İçeriğe geç

K1-M13-D02 · İnsan, Aile ve Sistem Temelleri

Belirsiz ve tanınmayan kayıp

K1K2Sarı

2.615 kelime · yaklaşık 13 dakika okuma · 17 dakika seslendirme · 4 kaynak

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
  1. Pauline Boss'un belirsiz kayıp kavramı, doğrulanamadığı için çözüme kavuşamayan bir kaybı anlatır; Boss onu kayıp pilotların ve Alzheimer'lı gazilerin aileleriyle yaptığı araştırmalardan çıkarıp 1999'da kitaplaştırdı.
  2. İki türü vardır: bedenen yok ama zihinde var olan kişi (deprem kayıpları, gözaltında kaybolanlar, göç) ve bedenen burada ama zihnen uzaklaşmış kişi (demans, beyin hasarı, bağımlılık). Feride ikisini de yaşadı.
  3. Belirsiz kayıp ailede sınır belirsizliği üretir: kimin içeride, kimin dışarıda olduğu bilinmez, roller boş kalır, kararlar ertelenir; Feride ile İlhan'ın ev konusundaki çatışması bunun bir örneği.
  4. Boss'a göre bu kayıpta kapanış bir mittir; önerdiği "hem–hem" düşüncesi ve altı yön, belirsizliği yok etmeyi değil ona dayanma gücünü artırmayı hedefler.
  5. Kenneth Doka'nın 1989'da adlandırdığı tanınmayan yas, açıkça kabul edilmeyen ya da desteklenmeyen bir kayıptan sonraki yastır; ilişki, kayıp ya da yas tutan kişi tanınmadığında ortaya çıkar ve kişi kendi yasını da tanımayabilir.
  6. Dizim tanınmamış bir kayba odada bir yer verebilir; temsilcinin bildirdiği şey ise bir algıdır, kayıp kişinin akıbeti hakkında bilgi değildir ve sahnedeki cümle kapanış değil "hem–hem" kipinde kurulur.

Açılış sahnesi

Feride, Eskişehir'de bir pazar öğleden sonrası annesi Emine'nin yanında oturuyor ve ona portakal soyuyor. Emine üç yıldır demansla yaşıyor; kızının elinden dilimi alıp teşekkür ediyor, sonra kibar bir merakla "Sen kimlerdensin, kızım?" diye soruyor. Annesinin sesi, elleri, portakalı ikiye bölüp yarısını uzatma alışkanlığı yerinde duruyor; onu kızı olarak tanıyan kadın ise yok.

Akşam Köln'de yaşayan ağabeyi İlhan telefonda annelerinin evini kiraya vermeyi öneriyor. Feride sert bir cevap verdiğini, kapattıktan sonra da neden bu kadar kızdığını kendisinin de bilmediğini fark ediyor. Ev boş duruyor, ama orayı kiraya vermek ona annesini gömmek gibi geliyor. İş yerinde bir arkadaşı halini sorduğunda "İyiyim, annem biraz yaşlandı" diyor. Kimse ona başsağlığı dilemiyor, çünkü ortada bir ölüm yok.

Feride bunu ilk kez yaşamıyor. Babası Hasan, o dört yaşındayken bir işçi kafilesiyle Almanya'ya gitmiş; Feride çocukluğunu babaannesinin yanında, yılda bir yaz gelen ve her gelişinde biraz daha yabancılaşan bir adamın fotoğrafıyla geçirmiş. Bir gün bir arkadaşına "Ben hayatım boyunca hep yarım insanlarla yaşadım" diyor ve cümleyi söyledikten sonra şaşırıyor.

Bu derste ne olacak

Feride'nin yaşadığını iki kavramla, sahiplerinin adı ve eserleriyle açacağız. Önce Pauline Boss'un belirsiz kayıp kavramını ve iki türünü göreceğiz, sonra Boss'un sınır belirsizliği dediği şeyi İlhan'la yapılan o telefon konuşmasının üstünden okuyacağız. Ardından Kenneth Doka'nın tanınmayan yas kavramına geçip Feride'ye neden kimsenin başsağlığı dilemediğini soracağız.

