İçeriğe geç

K1-M06-D01 · İnsan, Aile ve Sistem Temelleri

Sistem nedir?

K1Yeşil

2.802 kelime · yaklaşık 14 dakika okuma · 18 dakika seslendirme · 3 kaynak

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
  1. Ludwig von Bertalanffy'nin 1968'de kitaplaştırdığı genel sistem kuramında sistem, kendi aralarında ve çevreyle karşılıklı ilişki içindeki öğelerin bütünüdür; incelemek için öğelere, ilişkilere, sınıra ve çevreye bakılır.
  2. "Bütün parçaların toplamından fazladır" cümlesi, ilişkilerin tek tek kişilerde bulunmayan örüntüler ürettiğini söyler; Umut'un geç kalması hiçbir aile üyesinin tek başına bir özelliği değildir.
  3. Aile açık bir sistemdir ve öğeleri yalnız insanlardan oluşmaz: vardiyalar, tarifeler, odalar, konuşulmamış kurallar ve sessizlikler de haritaya girer. Sınırın nereye çizildiği, Saadet Hanım'ın ameliyatı gibi bir öğenin görünüp görünmeyeceğini belirler.
  4. Norbert Wiener'in 1948'de adlandırdığı sibernetikte geri besleme, sistemin kendi sonuçlarını yeniden kendine katmasıdır; bir uyarı yalnız düzeltme için de kullanılabilir, işleyişi değiştiren bir öğrenmeye de dönüşebilir.
  5. Sistem düşüncesi aile terapisine Macy konferansları ve Gregory Bateson'ın Palo Alto grubu üzerinden girdi; Murray Bowen da aynı yıllarda kendi aile sistemleri kuramını kurdu.
  6. Sistem dili üç biçimde yanlış kullanılır: suçu bir kişiden başkasına taşıyarak (çift bağ kuramının anneleri suçlayan uygulaması), hiçbir şeyi açıklamayan bir kara kutu olarak ve sorumluluğu kimsenin taşımadığı bir buluta dağıtarak.
  7. Sistemik harita koşulları sorumluluğun yerine değil yanına koyar; Umut'un sabahını düzenlemek yetişkinlerin işi olarak kalır.

Açılış sahnesi

Umut on bir yaşında ve Gaziantep'te, Şahinbey'deki ortaokuluna bu ay dördüncü kez geç kalıyor. Sınıf öğretmeni veli defterine kısa bir not yazıyor: "Umut sabahları sorumsuz davranıyor, lütfen ilgilenin." Akşam notu okuyan babası Tarık oğlunun disiplinsiz olduğunu söylüyor, hastanede gece nöbeti tutan annesi Pınar telefonda "Ben sabah evde yokum, onu kaldıramıyorum" diye iç çekiyor. Umut'a sorulduğunda cevabı tek kelime: "Uyuyamıyorum."

Dört cümleden üçü aynı yöne bakıyor: sorun bir kişinin içinde, ya Umut'un karakterinde ya da bir ebeveynin eksikliğinde. Umut'un cevabı başka bir yeri gösteriyor, ama o akşam kimse ona neden uyuyamadığını sormuyor. Aynı evi sabah saat yedide düşündüğünde resim değişiyor. Tarık altı yirmide organize sanayiye giden servise biniyor, Pınar'ın nöbeti sabah sekizde bitiyor. İki yaşındaki Zeynep, Umut'la aynı odada uyuyor, gece iki kez ağlayarak uyanıyor ve Umut her seferinde onunla birlikte uyanıp sabaha karşı ancak dalabiliyor.

Evin yüz metre ötesindeki duraktan okula giden otobüs yedi kırkta geçiyor, bir sonraki sekiz beşte ve onunla zile yetişmek mümkün değil. Kimse uyandırmadığında Umut gözünü yedi buçuk sularında açıyor ve yedi kırk otobüsünü çoğu sabah kaçırıyor.

Bir ayrıntı daha var ve onu aileden kimse ilk anda söylemiyor. Tarık'ın annesi Saadet Hanım alt kattaki dairede oturuyor ve yıllardır her sabah yedide yukarı çıkıp Umut'u uyandırıyor, kahvaltısını hazırlıyordu. İki ay önce kalça ameliyatı oldu, artık merdiven çıkamıyor. Geç kalmalar da tam o sıralarda başladı. "Sorumsuz" kelimesi bu resmin içine artık zor sığıyor.

