İçeriğe geç

K3-M29-D03 · Uygulayıcı Çekirdeği

Sahnenin okunmaması

K3K5Sarı

1.199 kelime · yaklaşık 6 dakika okuma · 8 dakika seslendirme · 2 kaynak

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
  1. Tarif etmek ile okumak iki farklı eylemdir.
  2. Tarif odadaki herkesin gördüğünü bildirir; okuma bir kişinin çıkarımını aktarır.
  3. Bir okuma söylendiği anda odadaki herkesin çıkarımı hâline gelir.
  4. Yorum danışana bırakılır: o ailenin içinde yaşayan kişi odur ve kendi bulduğu anlam taşınır.
  5. Sorular açık uçlu olur; "görüyor musunuz" biçimindeki sorular yorumu soru kılığında sunar.
  6. Sessizlik bir boşluk değil, danışanın çalıştığı yerdir; en az yirmi saniye beklenir.
  7. Kolaylaştırıcı bir şey görmüyorsa bunu söyler; uydurmaz.
  8. Yorumlama dürtüsü rolden gelir ve sessizlik beceriksizlik gibi hissedilir.
  9. Kolaylaştırıcının okuması genellikle doğrudur ve tehlike tam oradadır: doğru bir okuma da sahipliği devralır.
  10. Okuma çöpe atılmaz, soruya çevrilir; soru okumadan gelir ama yorum taşımaz.

Açılış sahnesi

Sahne kuruldu. Herkes yerinde.

Ve kolaylaştırıcı bir anda bir şey görüyor.

Net. Tutarlı. İkna edici. Bütün parçalar yerine oturuyor.

O anda bir dürtü beliriyor: söylemek.

Çünkü bir kolaylaştırıcının işi bu sanılıyor. Görmek ve söylemek.

Şimdi bu dersin sorusu: gerçekten öyle mi?

Bu akademi eğitim amaçlıdır; tanı, kişiye özel tedavi veya acil yardım sunmaz. Aktif intihar düşüncesi, gerçeklikle bağın ciddi biçimde bozulması, ağır dissosiyasyon, kontrolsüz madde etkisi ya da devam eden şiddet varsa kişisel çalışma yapmak yerine uygun profesyonel desteğe başvurun. Türkiye'de yakın ve ciddi tehlikede yüz on iki Acil Çağrı Merkezi aranmalıdır; acil olmayan psikiyatri başvurusu için Merkezi Hekim Randevu Sistemi kullanılabilir.

Bu derste ne olacak

Önce iki farklı eylemi ayıracağız: olanı tarif etmek ve ne anlama geldiğini söylemek. Sonra yorumun neden danışana bırakıldığını göreceğiz. Ardından bunun nasıl sorulacağını kuracağız. Sonra sessizliğin bir araç olduğunu göstereceğiz. En sonda kolaylaştırıcı hiçbir şey görmediğinde ne olacağına geleceğiz.

Ders bittiğinde gördüğünüzü söylemeden çalışabiliyor olacaksınız.

Bu ders sarı bölgededir.

Sıfır noktası

İki farklı eylem var ve karıştırılıyor.

Tarif etmek. "Anne temsilcisi sırtını dönmüş durumda ve siz iki adım geride duruyorsunuz."

Bu, odadaki herkesin gördüğü şey. Paylaşılan bir gerçeklik.

Okumak. "Anneniz sizden uzaklaşmış ve siz onu izliyorsunuz."

Bu, bir kişinin çıkarımı. Ve söylendiği anda odadaki herkesin çıkarımı hâline geliyor — çünkü söyleyen kişi otorite konumunda.

M28'de kurduğumuz sahiplik ilkesi burada da işliyor. Soru kimindiyse, cevap da onun olmalı.

Mekanizma

"Burada ne var" ile "ben ne görüyorum"

İki cümle arasındaki fark, bütün dersin özeti.

"Burada ne var?" — danışana sorulur ve cevabı o verir.

"Ben şunu görüyorum" — kolaylaştırıcı söyler ve danışan onaylar.

İkinci biçimde bir şey oluyor: danışan artık kendi sahnesine değil, kolaylaştırıcının okumasına bakıyor.

Ve genellikle onaylıyor. Çünkü otorite konumundaki bir kişi söyledi, çünkü mantıklı geldi, çünkü itiraz etmek zor.

O onay bir keşif gibi görünüyor. Değil — bir uyum.

Yorum danışana bırakılır

Bunun gerekçesi iki katlı.

Birincisi epistemik. Kolaylaştırıcı o ailenin içinde yaşamadı. Danışan yaşadı. Sahnedeki bir düzenlemenin ne anlama geldiğini bilecek konumda olan kişi, kolaylaştırıcı değil.