Kavramların yanında Türkiye'den dört bağlam olacak: 1961'de başlayan Almanya göçü, 6 Şubat 2023 depremlerinden sonra yakınlarını hâlâ bulamayan aileler, Cumartesi Anneleri ve evde demanslı bir yakına bakan insanlar. Amaç, bir kaybın türünü adlandırmak, Boss'un altı yönünü gündelik hayata çevirmek ve bir dizimde böyle bir kayba yer açarken akıbete dair hüküm vermekten kaçınmayı öğrenmek. Ders kendi kayıplarına dokunabilir; okurken durup ara vermek serbest.

Sıfır noktası

Bir ölümün arkasında toplumun hazırladığı bir düzen vardır. Bir rapor ölümü doğrular, cenaze kalkar, taziye evi açılır ve işyeri izin verir. Bu düzen yası hafifletmez ama ona bir çerçeve verir: kaybın gerçek olduğunu ve kimin yas tuttuğunu herkes bilir. Belirsiz kayıpta ve tanınmayan yasta bu çerçevenin bir parçası eksiktir ve eksikliğin kendisi bir yük olur.

İki kavram aynı eksikliğin iki ayrı yüzüne bakar. Belirsiz kayıpta eksik olan kaybın kendisine dair bilgidir: kişinin öldüğünü ya da kaldığını kimse kesin olarak söyleyemez. Tanınmayan yasta kayıp bellidir ama toplum onu yas tutulacak bir kayıp saymaz; eksik olan bilgi değil, onaydır. Feride'nin pazar günleri ikisini birden içeriyor: annesinin durumu belirsiz ve bu belirsizliğe çevresi bir isim vermiyor.

Mekanizma

Kavramın sahibi ve doğduğu yer

Minnesota Üniversitesi'nden emekli aile terapisti ve araştırmacı Pauline Boss, 2016'da kavramın nasıl doğduğunu anlattığı yazıda merakının çocukluğuna uzandığını söyler. Wisconsin'deki İsviçreli göçmen ailesinde babası ve anneannesi, okyanusun öbür yakasında kalan aileleri için sürekli bir hasret taşıyordu; babası bedenen çiftlikteydi ama aklı sık sık Bern'deki kardeşlerinin yanındaydı.

Boss doktora öğrencisiyken 1973'te Ulusal Aile İlişkileri Konseyi'nin (National Council on Family Relations) yıllık toplantısında dağılmamış ailelerde psikolojik baba yokluğu üzerine ilk bildirisini sundu. Dinleyiciler arasındaki San Diego'daki Savaş Esirleri Araştırma Merkezi'nden (Center for Prisoner of War Studies) Hamilton McCubbin ve Edna Hunter, ona Vietnam Savaşı'nda kayıp (missing in action) ilan edilmiş pilotların eşleriyle görüşme olanağı verdi. Bu eşlerin çoğu, kocalarının statüsünü "kayıp"tan "ölü"ye çevirmek için gereken başvuruyu kendileri yapmak zorundaydı ve Boss'a bunu yaparken kocalarını "öldürüyormuş" gibi hissettiklerini anlattı. Kuramın ikinci sınaması 1980'lerde Alzheimer tanısı almış gazilerin aileleriyle yapıldı. Boss bu iki araştırma hattından 1999'da Ambiguous Loss kitabını yazdı. Feride'nin çocukluğu ilk hatta, bugünkü pazar günleri ikinci hatta karşılık geliyor.

İki tür: gitti ama kesin değil, burada ama burada değil

Boss'un tanımında belirsiz kayıp, doğrulanmadığı için çözüme kavuşamayan net olmayan bir kayıptır ve iki türü vardır. Birinci türde aile yakınının nerede olduğunu ya da ölüp ölmediğini bilmez; kişi bedenen yoktur, ama ölümü ya da kalıcı yokluğu kanıtlanmadığı için zihinde var tutulur. Aileler bunu Boss'a "gitti, ama kesin değil" diye anlatır. İkinci türde kişi bedenen oradadır ama bir hastalık, yaralanma, bağımlılık ya da saplantı yüzünden zihnen yoktur; aileler bunu "burada, ama burada değil" diye anlatır.