Bu derste ne olacak

Umut'un sabahlarına, sistem düşüncesinin iki kurucusunun ve bu düşünceyi aile terapisine taşıyanların gözüyle bakacağız. Önce Avusturyalı biyolog Ludwig von Bertalanffy'nin genel sistem kuramından bir sistemin ne olduğunu ve neden parçaları tek tek incelenerek anlaşılamadığını öğreneceğiz. Sonra matematikçi Norbert Wiener'in sibernetiğinden geri besleme kavramını alıp öğretmenin notunun bu evde neye dönüştüğüne bakacağız. Ardından bu fikirlerin İngiliz antropolog Gregory Bateson ve Palo Alto'daki çalışma grubu aracılığıyla aile terapisine nasıl girdiğini, girerken de ilk büyük yanlışını nasıl yaptığını göreceğiz.

Dersin ikinci yarısı, "sistem" kelimesinin bir kara kutuya ya da sorumluluğu dağıtan bir buluta dönüştüğü yanlış kullanımlara ayrılıyor. Elindeki araç şu olacak: bir aile sorununa bakıp öğeleri, ilişkileri, sınırı ve çevreyi ayrı ayrı göstermek, kişilik etiketi kullanmadan bir harita çıkarmak ve bu haritanın kimin neyden sorumlu olduğunu silmediğini savunabilmek.

Sıfır noktası

Gündelik dilde bir sorunu açıklamanın en kısa yolu bir sıfattır: tembel, sorumsuz, ilgisiz, sinirli. Sıfat kolay hatırlanır, kimseye ek soru sordurmaz ve düzeltilecek yeri tek bir insanın içine yerleştirir. Öğretmenin notu da Tarık'ın tepkisi de bu kısa yoldan geçiyor. Kısa yolun bedeli, o sabahı mümkün kılan her şeyin, yani vardiyaların, otobüs saatinin, ortak odanın ve alt kattaki ameliyatın görünmez kalmasıdır.

Sistem düşüncesi bu kısa yola bir soru ekler: bu davranış hangi ilişkilerin içinde ortaya çıkıyor ve o ilişkiler değişince davranış da değişiyor mu? Soru kişiyi aklamak için sorulmaz. Umut'un saat kurması, Tarık'ın oğluyla konuşması, Pınar'ın vardiya düzenini sorması hâlâ ayrı ayrı değerlendirilebilecek seçimlerdir. Değişen şey, açıklamanın tek bir kafanın içinde aranmaktan çıkıp evin bütününe yayılmasıdır.

Bu derste bir sistemi incelemek için dört başlıklı bir araç kullanacağız: öğeler, öğeler arasındaki ilişkiler, sistemi çevresinden ayıran sınır ve çevrenin kendisi. Bu dörtlü Bertalanffy'nin kendi şeması değil, onun tanımından türetilmiş bir çözümleme aracıdır. Değeri, bir aile haritasında neyin eksik kaldığını göstermesinden gelir.

Mekanizma

Bertalanffy: parçaları ayırınca kaybolan şey

Ludwig von Bertalanffy 1901'de Viyana yakınlarında doğmuş bir biyologdu ve meslek hayatının büyük bölümünü canlı organizmanın neden bir makine gibi parçalarına ayrılarak anlaşılamadığı sorusuna verdi. Genel sistem kuramını ilk kez 1937'de Chicago Üniversitesi'nde bir felsefe seminerinde sundu. Kuramın ilk Almanca metni 1945'te bir dergi için hazırlandı ama savaşın son aylarında yayımlanamadı; ilk basılı hâli 1949'da Biologia Generalis dergisinde çıktı ve İngilizce okura 1950'de British Journal for the Philosophy of Science dergisindeki "An Outline of General System Theory" makalesiyle ulaştı. En bilinen hâlini ise 1968'de New York'ta George Braziller'in yayımladığı General System Theory: Foundations, Development, Applications kitabı aldı. Kitaptaki tanım kısadır: bir sistem, kendi aralarında ve çevreyle karşılıklı ilişki içinde bulunan öğeler kümesidir.