İkincisi işlevsel. Kişinin kendi bulduğu anlam taşınıyor. Verilen anlam odada kalıyor.

Katman 2'nin M23'ünde bunu görmüştük: sahiplenilmemiş bir formülasyon, kişi onu kendi cümlesi yapmadıkça çalışmıyor.

Nasıl sorulur

Sorular açık uçlu ve yönlendirmesiz olmalı.

"Buraya baktığınızda ne görüyorsunuz?"

"Bu düzen size ne anlatıyor?"

"Burada dikkatinizi çeken ne var?"

Ve bir soru daha, en yararlısı:

"Neresi size tanıdık geliyor?"

Bu soru bir yorum önermiyor ama bir bağlantı davet ediyor.

Sorulmayacak biçimler de var: "Annenizin uzaklaştığını görüyor musunuz?" — bu bir yorumu soru kılığında sunuyor.

Sessizlik bir araç

Bu dersin en pratik kısmı.

Danışan sahneye bakıyor ve konuşmuyor. On saniye geçiyor. Yirmi saniye.

Kolaylaştırıcı için bu süre uzun hissediliyor ve dolduruluyor.

Doldurmayın.

Sessizlik sırasında olan şey şu: danışan bakıyor, fark ediyor, kendi cümlesini kuruyor. Bu iş zaman alıyor.

Kolaylaştırıcı o sessizliği kendi cümlesiyle doldurduğunda, danışanın cümlesi hiç kurulmuyor.

Pratik kural: en az yirmi saniye bekleyin. Sayarak.

Uzun görünüyor. Ve çoğu kolaylaştırıcı hiç denemedi.

Kolaylaştırıcı bir şey görmezse

Bu da olur ve konuşulmuyor.

Sahne kuruldu, herkes yerinde ve kolaylaştırıcı hiçbir şey görmüyor. Bir örüntü, bir anlam, bir yön yok.

O anda bir panik oluyor ve genellikle bir yorum uyduruluyor.

Doğru hamle: söylemek.

"Ben burada belirgin bir şey görmüyorum. Siz ne görüyorsunuz?"

Bu cümle üç şey yapıyor. Dürüst. Yorum uydurmayı engelliyor. Ve soruyu doğru yere, danışana taşıyor.

Ve sık olan şu: danışan bir şey görüyor. Çünkü o sahne onun.

Kaynaklardan okuma

Usta katmanı

Üç ince nokta.

Birincisi: yorumlama dürtüsü rolden geliyor.

Bir kolaylaştırıcı susarsa ne olur? Beceriksiz görünür.

Grup bekliyor. Danışan bekliyor. Ve odada bir uzman var — uzmanın işi bilmek sanılıyor.

Sessizlik o anda bir boşluk gibi hissediliyor ve boşluk doldurulmak isteniyor.

Ama sessizlik bir boşluk değil. Danışanın çalıştığı yer.

Bunu bilmek dürtüyü kaldırmıyor. Ama dürtüye uymamayı mümkün kılıyor: "şimdi susmak istemiyorum çünkü beceriksiz görüneceğim" cümlesini kendine söyleyen bir kolaylaştırıcı, susabiliyor.

İkincisi ve en ince: kolaylaştırıcının okuması genellikle doğru — ve tehlike tam orada.

Bu ders bir yetersizlik dersi değil.

Deneyimli bir kolaylaştırıcı sahneye bakıp isabetli bir şey görüyor olabilir. Çoğu zaman görüyor.

Ve bu, sorunu ortadan kaldırmıyor — büyütüyor.

Çünkü doğru bir okuma, kolaylaştırıcı tarafından söylendiğinde de sahipliği devralıyor. Danışan doğru bir anlamı ödünç alıyor, kendi anlamını kurmuyor.

Ve ödünç alınan anlam, altı ay sonra "bana şöyle demişlerdi" diye hatırlanıyor. Kendi kurduğu anlam ise "ben şunu fark etmiştim" diye.

İkisi aynı cümle olabilir. Ama biri taşınıyor, diğeri taşınmıyor.

Yani soru "haklı mıyım" değil. "Bu haklılık kimin işine yarıyor" — ve cevabı çoğu zaman kolaylaştırıcının.

Üçüncüsü ve en pratiği: okumanızı atmayın, soruya çevirin.

Bu ders "hiçbir şey düşünmeyin" demiyor. Düşünün.

Ama okumanızı bir bildirim olarak değil, bir soru seçici olarak kullanın.

Örnek. Sahneye baktınız ve şunu düşündünüz: "danışan babasına sırtını dönmüş, orada bir kaçınma var."

Bunu söylemek yerine, bu düşünceyi bir soruya çevirin:

"Babanızın temsilcisine bakmak nasıl geliyor?"

Soru sizin okumanızdan geliyor — dikkatinizi oraya çeken şeydi. Ama bir yorum taşımıyor.