Türkiye'de birinci türün en ağır örneklerinden biri 6 Şubat 2023 depremlerinin ardından yaşanıyor. NTV'nin depremlerin üçüncü yıl dönümünde, Şubat 2026'da yayımladığı ve Melike Şahin'in hazırladığı haberde Hatay'da yakınlarını hâlâ arayan aileler, adli tıpta gösterilen fotoğraflara bakarken yakınlarını tanıyıp tanımadıklarından emin olamadıklarını anlatıyordu; bir aile yakını, fotoğraflardan birine bakınca kaybettiği yakınını "sanki görüyor gibi" olduğunu söylüyordu. Daha eski bir örnek Cumartesi Anneleri: hareket kendini "gözaltında kaybolan yakınlarını ve faili meçhul siyasi cinayetlere kurban giden yakınlarının faillerini arayanlardan oluşan bir topluluk" diye tanımlar. Kendi tarihçesine göre ilk oturma eylemi 27 Mayıs 1995'te Galatasaray'da on beş yirmi kişiyle yapıldı; eylemlere 1999'da ara verildi, 2009'da yeniden başlandı ve 25 Ağustos 2018'de yedi yüzüncü hafta, İçişleri Bakanlığı'nın talimatıyla Beyoğlu Kaymakamlığı tarafından yasaklandı. Boss da kuramının depremlerden, kaçırılmalardan ve siyasi kaybetmelerden sonra kullanıldığını yazar.

Göç birinci türün daha sessiz bir biçimini üretir. Türkiye ile Federal Almanya arasındaki işgücü anlaşması 30 Ekim 1961'de imzalandı ve ardından gelen yıllarda pek çok çocuk, Feride gibi, bir ebeveyni yurt dışındayken büyüdü. Feride'nin babası ölmemişti, yazları geliyordu; ama gündelik hayatında yoktu ve her gelişinde onu yeniden tanımak gerekiyordu. Boss'un listesinde göç ve hasret de belirsiz kayıp üreten durumlar arasında yer alır.

İkinci türün Türkiye'deki en tanıdık yüzlerinden biri demans. Türkiye Alzheimer Derneği 1997'de hasta yakınları ve uzman hekimler tarafından kuruldu ve bugün bakım veren eğitimleriyle tam da Feride gibi insanlara sesleniyor. Boss 2011'de yalnız bu türe ayırdığı Loving Someone Who Has Dementia adlı bir kitap da yazdı.

Sınır belirsizliği: İlhan'ın telefonu

Boss'a göre belirsiz kayıp bir stres kaynağıdır ve ailede sınır belirsizliği (boundary ambiguity) dediği bir algıya yol açar: aile sisteminde kimin içeride, kimin dışarıda olduğunu bilmemek ve bu yüzden roller konusunda birbirinden farklı algılar taşımak. Boss bu kavramı 1984'te J. Greenberg'le birlikte Family Process dergisinde yayımlanan bir makalede aile stresi kuramına yeni bir değişken olarak önerdi. Kurama göre sınır belirsizliği arttıkça aile içi çatışma, depresyon ve kaygı belirtileri de artar.

Boss sınır belirsizliğini ailelerin kendine sorduğu sorularla anlatır: Kaybolan kişi geri gelecek mi, rolleri o gelene kadar açık mı tutulacak, eşi yıllardır kayıp olan biri hâlâ evli mi, kendini artık tanımayan bir anneye bakan kişi hâlâ onun çocuğu mu? Bu sorular cevapsız kaldığında roller boş kalır, kararlar ertelenir, bayramlar iptal edilir. Feride'nin İlhan'a verdiği sert cevap bu açıdan bir kardeş kavgasından fazlası. Kiraya verilecek ev, annenin artık o evde yaşamayacağının ilk resmî kabulü olurdu ve Feride henüz o soruyu cevaplamaya hazır değil.

Bu belirsizlik bir ailenin içinde eşit dağılmaz. Uzakta yaşayan İlhan annesini telefonda kısa konuşmalardan tanıyor ve onun için annesi "artık eskisi gibi değil"; her pazar yanında oturan Feride için annesi hem orada hem değil. İkisi aynı belirsizliğe farklı cevaplar veriyor. Birinci türde hukuk da bu sorulara cevap arar: Türk Medeni Kanunu'nun otuz birinci maddesi, ölümüne kesin gözle bakılması gereken durumlarda kaybolan birinin cesedi bulunmasa da ölmüş sayılacağını söyler; otuz ikinci ve otuz üçüncü maddeler ise ölüm tehlikesinden en az bir yıl ya da son haberden en az beş yıl sonra istenebilen gaiplik kararını düzenler. Mahkeme kararı nüfus kaydını netleştirir, ama Boss'un sözünü ettiği algıyı tek başına kapatmaz.