Bertalanffy'nin asıl itirazı, bir bütünü yalnızca parçalarını ayrı ayrı inceleyerek anlamaya çalışan alışkanlığa yönelikti. Bir hücrenin her molekülünü tek tek tanımak, o moleküllerin birlikte nasıl bir canlılık ürettiğini söylemez. Umut'un evine uyguladığında aynı şey görünüyor: Umut'u, Tarık'ı, Pınar'ı ve Saadet Hanım'ı ayrı ayrı tanımak geç kalmayı açıklamıyor. Geç kalma, Tarık'ın erken çıkışı, Pınar'ın geç dönüşü, Zeynep'in gece uyanmaları ve Saadet Hanım'ın ameliyatla boşalttığı sabah görevinin birleştiği yerde oluşuyor ve bu kişilerin hiçbirinin tek başına bir özelliği değil.

Bu, "bütün parçaların toplamından fazladır" cümlesinin gerçek anlamı. Cümle ailenin üstünde, üyelerinden bağımsız yaşayan bir varlık olduğunu söylemiyor. Söylediği daha sade: ilişkiler, tek tek kişilerde bulunmayan örüntüler üretir ve o örüntüleri görmek için ilişkilere bakmak gerekir. Umut'un geç kalması gözlenebilen, saatlerle ölçülebilen, ilişkiler değiştiğinde değişen bir örüntü.

Bertalanffy'nin ikinci katkısı açık sistem fikridir. Ona göre canlılar çevreleriyle sürekli madde ve enerji alışverişi yapan açık sistemlerdir ve kapalı bir kap için geçerli olan yasalarla açıklanamazlar. Aile de bu anlamda açıktır. Umut'un evine hastanenin nöbet çizelgesi, fabrikanın servis saati, belediyenin otobüs tarifesi ve bir ortopedi ameliyatı giriyor. Bir aile sorununu yalnız aile içindeki kişilere ya da yalnız soy ağacına bakarak açıklamak, bu girdileri görünmez kılar.

Öğe yalnız insan değildir

Umut'un evinin haritasını çıkarmaya kişilerle başlamak doğal, ama kişilerde durmak haritayı eksik bırakır. Vardiya düzeni bir öğe, otobüs tarifesi bir öğe, Zeynep'le paylaşılan oda bir öğe. Umut'un açılıştaki "Uyuyamıyorum" cevabı bu yüzden bir kişilik açıklaması değil, haritanın ilk ipucuydu: paylaşılan oda ve Zeynep'in gece uyanmaları o tek kelimenin içindeydi. Kimin kimi uyandıracağına dair hiç konuşulmamış kural da bir öğe; bu kural yıllardır "Saadet Hanım yukarı çıkar" diye işliyordu ve ameliyattan sonra yerine yenisi konmadı. Sessizlikler de öğedir: Pınar gece nöbetinden duyduğu yorgunluğu evde hiç dile getirmiyorsa, bu sessizlik herkesin onun etrafından dolaşarak konuştuğu bir yer olarak sisteme katılır.

Sınır sorusu burada belirleyici hâle gelir. Saadet Hanım ayrı bir dairede oturuyor; haritanın sınırını "aynı dairede yaşayanlar" diye çizersen o haritada yoktur ve geç kalmanın neden iki ay önce başladığını hiçbir zaman göremezsin. Sınırı "her sabah birbirine dokunan insanlar" diye genişlettiğinde ameliyat bir anda haritanın ortasına yerleşir. Sınırın tek bir doğru yeri yoktur; nereye çizildiği neyin görüneceğini belirler ve bu yüzden iyi bir harita en az iki farklı sınırla çizilir.

Wiener: geri besleme ve öğretmenin notu

Amerikalı matematikçi Norbert Wiener, İkinci Dünya Savaşı sırasında uçaksavar ateşini yönlendiren düzenekler üzerinde çalışırken, bir makinenin ya da bir canlının, yaptığı işin sonucunu yeniden kendine alarak yönünü nasıl düzelttiğini incelemeye başladı. 1948'de Paris'te Hermann & Cie, Amerika'da MIT Press tarafından yayımlanan Cybernetics: Or Control and Communication in the Animal and the Machine kitabıyla bu alana bir ad verdi. Sibernetik kelimesi Yunancada dümenci anlamına gelen sözcükten türer: dümenci teknenin sapmasını görür ve dümeni ona göre çevirir.

