tun".
- Süre: seit + Dativ + şimdiki zaman: Ich habe seit drei Tagen Fieber.
- Durumlar: Ich habe Fieber, Husten, Schnupfen; Mir ist schlecht; Ich bin erkältet.
- Talimatlar Sie ile emir kipinde: Machen Sie den Mund auf. Nehmen Sie die Tabletten …; 112 hayati tehlike, 116 117 nöbetçi doktor.
Kanca
Pazartesi sabahı boğazın yanarak uyanıyorsun, başın ağır, işe gidecek hâlin yok. Aile hekiminin muayenehanesini arıyorsun ve telefonda bir ses: "Praxis Dr. Weber, guten Morgen." Ne diyeceğini biliyorsun ama sırasını bilmiyorsun: önce randevu mu, önce şikâyet mi? Resepsiyondaki görevli hızla soruyor: "Seit wann haben Sie die Beschwerden?" "Beschwerden" kelimesi ne demek? Neyin ne zamandan beri olduğunu soruyor olmalı.
Doktor ziyareti, dil öğrenenin en çok çekindiği konuşmalardan biridir: hem hasta hissedersin, hem de yanlış anlaşılmanın bedeli yüksektir. İyi tarafı, bu konuşma hep aynı sırayla ilerler. Randevu, resepsiyon, muayene odası, talimatlar, eczane. Her aşamanın birkaç kalıp cümlesi vardır ve önceki derslerde öğrendiğin vücut kelimeleri, "seit" edatı, Dativ zamirleri ve "Sie" ile emir kipi bu sırada yerlerini bulur.
Anlatım
Randevu almak
Almanya'da hafif şikâyetlerde genellikle önce aile hekimine (der Hausarzt, die Hausärztin) gidilir; muayenehane "die Praxis" diye adlandırılır. Çoğu muayenehane randevuyla çalışır. A1.35'te "Ich möchte einen Termin" cümlesini görmüştün; telefonda bunu biraz genişletirsin: "Ich möchte bitte einen Termin machen." Görevli uygun bir zaman önerir ya da sorar: "Geht es morgen um zehn?" (Yarın saat onda olur mu?). Acil bir durumda "Es ist dringend" (Acil) demek, aynı gün görülmeni sağlayabilir.
Resepsiyonda ilk istenen şey sigorta kartındır: "Ihre Versichertenkarte, bitte." Yeni hastaysan bir form doldurursun: ad, adres, doğum tarihi, alerjiler (die Allergien), düzenli kullandığın ilaçlar (die Medikamente). Sonra bekleme salonuna (das Wartezimmer) geçersin ve adın çağrılır.
Şikâyeti anlatmak
Muayene odasında doktor genellikle şu sorulardan biriyle başlar: "Was fehlt Ihnen?" ya da "Was kann ich für Sie tun?" İlk soru kelimesi kelimesine "Size ne eksik?" demektir, ama anlamı "Şikâyetiniz ne?" olur. Burada Dativ zamiri "Ihnen" kullanılır; A2.7'de gördüğün zamirlerin gerçek hayattaki bir yeri.
Şikâyetini anlatmanın üç yolu vardır. Birincisini A2.23'te gördün: vücut kelimesi + "-schmerzen" + "haben": "Ich habe Halsschmerzen." İkincisi "weh tun" (ağrımak) fiilidir; burada özne ağrıyan vücut bölümüdür: "Mein Hals tut weh" (Boğazım ağrıyor). Ağrıyan kısım çoğulsa fiil de çoğul olur: "Meine Füße tun weh." Üçüncüsü, bu cümlenin Dativ'li biçimidir ve konuşmada çok sık duyulur: "Mir tut der Hals weh." Türkçedeki "boğazım" kelimesinin iyelik eki, Almancada ya "mein" ile ya da Dativ zamiri "mir" ile karşılanır.
Diğer sık şikâyetler "haben" ile kurulur: "Ich habe Fieber" (Ateşim var), "Ich habe Husten" (Öksürüğüm var), "Ich habe Schnupfen" (Burnum akıyor), "Ich habe Durchfall" (İshalim var). A1.32'deki "Mir ist kalt" kalıbı burada da çalışır: "Mir ist schlecht" (Midem bulanıyor), "Mir ist schwindelig" (Başım dönüyor). Soğuk algınlığı için ise bir sıfat kullanılır: "Ich bin erkältet" (Üşüttüm, soğuk aldım).
Ne zamandan beri, ne kadar?
Doktor şikâyetin ne zamandan beri sürdüğünü mutlaka sorar: "Seit wann haben Sie die Beschwerden?" ("die Beschwerden": şikâyetler). A2.11'de öğrendiğin "seit" edatı burada tam yerini bulur ve Dativ ister: "seit gestern" (dünden beri), "seit drei Tagen" (üç gündür), "seit einer Woche" (bir haftadır). Türkçedeki "-dır" ekiyle kurulan süre, Almancada şimdiki zaman + "seit" ile söylenir: "Ich habe seit drei Tagen Fieber."
Şiddeti anlatmak için basit zarflar yeterlidir: "ein bisschen" (biraz), "sehr" (çok), "stark" (şiddetli): "Der Kopf tut sehr weh." Ne olduğunu sırayla anlatmak için Perfekt'i kullanırsın: "Ich habe schlecht geschlafen", "Ich habe nichts gegessen", "Gestern habe ich Fieber gehabt."
| Doktor sorar | Sen cevap verirsin |
|---|---|
| Was fehlt Ihnen? | Ich habe Halsschmerzen und Fieber. |
| Wo tut es weh? | Hier. Der Hals tut weh. |
| Seit wann? | Seit gestern Abend. |
| Nehmen Sie Medikamente? | Nein. / Ja, gegen meine Allergie. |
Doktorun talimatları
Muayenede doktor sana "Sie" ile kısa emir cümleleri söyler; bunları A1.41'de öğrenmiştin: fiil başta, arkasında "Sie". "Machen Sie bitte den Mund auf" (Ağzınızı açın lütfen). "Atmen Sie tief ein" (Derin nefes alın). "Machen Sie bitte den Oberkörper frei" (Üstünüzü çıkarın lütfen). Ayrılabilen fiillerde önek sona gider; A1.22'deki kural burada da geçerlidir.
