İçeriğe geç

K1-M06-D02 · İnsan, Aile ve Sistem Temelleri

Doğrusal ve döngüsel nedensellik

K1Yeşil

2.650 kelime · yaklaşık 13 dakika okuma · 17 dakika seslendirme · 3 kaynak

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
  1. Doğrusal nedensellik tek seferlik, tek yönlü olaylar için doğru araçtır; döngüsel nedensellik davranışların birbirini karşılıklı olarak sürdürdüğü durumları inceler.
  2. Watzlawick, Beavin ve Jackson 1967'de bir ilişkinin niteliğinin iletişim dizilerinin noktalanmasına bağlı olduğunu yazdı; her taraf akışı kendi yerinden böler ve kendini yalnızca tepki veren kişi olarak görür.
  3. Derya ile Cemal'in "İlk kim başlattı?" sorusu bu yüzden sekiz yıldır cevapsız; döngüsel bakış soruyu tutar ve yanına "Bu örüntü şimdi nasıl sürüyor?" sorusunu ekler.
  4. Bir döngü tetikleyici, verilen anlam, davranış ve karşı tepkiyle haritalanır; Ceylin'in kapanan kapısı gibi üçüncü kişiler de halkaya girer ve en kolay giriş kapısı çoğu zaman söylenmemiş anlamdır.
  5. Bir dizim, iki temsilcinin aynı hareketi iki ayrı başlangıçla anlatmasıyla noktalama farkını odada görünür kılabilir; temsilcinin sözü bir algı bildirimidir.
  6. Virginia Goldner'e göre karşılıklı katılım karşılıklı sorumluluk anlamına gelmez; Goldner güvenliği önceleyen bir çift terapisini savunur ve her haritanın altına güç ve güvenlik satırı yazılır.
  7. Döngüler niyetten çok karşılıklı tepkiden beslenir; onları büyük bir yüzleşme yerine küçük ve tekrarlanan yapısal bir adım değiştirir.

Açılış sahnesi

Derya ile Cemal sekiz yıldır evli ve sekiz yıldır aynı kavgayı yapıyorlar. Bir salı akşamı, Edirne'deki evlerinde sofra toplanırken Derya kreş ücretinin bu ay arttığını söylüyor. Cemal telefonundan başını kaldırmıyor. Derya bir kez daha söylüyor, sesi biraz daha yüksek. Cemal "Tamam, bakarız" diyor ve yine ekrana dönüyor. Üçüncü cümlede Derya bağırıyor; Cemal kalkıp balkona çıkıyor ve kapıyı arkasından çekiyor. Yedi yaşındaki Ceylin o sırada kendi odasına gidiyor ve kapısını sessizce kapatıyor.

İki hafta sonra aynı akşamı aile danışmanı Dilek'in odasında iki ayrı ağızdan anlatıyorlar. Derya'ya göre her şey Cemal'in susmasıyla başlıyor: "Duvara konuşmaktan yoruldum, o yüzden sesim yükseliyor." Cemal'e göre Derya'nın sesiyle: "Sesi yükselince ne desem yanlış oluyor, o yüzden susuyorum." İkisinin anlattığı da kendi içinde tutarlı. Seansın sonuna doğru ikisi de neredeyse aynı cümleyle Dilek'e dönüyor: "Ama siz söyleyin, bunu ilk kim başlattı?"

Bu derste ne olacak

Bu sorunun aile terapisinde 1967'den beri bir adı var. Paul Watzlawick, Janet Beavin Bavelas ve Don D. Jackson Pragmatics of Human Communication kitabında buna olayların dizisinin noktalanması (punctuation) dediler ve kitabın örneği Derya ile Cemal'in salı akşamına şaşırtıcı ölçüde benziyor. Bu kavram, sekiz yıllık bir kavganın neden hep aynı yerde kilitlendiğini açıklıyor ve bir döngüyü tetikleyici, verilen anlam, davranış ve karşı tepkiden oluşan bir haritaya dökmenin yolunu açıyor.