Wiener 1950'de geniş okura yazdığı The Human Use of Human Beings kitabında geri beslemeyi, bir sistemi geçmiş işleyişinin sonuçlarını yeniden ona katarak yönlendirme yolu diye tanımlar ve hemen ardından bir ayrım yapar. Geri dönen sonuçlar yalnızca sistemi eleştirmek ve düzeltmek için kullanılırsa bu, mühendislerin bildiği basit geri beslemedir. Geri dönen bilgi işleyişin genel yöntemini ve örüntüsünü değiştirebiliyorsa, Wiener'in deyişiyle buna öğrenme denebilir.

Öğretmenin notu, Umut'un evine okuldan gelen bir geri beslemedir ve bu ayrım onun ne işe yarayacağını belirliyor. Ev notu yalnızca düzeltme sinyali olarak kullanırsa Tarık bir akşam daha kızar, Umut'a "yarın erken kalk" denir ve sabah yedideki düzen olduğu gibi kalır. Not bir öğrenmeye dönüşürse aile sorar: iki ay önce ne değişti, Saadet Hanım'ın sabah işini kim üstlendi, Zeynep'in uyanmaları Umut'un uykusunu ne kadar bölüyor? İkinci yolda notun içeriği aynı, ama sistemin onu kullanma biçimi farklı.

Bateson ve Palo Alto: fikrin aileye girişi

Wiener'in ve başka disiplinlerden araştırmacıların fikirleri, 1946 ile 1953 arasında New York merkezli Josiah Macy Jr. Vakfı'nın düzenlediği ve sibernetik konferansları diye anılan toplantılarda bir araya geldi. Toplantıların resmî başlığı "biyolojik ve toplumsal sistemlerde döngüsel nedensel ve geri beslemeli mekanizmalar" idi. Masada matematikçilerin ve nörologların yanında iki antropolog oturuyordu: Margaret Mead ve İngiliz antropolog Gregory Bateson.

Bateson 1950'lerde Kaliforniya'nın Palo Alto kentinde, Don D. Jackson, Jay Haley ve John Weakland'la birlikte bir aile içindeki iletişimin nasıl işlediğini araştırdı. Grup 1956'da Behavioral Science dergisinde "Toward a Theory of Schizophrenia" başlıklı makaleyi yayımladı ve çift bağ (double bind) kavramını ortaya attı: bir kişiye birbiriyle çelişen iki mesajın verildiği, çelişkiyi dile getirmenin ve durumdan çıkmanın da yasaklandığı iletişim örüntüsü. Makalenin asıl yeniliği konusu kadar bakış açısıydı; bir belirtiyi tek bir kişinin içinde değil, o kişinin içinde yaşadığı iletişim ağında aramayı öneriyordu. Jackson'ın 1950'lerin sonunda Palo Alto'da kurduğu Zihinsel Araştırma Enstitüsü (Mental Research Institute) bu bakışı aile terapisinin ilk resmî eğitim programlarından birine taşıdı.

Aynı yıllarda ABD'nin doğu yakasında psikiyatr Murray Bowen da Ulusal Ruh Sağlığı Enstitüsü'nde bütün aileleri hastaneye yatırarak gözlemliyor ve kendi aile sistemleri kuramını kuruyordu. Bowen'ın kuramı ve onun benliğin ayrışması kavramı ilerideki bir derste kendi başına ele alınacak; burada yalnız şunu bilmek yeter: aile terapisine sistem düşüncesi tek bir kapıdan değil, birbirinden bağımsız birkaç kapıdan girdi.

