İçeriğe geç

K2-M25-D01 · Klasik Hellinger Öğretisi

Tartışmalı ifadeler ve zarar iddiaları

K2K5Sarı

2.985 kelime · yaklaşık 15 dakika okuma · 19 dakika seslendirme · 4 kaynak

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
  1. Tartışmalı bir ifadenin altında bir metin, üstünde aktarım ve yargı vardır; Selin'in hazır cevabı da Oya'nın okuduğu cümle de aktarım katmanındaydı.
  2. Zweierlei Glück suçu borç, masumiyeti hak sayar ve kefaret talebini masum tarafın yükümlülüğü yapar; ebeveyn ile çocuk arasında ise bu talebi düzen kuralıyla sınırlar.
  3. İstismara uğramış çocuğa "seve seve" dedirten cümle kitapta ve bir söyleşinin aktarımında kayıtlı; eleştiri nedenselliğin aile dengesine ve anneye kaydırılmasına, cümlenin kipine ve mahkemeye başvurunun onursuzlukla eşlenmesine yöneliyor.
  4. Hitler üzerine metinler 2001 ve 2004 tarihli kitaplarda geçiyor ve ilki Hellinger'in aktarıp benimsediği bir söz; Wilfried Nelles bunları yargıdan çekilme olarak savundu, Arist von Schlippe ise Hellinger'i Nazi saymadan bu göreceleştirmeyi reddetti.
  5. Potsdam Bildirisi 2004'te Hellinger'in katkısını tanırken gizemleştirici dili, aşağılayıcı müdahaleleri ve dayatılan dünya görüşünü sistemik terapiyle bağdaşmaz saydı.
  6. 1997'deki intihar vakası tek başına bir zarar oranı göstermez, Hellinger'in eleştirmeni Pantucek de bunu söyledi; ama izlemsiz büyük gruplarda zararın görünmemesi, zararın aranmadığını da gösterebilir.
  7. Bir katılımcıya verilecek dürüst cevap kaynak, adil aktarım ve sınırdan oluşur: Selin'in atölyesinde kimseye, ona zarar vermiş birine karşı minnet ya da rıza bildiren bir cümle söyletilmez.

Açılış sahnesi

Selin, Eskişehir'de küçük bir danışmanlık odasında aile dizimi grupları yürütüyor ve gelecek ay açacağı hafta sonu atölyesinin kayıtlarını topluyor. Bir salı akşamı, kayıt formunu dolduran Oya adında bir kadından uzun bir mesaj geliyor. Oya katılmak istediğini, ama önce bir şeyi sormak zorunda olduğunu yazıyor: internette, yöntemin kurucusunun cinsel istismara uğramış çocuklara babalarına "senin için seve seve yaptım" dedirttiğini okumuş. "Bu doğru mu? Doğruysa sizin atölyenizde böyle bir şey olur mu?"

Selin'in ilk tepkisi, eğitiminde sık duyduğu cevaba uzanmak oluyor: bu tür alıntılar bağlamından koparılmıştır. Mesajı yazmaya başlıyor, sonra duruyor. Oya'nın sorduğu şeyin ne olduğunu bilmediğini fark ediyor; o cümleyi kendisi hiç okumamış, kimin hangi kitapta aktardığını da bilmiyor.

O gece cevap yazmıyor. Raftan Hellinger'in kitaplarını indiriyor ve kim ne demiş, kim neye itiraz etmiş, izini sürmeye karar veriyor. Oya'ya ancak bunu bildiğinde dürüst bir cevap verebileceğini düşünüyor.

Bu derste ne olacak

Selin'in o gece yaptığı işi birlikte yapacağız. Önce Hellinger'in suç, kefaret ve haksızlık üzerine kendi yazdıklarına bakacağız, çünkü en sert eleştiriler bu öğretinin içinden doğuyor. Ardından en çok tartışılan ifadeleri kaynağından okuyacağız: cinsel istismar, Hitler ve Holokost, kadın ve erkek arasındaki düzen. Her birinde önce savunucuları, sonra eleştirmenleri dinleyeceğiz.

