Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- "sein" fiilinden sonra gelen sıfat hiç ek almaz: Der Tisch ist neu, die Stühle sind neu.
- Renkler: rot, blau, grün, gelb, schwarz, weiß, grau, braun; ton için hell- ve dunkel-: dunkelblau.
- Renk sorusu: "Welche Farbe hat …?" Renk ismi büyük harfle ve nötr: das Blau.
- Karşıt çiftler: groß/klein, neu/alt, jung/alt, teuer/billig, lang/kurz, schnell/langsam, leicht/schwer.
- Derece: sehr (çok), ziemlich (oldukça), zu (fazla), nicht so (o kadar değil); miktar için viel.
- Sıfat "nicht" ile olumsuzlanır, "kein" ile değil: Das ist nicht teuer.
Kanca
Yeni taşındığın dairede komşunla merdivende karşılaşıyorsun. Kapının önünde duran bisikleti gösterip soruyor: "Ist das dein Fahrrad?" Sen gülümseyip cevap veriyorsun: "Ja, das ist viel alt." Komşun dostça düzeltiyor: "Sehr alt? Aber es ist schön!" Sen Türkçedeki "çok eski" ifadesini kelime kelime çevirmiştin. Türkçede "çok" kelimesi hem miktarı hem derecesini anlatır; Almancada ise derece ve miktarın her birinin kendi kelimesi vardır.
Sıfatlar, çevreni tarif etmenin en kısa yoludur: bir odanın aydınlık olduğunu, bir kanepenin eski olduğunu, bir arabanın kırmızı olduğunu söylemek için sıfata ihtiyaç duyarsın. Bu derste renkleri, en sık kullanılan karşıt sıfat çiftlerini ve sıfatların derecesini ayarlayan küçük kelimeleri öğreneceğiz. Hepsini şimdilik "sein" fiiliyle, yani ismin arkasında kullanacağız; bu kullanımda Almanca sıfat hiçbir ek almaz.
Anlatım
Sıfat "sein" ile: ek yok
A1.31'de "Die Küche ist klein" ve "Das Wohnzimmer ist hell" cümlelerini kurdun. Bu cümlelerde sıfat fiilden sonra gelir ve ismi betimler. Bu kullanımda Almanca sıfat, ismin cinsiyeti ve sayısı ne olursa olsun aynı kalır: "Der Tisch ist neu", "Die Lampe ist neu", "Das Sofa ist neu", "Die Stühle sind neu". Dört ayrı isim, dört ayrı artikel, ama sıfat hep "neu".
Bu durum Türkçe konuşan için rahatlatıcıdır, çünkü Türkçede de sıfat hiç değişmez: "masa yeni", "masalar yeni". Almancada sıfat ismin önüne geldiğinde ise ek alır; A1.31'deki "ein großes Fenster" örneğinde bunun ilk işaretini gördün. Sıfat eklerini ilerideki derslerde sistemli olarak çalışacağız. Şimdilik kural basit: sıfat "sein" fiilinden sonra geliyorsa eksiz kalır.
Sıfat aynı zamanda bir fiili de betimleyebilir ve bu durumda da biçimi değişmez: "Das Auto ist schnell" (Araba hızlı), "Er fährt schnell" (Hızlı sürüyor). Türkçede de "hızlı" kelimesi iki işi birden görür; Almancada da öyle.
Renkler
Temel renkler şunlardır: "rot" (kırmızı), "blau" (mavi), "grün" (yeşil), "gelb" (sarı), "schwarz" (siyah), "weiß" (beyaz), "grau" (gri), "braun" (kahverengi). Bunlara ödünç alınmış renkler eklenir: "orange" (turuncu), "rosa" (pembe), "lila" (mor), "beige" (bej). Ödünç renklerin okunuşu çoğu zaman kaynağına yakın kalır: "orange" [o-RANJ], "beige" [beeş].
Rengin tonunu "hell-" (açık) ve "dunkel-" (koyu) önekleri verir: "hellblau" (açık mavi), "dunkelgrün" (koyu yeşil), "dunkelblau" (lacivert). Türkçede "lacivert" ayrı bir kelimedir, Almancada ise koyu bir mavidir. Bir şeyin rengini sormak için "Welche Farbe hat …?" kalıbı kullanılır: "Welche Farbe hat dein Auto?" (Araban ne renk?). Cevap: "Es ist blau" ya da kısaca "Blau."
Renk bir isim olarak kullanıldığında büyük harfle yazılır ve nötr olur: "das Rot", "das Blau". "Blau ist meine Lieblingsfarbe" (Mavi en sevdiğim renk) cümlesinde "Blau" bir isimdir. "die Farbe" (renk) kelimesi ise dişildir; bu yüzden soru "welche Farbe" diye kurulur.
| Almanca | Türkçe | Açık / koyu |
|---|---|---|
| rot | kırmızı | hellrot, dunkelrot |
| blau | mavi | hellblau, dunkelblau (lacivert) |
| grün | yeşil | hellgrün, dunkelgrün |
| gelb | sarı | hellgelb |
| braun | kahverengi | hellbraun, dunkelbraun |
| grau | gri | hellgrau, dunkelgrau |
Karşıt sıfat çiftleri
Sıfatları karşıtlarıyla birlikte öğrenmek, iki kelimeyi tek adımda akılda tutmanı sağlar. En sık kullanılan çiftler şunlardır: "groß – klein" (büyük – küçük), "neu – alt" (yeni – eski), "jung – alt" (genç – yaşlı), "teuer – billig" (pahalı – ucuz), "lang – kurz" (uzun – kısa), "schnell – langsam" (hızlı – yavaş), "warm – kalt" (sıcak – soğuk), "gut – schlecht" (iyi – kötü), "schön – hässlich" (güzel – çirkin), "leicht – schwer" (hafif, kolay – ağır, zor).