İlk yanlış: sistemin yeni bir suçlu üretmesi

Çift bağ makalesi, sistem düşüncesinin ailede nasıl yanlış kullanılabileceğinin de ilk örneklerinden biri oldu. Kuram şizofreninin nedenini aile iletişiminde arıyordu ve klinik pratikte bu bakış çoğu zaman anne babalara, özellikle annelere yöneltilen bir suçlamaya dönüştü. Sonraki araştırmalar, çift bağ örüntüsünün şizofreniye yol açtığı iddiasını desteklemedi ve kuram bu hâliyle büyük ölçüde bırakıldı. Kuramı yeniden değerlendiren Matthijs Koopmans ise 1997'de, aile süreçlerini belirtilerle ilişkilendiren modellerin ebeveynleri suçlamak için değil, onlara etkileşim örüntülerini değiştirme gücü vermek için de okunabileceğini hatırlatır.

Bu tarih bir uyarı taşıyor. Sistem düşüncesi aile terapisine taşındığında, açıklamayı tek bir kişinin içinden alıp ilişkilere yaymayı vaat ediyordu; yanlış kullanıldığında ise suçu yalnızca başka bir kişiye taşıdı. Umut'un evinde bu, "Asıl sorun anne; gece nöbeti tutuyor" cümlesiyle olurdu. Cümle sistem dilinde kurulmuş gibi görünür, ama yaptığı iş öğretmenin notundakiyle aynıdır: yine bir kişiyi seçip açıklamayı onun içine yerleştirir.

İkinci yanlış: her şeyi açıklayan kara kutu

Sistem kelimesinin daha sinsi bir kullanımı, hiçbir şeyi açıklamadığı hâlde her şeyi açıklıyormuş gibi görünmesidir. "Bu ailede sistemik bir sorun var" cümlesi kulağa derin gelir, ama hangi öğenin, hangi ilişkinin, hangi sınırın değiştiğini söylemezse ortaya yalnızca bir isim koymuş olur. Basit bir sınama işe yarar: açıklama neyin değiştirilmesi gerektiğini gösteriyor mu? "Saadet Hanım'ın sabah işi ameliyattan sonra kimseye devredilmedi" cümlesi bunu gösteriyor; "sistem dengesini kaybetti" cümlesi göstermiyor.

Aile dizimi çevresinde bu kara kutunun özel bir hâli var. Bert Hellinger ve onu izleyenler "sistem" kelimesini çoğu zaman gözlenebilir ilişkilerin ötesinde, aileyi kuşaklar boyunca birbirine bağlayan görünmez bir düzen anlamında kullanır. Bu kullanım ekolün kendi öğretisidir ve ilerideki derslerde önce kendi kavramlarıyla aktarılacak, sonra kanıt durumuyla birlikte değerlendirilecek. Bu dersteki sistem ise saatlerle, odalarla, notlarla ve konuşmalarla gösterilebilen bir şey; ikisini aynı kelimeyle anmak, birinin ağırlığını farkında olmadan ötekine taşır.

Üçüncü yanlış: sorumluluğun buluta dağılması

Sistem dilinin en tehlikeli kullanımı, sorumluluğu kimsenin taşımadığı bir buluta dağıtmasıdır. Tarık bir akşam "Bu bizim sistemimizin sorunu, kimsenin suçu yok" dediğinde cümle hem doğru hem eksik olabilir. Doğru, çünkü geç kalma tek bir kişinin karakterinden çıkmıyor. Eksik, çünkü bu evde on bir yaşındaki bir çocuğun sabahını kimin düzenleyeceği bir yetişkin sorumluluğudur ve sistemik harita bu sorumluluğu Umut'a ya da Zeynep'in ağlamasına bölüştürmez.

Kural kısaca şöyle kurulabilir: sistemik bakış, bir davranışı mümkün kılan ve sürdüren koşulları görünür kılar, ama o koşulların içinde seçim yapan insanların seçimlerini ortadan kaldırmaz. Koşulları sorumluluğun yerine değil, yanına koyar. Bu kural, bir ailede şiddet ya da istismar olduğunda vazgeçilmez hâle gelir; zarar veren davranışın sorumluluğu, haritada ne kadar koşul görünürse görünsün, onu yapan kişide kalır.

Kaynaklardan okuma

Usta katmanı

Bir aileyi haritalarken kuralları sormak yetmez, çünkü insanlar kendi kurallarını çoğu zaman kural olarak görmez. Tarık'a "Evde sabahları kim kimi uyandırır, bunun bir kuralı var mı?" diye sorsan büyük olasılıkla "Yok öyle bir kural" der. Oysa yıllardır işleyen ve ameliyattan sonra boşta kalan bir kural vardı. Bu yüzden kurallar davranıştan çıkarılır: kim ne zaman kalkıyor, kim kimin kapısını çalıyor, hangi konu açılınca konuşma kesiliyor, kim hiç şikâyet etmiyor.