Sonra basına yansımış bir intihar vakasına abartmadan ve küçültmeden bakacağız. Bir katılımcı bu ifadelerden birini sorduğunda kaynağını ve bağlamını söyleyip kendi çalışmanın sınırını açıkça çizmek, dersin sana bırakacağı beceri.

Sıfır noktası

Tartışmalı bir ifadenin altında her zaman bir metin vardır: yazarın hangi kitapta, hangi sözcüklerle ne yazdığı. Onun üstünde aktarım durur, yani bir gazetecinin, bir eleştirmenin ya da bir sosyal medya paylaşımının o metni nasıl özetlediği. En üstte de yargı yer alır: metinden varılan, "bu öğreti faili aklıyor" türünden bir hüküm.

Oya'nın okuduğu cümle aktarım katmanından geliyor ve Selin'in hazır cevabı da orada kalıyor. "Bağlamından koparılmış" demek ancak bağlam bilindiğinde bir cevaptır; bilinmiyorsa, eleştirmenin "faili aklıyor" demesi kadar kanıtsız bir genellemedir. İki tarafın da hakkını vermenin yolu metne inmek ve oradan yukarı doğru okumaktır.

Mekanizma

Öğretinin suç ve kefaret dili

Hellinger eleştirisinde sık duyulan bir genelleme, öğretinin sözlüğünde "haksızlık" diye bir kavram bulunmadığıdır. Bu doğru değil. Gunthard Weber'in derleyip 1993'te Carl-Auer'den yayımladığı Zweierlei Glück, Hellinger'in öğretisini toplayan ilk büyük kitap, suç (Schuld) ve masumiyet (Unschuld) üzerine uzun bölümler içerir. Hellinger orada suçu bir borç, masumiyeti bir hak olarak tarif eder ve ilişkilerin bu alışverişle yürüdüğünü söyler.

Haksızlık karşısındaki tutumu da açıktır. "Kefaret istemek" (Das Fordern von Sühne) ara başlıklı kısımda mağdurun failden hak ve kefaret isteyebileceğini, bunun suça bir son verip yeni bir başlangıcı mümkün kılacağını yazar. Hemen ardından gelen "Kötü ve iyi bağışlama" (Das schlimme und das gute Verzeihen) kısmında daha ileri gider: gerçek bir uzlaşma olacaksa masum tarafın yalnız tazminat ve kefaret hakkı yoktur, bunu talep etme yükümlülüğü de vardır; suçlu tarafın ise eyleminin sonuçlarını taşıma hem yükümlülüğü hem hakkı vardır. Acele ve kibirli bağışlamayı hesaplaşmadan kaçış sayar; bu, failden bedel bekleyen bir dildir.

Aynı bölümde bir sınır da çizilir ve sonraki tartışmaların çoğu bu sınırdan doğar. Hellinger'e göre ebeveyn çocuğa kötülük yaptığında çocuğun karşılık verme hakkı yoktur, çünkü aradaki eşitsizlik (Gefälle) bunun için fazla büyüktür. Yani kefaret talebi eşitler arasında işler; çocuk ile ebeveyn arasında düzen kuralı, mağdurun talebinin önüne geçer. Selin'in raftaki ilk kitapta bulduğu şey bu ikilik: suçu ciddiye alan bir öğreti ve o ciddiyetin aile hiyerarşisi karşısında durduğu nokta.

Cinsel istismar üzerine

Bu bölüm, Hellinger'in cinsel istismar üzerine cümlelerini yumuşatmadan, olduğu gibi aktarıyor; çünkü eleştiriyi tartmanın başka yolu yok. Kendi geçmişinde böyle bir yaşantı varsa ve okumak ağır geliyorsa, bölümü atlayıp sonraki başlıktan devam edebilirsin. Konuşmak istersen Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı'nın ALO 183 hattı günün her saati ücretsiz ulaşılabilir ve çocuğa yönelik istismar bildirimlerini de alır; travma alanında çalışan bir ruh sağlığı uzmanı da iyi bir ilk adres.