Muayeneden sonra doktor bir reçete (das Rezept) yazar ve nasıl kullanacağını söyler: "Nehmen Sie die Tabletten dreimal am Tag nach dem Essen" (Tabletleri günde üç kez yemekten sonra alın). "Trinken Sie viel Wasser und bleiben Sie drei Tage zu Hause." Çalışıyorsan bir rapor gerekir: "Ich brauche eine Krankschreibung" (Rapor lazım). Reçeteyi eczaneye (die Apotheke) götürürsün.
Acil durumlar
Muayenehane kapalıyken sağlık sorunu yaşarsan Almanya'da iki numara vardır. 112 hayati tehlike olan durumlar içindir: kalp krizi, felç, ağır kaza. 116 117 ise acil ama hayati tehlike taşımayan durumlarda, muayenehanelerin kapalı olduğu saatlerde nöbetçi doktora (der ärztliche Bereitschaftsdienst) ulaşmak için aranır; numara ücretsizdir ve ülkenin her yerinde aynıdır.
Örnekler
Her örnekte şikâyeti, süreyi ya da talimatı bul.
Üçüncü ve dördüncü örnekleri karşılaştır: "Hals" tekil olduğu için "tut", "Füße" çoğul olduğu için "tun".
Sık yapılan hatalar
Yaygın yanlış"weh tun" fiilinde kişiyi özne yapmak: "Ich tue am Kopf weh", "Mich tut der Kopf weh."
— Türkçede "başım ağrıyor" derken aslında özne "baş"tır, ama öğrenci Almancada cümleyi "ich" ile başlatma alışkanlığıyla kişiyi özne yapar ya da onu Akkusativ'e koyar. Almancada ağrıyan bölüm öznedir; kişi söylenecekse Dativ olur. Doğrusu: "Mein Kopf tut weh." ya da "Mir tut der Kopf weh."
Yaygın yanlışSoğuk algınlığını "haben" ile kurmak: "Ich habe erkältet."
— Türkçedeki "üşüttüm" geçmiş zaman gibi duyulduğu için öğrenci Perfekt kurmaya çalışır ve "haben" seçer. "erkältet" burada bir durum bildiren sıfat gibi çalışır ve "sein" ile kullanılır. Doğrusu: "Ich bin erkältet." İsimle söylemek istersen: "Ich habe eine Erkältung."
Yaygın yanlışHer doktor ziyaretine "Krankenhaus" demek: "Ich habe Grippe, ich gehe ins Krankenhaus."
— Türkiye'de sıradan bir muayene için de "hastaneye gitmek" denir, çünkü pek çok muayene hastanelerde yapılır. Almanya'da hafif şikâyetlerde muayenehaneye gidilir; "Krankenhaus" ameliyat, yatış ya da ciddi durumlar için kullanılır. Doğrusu: "Ich gehe zum Arzt." ya da "Ich gehe in die Praxis." Ayrıca "Doktor" bir unvandır ("Frau Doktor Weber"); mesleğin adı "der Arzt, die Ärztin"dir.
Mini alıştırma
Cevaplar
- "Mein Bauch tut weh." ve "Mir tut der Bauch weh." (Üçüncü yol: "Ich habe Bauchschmerzen.")
- "Meine Augen tun weh." (çoğul) "Mein Rücken tut weh." (tekil)
- "Ich habe seit zwei Tagen Husten." (seit + Dativ çoğul, -n ekiyle)
- "Ich bin erkältet und mein Hals tut weh." ya da "… und mir tut der Hals weh."
- "Nehmen Sie zweimal am Tag eine Tablette und trinken Sie viel Wasser."
Özet kartı
- Randevu: Ich möchte bitte einen Termin machen. Acil: Es ist dringend. Resepsiyonda: die Versichertenkarte.
- Doktorun sorusu: Was fehlt Ihnen? / Wo tut es weh? / Seit wann haben Sie die Beschwerden?
- Ağrı üç yolla: Ich habe Kopfschmerzen / Mein Kopf tut weh / Mir tut der Kopf weh; çoğulda "tun".
- Süre: seit + Dativ + şimdiki zaman: Ich habe seit drei Tagen Fieber.
- Durumlar: Ich habe Fieber, Husten, Schnupfen; Mir ist schlecht; Ich bin erkältet.
- Talimatlar Sie ile emir kipinde: Machen Sie den Mund auf. Nehmen Sie die Tabletten …; 112 hayati tehlike, 116 117 nöbetçi doktor.
Sonraki derse köprü
Muayenenin başında doktor çoğu zaman bir soru daha sorar: "Wie fühlen Sie sich?" (Kendinizi nasıl hissediyorsunuz?). Bu cümledeki "sich" kelimesi, eylemin öznenin kendisine döndüğünü gösterir ve Türkçede bazen dönüşlülük ekiyle ("yıka-n-mak"), bazen "kendini" kelimesiyle karşılanır. Sıradaki derste "sich waschen" (yıkanmak) ve "sich freuen" (sevinmek) gibi dönüşlü fiilleri, "sich" kelimesinin kişiye göre nasıl değiştiğini (mich, dich, sich …) öğreneceğiz.