Bu harita bir dizim odasına taşındığında yalnız bir kısmı sahnede görünür. Temsilcilerin yerleştirilmesi öğelerin insan olanlarını ve aralarındaki uzaklık, yön, yakınlık gibi ilişkileri gösterir; Umut için bir dizim kurulsa Saadet Hanım'ın yerinden ya da Zeynep'e olan yakınlıktan çok şey okunabilir. Vardiya çizelgesi, otobüs tarifesi, konuşulmamış uyandırma kuralı ve aileye dışarıdan giren çevre ise ayrıca bir temsilci verilmedikçe ya da danışana sorulmadıkça odada yer almaz. Bu yüzden dizime getirilen bir sorunun haritası, sahne kurulmadan önce bu dört başlıkla bir kez çizilmeye değer.

Deneyimli bir uygulayıcı sistem kelimesini dilinde ne kadar az kullanırsa haritası o kadar somut olur. "Sistem" yerine öğenin adını, "dinamik" yerine ilişkinin kendisini, "denge bozuldu" yerine neyin ne zaman değiştiğini söylemek, açıklamayı sınanabilir kılar. Umut'un ailesi için en işe yarar cümle kuramsal bir terim içermiyor: "Babaannen ameliyat olduğundan beri seni sabah kimse uyandırmıyor; bunu birlikte nasıl çözeriz?"

Yaygın hatalar

Yaygın yanlış"Aile sistemi, üyelerinin toplamıdır; herkesi tek tek tanırsak aileyi de tanırız."
Doğrusu

Bertalanffy'nin itirazı tam buna yönelikti: geç kalma gibi bir örüntü kişilerin hiçbirinde tek başına bulunmaz, aralarındaki ilişkilerde ve çevreyle alışverişte ortaya çıkar.

Yaygın yanlış"Bütün parçaların toplamından fazlaysa, ailenin üstünde ayrı bir ruh ya da güç vardır."
Doğrusu

Fazla olan şey gözlenebilir bir ilişki örüntüsüdür; Umut'un sabahında bu, vardiyaların, otobüs saatinin ve boşalan bir görevin birleşmesidir.

Yaygın yanlış"Sistemik bakış kimsenin sorumlu olmadığını söyler."
Doğrusu

Söylemez. Koşulları görünür kılar ve sorumluluğu onların yanına koyar; on bir yaşındaki bir çocuğun sabahını düzenlemek yetişkinlerin işi olmaya devam eder, zarar veren bir davranışın sorumluluğu da onu yapandadır.

Yaygın yanlış"Sorun bir kişide değilse, başka bir kişidedir."
Doğrusu

Çift bağ kuramının uygulamadaki tarihi bu kaymayı gösterir: suçu çocuktan alıp anneye taşımak sistem düşüncesi değil, aynı tek kişilik açıklamanın yer değiştirmesidir.

Uygulama

Kilit özet

  1. Ludwig von Bertalanffy'nin 1968'de kitaplaştırdığı genel sistem kuramında sistem, kendi aralarında ve çevreyle karşılıklı ilişki içindeki öğelerin bütünüdür; incelemek için öğelere, ilişkilere, sınıra ve çevreye bakılır.
  2. "Bütün parçaların toplamından fazladır" cümlesi, ilişkilerin tek tek kişilerde bulunmayan örüntüler ürettiğini söyler; Umut'un geç kalması hiçbir aile üyesinin tek başına bir özelliği değildir.
  3. Aile açık bir sistemdir ve öğeleri yalnız insanlardan oluşmaz: vardiyalar, tarifeler, odalar, konuşulmamış kurallar ve sessizlikler de haritaya girer. Sınırın nereye çizildiği, Saadet Hanım'ın ameliyatı gibi bir öğenin görünüp görünmeyeceğini belirler.
  4. Norbert Wiener'in 1948'de adlandırdığı sibernetikte geri besleme, sistemin kendi sonuçlarını yeniden kendine katmasıdır; bir uyarı yalnız düzeltme için de kullanılabilir, işleyişi değiştiren bir öğrenmeye de dönüşebilir.
  5. Sistem düşüncesi aile terapisine Macy konferansları ve Gregory Bateson'ın Palo Alto grubu üzerinden girdi; Murray Bowen da aynı yıllarda kendi aile sistemleri kuramını kurdu.
  6. Sistem dili üç biçimde yanlış kullanılır: suçu bir kişiden başkasına taşıyarak (çift bağ kuramının anneleri suçlayan uygulaması), hiçbir şeyi açıklamayan bir kara kutu olarak ve sorumluluğu kimsenin taşımadığı bir buluta dağıtarak.
  7. Sistemik harita koşulları sorumluluğun yerine değil yanına koyar; Umut'un sabahını düzenlemek yetişkinlerin işi olarak kalır.