İki çift özel dikkat ister. "alt" kelimesinin iki karşıtı vardır: eşya için "neu", insan için "jung". Türkçede bu ayrım zaten iki kelimeyle yapılır ("eski" ve "yaşlı"), Almancada ise tek kelime "alt" ikisini de karşılar. "leicht" ve "schwer" de iki anlamlıdır: bir çanta için "hafif" ve "ağır", bir sınav için "kolay" ve "zor". "Die Prüfung ist schwer" (Sınav zor).
sehr, ziemlich, zu, nicht
Sıfatın derecesini dört küçük kelime ayarlar. "sehr" (çok) derecesini yükseltir: "Das ist sehr schön." "ziemlich" (oldukça) biraz daha ölçülüdür: "Die Wohnung ist ziemlich teuer." "zu" (fazla, gereğinden çok) A1.27'deki "Das ist zu teuer" cümlesinden tanıdığın bir kelimedir ve bir sorunu anlatır. "nicht so" (o kadar değil) derecesini düşürür: "Das ist nicht so teuer."
Merdivendeki "viel alt" cümlesi bu noktada tökezledi. Türkçedeki "çok" kelimesi iki ayrı Almanca kelimeye karşılık gelir: bir sıfatın derecesi için "sehr" ("çok güzel" = "sehr schön"), bir miktar için "viel" ("çok para" = "viel Geld"). "viel" bir sıfatın önüne gelmez.
A1.12'den hatırlayacağın gibi sıfat "kein" ile değil, "nicht" ile olumsuzlanır: "Das ist nicht teuer" (Bu pahalı değil). "kein" bir ismi olumsuzlar, "nicht" ise sıfatı ve fiili.
Örnekler
Her örnekte sıfatın ek alıp almadığına ve derecesini hangi kelimenin verdiğine bak.
Üçüncü örnekte sıfat "neu" çoğul bir isimden, sıfat "alt" eril bir isimden sonra gelir ve ikisi de değişmez. Sekizinci örnekteki "Lieblings-" öneki "en sevilen" anlamı katar: "mein Lieblingsessen" (en sevdiğim yemek).
Sık yapılan hatalar
Yaygın yanlışDerece için "viel" kullanmak: "Das ist viel alt", "viel schön".
— Türkçedeki "çok" hem "çok güzel" hem "çok para" için kullanıldığı için öğrenci sözlükteki ilk karşılığı her yere koyar. Sıfatın derecesi "sehr" ile söylenir, "viel" miktar içindir. Doğrusu: "Das ist sehr alt." Miktar için: "Ich habe viel Zeit."
Yaygın yanlış"sein" ile gelen sıfata ek eklemek: "Das Fenster ist großes", "Die Lampe ist neue".
— İsmin önündeki sıfatın ek aldığını duyan öğrenci eki her sıfata taşır. "sein" fiilinden sonra sıfat eksiz kalır. Doğrusu: "Das Fenster ist groß." "Die Lampe ist neu." Ek yalnız sıfat ismin önündeyken gelir: "ein großes Fenster".
Yaygın yanlışÜşüdüğünü "Ich bin kalt" diye söylemek.
— Türkçede "Ben soğuğum" denmez ama "üşüyorum" fiilinin karşılığını bulamayan öğrenci "kalt" sıfatını "sein" ile doğrudan kendine bağlar. "Ich bin kalt" Almancada "Ben soğuk biriyim, mesafeliyim" anlamına gelir. Vücudunun üşüdüğünü söylemek için sabit bir kalıp kullanılır: "Mir ist kalt" (Üşüyorum), "Mir ist warm" (Sıcakladım). "mir" kelimesini Dativ derslerinde açıklayacağız; şimdilik kalıbı bütün olarak öğren.
Mini alıştırma
Cevaplar
- klein, billig, langsam, alt.
- "Das Essen ist sehr gut." "Ich habe viel Arbeit."
- "Das Zimmer ist nicht hell."
- "Welche Farbe hat dein Auto?" "Dunkelgrün."
- Yanlış. "sein" fiilinden sonra sıfat eksiz kalır: "Die Lampe ist schön."
Özet kartı
- "sein" fiilinden sonra gelen sıfat hiç ek almaz: Der Tisch ist neu, die Stühle sind neu.
- Renkler: rot, blau, grün, gelb, schwarz, weiß, grau, braun; ton için hell- ve dunkel-: dunkelblau.
- Renk sorusu: "Welche Farbe hat …?" Renk ismi büyük harfle ve nötr: das Blau.
- Karşıt çiftler: groß/klein, neu/alt, jung/alt, teuer/billig, lang/kurz, schnell/langsam, leicht/schwer.
- Derece: sehr (çok), ziemlich (oldukça), zu (fazla), nicht so (o kadar değil); miktar için viel.
- Sıfat "nicht" ile olumsuzlanır, "kein" ile değil: Das ist nicht teuer.
Sonraki derse köprü
Evi, aileyi ve eşyaları anlatabiliyorsun; sıradaki modül, neyi yapabildiğini, yapmak zorunda olduğunu ya da yapmak istediğini söylemeyi öğretiyor. İlk kelime "können" (-ebilmek). A1.27'de "Kann ich mit Karte zahlen?" sorusunu kalıp olarak kullanmıştın; bir sonraki derste bu cümlenin nasıl kurulduğunu göreceksin. Modal fiil ikinci sırada çekimlenir, asıl fiil ise mastar hâlinde cümlenin en sonuna gider.