Zweierlei Glück'ün içindekiler sayfasında bir bölüm başlığı dikkat çeker: "Cinsel istismara uğramış çocuklar için cesur bir yardım" (Eine mutige Hilfe für sexuell missbrauchte Kinder). Başlık, Hellinger'in amacını çocuğun ailede taşıdığı yükü çözmek olarak sunduğunu gösteriyor. Werner Haas'ın Skeptiker dergisinin 1/2008 sayısında yayımlanan "Familienstellen nach Hellinger – ein destruktiver Kult?" yazısında kitabın 1998 baskısından aktardığına göre Hellinger bu bölümde ensesti (Inzest) ailedeki bir dengesizliği giderme girişimi olarak açıklar: failden bir şey esirgenmiş ya da bir katkısı takdir edilmemiştir ve ensest bu eşitsizliği dengelemeye çalışır. Aynı yerde, eşler arasında örneğin cinsel ilişkide bir alışveriş eksikliği varsa sistemde "karşı konulmaz bir denge ihtiyacı" doğduğunu ve bunun en yakın karşılığının kızın kendini sunması ya da kadının kızını erkeğe bırakması olduğunu yazar.

Önerdiği çözüm cümlesi, çocuğun anneye "Anne, senin için seve seve yapıyorum", babaya "Baba, annem için seve seve yapıyorum" demesidir. Tartışmanın merkezindeki bir başka yer Haas'ın okumasından geliyor: Haas'a göre, istismara uğramış kız babasını yargı önünde hesaba çekerse, bu Hellinger'in gözünde onun "babasına onurunu vermektense ölmeyi yeğlediğini" gösterir. Hellinger'den aktarılan, aynı baskının doksan altıncı sayfasından ortası kesintili yarım bir cümle; mahkeme koşulu Haas'ın çerçevesi ve özgün bağlam aktarımdan görünmüyor. Benzer bir çözüm cümlesi bir söyleşide de geçer. Christoph Bördlein'in 2001'de IP-GIPT sitesinde yayımladığı "Hellingers Ordnung" yazısındaki aktarıma göre, Marianne Krüll ve Ursula Nuber'in Psychologie Heute'nin Haziran 1995 sayısındaki söyleşisinde Hellinger bir danışana "Baba, senin için seve seve yaptım" (Papa, ich habe es gerne für dich gemacht) dedirttiğini anlatır. Oya'nın okuduğu cümle uydurma değil.

İtiraz, Hellinger'in istismarı onayladığı yönünde değil; kendi metni böyle bir şey söylemiyor. İtiraz önce nedenselliğe yöneliyor: istismarı eşler arasındaki ve ailedeki dengesizlikle açıklamak, açıklamanın ağırlığını failin seçiminden ailenin düzenine, kısmen de anneye kaydırıyor. Cümlenin kipi de aynı ölçüde sorunlu, çünkü "seve seve" sözcüğü rıza gösteremeyecek bir çocuğun ağzına bir istek yerleştiriyor. Haas'ın okuduğu biçimiyle mahkemeye başvuruyu onursuzlukla eşleyen bir tutum ise doğrudan bugünün hukukuyla çatışır: Türkiye'de çocuğa yönelik istismarı öğrenen kişinin bildirim yükümlülüğü var ve bir dizim bu yükümlülüğü askıya alamaz.