Aynı araç yanlış elde tehlikelidir. Bir ilişkide şiddet varsa "ikimiz de birbirimizi geriyoruz" cümlesi faili görünmez kılar; Virginia Goldner bu tehlikeyi aile terapisinin içinden adlandırdı ve ortak terapiyi hangi koşulda savunduğunu da açıkça yazdı. Bir dizim odasında iki temsilcinin aynı hareketi nasıl iki ayrı hikâyeye böldüğünü de göreceğiz.

Sıfır noktası

Masadan düşen bir bardak kırıldığında olayın yönü bellidir. Düşme kırılmaya yol açtı ve kırık bardak geri dönüp düşmeyi etkilemedi. Böyle bir açıklamaya doğrusal nedensellik denir: A, B'ye yol açar ve ok tek yönde bir kez gider. Tek yönlü, tekrarlamayan ve geri dönüşü olmayan olaylar için doğru araç budur; biri ötekine vurduğunda canın yanması da bu türden bir olaydır.

Kombinin termostatı başka bir yapı gösterir. Oda soğur, termostat kombiyi açar, oda ısınır, termostat kombiyi kapatır ve oda yeniden soğumaya başlar. Her sonuç bir sonraki turun nedeni olur ve "ilk ne oldu?" sorusunun cevabı odanın şu anki sıcaklığını açıklamaz; odayı açıklayan şey halkanın kendisidir. Wiener'in geri besleme dediği bu yapı insanlar arasında da kurulur.

Mekanizma

Watzlawick ve olayların noktalanması

Palo Alto'daki Zihinsel Araştırma Enstitüsü'nün (Mental Research Institute) üç araştırmacısının 1967 kitabı, insan iletişimi için birkaç "deneme aksiyomu" (tentative axioms) önerir. Bunlardan birine göre bir ilişkinin niteliği, taraflar arasındaki iletişim dizilerinin noktalanmasına bağlıdır. Dışarıdan bakan biri için etkileşim kesintisiz bir akıştır; içindeki her taraf ise akışı kendi yerinden böler, bir anı başlangıç sayar ve kendi davranışını o başlangıca verilmiş bir cevap olarak görür.

İnsanlar davranışlarını düzenlemek için akışı zaten böyle bölümler; güçlük, iki taraf aynı akışı birbirine ters noktalarla böldüğünde başlar. Kitabın örneğinde evlilik sorununa kocanın payı edilgen bir geri çekilme, karısınınki dırdırlı bir eleştiridir. Koca, geri çekilmenin karısının dırdırına karşı tek savunması olduğunu söyler; karısı bu açıklamayı gerçekte olanın kaba ve kasıtlı bir çarpıtması sayar, çünkü ona göre kocasını edilgenliği yüzünden eleştirmektedir. Yazarlara göre kavgaları iki mesajın tekdüze bir alışverişidir: "Dırdır ettiğin için içime çekiliyorum" ve "İçine çekildiğin için dırdır ediyorum."

Örnekteki cinsiyet dağılımı 1960'ların bir tercihi; aynı halka bağıran bir koca ve susan bir kadınla da kurulur. Yazarlara göre noktalama sorununu tipik kılan, kişinin kendini karşısındakinin tutumunu kışkırtan biri olarak hiç görmemesi, yalnızca ona tepki veren biri olarak görmesidir. Derya'nın anlatımında Cemal'in susması başlangıç, kendi yükselen sesi cevap. Cemal'in anlatımında Derya'nın sesi başlangıç, balkon kapısı cevap. İkisi de yaşadığını doğru anlatıyor ve ikisi de halkanın yalnız yarısını görüyor.

