Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- Sabah fiilleri: aufwachen, aufstehen, duschen, frühstücken; aufstehen ikiye bölünür: Ich stehe um sieben auf.
- Gün içi ve akşam: zur Arbeit fahren, zu Mittag essen, nach Hause kommen, kochen, fernsehen, ins Bett gehen.
- Sıralama kelimeleri: zuerst, dann, danach, später, schließlich; başa gelince fiil ikinci kalır: Dann frühstücke ich.
- Sıklık zarfları: immer, meistens, oft, manchmal, selten, nie; genellikle çekimli fiilden sonra gelir.
- Tekrarlanan günlük zamanlar: morgens, mittags, abends.
- Bir günü anlatırken cümleleri farklı öğelerle başlat; her seferinde fiili ikinci kutuda tut.
Kanca
Dil kursunda öğretmen herkesten bir gününü üç cümleyle anlatmasını istiyor. Sen defterine yazıyorsun: "Ich frühstücke. Dann ich fahre zur Arbeit. Abends ich koche." Öğretmen defterine bakıp iki kelimenin yerini değiştiriyor: "Dann fahre ich zur Arbeit. Abends koche ich." Kelimelerin hepsi doğruydu; yalnız sıraları A1.16'daki altın kurala uymuyordu.
Bir günü anlatmak, dilde en çok kullanılan becerilerden biridir: bir iş görüşmesinde, bir sınavın konuşma bölümünde, yeni tanıştığın biriyle sohbette. Bu derste sabahtan akşama bir günün fiillerini, olayları sıraya koyan küçük kelimeleri ve bir şeyi ne sıklıkla yaptığını söyleyen zarfları öğreneceğiz. Hepsinin ortak noktası, cümlenin başına geçtiklerinde fiili ikinci kutuda tutmaları.
Anlatım
Sabah
Bir gün çoğu zaman aynı fiillerle başlar. "aufwachen" (uyanmak), "aufstehen" (kalkmak), "duschen" (duş almak), "frühstücken" (kahvaltı yapmak), "Kaffee trinken" (kahve içmek). Bunlardan "duschen" ve "frühstücken" A1.13'teki gibi düzenli çekilir: "Ich dusche", "Ich frühstücke".
"aufwachen" ve "aufstehen" ise cümlede ikiye bölünür: "Ich stehe um sieben Uhr auf" (Saat yedide kalkıyorum). Fiilin "auf" parçası cümlenin sonuna gider, çekimli "stehe" parçası ikinci kutuda kalır. Bu fiillerin kuralını bir sonraki derste bütün ayrıntılarıyla göreceğiz; şimdilik "Ich stehe … auf" ve "Ich wache … auf" cümlelerini kalıp olarak öğren.
Gün içi ve akşam
İşe ya da okula gitmek için A1.15'teki "fahren" (araçla gitmek) ya da "gehen" (yürüyerek gitmek) kullanılır: "Ich fahre zur Arbeit" (İşe gidiyorum), "Ich gehe zur Schule" (Okula gidiyorum). Buradaki "zur" kelimesi "zu der" kelimelerinin kaynaşmış biçimidir ve yönü gösterir; Dativ derslerinde açıklanacak, şimdilik kalıp olarak al.
Öğlen "zu Mittag essen" (öğle yemeği yemek) denir, akşam "zu Abend essen" (akşam yemeği yemek). Eve dönmek "nach Hause kommen" (eve gelmek) ya da "nach Hause gehen" (eve gitmek) ile söylenir. Akşam için sık fiiller "kochen" (yemek pişirmek), "lesen" (okumak), "fernsehen" (televizyon izlemek) ve günün sonunda "ins Bett gehen" (yatmak) ya da "schlafen gehen" (uyumaya gitmek) olur. "fernsehen" de ikiye bölünen bir fiildir: "Ich sehe fern."
Sırayı anlatmak: zuerst, dann, danach
Bir günü anlatırken olayları sıraya koyan kelimeler kullanırız. Almancada en sık olanları "zuerst" (önce), "dann" (sonra), "danach" (ondan sonra), "später" (daha sonra) ve "am Ende" ya da "schließlich" (en sonunda) kelimeleridir.
Bu kelimeler çoğunlukla cümlenin başında, yani birinci kutuda durur ve A1.16'daki kural gereği fiili ikinci kutuda tutar; özne fiilin arkasına geçer: "Zuerst dusche ich. Dann frühstücke ich. Danach fahre ich zur Arbeit." Türkçede "Önce duş alıyorum, sonra kahvaltı yapıyorum" derken özne ve fiil yer değiştirmez; Almancada ise her "dann" yeni bir devrik cümle başlatır.
Ne sıklıkla: immer, oft, nie
Bir şeyi ne sıklıkla yaptığını söylemek için sıklık zarfları kullanılır. Çoktan aza doğru sıralarsak: "immer" (her zaman), "meistens" (çoğunlukla), "oft" (sık sık), "manchmal" (bazen), "selten" (nadiren), "nie" (asla, hiç). Bu zarflar genellikle çekimli fiilden hemen sonra gelir: "Ich trinke immer Kaffee" (Her zaman kahve içerim), "Ich koche manchmal" (Bazen yemek pişiririm).
Türkçede sıklık zarfı fiilden önce durur: "Her zaman kahve içerim". Almancada ise fiil ikinci kutuda olduğu için zarf ondan sonra gelir. Bir zarfı vurgulamak istersen onu birinci kutuya da koyabilirsin, ama o zaman özne yine fiilin arkasına geçer: "Manchmal koche ich" (Bazen ben yemek yaparım).