Hitler ve Holokost üzerine

En çok yankı uyandıran iki metin 2001 ile 2004 arasında yayımlandı. Herder'den 2001'de çıkan Mit der Seele gehen'de Hellinger, kendisine gönderilen Einblicke adlı bir homeopati dergisindeki yazıda anlatılan bir atölyeyi aktarır: Hasidik bir öğretmen, Yahudi halkının kendisiyle, Arap komşularıyla ve dünyayla barışını ancak son Yahudi de Hitler için ölüler duasını okuduğunda bulacağını söylemiştir. Schlippe'nin derlemesinde bir okurun aktardığı özgün pasaja göre Hellinger cümleyi "Bu büyük" diye yorumlar ve şöyle sürdürür: "Burada iyi ile kötü arasındaki alışılmış ayrımlarımız sona erer." Aynı pasajda dizim için de bir ilke çıkarır: herkesi kaderi ve dolanıklığı içinde iyi ile kötünün ötesinde saymak gerekir, çünkü "iyiler kötülerden daha az dolanık değildir." Bir soruya da şöyle cevap verir: Hitler için dua etmek, onu acıyarak "bizden biri olarak" topluluğa almaktır; bu, suçtan ve sorumluluktan hiçbir şey eksiltmez. Sonradan sık sık Hellinger'in kendi sözü gibi alıntılanan cümle, onun aktarıp benimsediği bir cümledir; Schlippe'nin itiraz ettiği göreceleştirme ise asıl olarak bu yorum cümlelerinde duruyor. Kösel'den 2004'te çıkan Gottesgedanken'de ise Hitler'e seslenen bir metin yer aldı: "Sana saygı duyarsam kendime de saygı duyarım. Senden tiksinirsem kendimden de tiksinirim. O zaman seni sevebilir miyim? Belki de seni sevmek zorundayım, çünkü yoksa kendimi de sevemem?"

Tartışmayı alevlendiren bir başka olay da 2004 baharında yaşandı. Hellinger, Berchtesgaden'de "küçük Reichskanzlei" diye anılan, eskiden Reich Başbakanlığı'nın şubesi olan binaya taşındı ve basın bunu sorguladı. Hellinger'in çevresinden Wilfried Nelles Temmuz 2004'teki savunmasında bunun yeni evi hazır olana kadar geçici bir çözüm olduğunu anlattı. Nelles metinleri de şöyle savundu: Hellinger'e göre her şeyin ardında ortak bir kaynak vardır, Hitler'i lanetleyen o kaynağı ve kendini de lanetler. Nelles, Hellinger'in övmediğini, yargıdan çekildiğini vurgulayıp metnin devamını aktardı: "Bu yüzden senden özgürüm ve sen benden özgürsün... Bu yüzden seni unutuyorum ve seni düşüncemden ve duygumdan, sevgimden ya da saygımdan da, yargımdan da salıveriyorum."

Nelles'in savunması bir tezle de destekleniyor. Ona göre dizimlerde hem faillerin hem kurbanların torunları ancak suçlamaktan ve öçten vazgeçtiklerinde huzur buluyordu; faillerin fail kalıp eylemlerinin sonuçlarını taşıması gerektiğini de ayrıca yazdı. Karşı görüşü en açık dile getiren, uzun yıllar Hellinger'den etkilendiğini söyleyen ve onu 1995'te Bremen'e konuşmacı olarak davet etmiş olan Arist von Schlippe oldu. Systemische Gesellschaft'ın başkanı olarak 2 Mayıs 2004'te yazdığı açık mektupta iki alıntıyı ve taşınmayı birlikte andı, her insanın insanlığının tanınma hakkı olduğunu kabul etti; ama Hitler'in en karanlık sapmaların simgesi olarak kaldığını ve bunu hangi kavramlarla olursa olsun göreceleştirmenin yanlış olduğunu yazdı. Sonra mektuplara verdiği yanıtlarda alıntılardan birinin aslında Hellinger'e ait olmadığını öğrendiğini kabul etti; bu yanıtlar Kasım 2004 derlemesinde yer alıyor. Derlemenin girişine de şunu yazdı: "Benim için Bert ne bir Nazi ne de bir faşisttir."