Sonraki derse köprü

Umut'un evinde bir şeyi henüz sormadık. Umut geç kaldığı için mi Tarık akşamları kızıyor, yoksa Tarık akşamları kızdığı için mi Umut gece uyuyamıyor ve sabah geç kalıyor? Bu soruyu sorduğunda tek yönlü bir oktan, birbirini besleyen bir halkaya geçmiş olursun.

Sıradaki ders bu farkı konu ediyor: doğrusal ve döngüsel nedensellik. "İlk kim başlattı?" sorusunun ne zaman yeterli olduğunu, bir döngünün tetikleyici, verilen anlam, davranış ve karşı tepki üzerinden nasıl haritalandığını ve döngüsel dilin şiddette faili görünmez kılmak için nasıl kötüye kullanıldığını göreceğiz.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Animasyon ve seslendirme notları

Animasyon ve seslendirme notları

Açılışta dört cümle ayrı ayrı belirmeli: öğretmenin veli defterindeki notu, Tarık'ın sözü, Pınar'ın telefondaki sesi ve Umut'un tek kelimesi; dördünden çıkan oklar Umut'u gösterir. Sonra oklar silinir ve sabah yedideki apartman kesit olarak çizilir: üst katta aynı odada uyuyan iki çocuk, kapıdan çıkan Tarık, hastane koridorunda Pınar, durakta yedi kırk otobüsü, alt katta yatakta Saadet Hanım ve aradaki merdiven.

Bertalanffy bölümünde dört bileşen (öğeler, ilişkiler, sınır, çevre) bir kez tam çizilip bölüm başlarında küçük hâlde yinelenmeli. Sınır bölümünde aynı apartman iki kez gösterilmeli: önce yalnız üst kat bir çerçeve içinde, sonra çerçeve alt katı da içine alacak biçimde genişliyor ve ameliyat simgesi haritanın ortasına geliyor.

Wiener bölümünde bir dümenci ve teknenin rotası kısa bir çizgi animasyonuyla gösterilebilir. Ardından öğretmenin notu iki yola ayrılır: birinde "yarın erken kalk" balonu ve değişmeyen sabah, ötekinde "iki ay önce ne değişti?" sorusu ve yeniden çizilen sabah düzeni.

Zaman çizgisi: 1937 Bertalanffy'nin Chicago sunumu, 1946–1953 Macy konferansları, 1948 Cybernetics, 1949 kuramın ilk basılı Almanca metni, 1950 Bertalanffy'nin İngilizce makalesi ve Wiener'in The Human Use of Human Beings kitabı, 1956 çift bağ makalesi, 1968 General System Theory, 1997 Koopmans'ın yeniden değerlendirmesi. Gerçek kişilerin fotoğrafları kullanılmamalı; adlar ve yıllar yazıyla verilmeli.

Seslendirme: açılıştaki dört cümle hızlı ve ayrı ayrı, sabah yedinin tarifi yavaş. Çift bağ bölümü suçlayıcı olmadan, tarihsel bir uyarı tonunda okunmalı. Sorumluluk bölümünde ton netleşmeli ama sertleşmemeli. Usta katmanının son cümlesi sakin ve sıcak okunmalı. Sayılar metinde harfle, yıllar rakamla yazılmıştır; yıllar okunurken tam söylenmelidir.