"İlk kim başlattı?" sorusuna ikinci soru

Dilek'e yöneltilen soru, tek bir başlangıç noktası olduğunu ve onu bulmanın kavgayı çözeceğini varsayıyor. Uzun süredir dönen bir halkada her tarafın gösterebileceği bir "ilk" vardır ve bu ilk o kişinin noktalamasının ürünüdür. Dilek bir tarafın başlangıcını onaylasa öteki taraf hemen daha eski bir akşamı hatırlayacaktır; yargıç rolüne giren danışman kavganın üçüncü katılımcısı olur.

Döngüsel bakış bu yüzden soruyu yasaklamaz, yanına ikinci bir soru koyar: "Bu örüntü şimdi, her akşam, nasıl sürüyor?" Geçmişteki başlangıç değiştirilemez, oysa bu akşam dönen halkanın her parçası bu akşam yeniden kuruluyor ve müdahaleye açık duruyor. Watzlawick ve arkadaşlarının üst iletişim (metacommunication) dediği şey, yani iletişim hakkında iletişim, burada işe yarar: çift kimin haklı olduğunu tartışmayı bırakıp aralarında dönen diziyi birlikte adlandırabilir.

Döngüyü dört parçayla haritalamak

Bu akademide döngüleri dört parçalı bir haritayla çalışıyoruz: tetikleyici, kişinin verdiği anlam, davranış ve karşı tepki. Harita Watzlawick'in noktalama gözlemini aile terapisi pratiğinde kullanılabilir hâle getirmek için kurulmuş bir çalışma aracıdır ve tek bir kuralı vardır: her karşı tepki öteki kişi için yeni bir tetikleyicidir, böylece halka kapanır.

Dilek haritayı seansın ikinci yarısında çiftle birlikte kâğıda döküyor. Tetikleyici: Derya kreş ücretinden söz ediyor, Cemal telefona bakmaya devam ediyor. Derya'nın verdiği anlam: "Beni umursamıyor, her şey yine bende." Davranışı: sesi yükseliyor. Cemal için yükselen ses yeni bir tetikleyici; verdiği anlam: "Ne desem suçlanacağım." Davranışı: susmak, sonra balkona çıkmak. Derya için balkon kapısının sesi bir sonraki turun tetikleyicisi oluyor.

Haritada Ceylin'in de bir yeri var. Odasının kapısını kapattığında Derya bunu "bak, çocuk da üzülüyor" diye Cemal'e karşı bir kanıt olarak kullanıyor; Cemal ise "çocuğun önünde bağırma" diye Derya'ya. Ceylin'in geri çekilmesi böylece halkaya üçüncü bir parça olarak giriyor ve iki noktalamada da karşı tarafın suçunun kanıtı oluyor. Haritaya onu eklemek kimseyi aklamıyor; yalnızca halkanın yedi yaşında bir çocuğu da taşıdığını görünür kılıyor.

Dört parçadan en çok iş göreni verilen anlamdır, çünkü çoğu zaman hiç söylenmez. Derya susmayı umursamazlık diye okuyor; Cemal'e sorulduğunda o anda yaşadığı şeyin çaresizlik olduğunu söylüyor. Cemal yükselen sesi suçlama diye okuyor; Derya'ya sorulduğunda sesinde duyulmama korkusu olduğunu anlatıyor. "Susman benim için umursamamak demek; senin için ne demek?" sorusu halkaya yeni bir bilgi sokar ve karşı tarafın davranışına verilen anlamı sınanabilir bir tahmine dönüştürür.

Dizim odasında iki noktalama

Bir dizimde danışan, Watzlawick'in dışarıdaki gözlemcisi gibi, halkayı anlatmak yerine bütün olarak görür. Diyelim Derya bir dizim çalışmasına geliyor ve kendisi, Cemal ve Ceylin için üç temsilci seçip yerleştiriyor. Bir süre sonra Derya'nın temsilcisi "Ona doğru uzanmak istiyorum, ama o geri gidiyor" diyor; Cemal'in temsilcisi "Üstüme geliyor gibi, bir adım geri çekilmek istiyorum" diyor. Ceylin'in temsilcisi ikisine sırtını dönmek istediğini söylüyor.