Boss'un önerisi: hem öyle hem böyle

Boss'un kuramında belirsiz kaybın kendisi en zor kayıp türüdür, çünkü çözüme kavuşmaya izin vermez. Resmî bir doğrulama ve destek ritüelleri yoktur; insanlar "kapanış bulamadıkları" için eleştirilir ve umutla umutsuzluk arasında yalnız bırakılır. Boss bu yüzden kapanışı bu tür kayıplar için bir mit sayar ve 2022'de bu fikre The Myth of Closure adlı bir kitap ayırır. Ona göre sorun kaybın türündedir, kişinin yasında aranmamalıdır; aileye sıkıntısının kendi kusuru olmadığını söylemek bu yüzden müdahalenin bir parçasıdır.

Önerdiği düşünme biçimi diyalektik ya da "hem–hem" düşüncesidir: iki karşıt fikri aynı anda akılda tutmak. "Annem hem burada hem gitti" ya da "Kardeşim büyük olasılıkla öldü, ama belki de değil" cümleleri inkârdan da teslimiyetten de ayrı duran, belirsizliğin kendisine uygun bir cevap. Boss 2006'da Loss, Trauma, and Resilience kitabında bu dayanıklılığı güçlendirmek için altı yön önerir: anlam bulmak, kontrol ihtiyacını ayarlamak, kimliği yeniden kurmak, çelişik duyguları olağanlaştırmak, bağlanmayı yeniden düzenlemek ve yeni bir umut keşfetmek.

Tanınmayan yas: kimse başsağlığı dilemediğinde

Amerikalı yas araştırmacısı Kenneth Doka, tanınmayan yas kavramını 1989'da Disenfranchised Grief adlı derlemede ortaya koydu ve 2002'de aynı adı taşıyan ikinci bir derlemeyle genişletti. Doka'nın tanımında tanınmayan yas, açıkça kabul edilemeyen, toplum önünde tutulamayan ya da sosyal destek görmeyen bir kayıptan sonra yaşanan yastır. Hangi kayıpların yasa layık olduğunu her toplum kendi yas kurallarıyla belirler.

Doka yasın tanınmamasının üç yolunu ayırır: ilişki tanınmaz (gizli bir ilişkide, eski bir eşin ölümünde), kayıp tanınmaz (gebelik kaybında, bir evcil hayvanın ölümünde, ölüm dışı kayıplarda) ya da yas tutan kişi yas tutabilecek biri sayılmaz (çocuklarda, çok yaşlılarda, zihinsel engelli insanlarda). Sonraki yazılarında ölümün koşullarını, örneğin intihar gibi damgalanan ölümleri, ve kişinin yas tutma biçimini de yasın tanınmamasına yol açan etkenler arasında saydı. Feride'nin durumu ikinci yola giriyor: ortada ölmüş biri olmadığı için kaybı bir kayıp sayılmıyor.

İstanbul Medipol Üniversitesi'nden Gizem Cesur-Soysal ve Ela Arı'nın OMEGA dergisinde yayımlanan çalışması kavramın bir yüzünü daha görünür kılar: insan kendi yasını da tanımayabilir, yani yas tutmayı kendine yasaklayıp onu bastırabilir. Evcil hayvan kaybı, ayrılık ve psikolojik bir rahatsızlık senaryolarını karşılaştıran araştırmacılar, kayba verilen onayın senaryoya göre değiştiğini ve bağlanma ile sosyal destekle ilişkili olduğunu buldu. Feride'nin "annem biraz yaşlandı" demesi bu iç onaysızlığın sesi.

Dizimde yer açmak, akıbete hüküm vermemek

Bert Hellinger'e göre aileye ait olan herkesin bir yeri vardır; unutulan, dışlanan ya da yası tutulmamış biri, örneğin erken ölmüş bir çocuk ya da adı anılmayan bir gebelik, sahnede yeniden yer bulduğunda aile bir rahatlama yaşar. Bu öğreti Doka'nın tanınmayan yasıyla doğal biçimde örtüşür: dizim, toplumun görmediği bir kayba odada bir yer, bir temsilci ve bir cümle verebilir. Bunun belirsiz kayıp yaşayanlar üzerindeki etkisini ölçen bir çalışma ise bilmiyoruz.