Günün bölümleriyle tekrarlanan olaylar için A1.20'deki "-s" ekli zarflar da işe yarar: "morgens" (sabahları), "mittags" (öğlenleri), "abends" (akşamları). "Abends koche ich oft" cümlesi, akşamları sık sık yemek pişirdiğini anlatır.
| Sıklık | Almanca | Örnek |
|---|---|---|
| her zaman | immer | Ich trinke immer Kaffee. |
| çoğunlukla | meistens | Ich fahre meistens mit dem Bus. |
| sık sık | oft | Ich koche oft. |
| bazen | manchmal | Ich lese manchmal. |
| nadiren | selten | Ich sehe selten fern. |
| hiç | nie | Ich trinke nie Tee. |
Bir günü bağlamak
Şimdi parçaları birleştirelim. Aşağıdaki kısa metin, bu dersin fiillerini, sıralama kelimelerini ve saatleri bir arada gösteriyor: "Ich stehe um sieben Uhr auf. Zuerst dusche ich, dann frühstücke ich. Um acht fahre ich zur Arbeit. Mittags esse ich in der Kantine. Um fünf komme ich nach Hause. Abends koche ich oft und lese ein bisschen. Um elf gehe ich ins Bett."
Metinde her cümlenin ikinci kutusunda çekimli bir fiil durduğunu gör: "stehe", "dusche", "frühstücke", "fahre", "esse", "komme", "koche", "gehe". Yalnız ilk cümle özneyle başlıyor; ötekiler bir saatle, bir sıralama kelimesiyle ya da "mittags", "abends" gibi zarflarla açılıyor ve bu çeşitlilik metni canlı kılıyor. Kendi gününü anlatırken sen de her cümleyi "Ich" ile başlatma; bazılarını saatle ya da "dann" ile aç.
Örnekler
Her örnekte birinci kutuda ne olduğuna ve fiilin ikinci kutuda kaldığına dikkat et. İkiye bölünen fiillerde son parçayı cümlenin sonunda bul.
Yedinci örnekte "nie" (hiç) kelimesinin çekimli fiilden hemen sonra, "fern" parçasının ise en sonda durduğuna dikkat et. Olumsuzluk "nie" ile verildiği için "nicht" kullanılmaz.
Sık yapılan hatalar
Yaygın yanlış"dann"dan sonra Türkçe sırayı korumak: "Dann ich frühstücke."
— Türkçe konuşan "sonra" dedikten sonra aklındaki cümleyi olduğu gibi söyler: "sonra ben kahvaltı yapıyorum". Almancaya da bu dizilişle aktarır. "dann" birinci kutuyu doldurur ve fiil ikinci kutuya geçmelidir. Doğrusu: "Dann frühstücke ich." Aynı kural "zuerst", "danach" ve saat bilgisiyle başlayan cümlelerde de geçerlidir.
Yaygın yanlışİkiye bölünen fiili bölmeden kullanmak: "Ich aufstehe um sieben Uhr."
— Sözlükte "aufstehen" tek kelime olarak göründüğü için öğrenci onu cümlede de birleşik bırakır. Almancada bu fiillerin önek parçası cümlenin sonuna gider. Doğrusu: "Ich stehe um sieben Uhr auf." Kuralı bir sonraki derste ayrıntılı çalışacağız.
Yaygın yanlışSıklık zarfını Türkçedeki gibi fiilden önce koymak: "Ich oft koche", "Ich immer trinke Kaffee."
— Türkçede "sık sık yemek pişiririm" derken zarf fiilden önce geldiği için Almancada da öne alınır. Almancada çekimli fiil ikinci kutuya aittir. Doğrusu: "Ich koche oft", "Ich trinke immer Kaffee."
Mini alıştırma
Cevaplar
- aufstehen, duschen, frühstücken, zur Arbeit fahren (duş ve kahvaltının sırası kişiye göre değişebilir).
- "Dann trinke ich Kaffee."
- "Ich lese manchmal." "Er kocht nie."
- "Zuerst frühstücke ich, dann fahre ich zur Arbeit."
- Örnek: "Um sieben Uhr stehe ich auf. Dann dusche ich. Abends koche ich oft."
Özet kartı
- Sabah fiilleri: aufwachen, aufstehen, duschen, frühstücken; aufstehen ikiye bölünür: Ich stehe um sieben auf.
- Gün içi ve akşam: zur Arbeit fahren, zu Mittag essen, nach Hause kommen, kochen, fernsehen, ins Bett gehen.
- Sıralama kelimeleri: zuerst, dann, danach, später, schließlich; başa gelince fiil ikinci kalır: Dann frühstücke ich.
- Sıklık zarfları: immer, meistens, oft, manchmal, selten, nie; genellikle çekimli fiilden sonra gelir.
- Tekrarlanan günlük zamanlar: morgens, mittags, abends.
- Bir günü anlatırken cümleleri farklı öğelerle başlat; her seferinde fiili ikinci kutuda tut.
Sonraki derse köprü
"aufstehen", "aufwachen" ve "fernsehen" cümlede ikiye bölündü ve kuralı bir sonraki derse bıraktık. Almancada bu tür fiillerin sayısı çok fazladır: "einkaufen" (alışveriş yapmak), "anrufen" (telefon etmek), "mitkommen" (birlikte gelmek). Bir sonraki derste hangi öneklerin ayrıldığını, ayrılan önekin cümlede nereye gittiğini ve G.5'te gördüğümüz gibi neden vurgunun bu öneklerin üzerine düştüğünü öğreneceğiz.