İki temsilci aynı hareketi iki ayrı başlangıçla anlatıyor ve her biri kendini yalnızca tepki veren olarak tarif ediyor; bu, odada canlanmış bir noktalama farkıdır. Kolaylaştırıcının işi bir tarafın başlangıcını seçmek olamaz. Söyleyebileceği cümle şuna yakındır: "Bir uzanma ve bir geri çekilme görüyorum; ikisi birbirini sürdürüyor gibi. Bir de bu ikisinin arasında arkasını dönen bir çocuk var." Temsilcilerin söyledikleri algı bildirimleridir ve Derya'nın gerçek eşi ile kızı hakkında bilgi taşımaz. Değerleri başka bir yerde: Derya'ya kendi anlattığı halkayı dışarıdan ve bütün hâlinde gösterirler.

Şiddette döngüsel dil: Goldner

Döngüsel bakışın gücü herkesi halkanın içinde görmesidir ve tehlikesi de buradan doğar. Dilek aynı hafta başka bir çiftle görüşüyor. Kadın tartışmaların bir süredir itme ve tokatla bittiğini, kendisinin de bağırdığını, "belki ben de kışkırtıyorum" diye düşündüğünü anlatıyor. Adam "İkimiz de birbirimizi geriyoruz" diyor. Cümle kimseyi suçlamıyor gibi durur; bir şiddet ilişkisinde ise zarar veren davranışı iki kişinin ortak ürünü gibi gösterir ve aradaki güç farkını örter.

New York'taki Ackerman Enstitüsü'nden Virginia Goldner, 1990'da Peggy Penn, Marcia Sheinberg ve Gillian Walker'la birlikte feminist ve sistemik düşünceyi birleştiren bir tedavi modeli önermişti. 1998'de Family Process dergisindeki "The Treatment of Violence and Victimization in Intimate Relationships" yazısında eleştiriyi açıkça kurar: şiddetin de karşılıklı inşa edildiği varsayımı geleneksel sistemik düşünceyi kurbanı suçlamaya açık hâle getirir, güç eşitsizliğini yok sayar ve karşılıklı bağımlılık ile bireysel sorumluluk arasındaki farkı siler. Goldner'in cümlesiyle, tarafların bir etkileşim sürecine karşılıklı katılması, o süreçten ya da onun yıkıcı sonucundan karşılıklı sorumlu oldukları anlamına gelmez; dövülen bir kadın, öfkeli ya da "kışkırtıcı" olduğunu kabul etse bile kırık burnundan eşit derecede sorumlu tutulamaz.

Goldner aynı yazıda Watzlawick'in kavramını bilerek kullanır: ekibinin, erkeğin şiddetinin kurduğu ilişkilerin bir sonucu sayılmayacağı noktalamasında her zaman ısrar ettiğini yazar. Noktalama burada ahlaki bir seçime dönüşür. Goldner ortak terapiye karşı da durmaz; yazının asıl tezi, güvenliği her şeyin önüne koyan, değiştirilmiş bir çift terapisinin şiddeti bitirmekte etkili olabileceğidir. Ekibi ilk görüşmede çiftle önce birlikte, sonra her biriyle ayrı görüşür; kadınla ayrı konuşmanın amacı, korkudan küçümsemiş ya da hiç anlatmamış olabileceği şiddeti öğrenmektir. İlk görüşmenin sonunda adamın "şiddet", "güvenlik", "hakkaniyet" (fairness) ve "korku" kelimelerine dayanabilmesi ve sorunun ilişkiden onun şiddetine ve bu şiddetin tam sorumluluğuna kaydırılmasını kabul etmesi gerekir; ekip, durum ortak çalışma için fazla tehlikeli görünürse başka tedavilere yönlendirme hakkını saklı tutar.