Tehlike aynı yerden doğar. Bir temsilcinin kayıp kişinin yerinde dururken "ben ölüyüm" ya da "ben yaşıyorum" demesi bir algı bildirimidir, akıbet hakkında bilgi değil; yakınını depremde ya da gözaltında kaybetmiş bir aile için bu cümle yıllarca taşınacak sahte bir kesinliğe ya da hiçbir yere varmayan bir umuda dönüşebilir. "Artık seni bırakıyorum" türünden kapanış cümleleri de, Boss'un çerçevesinde, kişiden doğrulanmamış bir ölümü kabul etmesini ister. Kolaylaştırıcı bu yüzden iki şey yapar: temsilcinin algısını akıbetten ayırarak adlandırır ("Bu konumda bir uzaklık algılanıyor; bunun ne anlama geldiğini bu oda bilemez") ve danışanın cümlesini "hem–hem" kipine çeker: "Seni bekliyorum ve hayatıma da devam ediyorum." Feride'nin sahnesinde ise yer açılan şey tanınmayan bir yastır; ortada bir ölü yok.

Kaynaklardan okuma

Usta katmanı

Boss iki kelimenin karıştırılmasına özellikle dikkat çeker: belirsizlik (ambiguity) ve ikircik (ambivalence). Belirsizlik durumun kendisine aittir; kişinin öldüğü ya da yaşadığı bilinmez. İkircik ise bu durumda insanın içinde doğan çelişik duygulardır: kaybolanı hem özlemek hem ona öfkelenmek, demanslı bir anneye hem bağlı olmak hem de bu bakımın bitmesini dilemek. Boss'a göre belirsizlik ikirciğe yol açar ve ikircik suçluluk, kaygı ve donup kalma üretir; bu yüzden altı yönden biri tam olarak çelişik duyguları olağanlaştırmaktır. Feride bir gece "keşke artık bitse" diye düşündüğünde kendini kötü bir evlat sanabilir; oysa bu düşünce belirsiz kayıpta beklenir.

Demans gibi ikinci türden kayıplarda bir kurulum seçeneği, aynı kişi için iki temsilci kullanmaktır: biri annenin eskiden olduğu hâli, öbürü bugünkü hâli için. Bu, Boss'un "burada ama burada değil" ifadesini odada görünür kılmak için yapılan bir öneri; ekolün yerleşik tekniklerinden biri sayılmaz. Burada veda edilen şey yaşayan Emine değil, artık geri gelmeyeceği belli olan eski ilişkidir: kızını tanıyan anneyle konuşmalar, onun öğütleri, birlikte yapılan bayram hazırlıkları. Feride o doğrulanmış kayba veda ederken bugünkü annesinin yanında kalmaya devam edebilir; iki cümle birbirini iptal etmez.

Yaygın hatalar

Yaygın yanlış"Kişi hayattaysa ortada kayıp yoktur."
Doğrusu

Boss'un ikinci türü tam bu durumu anlatır: demansta ya da bağımlılıkta kişi bedenen oradadır, ilişkiyi taşıyan zihinsel varlığı ise kaybolmuştur.

Yaygın yanlış"Bir süre sonra kabullenip kapanışa ulaşması gerekir."
Doğrusu

Boss'a göre doğrulanmamış bir kayıpta kapanış bir mittir; hedef belirsizliği yok etmek değil, belirsizliğe dayanma gücünü artırmaktır.

Yaygın yanlış"Dizimde temsilcinin hissettiği, kayıp kişinin yaşayıp yaşamadığını gösterir."
Doğrusu

Temsilcinin söylediği bir algı bildirimidir; ne bir mahkeme kararının ne bir kimlik tespitinin yerine geçer ve ailede sahte bir kesinlik kurabilir.

Yaygın yanlış"Gebelik kaybı, eski eşin ölümü ya da bir evcil hayvan için bu kadar yas abartıdır."
Doğrusu

Doka'nın kavramı tam olarak bu cümleyi inceler; yasın ağırlığını toplumun onayı belirlemez ve onay olmadığında kişi yasını gizlemeye, hatta kendine yasaklamaya başlar.