Danışan cevap verirken kendi anlamını kuruyor. Ve o anlam sizinkinden farklı çıkabilir — çıktığında öğrenen siz oluyorsunuz.

Bu, okumayı çöpe atmadan sahipliği korumanın yolu. Ve bu katmanın en çok kullanacağınız becerisi.

Yaygın hatalar

Yaygın yanlış"Kolaylaştırıcının işi sahneyi okumaktır."
Doğrusu

Tarif etmek ile okumak farklı eylemlerdir; tarif paylaşılan gerçekliği bildirir, okuma bir yorumu dayatır.

Yaygın yanlış"Danışan onayladıysa yorum doğrudur."
Doğrusu

Otorite konumundaki birinin yorumuna itiraz etmek zordur; onay bir keşif değil bir uyum olabilir.

Yaygın yanlış"Sessizlik doldurulmalıdır."
Doğrusu

Sessizlik danışanın çalıştığı yerdir; en az yirmi saniye beklenir.

Yaygın yanlış"Bir şey görmüyorsam bir şey uydurmalıyım."
Doğrusu

Görmediğinizi söylemek dürüsttür ve soruyu doğru yere taşır; danışan genellikle bir şey görür.

Uygulama

Kilit özet

  1. Tarif etmek ile okumak iki farklı eylemdir.
  2. Tarif odadaki herkesin gördüğünü bildirir; okuma bir kişinin çıkarımını aktarır.
  3. Bir okuma söylendiği anda odadaki herkesin çıkarımı hâline gelir.
  4. Yorum danışana bırakılır: o ailenin içinde yaşayan kişi odur ve kendi bulduğu anlam taşınır.
  5. Sorular açık uçlu olur; "görüyor musunuz" biçimindeki sorular yorumu soru kılığında sunar.
  6. Sessizlik bir boşluk değil, danışanın çalıştığı yerdir; en az yirmi saniye beklenir.
  7. Kolaylaştırıcı bir şey görmüyorsa bunu söyler; uydurmaz.
  8. Yorumlama dürtüsü rolden gelir ve sessizlik beceriksizlik gibi hissedilir.
  9. Kolaylaştırıcının okuması genellikle doğrudur ve tehlike tam oradadır: doğru bir okuma da sahipliği devralır.
  10. Okuma çöpe atılmaz, soruya çevrilir; soru okumadan gelir ama yorum taşımaz.

Sonraki derse köprü

Kurulumu, kaydı ve okumama disiplinini kurduk. Modül tamamlandı.

Sıradaki modül temsilci deneyimini sormak.

Üç ders: yönlendirmeyen soru, temsilcinin korunması ve bildirimin statüsü.

Katman 2'nin M24'ünde temsilci algısının altı alternatif açıklamasını kurmuştuk. Orada bir çözümlemeydi. Burada, bir temsilci karşınızda dururken ne soracağınıza dönüşecek.

Ve bir konuyu ilk kez ele alacağız: temsilci olmak da bir yük taşıyabiliyor ve onun da durma hakkı var.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Animasyon ve seslendirme notları

Animasyon ve seslendirme notları

Açılış sahnesinde kurulmuş bir sahne çizilmeli, sonra kolaylaştırıcı figürünün üstünde bir düşünce balonu belirmeli ve balon dolmalı. Balonun yanında bir düğme görünmeli: "söyle". Düğme basılmadan sahne durmalı.

Tarif ile okuma iki cümle olarak yan yana; birincinin altında "herkes görüyor", ikincinin altında "bir kişinin çıkarımı" yazmalı.

Yorumun yayılması animasyonla gösterilmeli: kolaylaştırıcıdan çıkan bir cümle odadaki bütün figürlere yayılmalı.

Soru kalıpları indirilebilir bir kart olmalı; sorulmayacak biçimler de aynı kartta, üstü çizili olarak durmalı.

Sessizlik bölümünde bir sayaç çizilmeli ve yirmiye kadar saymalı. Sayaç boyunca danışan figüründe küçük hareketler olmalı — düşünüyor olduğu görünmeli.

Usta katmanında okumayı soruya çevirme bir dönüşüm animasyonuyla gösterilmeli: bildirim cümlesi soru cümlesine dönüşürken dikkat oku aynı yerde kalmalı.

Sarı bölge işareti ders başında görünür durmalı.

Seslendirme: açılış sahnesi gerilimli değil, gözlemci bir tonda. "Doldurmayın" cümlesi kısa ve net. Yirmi saniyelik sessizlik bölümünde seslendirme gerçekten duraklamalı — en az beş saniye. "Bu haklılık kimin işine yarıyor" cümlesinden önce duruş. Sayılar metinde harfle yazılmıştır; seslendirmede olduğu gibi okunmalıdır.