Gunnur Karakurt ve arkadaşlarının 2016 tarihli meta-analizi de bulgularının yalnızca hafif ya da orta düzeydeki durumsal çift şiddetine uygulanabileceğini yazar; çift terapisi ancak dikkatli bir uygunluk değerlendirmesinden ve güvenlik önlemlerinden sonra düşünülür. Süren ağır şiddet ve bir tarafın ötekini korkuyla denetlediği ilişkiler bu önerinin dışında kalır.

Buradan çıkan kural iki parçalıdır ve parçalar birbirini iptal etmez. Halkadaki herkesin etkisi incelenebilir; zarar veren davranışın sorumluluğu ise onu yapan kişide kalır. Her döngü haritasının altına bu yüzden iki satır eklenir: güç farkı (ekonomik, fiziksel, hukuki, statü) ve güvenlik (biri ötekinden korkuyor mu; itme, tehdit, eşya kırma, kapı kilitleme oldu mu?). Güvenlik satırı dolduğunda yapılacak iş değişir. Türkiye'de şiddete uğrayan kadın İçişleri Bakanlığı'nın Kadın Destek Uygulaması (KADES) ile tek tuşla polise ulaşabilir; şiddete tanık olan biri İçişleri Bakanlığı'na bağlı 112 Acil Çağrı Merkezi'ni arar. ALO 183 Sosyal Destek Hattı her saat ücretsiz danışmanlık verir ve 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun'un sekizinci maddesine göre koruyucu ya da önleyici tedbir kararı hâkimden, mülki amirden ya da en yakın kolluk biriminden, örneğin karakoldan istenebilir.

Tek nedenli açıklamanın çekiciliği

Öbür uçta bugünkü her güçlüğü tek bir geçmiş nedene bağlayan açıklama durur. Bert Hellinger'in öğretisinde aileden dışlanmış ya da yası tutulmamış bir üyenin yerini sonraki kuşaktan biri farkında olmadan alabilir; Hellinger bu bağlanmaya dolaşıklık (Verstrickung) der. Öğreti kimi danışanlara ailelerinde konuşulmamış bir kaybı fark etme imkânı verir; zorluk, bir uygulayıcı onu her güçlüğün tek açıklaması yaptığında başlar.

Tek neden çekicidir, çünkü kolay hatırlanan ve anlatanı rahatlatan bir hikâyeye dönüşür. Derya bir gün "Annem de babama hep böyle bağırırdı, bu bizim kaderimiz" derse elinde tutarlı bir hikâye olur, ama o hikâye bu akşam kapanan balkon kapısına dokunmaz. "Sorun kırk yıl önceki bir dışlanmada" denirse bu akşam yapılacak şey kalmaz; "sorun her akşam dönen şu halkada" denirse dört parçanın her biri bir giriş kapısıdır. İkisini birlikte görmek de mümkündür ve harita o zaman zenginleşir.

Kaynaklardan okuma

Usta katmanı

Termostatın ayarını biri bilerek yaptı; Derya ile Cemal'in halkasını ise kimse tasarlamadı ve ikisi de her akşam iyi niyetle başlıyor. "Bir daha sesimi yükseltmeyeceğim" kararı bu yüzden çoğu zaman üçüncü turda çöker: halka niyetten çok karşılıklı tepkiden beslenir. İşe yarayan değişiklikler küçük ve yapısal olur. Dilek yeni bir söz yerine bir mola kuralı öneriyor: Cemal balkona çıkmadan önce "Yirmi dakika ara istiyorum, sonra döneceğim" diyecek ve dönecek, Derya da o yirmi dakikada konuyu sürdürmeyecek. Böylece susma "toparlanıyorum" diye okunabilir hâle gelir.