Uygulama

Kilit özet

  1. Pauline Boss'un belirsiz kayıp kavramı, doğrulanamadığı için çözüme kavuşamayan bir kaybı anlatır; Boss onu kayıp pilotların ve Alzheimer'lı gazilerin aileleriyle yaptığı araştırmalardan çıkarıp 1999'da kitaplaştırdı.
  2. İki türü vardır: bedenen yok ama zihinde var olan kişi (deprem kayıpları, gözaltında kaybolanlar, göç) ve bedenen burada ama zihnen uzaklaşmış kişi (demans, beyin hasarı, bağımlılık). Feride ikisini de yaşadı.
  3. Belirsiz kayıp ailede sınır belirsizliği üretir: kimin içeride, kimin dışarıda olduğu bilinmez, roller boş kalır, kararlar ertelenir; Feride ile İlhan'ın ev konusundaki çatışması bunun bir örneği.
  4. Boss'a göre bu kayıpta kapanış bir mittir; önerdiği "hem–hem" düşüncesi ve altı yön, belirsizliği yok etmeyi değil ona dayanma gücünü artırmayı hedefler.
  5. Kenneth Doka'nın 1989'da adlandırdığı tanınmayan yas, açıkça kabul edilmeyen ya da desteklenmeyen bir kayıptan sonraki yastır; ilişki, kayıp ya da yas tutan kişi tanınmadığında ortaya çıkar ve kişi kendi yasını da tanımayabilir.
  6. Dizim tanınmamış bir kayba odada bir yer verebilir; temsilcinin bildirdiği şey ise bir algıdır, kayıp kişinin akıbeti hakkında bilgi değildir ve sahnedeki cümle kapanış değil "hem–hem" kipinde kurulur.

Sonraki derse köprü

Boss'un 2016 yazısında hâlâ sınanmamış saydığı bir önerme var: belirsiz kayıptan doğan belirtiler, ölümden sonra uzayan ve klinik bir tabloya dönüşen yasın belirtilerine çok benzeyebilir. Boss bu benzerliğin aileleri hastalıklı ilan etmek için kullanılmasından kaygılanır, ama bazı belirtilerin tıbbi ilgi gerektirdiğini de söyler. Feride bir gün işe gidemez, annesine bakamaz hâle gelse bu neye işaret ederdi?

Sıradaki ders bu çizgiyi konu ediyor: yoğun ama olağan yas ile uzamış yas bozukluğu denen klinik tablo nasıl ayrılır ve bir uygulayıcı hangi gözlenebilir işaretlerde çalışmayı durdurup kişiyi bir uzmana yönlendirir.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Animasyon ve seslendirme notları

Animasyon ve seslendirme notları

Açılış sahnesinde portakal dilimi yakın planda görünmeli: Emine'nin eli onu ikiye bölüp yarısını uzatıyor, alışkanlık yerinde. "Sen kimlerdensin, kızım?" cümlesi altyazıyla değil yalnız sesle gelmeli. Telefon sahnesinde ekran ikiye bölünüyor: Köln'de İlhan, Eskişehir'de Feride; aralarında boş bir evin anahtarı.

İki tür ayrımı iki kart olarak çizilmeli. Birinci kartta boş bir sandalye ve "gitti, ama kesin değil"; ikinci kartta dolu bir sandalye ve "burada, ama burada değil". Türkiye bağlamları birinci kartın altında üç küçük simgeyle (yıkılmış bir bina, Galatasaray'da karanfil, bir tren istasyonu) gösterilebilir; gerçek kişilerin yüzleri ya da haber fotoğrafları kullanılmamalı.

Zaman çizgisi: 1961 işgücü anlaşması, 1984 Boss ve Greenberg, 1989 Doka, 1995 ilk cumartesi oturması, 1999 Ambiguous Loss, 2006 Loss, Trauma, and Resilience, 2022 The Myth of Closure, 2023 depremler. Altı yön, ortasında "hem–hem" yazan bir çemberin çevresine dizilmeli ve alıştırma için yazdırılabilir bir form olarak verilmeli. Dizim bölümünde iki temsilcili kurulum üstten bakışla çizilmeli: eski Emine, bugünkü Emine ve ikisinin arasında duran Feride.

Seslendirme: açılış yavaş ve süssüz, Feride'nin "yarım insanlar" cümlesi düz okunmalı. Deprem ve Cumartesi Anneleri paragrafları ağırbaşlı, duygu sömürüsünden uzak. Dizim bölümündeki "Seni bekliyorum ve hayatıma da devam ediyorum" cümlesi sakin ve sıcak. Sayılar metinde harfle yazılmıştır, yıllar ve dergi künyeleri dışında; seslendirmede olduğu gibi okunmalıdır.