Kadın ve erkek arasındaki düzen

Zweierlei Glück'ün çift ilişkisi bölümünde bir alt başlık şöyle: "Kadın erkeği izler ve erkek dişil olana hizmet etmek zorundadır" (Die Frau folgt dem Mann, und der Mann muss dem Weiblichen dienen). Başlık iki yönlü kurulmuş ve yalnız ilk yarısının alıntılanması ilkeyi tek yönlü bir itaat gibi gösterebiliyor; adil bir okuma iki yarıyı birlikte vermeli.

Eleştirinin hedefi tek tek cümlelerden çok, belirli bir aile ve cinsiyet anlayışının evrensel bir düzen gibi dile getirilmesi. Potsdam Bildirisi, sistemik terapiyle bağdaşmaz saydığı öğeler arasında müdahalelerin toplumsal cinsiyet, ebeveynlik ve iki uluslu ilişkiler gibi konularda belirli bir insan ve dünya görüşüne zorunlu olarak bağlanmasını sayıyor. Schlippe de mektubunda kadınlar ve erkekler hakkında "giderek genelleşen ifadeleri" taşıyamayacağını yazmıştı.

Eleştirinin kendi tarihi

Psychologie Heute Haziran 1995'te "Tekinsiz bir düzen" (Eine unheimliche Ordnung) başlıklı bir dosya yayımladı; yukarıdaki söyleşi de aynı sayıda yer aldı. Der Spiegel'in 7/2002 sayısında Beate Lakotta'nın "Teşekkürler, sevgili babacığım" (Danke, lieber Papi) başlıklı yazısı tartışmayı geniş kamuoyuna taşıdı. Psikolog Colin Goldner 2003'te Viyana'da Ueberreuter'den Der Wille zum Schicksal: Die Heilslehre des Bert Hellinger adlı derlemeyi yayımladı; katkı verenler arasında Lakotta da vardı.

Meslek içinden gelen en belirleyici adım Potsdam Bildirisi oldu. Schlippe, Hans Schindler ve Matthias Varga von Kibéd'in yazdığı metin Temmuz 2004'te meslektaşların imzasına açıldı; gözden geçirilmiş sürümü, Schlippe'nin derlemesindeki nota göre, Systemische Gesellschaft'ın 28 Eylül 2004'te Berlin'deki üye toplantısında karşı oy olmadan derneğin bildirisi olarak kabul edildi. Bildiri Hellinger'in katkısını tanıyor, ama boyun eğme ritüellerini ve cinsiyet ile ebeveynlik üzerine dayatılan dünya görüşünü sistemik terapiyle bağdaşmaz sayıyor. İmzacıların dizimi bırakmadığını, tersine onu Hellinger'in adından ayırarak sürdürmek istediğini akılda tutmak gerekiyor.

Hellinger geri çekilmedi. Schlippe'nin aktardığına göre açık mektuba kısa ve dostça bir yanıt verip İsrail'deki dizim çalışmalarını anlatan Rachel weint um ihre Kinder kitabını ve "İçimizdeki Yahudilik" üzerine bir konuşmasının kaydını gönderdi. Hellinger'in bu ifadelerden birini kamuoyu önünde geri aldığına dair bir kayıt, bu tartışmanın başlıca belgelerinde yer almıyor.

Zarar iddiaları

Basına yansıyan en ağır vaka, Andreas Finck'in Psychologie Heute'nin Nisan 1998 sayısında yayımlanan "Bert Hellinger'in terapisi ne kadar tehlikeli? Bir aile diziminden sonra intihar" başlıklı yazısında anlatıldı. Bördlein'in aktarımına göre 1997'de dört çocuk annesi bir kadın, Hellinger tarafından "soğuk bir kalbi olduğu" sözüyle dizimden çıkarıldı; ona gitmesi gerektiği, gitmenin ölmek anlamına da gelebileceği söylendi ve kadın yirmi dört saat içinde yaşamına son verdi. Peter Pantucek'in Haziran 2003 tarihli "Hellinger. Therapeutischer Zauber?" yazısındaki aktarıma göre bu, Leipzig'deki büyük bir etkinlikte oldu.