Seansta söylenecek cümlenin biçimi de önemlidir. Dilek "Kim başlattı?" sorusuna şöyle karşılık veriyor: "İkinizin de anlattığı akşam gerçek ve ikiniz de kendinizi karşınızdakine cevap veren kişi olarak görüyorsunuz. Hangisinin önce geldiğine karar veremem; birlikte bakabileceğimiz şey, bu akşamki halkanın hangi noktasında başka bir şey yapılabileceği." Cümle iki noktalamayı da ciddiye alır ve konuşmayı bugünkü haritaya taşır. Bu ilke güç ve güvenlik satırları boşken geçerlidir; satırlardan biri dolduğunda "döngüyü kim kıracak" sorusu yerini "kim güvende ve kim sorumluluk alacak" sorusuna bırakır.

Yaygın hatalar

Yaygın yanlış"Sistemik bakan biri her şeyi döngü olarak görür."
Doğrusu

Bir kez olan ve sonucu nedene geri dönmeyen olaylar için doğrusal açıklama doğru araçtır; her olayı halkaya çevirmek de bir yanılgıdır.

Yaygın yanlış"Döngüyü anladığımızda kimin başlattığı önemsizleşir."
Doğrusu

Soru yerinde kalır ve yanına bugünkü halkanın nasıl sürdüğü sorusu eklenir. Şiddette kimin ne yaptığı hukuki ve ahlaki olarak belirleyicidir; Goldner'in ekibi erkeğin şiddetini ilişkinin sonucu saymayan noktalamada bilerek ısrar eder.

Yaygın yanlış"Tarafsız kalmak, şiddette iki tarafa eşit bakmaktır."
Doğrusu

Yorum yaparken taraf tutmamak ile sorumluluğu eşitlemek ayrı işlerdir. Güç farkını ve zarar veren davranışın sorumluluğunu görmezden gelen uygulayıcı, farkında olmadan güçlü olanın yanında durur.

Yaygın yanlış"Büyük bir yüzleşme döngüyü kırar."
Doğrusu

Çoğu zaman kırmaz; bir sonraki turda halka eski yerine döner. Döngüyü değiştiren şey, Cemal'in dönüş saati belli molası gibi küçük ve tekrarlanan bir farklılıktır.

Uygulama

  1. Bu davranıştan hemen önce ne oluyor?
  2. Her kişi karşısındakinin davranışına nasıl bir anlam veriyor?
  3. Davranış kısa vadede ne işe yarıyor?
  4. Uzun vadede neye mal oluyor?
  5. Halkayı güvenli biçimde değiştirebilecek en küçük adım ne?

Kilit özet

  1. Doğrusal nedensellik tek seferlik, tek yönlü olaylar için doğru araçtır; döngüsel nedensellik davranışların birbirini karşılıklı olarak sürdürdüğü durumları inceler.
  2. Watzlawick, Beavin ve Jackson 1967'de bir ilişkinin niteliğinin iletişim dizilerinin noktalanmasına bağlı olduğunu yazdı; her taraf akışı kendi yerinden böler ve kendini yalnızca tepki veren kişi olarak görür.
  3. Derya ile Cemal'in "İlk kim başlattı?" sorusu bu yüzden sekiz yıldır cevapsız; döngüsel bakış soruyu tutar ve yanına "Bu örüntü şimdi nasıl sürüyor?" sorusunu ekler.
  4. Bir döngü tetikleyici, verilen anlam, davranış ve karşı tepkiyle haritalanır; Ceylin'in kapanan kapısı gibi üçüncü kişiler de halkaya girer ve en kolay giriş kapısı çoğu zaman söylenmemiş anlamdır.
  5. Bir dizim, iki temsilcinin aynı hareketi iki ayrı başlangıçla anlatmasıyla noktalama farkını odada görünür kılabilir; temsilcinin sözü bir algı bildirimidir.
  6. Virginia Goldner'e göre karşılıklı katılım karşılıklı sorumluluk anlamına gelmez; Goldner güvenliği önceleyen bir çift terapisini savunur ve her haritanın altına güç ve güvenlik satırı yazılır.
  7. Döngüler niyetten çok karşılıklı tepkiden beslenir; onları büyük bir yüzleşme yerine küçük ve tekrarlanan yapısal bir adım değiştirir.