Hellinger'in eleştirmenlerinden biri olan Pantucek, aynı yazıda çok sayıda etkinlik içinde tek bir intiharın yöntemin tehlikeliliği için güçlü bir kanıt sayılamayacağını, Simon ve Retzer'in de belirttiği gibi hiçbir terapistin böyle bir deneyime karşı bağışık olmadığını yazdı. Bu itiraz yerinde: tek bir vaka bir yöntemin zarar oranını göstermez ve bir intiharın nedeni tek bir akşama indirgenemez. Ama vakanın taşıdığı soru oran sorusu değil. Bir kolaylaştırıcının büyük bir salonda bir katılımcıya "gitmek ölmek de olabilir" demesi ve büyük etkinlik biçiminin sonrasında bir izlem öngörmemesi, kanıtın değil, sorumluluğun konusu.

Sistematik zarar verisi ise ince, çünkü izlemsiz büyük gruplarda katılımcının sonrasında ne yaşadığı çoğu zaman kayda geçmez. İzlenmeyen bir çalışmada zararın görünmemesi, zararın olmadığını değil, aranmadığını gösterebilir.

Selin'in cevabı

Selin, iki gece sonra Oya'ya yazıyor. Önce sorunun yerinde olduğunu ve cümlenin gerçekten Hellinger'e ait olduğunu söylüyor: kitaptaki bölümü kendisi okudu, söyleşiyi ise yalnız bir aktarımdan bildiğini de açıkça yazıyor. Sonra Hellinger'in neden böyle düşündüğünü kısaca aktarıp neden katılmadığını yazıyor. En sonda kendi çalışmasının sınırını veriyor: "Benim atölyemde hiçbir katılımcıya, ona zarar vermiş birine karşı minnet, sevgi ya da rıza bildiren bir cümle söyletilmez. Süren bir istismar ya da şiddet varsa dizim yapılmaz; önce güvenlik gelir."

Oya'nın sorusunun arkasında kişisel bir yaşantı olabileceği için Selin, ilk adresin travma alanında deneyimli bir ruh sağlığı uzmanı olduğunu, süren şiddette ALO 183 ve KADES'in, yakın tehlikede 112'nin arandığını da ekliyor.

Kaynaklardan okuma

Usta katmanı

Alanın en yaygın savunması, kurucunun görüşleri ile yöntemin ayrı olduğudur. Hitler üzerine metinlerde bu ayrım kısmen işliyor: ölüler duası cümlesi Hellinger'in bir başkasından aktardığı bir söz, Gottesgedanken metni de geç döneminin dinsel-felsefi yazılarından, ve bir kolaylaştırıcı bu dünya görüşünü paylaşmadan dizim kurabilir; yine de Nelles'in kendi anlatımı bu bakışın fail ile kurban üzerine yapılan dizimlerden doğduğunu söylüyor. İstismar cümlesi için ise aynı savunma zayıflıyor, çünkü o cümle kişisel bir görüş değil, öğretinin merkezindeki düzen kuralının bir vakaya uygulanmış hâli. Hangi eleştirinin kişiye, hangisinin yapıya yöneldiğini ayırt edemeyen bir uygulayıcı ya her şeyi savunur ya her şeyden vazgeçer.

"Zamanının insanıydı" savunması da sınırlı bir alanda geçerli. Eleştirinin tarihi bu savunmayı zorluyor: istismar cümlelerine yönelik itiraz 1995'te, Hellinger'in atölyeleri sürerken yayımlandı. Schlippe'nin derlemesi bu konuda kendi içinde de dürüst bir malzeme sunuyor: mektubuna yanıt veren bir meslektaş kadın, Hellinger'in istismara uğramış kadınlara yıllardır "senin için yaptım" dedirttiğini, bunun yeterince ağır bulunmadığını ve Schlippe'nin ancak Yahudilerle ilgili söz duyulunca harekete geçtiğini yazdı; Schlippe bu yanıtı da yayımladı. Bir ifade bugün bir atölyede söyletiliyorsa, ölçüt yazıldığı yıl değil, bugün o odada kime ne yaptığıdır.

Selin'in mesajındaki adil aktarım eleştiriyi zayıflatmıyor, keskinleştiriyor: öğretinin suçu ciddiye aldığı söylendikten sonra itirazın neden ayakta kaldığı daha net görünüyor. Bir katılımcıya güven veren şey eleştiriyi çürütmek değil, onu bildiğini ve buna göre bir çizgi çektiğini göstermek.

Odada bu sınır şu sırayla kurulur. Danışan bir istismar ya da şiddet yaşantısıyla geldiyse, kolaylaştırıcı ön görüşmede bunun süren bir durum olup olmadığını sorar; sürüyorsa dizim yapılmaz. Geçmişte kalmış bir yaşantıyla çalışılacaksa, faile yönelik eğilme, minnet ya da rıza cümlesi önerilmez; danışan kendiliğinden böyle bir cümleye yönelirse kolaylaştırıcı durdurur ve şöyle diyebilir: "Burada sana zarar veren birine bir şey borçlu olduğunu söyleyen bir cümle kurmayacağız. Ne yaşadığını ve bunun sende nasıl durduğunu söyleyebilirsin; o kadarı yeter."

Yaygın hatalar

Yaygın yanlış"Bu alıntılar eleştirmenlerin uydurması."
Doğrusu

İstismar cümleleri Zweierlei Glück'te ve 1995 tarihli bir söyleşide, Hitler üzerine metinler 2001 ve 2004 tarihli kitaplarda geçiyor; ama 2001 cümlesi Hellinger'in aktarıp benimsediği bir cümle.

Yaygın yanlış"Hellinger'in öğretisinde haksızlık ve suç diye bir kavram yok."
Doğrusu

Zweierlei Glück suç, masumiyet ve kefaret üzerine uzun bölümler içeriyor ve masum tarafın kefaret talep etme yükümlülüğünden söz ediyor; tartışma bu kavramların yokluğundan değil, ebeveyn ile çocuk arasında nasıl sınırlandığından doğuyor.

Yaygın yanlış"Hellinger istismarı onayladı."
Doğrusu

Metinleri böyle bir şey söylemiyor ve bu iddia bir saman adam. Eleştirinin asıl konusu, istismarın aile dengesiyle açıklanması ve çocuğa "seve seve" dedirten çözüm cümlesi.

Uygulama

Kilit özet

  1. Tartışmalı bir ifadenin altında bir metin, üstünde aktarım ve yargı vardır; Selin'in hazır cevabı da Oya'nın okuduğu cümle de aktarım katmanındaydı.
  2. Zweierlei Glück suçu borç, masumiyeti hak sayar ve kefaret talebini masum tarafın yükümlülüğü yapar; ebeveyn ile çocuk arasında ise bu talebi düzen kuralıyla sınırlar.
  3. İstismara uğramış çocuğa "seve seve" dedirten cümle kitapta ve bir söyleşinin aktarımında kayıtlı; eleştiri nedenselliğin aile dengesine ve anneye kaydırılmasına, cümlenin kipine ve mahkemeye başvurunun onursuzlukla eşlenmesine yöneliyor.
  4. Hitler üzerine metinler 2001 ve 2004 tarihli kitaplarda geçiyor ve ilki Hellinger'in aktarıp benimsediği bir söz; Wilfried Nelles bunları yargıdan çekilme olarak savundu, Arist von Schlippe ise Hellinger'i Nazi saymadan bu göreceleştirmeyi reddetti.
  5. Potsdam Bildirisi 2004'te Hellinger'in katkısını tanırken gizemleştirici dili, aşağılayıcı müdahaleleri ve dayatılan dünya görüşünü sistemik terapiyle bağdaşmaz saydı.
  6. 1997'deki intihar vakası tek başına bir zarar oranı göstermez, Hellinger'in eleştirmeni Pantucek de bunu söyledi; ama izlemsiz büyük gruplarda zararın görünmemesi, zararın aranmadığını da gösterebilir.
  7. Bir katılımcıya verilecek dürüst cevap kaynak, adil aktarım ve sınırdan oluşur: Selin'in atölyesinde kimseye, ona zarar vermiş birine karşı minnet ya da rıza bildiren bir cümle söyletilmez.