Sonraki derse köprü

Derya ile Cemal'in halkası sekiz yıl boyunca neredeyse hiç değişmeden döndü, oysa ikisi de onu istemiyordu. Bu dayanıklılığın bir adı var: Don D. Jackson 1957'de ailelerin tanıdık düzenlerini koruma eğilimine aile homeostazı dedi. Korunan düzen kısa vadede bir işe yarasa da, Cemal'in susmasının kavgayı o an durdurması gibi, uzun vadede bedelini herkese ödetebilir.

Sistemler bir gün, bazen küçük bir olayla, yeni bir düzene de geçebilir; sıradaki ders bu yapı değiştirme yeteneğini morfogenez adıyla ve kökeniyle birlikte açacak. Bu iki eğilimin yanına iki kavram daha eklenecek: farklı yolların aynı sonuca varabildiğini söyleyen eşsonluluk (equifinality) ve aynı başlangıcın farklı sonuçlara gidebildiğini söyleyen çoksonluluk (multifinality). Bunlar, "ailende böyle olmuş, sende de böyle olacak" diye kurulan kaderci anlatıları sınamanın araçları.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Animasyon ve seslendirme notları

Animasyon ve seslendirme notları

Açılış, Edirne'deki evin kesitiyle açılmalı: sofra, telefon ekranının ışığı, balkon kapısı ve koridorun ucunda Ceylin'in odası. Derya'nın üç cümlesi giderek büyüyen balonlarla, Cemal'in "Tamam, bakarız"ı küçük bir balonla verilmeli; iki kapının kapanma sesi ayrı ayrı duyulmalı. Dilek'in odasındaki sahnede iki anlatım iki ayrı balon olarak belirsin ve hiçbiri vurgulanmasın.

Bardak ve termostat iki ayrı görsel: biri tek yönde giden ve biten bir ok, öbürü dönmeye devam eden bir halka. Noktalama bölümünde aynı halka iki kez gösterilmeli: önce Derya'nın gözünden, kesik çizgi Cemal'in susmasında; sonra Cemal'in gözünden, kesik çizgi Derya'nın sesinde. Watzlawick'in kitabındaki iki cümle ekranda karşılıklı yazılmalı.

Dört parçalı harita dersin ana görselidir ve indirilebilir olmalı; "verilen anlam" kutusu renkle ayrılmalı, Ceylin halkanın dışında ama ona oklarla bağlı küçük bir figür olarak çizilmeli. Dizim bölümünde üç temsilci üstten bakışla: biri uzanan, biri geri çekilen, üçüncüsü arkasını dönen. Şiddet bölümünde halka çizilmeli, altına güç ve güvenlik satırları eklenmeli, satırlar dolunca halka soluklaşmalı ve sorumluluk tek bir kişiye giden kalın bir okla gösterilmeli. Türkiye başvuru yerleri sade bir kartta, logo kullanılmadan yazılmalı.

Zaman çizgisi: 1957 Jackson'ın aile homeostazı, 1967 Pragmatics of Human Communication, 1990 Goldner ve arkadaşları, 1998 Goldner, 2016 Karakurt ve arkadaşları. Gerçek kişilerin fotoğrafları kullanılmamalı.

Seslendirme: açılış süssüz ve yavaş, iki anlatım iki ayrı seste ve ikisi de sakin. Watzlawick'in "dırdır" örneği alay etmeden okunmalı. Goldner bölümünde tempo yavaşlamalı; "kırık burun" cümlesinden önce kısa bir duruş olmalı. Dilek'in seanstaki cümlesi sıcak ve sakin. Sayılar metinde harfle, yıllar ve dergi künyeleri rakamla yazılmıştır; seslendirmede olduğu gibi okunmalıdır.