Sonraki derse köprü

Bu derste eleştiriyi kişiler ve metinler üzerinden okuduk: bir dergi dosyası, bir derleme, bir meslektaşın açık mektubu. Potsdam Bildirisi bunlardan farklı bir türdendi, çünkü bir kişinin görüşünü değil, üyeleri adına konuşan bir derneğin kabul ettiği bir tutumu taşıyordu. Böyle bir metin bir makaleden başka bir ağırlık taşır, ama o ağırlığın kime ve nereye kadar uzandığı ayrı bir sorudur.

Sıradaki derste bu soruyu kurumlar üzerinden soracağız. Almanya'daki iki sistemik terapi derneğinin 2003 ve 2004 bildirilerini, Québec ve Brezilya'daki psikologlar kuruluşlarının değerlendirmelerini ve Brezilya yargısındaki tartışmayı okuyacağız; her birinde bilimsel bir yargıyı mı, bir meslek kuralını mı, yoksa bir yasanın yorumunu mu okuduğumuzu ve metnin kimi bağladığını ayıracağız; sonra aynı soruyu Türkiye'de çalışan bir psikolog için soracağız.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Animasyon ve seslendirme notları

Animasyon ve seslendirme notları

Açılış sahnesinde Selin'in telefon ekranı yakından görünmeli: Oya'nın mesajı, altında Selin'in yazmaya başlayıp sildiği "bağlamından koparılmış" cümlesi. Ardından raftan inen kitaplar ve masaya açılan bir not defteri.

Sıfır noktasında üç katman üst üste üç şerit olarak çizilmeli: en altta metin, ortada aktarım, en üstte yargı. Selin'in parmağı ortadaki şeritten en alttakine iner.

Öğretinin suç ve kefaret dili bölümünde iki terazi gösterilmeli: eşitler arasında dengelenen bir terazi ve ebeveyn ile çocuk arasında, bir kefesi yukarıda sabitlenmiş bir terazi. Bu ikinci terazi istismar bölümünde yeniden görünmeli; o bölüm, okura seslenen güvenlik notunun ekranda yazılı olarak durduğu sade bir kartla açılmalı.

Eleştirinin tarihi için bir zaman çizgisi: 1993 Zweierlei Glück, 1995 Psychologie Heute dosyası, 1997 vaka ve 1998 yazısı, 2001 Mit der Seele gehen, 2002 Der Spiegel, 2003 Goldner derlemesi, 2004 Gottesgedanken, Schlippe'nin mektubu ve Potsdam Bildirisi. Hiçbir kişinin fotoğrafı ya da imza görseli kullanılmamalı.

Zarar iddiaları bölümü sade tutulmalı: yalnız yazının başlığı ve tarihi; kadının kimliğine dair hiçbir görsel öge olmamalı. Selin'in Oya'ya cevabı ve usta katmanındaki odada söylenecek cümle yazdırılabilir kart olarak verilmeli.

Seslendirme: açılış sakin, Oya'nın sorusu ciddiyetle okunmalı. Hellinger'den yapılan alıntılar alay ya da öfke tonu olmadan, düz ve ölçülü okunmalı; Almanca başlıklar yavaş. İntihar vakası bölümü yavaş ve saygılı; ardından kısa bir duruş. Yıllar, dergi sayıları ve telefon numaraları rakamla, öteki sayılar harfle yazılmıştır; yıllar ve numaralar seslendirmede açık okunmalıdır.